← İZLER
MİSTİK TARİHÎ ROMAN · YAZILI ÇİZGİ ROMAN SENARYOSU

Tarık bin ZiyadSuyun Hafızası

İlk iki cilt · Kıyının Unuttuğu İsimler / Karşı Kıyının Uykusu

Tamamlanan ilk 2 cilt: 200 sayfa · 2.000 kare. Her sayfa on karenin çizim yönergeleri, diyalogları ve anlatıcı metinlerinden oluşur. Bütün eser hedefi 1.000 sayfa ve 10.000 kare; kalan 800 sayfa henüz yazılmadı. Bu okuyucudaki kareler yazılı senaryodur.

Yeni eklenen 101. sayfadan devam et →
Bölümler ve bütün eser planı
  1. Cilt 1 · Kıyının Unuttuğu İsimler1–100. sayfalar · Yazıldı
  2. Cilt 2 · Karşı Kıyının Uykusu101–200. sayfalar · Yazıldı
  3. Cilt 3 · Suyun Üzerindeki Yol201–300. sayfalar · Planlandı; metni henüz yazılmadı
  4. Cilt 4 · Dağın Emaneti301–400. sayfalar · Planlandı; metni henüz yazılmadı
  5. Cilt 5 · Vadinin Uzun Gecesi401–500. sayfalar · Planlandı; metni henüz yazılmadı
  6. Cilt 6 · Açılan Şehirler501–600. sayfalar · Planlandı; metni henüz yazılmadı
  7. Cilt 7 · Taşın İçindeki Ses601–700. sayfalar · Planlandı; metni henüz yazılmadı
  8. Cilt 8 · İki Gölgenin Buluşması701–800. sayfalar · Planlandı; metni henüz yazılmadı
  9. Cilt 9 · Doğuya Dönen Yol801–900. sayfalar · Planlandı; metni henüz yazılmadı
  10. Cilt 10 · Kaynağın Sustuğu Yer901–1000. sayfalar · Planlandı; metni henüz yazılmadı
Tarihî kurmaca ve kaynak notu

Tarık bin Ziyad, Mûsâ bin Nusayr, Tarîf bin Mâlik, Julianos ve Rodrigo tarihî anlatılarda yer alan kişilerdir. Romandaki günlük konuşmaları, iç dünyaları, rüyaları ve özel görüşme sahneleri kurmacadır. Yardımcı kişiler, avlu, sarnıç, kayıp sayfa, borç, tekne kazaları ve aile hikâyeleri roman için yaratılmıştır. Bunlar tarihî belge, gerçek alıntı veya dönemin hukuk usulü olarak sunulmaz. Kaynak ve devamlılık ayrıntıları anlatım kılavuzundadır. TDV İslâm Ansiklopedisi Târık b Ziyâd ve Endülüs maddeleri tarihî çerçeve için kullanıldı.

Anlatım kılavuzu ve kurmaca kişi listesi

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 001Suyun geri verdiği

00001

Sabah öncesi Tanca kıyısı; su, karanlık kumun üzerinden çekilir.

ANLATICI: Deniz o sabah bir ölüyü değil, bir taşı geri verdi.

00002

Köpüğün içinde ortası delinmiş, avuç büyüklüğünde koyu bir taş görünür.

Sessiz kare. Taşın deliğinde, kıyıya ait olmayan küçük bir gökyüzü.

00003

Genç İdris eğilir; omzundaki yazı çantasının bağı kuma değer.

İDRİS: Bunu kim boynunda taşır?

00004

Parmağını taşın deliğinden geçirir; su kolundan aşağı süzülür.

ANLATICI: Soğuk, teninden önce bir hatıraya dokundu. Hatıranın kime ait olduğunu çıkaramadı.

00005

Uzakta bir balıkçı ağını silkeler; martılar birbirine girer.

BALIKÇI: Boyunda taşımazlar. Dibe insin diye bağlarlar.

00006

İdris taşı ışığa kaldırır; yüzündeki üç çizgiyi fark eder.

İDRİS: Üzerine yazmışlar.

00007

Balıkçı yırtık ağın gözlerini parmaklarıyla ayırır.

BALIKÇI: Her çizgi yazı değildir, oğul.

00008

Şehir kapısının üzerinden soluk bir ışık yayılır.

ANLATICI: İdris yazı olmayan şeylerin de hesap sorduğunu henüz bilmiyordu.

00009

Taşı çantasına koyarken ince bir tıkırtı duyulur.

SES: Tık.

00010

Çantanın içindeki mühür kalıbıyla taş yan yana durur.

ANLATICI: O gün, iki ayrı ağırlığı aynı omuzda taşıdı.

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 002Kapının önündeki kadın

00011

Liman kapısında ambar işçileri, hayvanlar ve bekleyen dilekçe sahipleri görünür.

ANLATICI: Tanca uyanırken herkes bir kapının açılmasını bekliyordu.

00012

Safiye, katlanmış bir bezin içinde sakladığı kâğıdı düzeltir.

SAFİYE: Üçüncü gelişim. Adımı yeniden yazdırmayacağım.

00013

Kapı görevlisi kâğıda bakmadan eliyle beklemesini ister.

GÖREVLİ: İçeride sayım var.

00014

Safiye arkasındaki su küplerine döner.

SAFİYE: Ben de bir kişiyi saydırmaya geldim.

00015

İdris konuşmayı duyar; kapıdan geçmek üzere kaldırdığı ayağı havada kalır.

ANLATICI: Sabahın ilk borcu, onu henüz içeri girmeden buldu.

00016

İdris kâğıdı almak için elini uzatır; Safiye bırakmaz.

İDRİS: Okuyabilirim. SAFİYE: Önce dinleyebilir misin?

00017

Kadının bileklerinde ipin bıraktığı ince yaralar görünür.

SAFİYE: Kocam dört gecedir eve dönmedi. Adı Salim.

00018

İdris’in parmakları kâğıdın kenarında donar.

Sessiz kare. İsmi tanımıştır; kadının yüzünü ilk kez görür.

00019

Safiye onun duraksamasını fark eder.

SAFİYE: Bir yerde gördün.

00020

Kapının gölgesi ikisinin arasına düşer.

İDRİS: Defterde.

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 003Hazırlık raporu

00021

Tarık, dar bir odada önüne açılan iaşe cetvelini dinler.

NADİR: Su yükü tamamlanıyor. Gecikme görünmüyor.

00022

Pencere aralığından limandaki sıra görünür; insanlar küplerinin yanında bekler.

TARIK: Kuyruk neden uzamış?

00023

Nadir cetvelin bir köşesini eliyle örter.

NADİR: Dağıtım saatleri değişti. Halk alışacaktır.

00024

Tarık’ın bakışı Nadir’in elinde kalır.

ANLATICI: Elin sakladığı sayıdan önce, saklamaya alışmış hareketi gördü.

00025

İdris içeri girer; çantası masaya değince taş tok bir ses çıkarır.

SES: Tak.

00026

Tarık başını kaldırır.

TARIK: Yazı takımı bugün ağır gelmiş.

00027

İdris çantayı arkasına alır.

İDRİS: Kıyıda bir taş buldum.

00028

Nadir başıyla rapora dönmesini işaret eder.

NADİR: Şehirden ayrılan işçilerin listesi de hazır.

00029

İdris, kapı eşiğinde bekleyen Safiye’nin yüzünü görür.

ANLATICI: Bir isim, ağzına kadar geldi. Söylemek, hazırlanan düzeni bozacak kadar kolaydı.

00030

İdris defteri açmadan Tarık’a bakar.

İDRİS: O listede bir yanlış olabilir.

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 004Silinmiş satır

00031

Tarık masadaki öteki kâğıtları kapattırır; İdris defteri ortaya koyar.

TARIK: Hangi satır?

00032

İdris, Salim’in adının yanındaki kısa kaydı gösterir.

İDRİS: Şehirden ayrıldı, yazmışım.

00033

Tarık kâtipten gözünü ayırmaz.

TARIK: Ayrılırken gördün mü?

00034

İdris’in tırnağındaki mürekkep yakından görünür.

İDRİS: Bana böyle söylendi.

00035

Safiye odaya alınır; ellerini önünde birleştirmez.

SAFİYE: Eve uğramadan gidemezdi. Ayakkabısının teki evde.

00036

Nadir sıkıntıyla nefes verir.

NADİR: Yedek ayakkabısı bulunur. İşçiler sık yer değiştirir.

00037

Safiye, Nadir’i ilk kez doğrudan süzer.

SAFİYE: Senin kocan da mı?

00038

Tarık iki elini masanın üzerine bırakır.

TARIK: Yalnız bildiğimizi konuşalım.

00039

Defterde Salim’in adının önünde silinmiş bir görev işareti seçilir.

ANLATICI: Kâğıt, kazınan kelimenin biçimini korumuştu. Yokluk da iz bırakıyordu.

00040

Tarık defteri pencereye doğru çevirir.

TARIK: Önce burada ne yazıyordu?

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 005Ağırlıklar

00041

Ambarın arkasında taş ağırlıklar ve ölçü kapları raflara dizilidir.

ANLATICI: Öğleye varmadan taşın kardeşleri bulundu.

00042

İdris çantasındaki taşı rafın boş bölümüne yerleştirir; tam oturmaz.

İDRİS: Bunlardan biri.

00043

Ambar ustası taşı eline alır, deliğinden bakar.

USTA: Eskiden tartıda kullanılırdı. Çatlayınca ayırdık.

00044

Tarık taşın kenarındaki küçük çentiği inceler.

TARIK: Kime verdiniz?

00045

Usta belleğini yoklarken eli istemsizce belindeki ipe gider.

USTA: Salim’in çocuğu oyun taşı isterdi. Babası seçmiş olabilir.

00046

Safiye taşı almak ister; usta elinde tutar.

SAFİYE: Göster.

00047

Kadın üç çizgiye dokunur; yüzündeki direnç bir an gevşer.

SAFİYE: Hena bunları çizmişti.

00048

İdris, Safiye’ye doğru yarım adım atar.

İDRİS: Kıyıdaydı. Su getirmiş.

00049

Safiye taşı göğsüne bastırmaz; avucunda çevirir.

SAFİYE: Su nereden getirmiş?

00050

Tarık açık ambar kapısından limana bakar.

ANLATICI: Aynı deniz, birine yol, birine kapanmış kapıydı.

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 006Üç çizginin anlamı

00051

Safiye’nin evinde Hena, taşın üzerine eğilir; masada yarım örülmüş ip vardır.

HENA: Bu benim.

00052

Hena üç çizgiyi sırayla gösterir.

HENA: Annem. Babam. Ben.

00053

İdris bir şey yazmak üzere kalemini çıkarır; sonra durur.

ANLATICI: Bu açıklama kayda sığacak kadar kısaydı. Ağırlığı kâğıttan taşardı.

00054

Tarık kapıda durur; küçük odanın eşyalarına yer açmak için omzunu çeker.

TARIK: Baban taşı en son ne zaman aldı?

00055

Hena yavaşça Safiye’ye bakar.

HENA: Annemin kızdığı gün.

00056

Safiye masadaki ipi eliyle bastırır.

SAFİYE: Her evde kızılır. Hangi gün?

00057

Çocuk yerdeki tek ayakkabıyı çevirir.

HENA: Bunun bağı kopmuştu. Babam ayağına bez sardı.

00058

İdris defterindeki tarihle karşılaştırır.

İDRİS: Şehirden ayrıldığı yazılan gün.

00059

Hena taşı yeniden ister.

HENA: Götürme. Babam gelince nerede olduğunu sorar.

00060

Tarık taşı çocuğun önüne bırakır.

TARIK: O zaman burada dursun.

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 007Ayağına bez saran adam

00061

Liman basamaklarında işçiler yük indirir; Tarık ve İdris dar geçitten yürür.

ANLATICI: Haber, sorudan hızlı yürüdü. Onlar gelmeden insanlar susmuştu.

00062

İdris, ayağı bezli bir işçi görüp irkilir; adam Salim değildir.

İŞÇİ: Ayağa bakarak adam aranır mı?

00063

Azar bir halatın üzerinden atlar; İdris’i fark edince durur.

AZAR: Kimi arıyorsun?

00064

İdris elindeki listeyi kaldırır.

İDRİS: Dört gece önce buradan çıkan Salim’i.

00065

Azar, Tarık’ın az geride durduğunu görür.

Sessiz kare. Elindeki kısa ipi yumruğunun içine saklar.

00066

Tarık Azar’a yaklaşır.

TARIK: Birlikte görev yaptınız mı?

00067

Azar başını eğer.

AZAR: Su taşıdık.

00068

Bir küp yere konur; içindeki su kapağa vurur.

SES: Şap.

00069

Tarık bekler; Azar başka bir şey söylemez.

ANLATICI: Susmak, bazen insanın söylediği ilk yalandır.

00070

Tarık defteri işaret eder.

TARIK: Hangi sarnıçtan?

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 008Güney yolu

00071

Şehrin güneyindeki dar sokakta evlerin önünde boş kaplar durur.

ANLATICI: Hazırlık cetvelinde su vardı. Sokakta insanlar kabın dibini birbirine gösteriyordu.

00072

Bir kadın küpünü ters çevirir; birkaç damla düşer.

KADIN: Bugün üçüncü kez geldiler. Yine götürdüler.

00073

Tarık, nöbetçiye bakar.

TARIK: Evler için ayrılan su?

00074

Nöbetçi gözüyle Nadir’i arar; Nadir henüz yetişmemiştir.

NÖBETÇİ: Yeni emirle yüklemeye ayrıldı.

00075

İdris durumu kaydederken Tarık’ın gölgesi deftere düşer.

İDRİS: Emrin kopyasını isteyeyim.

00076

Bir çocuk boş kaba üfler; kaba, boğuk bir uğultu dolar.

SES: Huu.

00077

Tarık kısa bir an kendi nefesini uzak bir kuyudan duyar gibi olur.

ANLATICI: Geçmeyen bir çocukluk anısı sandı. Yalnızca susuz bir kabın sesiydi.

00078

Nadir koşmadan, hızlı adımlarla gelir.

NADİR: Önceliği değiştirmemiz istenmişti.

00079

Tarık sarnıcın kapısını açtırır.

TARIK: Kim istedi?

00080

Kapı açılır; nemli taşların ötesinde dibe inen merdiven görünür.

NADİR: Buyruğunuzda öyle yazıyor.

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 009Islak yatak

00081

Sarnıç yanındaki işçi odasında boş bir yatak ve nemli bezler bulunur.

ANLATICI: Bir adamın yokluğu, yatağının soğumasından sonra da odayı doldurabiliyordu.

00082

Safiye kapıdan içeri girer; başını çevirmeden yatağı tanır.

SAFİYE: Burada yatmış.

00083

İdris yatak altından ayakkabı bağına benzer bir parça çıkarır.

İDRİS: Evdekiyle aynı olabilir.

00084

Tarık işçilerin yüzlerine sırayla bakar.

TARIK: Salim yaralandı mı?

00085

Bir işçi konuşacak gibi olur; yanındaki dirseğiyle dokunur.

Sessiz kare. İki adamın bakışları yere iner.

00086

Safiye ıslak bezleri koklar; ellerini yavaşça geri çeker.

SAFİYE: Kan yıkanmış.

00087

Nadir kapıya dayanır.

NADİR: Burada herkesin eli kesilir.

00088

Tarık, Nadir’den bir adım uzaklaşmasını ister.

TARIK: Onlar senin yüzüne bakmadan konuşabilsin.

00089

Genç işçi nihayet başını kaldırır.

GENÇ İŞÇİ: Bir gece aşağıdan ses geldi.

00090

Merdivenin dibindeki siyahlık odanın kapısıyla aynı hizada görünür.

GENÇ İŞÇİ: Sonra taşıma durdu.

Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş

Sayfa 010Emrin altındaki isim

00091

İdris arşivden getirilen kâğıdı açar; alt köşede Tarık’ın mührü vardır.

ANLATICI: Aranan elin izi, kumandanın kendi masasına çıktı.

00092

Tarık yükleme emrini sessizce okur.

KÂĞIT: Hazırlıkların gecikmemesi için su sevki öne alınacaktır.

00093

Kâğıdın yanında ertelenen tamir işleri listesi durur.

İDRİS: Sarnıcın çatlağı da aynı hafta bildirilmiş.

00094

Tarık iki belgeyi yan yana koyar.

TARIK: Bunu bana kim getirdi?

00095

Nadir yanıt verirken bakışını kâğıttan kaldırmaz.

NADİR: Ben. Vakit istemiştim.

00096

Tarık, hatırlamaya çalışırken başparmağını mührün üzerinden geçirir.

ANLATICI: O günkü acele geri dönmedi. Yalnız bıraktığı sonuç odadaydı.

00097

Safiye eşikte bekler; konuşmanın kendisinden uzaklaştığını fark eder.

SAFİYE: Kocamı hangi sözünüz geri getirir?

00098

Tarık yüzünü ona döner.

TARIK: Henüz hiçbir sözüm.

00099

İdris yeni bir sayfa açar.

TARIK: Salim’i arıyoruz. Suyu da sayıyoruz. İkisini ayrı dosyalara koyma.

00100

Boş sayfanın başına Salim’in adı yazılır.

ANLATICI: Bir ismin geri dönmesi, bir adamın geri dönmesi değildi. Ama arama oradan başladı.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 011İki ayrı defter

00101

Gece, kâtip odasında iki kandil yanar; İdris sayım defterlerini açar.

ANLATICI: Gündüz birbirini doğrulayan rakamlar, gece yan yana durmayı reddetti.

00102

Bir listede dolu görünen küpler ötekinde eksiktir.

İDRİS: On iki gidiyor. Dokuz ulaşıyor.

00103

Yaşlı ambar yazıcısı omzunun üzerinden bakar.

YAZICI: Kırılan olur. Sızdıran olur.

00104

İdris aynı farkın başka günlerde tekrarlandığını gösterir.

İDRİS: Her gün aynı üç küp mü?

00105

Yazıcı sandalyesine oturmaz; kapıya yaklaşır.

YAZICI: Bana varanı yazdım.

00106

İdris eliyle öteki defteri kapatır.

İDRİS: Ben de söyleneni.

00107

İkisi arasında kandil titrer.

ANLATICI: Birbirlerini suçlamadan önce, aynı cümleyi farklı uçlarından tuttuklarını gördüler.

00108

Yazıcı kapıyı içeriden örter.

YAZICI: Gece yükleri bazen bu deftere girmezdi.

00109

İdris boş bir yaprak çıkarır.

İDRİS: Hangi deftere girerdi?

00110

Yazıcı camdan görünen karanlık kıyıyı işaret eder.

YAZICI: Bazısı hiçbirine.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 012Safiye’nin masası

00111

Safiye evinde yarım kalmış halatı dizlerine alır; Hena uykuya direnmektedir.

HENA: Babam suyun öteki tarafında mı?

00112

Safiye lifleri birbirinden ayırır; cevap verecek nefesi bulamaz.

SAFİYE: Bilmiyorum.

00113

Hena taşı halatın yanına koyar.

HENA: Bunu deniz verdi. Belki yerini biliyordur.

00114

Safiye çocuğun saçına dokunur.

SAFİYE: Deniz konuşmuyor. Onu gören insanlar konuşacak.

00115

Kapı vurulur; İdris kandilini rüzgârdan koruyarak içeri girer.

İDRİS: Salim gece eve su getirir miydi?

00116

Safiye halatı bırakmaz.

SAFİYE: Eve bir küp getirirdi. Sokağın yaşlılarına da.

00117

İdris elindeki notu katlar.

İDRİS: O su nereden gelirdi?

00118

Safiye ayağa kalkar; işin yön değiştirdiğini anlar.

SAFİYE: Aradığınız adam şimdi hırsız mı oldu?

00119

İdris bakışını kaçırmaz.

İDRİS: Henüz bir küpün nasıl eksildiğini bilmiyorum.

00120

Safiye evin boş küpünü gösterir.

SAFİYE: Buraya hiç gelmeden de eksilebilir. Bunu da yaz.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 013Kumandanın uykusu

00121

Tarık dar yatağında dönüp durur; dışarıda bir at ayağını taşa vurur.

SES: Tak. Tak.

00122

Rüyada aynı ses, kapalı bir sandığın içinden gelmektedir.

ANLATICI: Uykuya geçtiğini, denizin odanın içine girmesinden anladı.

00123

Rüyadaki Tarık sandığı sudan kaldırır; sandık ellerinin arasında ağırlaşır.

Sessiz kare. Ahşabın çatlaklarından mürekkep akar.

00124

Sandığın içinden isimleri yıkanmış yapraklar çıkar.

RÜYA İÇ SESİ: Hangisi benim sözüm?

00125

Bir yaprağı tutmaya çalışırken yüzey suya dönüşür.

ANLATICI: Avucunda kalanı okumak için eğildi. Kendi yüzünü gördü.

00126

Tarık uyanır; odada su yoktur.

Sessiz kare. Yalnız testinin ağzında ay ışığı.

00127

Yatağın yanındaki emri yeniden eline alır.

TARIK, İÇ SES: Hız istediğim gün, neyi duymadım?

00128

Kapıdaki nöbetçi kıpırtıyı fark eder.

NÖBETÇİ: Bir şey mi gördünüz?

00129

Tarık kâğıdı masaya bırakır.

TARIK: Uyumadığım bir gündüzü.

00130

Kandili yeniden yakar.

ANLATICI: Rüya ona cevap vermedi. Sabah soracağı soruyu değiştirdi.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 014Nadir’in hesabı

00131

Nadir evinin iç avlusunda küçük para keselerini açar.

ANLATICI: Korktuğu şeyin adı görevden atılmaktı. Kendi kendine, yalnız bundan korktuğunu söylüyordu.

00132

Yaşlı annesi içeriden seslenir.

ANNE: Yine mi borç sayıyorsun?

00133

Nadir keseleri bezle örter.

NADİR: İş hesabı.

00134

Annesi kapıda durur; elinde kırık kulplu bir tas vardır.

ANNE: İş, geceleri neden eve saklanıyor?

00135

Nadir cevap vermeden bir kâğıdı katlar.

Sessiz kare. Kâğıtta sarnıç tamiri için ayrılmış işçilik kaydı.

00136

Avlunun dışında iki nöbetçinin gölgesi görünür.

NÖBETÇİ: Sabah bütün kopyalar getirilecek.

00137

Nadir kâğıdı kandile yaklaştırır.

ANLATICI: Ateş henüz dokunmadan, sayfanın kenarı kıvrıldı.

00138

Annesi tası masaya sertçe bırakır.

SES: Tak.

00139

Nadir kâğıdı alevden çeker; kararmış kenarı parmağıyla ezer.

ANNE: Elini yakıyorsun.

00140

Masada biri yanmış, biri okunabilir iki kopya kalır.

ANLATICI: O gece bir belge kurtuldu. Nadir bunun kendisini de kurtaracağını sandı.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 015Açık kapıda sorgu

00141

Sabah görüşmesi avluya taşınır; odanın kapıları açık bırakılır.

TARIK: İşçiler içeri girerken birbirlerinin yüzünü görebilsin.

00142

Nadir kopyaları getirir; İdris kararmış kenarı fark eder.

İDRİS: Bu neden yanmış?

00143

Nadir kâğıdı masaya düzeltir.

NADİR: Kandil devrildi.

00144

Tarık cevap üzerinde durmadan işçiye döner.

TARIK: Sarnıçta ne oldu?

00145

Genç işçi Cevad ellerini dizlerine bastırır.

CEVAD: Basamak çöktü. Salim aşağı düştü.

00146

Safiye bir sütuna tutunur; konuşmaya araya giremez.

Sessiz kare. Elindeki örgü ipi yere çözülür.

00147

Tarık, Cevad’ın göz hizasına oturur.

TARIK: Onu çıkardınız mı?

00148

Cevad, Azar’ın durduğu yere bakar.

CEVAD: Çıkardık. Sonra götürdüler.

00149

Azar yüzünü avlunun gölgeli tarafına çevirir.

TARIK: Nereye götürdünüz?

00150

Azar’ın dudakları aralanır, kapanır.

AZAR: Burada söylersem onu yeniden alamazsınız.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 016Güvence

00151

Avludaki işçiler birbirine bakar; nöbetçi Azar’a yaklaşır.

NÖBETÇİ: Kumandan soru sordu.

00152

Tarık eliyle nöbetçiyi durdurur.

TARIK: Duydu.

00153

Azar sesini yükseltmeden Safiye’ye bakar.

AZAR: Salim su aldı. Emirden sonra da dağıttı.

00154

Safiye bir adım öne çıkar.

SAFİYE: Bunu biliyorum. Nerede?

00155

Azar’ın yüzündeki sertlik çözülmez.

AZAR: İyileşmeden getirilirse kendini anlatamaz.

00156

Tarık düşünür; İdris kalemini havada tutar.

TARIK: Yaralıysa önce bakılacak. Sorgu bekleyecek.

00157

Azar defteri işaret eder.

AZAR: Sözü kâğıda da koyun.

00158

İdris Tarık’a bakar; Tarık başını eğer.

ANLATICI: Bir kumandanın sesi, ilk kez kendisi için hazırlanmış sayfayı bekledi.

00159

İdris güvenceyi yazar; Safiye metni ona tekrar okutturur.

SAFİYE: Yaralı olduğu için konuşamıyorsa, susması suç sayılmayacak.

00160

Tarık yazılan cümleyi onaylar.

TARIK: Bu da eklensin.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 017Yarım itiraf

00161

Azar ayrı bir köşede Tarık ve İdris’le oturur.

AZAR: Onu gece taşıdım. Nefes almakta zorlanıyordu.

00162

İdris sözü kayda geçirir.

İDRİS: Kime bıraktın?

00163

Azar önce bileğindeki ip izine bakar.

AZAR: Bir denizciye.

00164

Tarık kendini öne eğmez; bekler.

TARIK: Adı?

00165

Azar gözlerini kapatır.

AZAR: Ammar. Ama yer değiştirmiş olabilir.

00166

İdris, Ammar’ın iskele yerini bildiğini söyler.

İDRİS: Kuzey basamaklarında bağlanır.

00167

Azar başını sallar.

AZAR: Oraya gitmez artık. Nadir yükleri sorunca korktu.

00168

Tarık, Nadir’in görebileceği yere gözünü çevirir.

TARIK: Nadir yerini biliyor mu?

00169

Azar iki elini açar.

AZAR: Bildiğini sandım. Bu yüzden sustum.

00170

İdris kaydın kenarına küçük bir çizgi koyar.

ANLATICI: Korkunun bildiğiyle insanın bildiği aynı şey değildi.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 018Kayıt düzeltilmeden

00171

İdris, Salim’in adının yanındaki yanlış kaydı kazımaya hazırlanır.

ANLATICI: Eski cümleyi yok etmek, bir an için ona dürüstlük gibi göründü.

00172

Tarık bıçağı tutan eli fark eder.

TARIK: Üstünü örtme.

00173

İdris utanarak elini geri çeker.

İDRİS: Yanlış.

00174

Tarık satırın altındaki boşluğu gösterir.

TARIK: Yanlış olduğunu yaz. Kimin söylediğini de.

00175

İdris Nadir’in adını yazmak üzere durur.

İDRİS: Bana, başka göreve gittiğini söylemişti.

00176

Tarık gözlerini kâğıttan kaldırır.

TARIK: Şehirden ayrıldığını kim ekledi?

00177

İdris’in yüzü kızarır.

İDRİS: Ben. Aynı şey sandım.

00178

Safiye uzaktan konuşmayı duyar; elindeki ipi sarar.

SAFİYE: Kapıya geldiğimde o kelimeyi önüme koydular.

00179

İdris eski satırın altına kendi adını ekler.

İDRİS: Bunu da yazıyorum.

00180

Yanlış kayıt ile düzeltme aynı sayfada görünür.

ANLATICI: Yazısı ilk kez çirkinleşmişti. Sayfa, ilk kez bir insana benziyordu.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 019Boş iskele

00181

Azar ve iki işçi, Ammar’ın bağlandığı kuzey basamaklarına gelir.

ANLATICI: Denizdeki boşluk, karadaki boş yataktan daha az şey söylüyordu.

00182

İp halkası taşta kalmıştır; tekne görünmez.

AZAR: Dün buradaydı.

00183

Yaşlı bir yükçü başını kaldırmadan sepetini bağlar.

YÜKÇÜ: Dün, herkes başka yerdeydi.

00184

Azar Ammar’ın adını tekrar eder; yükçü yan gözle nöbetçilere bakar.

YÜKÇÜ: Borç mu arıyorsunuz, adam mı?

00185

Azar yazılı güvenceyi açar.

AZAR: Yaralı bir adam.

00186

Yükçü metni okuyamaz; kâğıdın mühürlü yerine dokunmaz.

YÜKÇÜ: Bana sesle söyle.

00187

Azar cümleleri yavaşça tekrarlar.

ANLATICI: Güvence, onu okuyamayanın önünde ikinci kez verilmek zorundaydı.

00188

Yükçü kıyının batı ucunu gösterir.

YÜKÇÜ: Akıntıdan kaçan, orada bekler.

00189

Azar uzakta kararan bulutları görür.

İŞÇİ: Şimdi gidilmez.

00190

Azar kâğıdı cübbesinin içine koyar.

AZAR: O da şimdi bekliyor.

Bölüm 2 · Eksik Bir İsim

Sayfa 020Çatlağın ağzı

00191

Sarnıç önünde Tarık ve Safiye, arama birliğinin uzaklaşmasını izler.

SAFİYE: Beni neden göndermiyorsunuz?

00192

Tarık, daralan kıyı yoluna bakar.

TARIK: Dönüşü geciktirmemek için az kişi gidiyor.

00193

Safiye emri tartışmaz; yüzünü sarnıca çevirir.

SAFİYE: O zaman burayı gösterecekler.

00194

İçeride su çizgisinin eski yüksekliği duvarda belirgindir.

ANLATICI: Taş duvar, defterin unuttuğu sayımı kendi üzerinde tutmuştu.

00195

İdris çizginin altındaki uzun çatlağı fark eder.

İDRİS: Su buraya kadar çıkmış.

00196

İşçi Cevad merdivenin altını gösterir.

CEVAD: Eski yolun kapısı orada. Tıkanırsa su geri basar.

00197

Tarık çökmüş basamağın kırığına eğilir.

TARIK: Salim bunu onarırken mi düştü?

00198

Cevad başını sallar.

CEVAD: Yükler bitsin dediler. O gece beklemedi.

00199

Safiye karanlığa bakar; içinde bir şey duyduğunu sanır.

SES: Uzak, aralıklı su damlaları.

00200

Çatlağın içinden taze bir kum çizgisi dökülür.

CEVAD: Burada daha fazla durmayalım.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 021Basamak

00201

Cevad geri çekilirken ayağının altındaki kenar kopar.

SES: Çat.

00202

İdris, Cevad’ın koluna uzanır; yalnız cübbesinin ucunu tutabilir.

İDRİS: Tutun!

00203

Cevad daha aşağıdaki sağlam çıkıntıya düşer; yüzüne kirli su sıçrar.

CEVAD: Buradayım!

00204

Tarık basamağa yönelir; Safiye kolunu sertçe kavrar.

SAFİYE: İkiniz birden binmeyin.

00205

Tarık kadına bakar, ayağını geri alır.

Sessiz kare. Buyuracağı söz, kendisine verilen talimatın gerisinde kalır.

00206

Safiye duvardaki demir halkayı yoklar.

SAFİYE: Halat getirin. İnce yük ipi olmasın.

00207

İdris kapıya koşar; çantası merdivende kalır.

ANLATICI: İlk kez kalemini arkasında bırakırken dönüp bakmadı.

00208

Aşağıda Cevad çıkıntıyı iki eliyle kavrar.

CEVAD: Su yükseliyor.

00209

Tarık elindeki kandili aşağı tutar.

TARIK: Yüzüme bak. Nerede durduğunu görüyorum.

00210

Kandilin ışığında Cevad’ın gölgesi suyun üzerinde parçalanır.

ANLATICI: Görmek, o an için verebileceği en küçük ve en gerekli sözdü.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 022Halat ustası

00211

İdris iri bir halatla döner; Safiye lifleri iki eliyle büker.

SAFİYE: Bunun ortası çürümüş. Başkasını getirin.

00212

Nöbetçi aceleyle halatı işaret eder.

NÖBETÇİ: Taşır.

00213

Safiye lifleri ayırır; içinden koyu toz dökülür.

SAFİYE: Neyi taşıdığını görmeden söyleme.

00214

Tarık nöbetçinin omzuna dokunur.

TARIK: Onun istediğini getir.

00215

Cevad aşağıdan kısa bir ses çıkarır.

CEVAD: Elim kayıyor.

00216

Safiye kendi belindeki kısa ipi çıkarır; uzatılan sağlam halatla birleştirmez, ayrı tutar.

SAFİYE: Önce boş ucunu sarkıtacağız.

00217

Halat, karanlık suyun önünden aşağı iner.

ANLATICI: Safiye’nin parmakları eve ekmek getiren hareketleri yapıyordu. Bu kez uçta bir insan vardı.

00218

Tarık halatı tutmak için yerini değiştirir.

SAFİYE: Orada kalın. Ağırlığı birden vermesin.

00219

Cevad halata ulaşır; parmakları düğümü arar.

CEVAD: Tuttum.

00220

Safiye ilk kez soluk alır.

SAFİYE: Şimdi hiç kimse acele etmeyecek.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 023Yukarıdaki gökyüzü

00221

Cevad, çıkıntıdan ayrılmaya korkar; halat gergindir.

CEVAD: Ayaklarım yerden kesilirse düşerim.

00222

Tarık çömelir; kandili İdris’e verir.

TARIK: Sana doğru çekiyoruz. Suyun üzerine değil.

00223

İdris’in tuttuğu ışık yukarıdaki kapıdan gelen gün ışığıyla birleşir.

ANLATICI: Cevad’ın gördüğü gökyüzü, bir kapı genişliğindeydi.

00224

Safiye çekişe küçük bir hareketle yön verir.

SAFİYE: Birlikte. Şimdi.

00225

Halat Tarık’ın avucunu sıyırır; yüzü gerilir.

Sessiz kare. Elini bırakmaz, tutuşunu değiştirir.

00226

Cevad göğsünü sağlam basamağa yaslar.

CEVAD: Ayağımı hissediyorum. Çekmeyin.

00227

Safiye herkesi durdurur; Cevad ayağını kurtarır.

SES: Taşın üzerinde sürünen kumaş.

00228

İdris kandili yere koyar, Cevad’ın omzunu kavrar.

İDRİS: Buradasın. Biraz daha.

00229

Cevad kapının dışına alınır; ışıkta gözlerini kapatır.

CEVAD: Salim de böyle çıktı.

00230

Tarık halatı yavaşça yere bırakır.

ANLATICI: Bir tanıklık, ancak tekrar yaşanınca duyulabilir hale gelmişti.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 024Yahya’nın soruları

00231

Yahya, gölgede Cevad’ın nefesini dinler; kalabalığı uzaklaştırır.

YAHYA: Hepiniz cevap istemeye geldiniz. Ben nefesini duymaya çalışıyorum.

00232

Tarık, kanamış avucunu arkasına saklar.

YAHYA: Elinizi de göreceğim. Sırası var.

00233

Safiye bir tas su getirir.

SAFİYE: Yavaş içsin mi?

00234

Yahya Cevad’ın başını destekler.

YAHYA: Önce rahat otursun.

00235

İdris defteri açar; Yahya bakışıyla durdurur.

YAHYA: Şimdi anlatmak zorunda değil.

00236

Cevad yine de Safiye’nin elini tutar.

CEVAD: Kocan yaşıyordu. Götürülürken konuştu.

00237

Safiye tası yere bırakır; bu kez eli titrer.

SAFİYE: Ne dedi?

00238

Cevad başını yana çevirir.

CEVAD: Taşı düşürmeyin, dedi.

00239

Hena’nın taşı, evdeki masada tek başına gösterilir.

ANLATICI: Üç çizginin haberi, üç ayrı ağızdan eve dönüyordu.

00240

Safiye, Cevad’ın elini bırakmadan gözlerini kapatır.

SAFİYE: Başka bir şey hatırlaman gerekmiyor. Dinlen.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 025Akıntının kestiği yol

00241

Batı kıyısında Azar ve yanındaki işçi dar taş geçitte durur.

ANLATICI: Kara, haritada denize düzgünce değiyordu. Burada sürekli yer değiştiriyordu.

00242

Dalgalar geçidin alçak bölümünü örter.

İŞÇİ: Buradan yükle dönülmez.

00243

Azar suyun geri çekilmesini izler.

AZAR: Tek başımıza geçebiliriz.

00244

İşçi onun kolundaki güvence kâğıdını görür.

İŞÇİ: Bulduğunu burada bırakmak için mi?

00245

Azar cevap vermez; karşıdaki barınağa bakar.

Sessiz kare. Çatı altında ince bir duman yükselir.

00246

Uzakta bir insan kıpırdar; dalga görüşü keser.

AZAR: Birileri var.

00247

Azar bağırır; rüzgâr sesini yana taşır.

AZAR: Ammar!

00248

Karşıdan yanıt gelmez; kapıya açık renkli bir bez asılır.

ANLATICI: Bir kelime ulaşmadı. Bir bez, iki kıyı arasında cümle oldu.

00249

İşçi geri dönüş yolunu işaret eder.

İŞÇİ: Tekne getirelim.

00250

Azar istemeyerek döner; arkasına son kez bakar.

AZAR: Bu kez dönmek, gitmenin bir parçası.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 026Çamurun yazısı

00251

Sarnıcın kapısına geçici engel konur; dışarıya taşıma kapları dizilir.

TARIK: Sağlam olduğu görülene kadar kimse inmeyecek.

00252

Nadir gecikecek yükleri hatırlatır.

NADİR: Hazırlık emri hâlâ yürürlükte.

00253

Tarık elindeki bezi avucuna sarar.

TARIK: Bu da benim emrim.

00254

İdris girişteki çamur izlerini inceler; üç küpün dibinde aynı açık renkli tortu vardır.

İDRİS: Bunlar hiç ambar yoluna çıkmamış.

00255

Ambar ustası küplerin yerini gösterir.

USTA: Evler için ayrılanlar. Sonra geri sayıldılar.

00256

İdris iki defteri yerde yan yana açar.

ANLATICI: Su bir yerden kaybolmamış, aynı anda iki yerde var gösterilmişti.

00257

Nadir çömelmek zorunda kalır.

NADİR: Sevk tamamlanınca düzeltecektim.

00258

Tarık rakamları yeniden okur.

TARIK: Hangi sevk? Var olmayan suyu hangisi tamamlayacaktı?

00259

Nadir kurumuş çamuru parmağıyla ufalar.

NADİR: Kuyudan getirilecek olan.

00260

İdris defterin sonraki sayfasını çevirir; aynı eksik tekrar görünür.

ANLATICI: Ertelenen düzeltme, ertesi günün gerçeği olmuştu.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 027Bir emrin sınırı

00261

Tarık avluda yalnız kalır; sarnıca konan engeli pencereden izler.

TARIK, İÇ SES: Her sayıyı kendim sayamam.

00262

Elindeki sargıyı açar; avucundaki çizgiye bakar.

ANLATICI: Doğruydu. Bu doğru, onu huzura kavuşturmadı.

00263

Safiye eşiğe gelir; oturmak için izin istemez.

SAFİYE: Tamir parasını kimin ödeyeceğini konuşuyorlarmış.

00264

Tarık önündeki hesapları toplar.

TARIK: İş bitecek.

00265

Safiye masadaki mühre bakar.

SAFİYE: İlk emirde de işin bitmesi istenmiş.

00266

Tarık yüzünü kaldırır; karşılık vermeden önce bekler.

TARIK: Bu kez suyu kullananların payı da yazılacak.

00267

Safiye iki parmağını masaya koyar.

SAFİYE: Biri ev için. Biri yük için. İki ayrı satır.

00268

İdris kapıda belirir; konuşmayı duymuştur.

İDRİS: Ayrı satır, ayrı teslim.

00269

Tarık başını eğer.

TARIK: Ve tamir için ayrılan gün, sonradan silinmeyecek.

00270

Safiye ayağa kalkar.

ANLATICI: Odaya teselli almaya girmemişti. Elinde uygulanacak üç iş vardı.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 028Hena’nın sorusu

00271

Hena annesini karşılar; Safiye’nin elindeki sargıyı görünce korkar.

HENA: Sen de mi düştün?

00272

Safiye çömelir, kızının elini kendi sağlam avucuna koyar.

SAFİYE: İp sürttü.

00273

Çocuk taşını annesine gösterir.

HENA: Babam bunu bana bırakırdı. Neden yanında götürdü?

00274

Safiye cevap bulamaz; İdris kapıda sessizce bekler.

ANLATICI: Aradıkları eşyanın yolculuğunda hâlâ eksik bir adım vardı.

00275

Hena İdris’e döner.

HENA: Babam yazamaz. Bana şekil gönderir.

00276

İdris şaşırır.

İDRİS: Hangi şekli?

00277

Hena taşın üç çizgisini masadaki üç ip ucuyla eşler.

HENA: Bunlar beraber durursa, eve geleceğim demek.

00278

Safiye gözünü taştan ayıramaz.

SAFİYE: Sana bunu söyledi mi?

00279

Hena başını sallar.

HENA: Oyunumuz.

00280

İdris taşı incelemek için izin ister.

ANLATICI: İlk sabah süs sandığı çizgiler, şimdi gecikmiş bir mektuptu.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 029Taşı taşıyan

00281

Azar avluya döner; yüzü tuz ve rüzgârla kaplıdır.

AZAR: Batı barınağında birileri var. Kara yolu kapalı.

00282

Tarık hemen ayağa kalkar.

TARIK: Tekne?

00283

Azar başını sallar.

AZAR: Akıntıyı bilen biri gerekiyor.

00284

İdris taşı kumaşın içinden çıkarır.

İDRİS: Salim bunu Ammar’a verdi mi?

00285

Azar dikkatle bakar; bir anı belirir.

AZAR: Avucundaydı. Ammar’a uzattı.

00286

Safiye Azar’a yaklaşır.

SAFİYE: Neden bana gelmedi?

00287

Azar ilk kez cevap vermek için acele eder.

AZAR: Gidecekti. Sonra yük soruldu. Saklanmak istedi.

00288

Safiye onun sözünü kesmez; bekler.

AZAR: Ben de dönmedim.

00289

Avlunun öteki ucunda Cevad, gölgede uyumaktadır.

ANLATICI: Bir adamı gizlemek için kurulan sessizlik, karısına ölümün bütün ihtimallerini bırakmıştı.

00290

Azar bakışını Safiye’den kaçırmaz.

AZAR: Korkumu sana taşıttım.

Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü

Sayfa 030Tekneyi seçmek

00291

İskeleden üç tekne görülür; Tarık en büyük olanı gösterir.

TARIK: Yaralıyı buna alabiliriz.

00292

Yaşlı denizci Rafi teknenin yanına basar, başını sallar.

RAFİ: Açıkta beklemek için iyi. O girintiye sokamam.

00293

Tarık elini indirir.

TARIK: Hangisi?

00294

Rafi daha küçük, aşınmış bir tekneyi seçer.

RAFİ: Bu. Dönüşte hafif olacağız.

00295

Safiye halatı kontrol eder; İdris ilaç ve bezleri taşır.

ANLATICI: Hazırlık, bu kez taşınabilecek şeylerin değil, bırakılması gerekenlerin hesabıydı.

00296

Nöbetçi Tarık’ın binmek üzere olduğunu görür.

NÖBETÇİ: Gitmeniz gerekiyor mu?

00297

Tarık cevap vermeden Safiye’ye bakar.

SAFİYE: Ben gideceğim. Yeri ona göre ayırın.

00298

Rafi kişileri sayar.

RAFİ: Biriniz kalacak. Yaralıya yer lazım.

00299

Tarık basamağın başında durur.

TARIK: Ben kıyıda beklerim. Döndüğünüzde hekim burada olacak.

00300

Tekne uzaklaşır; Tarık’ın yüzü ip halkasının arkasında kalır.

ANLATICI: O gün, sorumluluğunu bir tekneye kendi ağırlığını eklemeyerek taşıdı.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 031Karadan uzaklaşırken

00301

Tekne kıyıdan ayrılır; Safiye oturduğu yerin iki yanını sıkıca tutar.

ANLATICI: Hayatını halat örerek geçirmişti. İlk kez kendi ördüğü bağın ötesine gidiyordu.

00302

Azar kıyıdaki işaretleri Rafi’ye gösterir.

AZAR: Bez asılan kapı, alçak kayanın arkasında.

00303

Rafi suyun yüzünü inceler.

RAFİ: Kapıya değil, suyun girişine bakıyorum.

00304

İdris çantasını kuru tutmaya çalışır.

SAFİYE: Defter düşerse ne olur?

00305

İdris çantayı ayaklarının arasına yerleştirir.

İDRİS: Yeniden yazamam.

00306

Safiye, İdris’in gözlerinin içine bakar.

SAFİYE: Salim düşerse de yeniden getiremeyiz. Ellerini boş tut.

00307

İdris çantanın bağını oturağın altına geçirir.

Sessiz kare. İki eliyle teknenin içindeki boş bezi açar.

00308

Dalga tekneyi kaldırır; şehir duvarları alçalır.

ANLATICI: Karada büyük görünen yapılar, suyun üzerinde bir çizgiye sığdı.

00309

Safiye gözlerini kapatır, dudakları kıpırdar.

SAFİYE, FISILTI: Onu bulduğumda söyleyeceğim sözü de bana bırak.

00310

Teknenin burnu beyaz köpüğün içine girer.

SES: Su ve ahşabın uzun, sert sürtünüşü.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 032Kopya

00311

Tarık masasında Nadir’in yanık kâğıdını inceler.

TARIK: Kandil bunun üstüne mi devrildi?

00312

Nadir kâğıdın kararmış ucuna bakar.

NADİR: Hayır.

00313

İdris’in yerine oturan yaşlı yazıcı kalemini durdurur.

Sessiz kare. Nadir ilk doğru cevabının ardından daha yaşlı görünür.

00314

Tarık kâğıdı kendisinden uzaklaştırır.

TARIK: Devam et.

00315

Nadir parmaklarını birbirine geçirir.

NADİR: Ödemeyi başka işe aktardım. Suyu yeni kuyudan getiririz sandım.

00316

Tarık tamir listesini açar.

TARIK: İşçilere ne söyledin?

00317

Nadir başını kaldırır.

NADİR: Yükleri bitirmelerini. Çatlak büyürse kapatmalarını.

00318

Tarık kâğıttaki eski tarihi işaret eder.

TARIK: Büyüdüğünü ne zaman öğrendin?

00319

Nadir nefesini toparlar.

NADİR: Salim söylemişti. Kazadan önce.

00320

Pencereden sarnıca çekilen engel görünür.

ANLATICI: Bir olayın öncesi, itiraf edilirken en ağır zaman olurdu.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 033Korkunun gerekçesi

00321

Nadir borç kesesini masaya bırakır.

NADİR: Para almadım. Açığı kapatmaya çalıştım.

00322

Tarık keseye dokunmaz.

TARIK: Kimin açığını?

00323

Nadir hazırlık cetvelini gösterir.

NADİR: Tamamlandığını bildirdiğim yükün.

00324

Yaşlı yazıcı kaydın bir cümlesini yüksek sesle tekrarlar.

YAZICI: Tamamlanmayanı tamamlanmış bildirdi.

00325

Nadir irkilir; sözü kendisinden duymaktan daha ağır bulur.

NADİR: Böyle yazınca bütün emek de yalan oluyor.

00326

Tarık ona oturmasını işaret eder.

TARIK: Emek verdiğin yerleri de yazacağız.

00327

Nadir sandalyeye otururken ellerini dizlerinin altına saklar.

NADİR: Görevden alınırsam annem neyle yaşayacak?

00328

Tarık uzun bir süre cevap vermez.

ANLATICI: Karşısındaki adamın korkusu gerçekti. Gerçek korku, başkasının susuzluğunu geri almıyordu.

00329

Tarık yaşlı yazıcıya döner.

TARIK: Annesinin yiyeceği soruşturmanın karşılığı yapılmayacak.

00330

Nadir gözlerini kapatır.

TARIK: Sen de korkunu, yaptığının yerine koymayacaksın.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 034Açık kapı

00331

Avluda Nadir’in görevden uzaklaştırıldığı duyurulur; işçiler fısıldaşır.

NÖBETÇİ: Kayıtlar mühürlenecek. Hüküm sonra verilecek.

00332

Bir işçi sevinçle ötekine döner.

İŞÇİ: İş bitti.

00333

Cevad oturduğu yerden ayağını uzatır.

CEVAD: Sarnıç duruyor.

00334

Tarık cümleyi duyar; kalabalığın ortasında durur.

TARIK: Tamir bugün başlayacak.

00335

Ambar ustası malzeme listesini uzatır.

USTA: Kireç, taş, işçilik. Sevk gecikir.

00336

Tarık listeyi kopyalatır.

TARIK: Gecikmenin nedenini ben yazacağım.

00337

Yaşlı yazıcı yeni emrin altına tarih koyar.

ANLATICI: Bazı mühürler bir işi başlatırdı. Bazıları, sahibinin saklanacağı yeri kapatırdı.

00338

Tarık kendi acele emrini yeni yazının yanına eklettirir.

TARIK: Bu kopya da birlikte gitsin.

00339

Nadir kapıdan çıkarılırken durur.

NADİR: Onu da mı göndereceksiniz?

00340

Tarık, Nadir’in yüzüne bakar.

TARIK: Yalnız senin cümleni gönderemem.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 035Beyaz bez

00341

Tekne kayalık girintiye yaklaşır; kapıdaki beyaz bez ıslanıp ağırlaşmıştır.

ANLATICI: Uzaktan haber olan bez, yakından sıradan bir gömlekti.

00342

Ammar kapıdan çıkar; tekneyi görünce geri çekilmek ister.

AZAR: Silah yok. Hekim kıyıda bekliyor.

00343

Ammar, Safiye’yi görünce olduğu yerde kalır.

AMMAR: Onu buraya getirmeyecektin.

00344

Safiye teknenin içinden doğrulur; Rafi oturmasını işaret eder.

SAFİYE: Kendim geldim.

00345

Azar güvence kâğıdını havaya kaldırır.

AZAR: Önce bakılacak. Yazıldı.

00346

Ammar kâğıda ulaşmak için kayaya iner.

AMMAR: Yazı, tekne kadar sızdırır mı?

00347

İdris kâğıdı ona uzatır.

İDRİS: Sızdırdığı yeri de kayda geçireceğim.

00348

Ammar metni yavaşça okur.

Sessiz kare. Başparmağı, yaralıların sorgulanmayacağını söyleyen cümlenin üzerinde durur.

00349

Barınağın içinden öksürük duyulur; Safiye yüzünü sese çevirir.

SES: Kesik bir öksürük.

00350

Ammar kapıdan çekilir.

AMMAR: Yaşıyor. Ateşi de var.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 036Bulunan adam

00351

Salim, barınağın gölgeli köşesinde bezler üzerinde yatar.

ANLATICI: Safiye dört gece boyunca yüzlerce ölüm görmüştü. Bulduğu, onlardan hiçbirine benzemeyen yorgun bir adamdı.

00352

Safiye diz çöker; Salim gözlerini açmaya çalışır.

SALİM: Hena?

00353

Safiye onun alnına dokunur.

SAFİYE: Evde. Taşı sende sanıyordu.

00354

Salim’in dudaklarında kısa, acılı bir gülümseme belirir.

SALİM: Verdiler mi?

00355

İdris kapı yanında durur; içeri girmeyi kendisine hak görmez.

ANLATICI: Defterde şehirden ayrılmış görünen adam, ayağa kalkamıyordu.

00356

Salim İdris’i fark eder.

SALİM: Su için mi geldin?

00357

İdris diz çöker.

İDRİS: Seni bulmaya geldim. Kaydını yanlış tuttum.

00358

Salim cevap vermek için nefesini toplar; Safiye durdurur.

SAFİYE: Şimdi anlatmayacaksın.

00359

Azar boş bezi yere serer; Ammar taşıma için hazırlanır.

AMMAR: Kapıdan yan çevireceğiz.

00360

Safiye Salim’in elini tutar.

SAFİYE: Eve giden yol bulundu. Gerisini birazdan konuşuruz.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 037Düşen mektup

00361

Salim taşınırken İdris, Ammar’ın yanında kapıyı tutar.

İDRİS: Taş nasıl kıyıya geldi?

00362

Ammar teknesine doğru bakar.

AMMAR: Kızına götürecektim. Küçük kesedeydi.

00363

Kısa hatıra karesinde Ammar gece teknesine biner; bir halat keseyi takar.

ANLATICI: Ammar’ın anlattığı gece, şimdi birkaç hareketten oluşuyordu.

00364

Kese yan devrilir; delikli taş karanlık suya düşer.

SES: Plık.

00365

Hatırada Ammar elini suya uzatır; taşı göremez.

AMMAR, DIŞ SES: Aradım. Bulamadım.

00366

Şimdiye dönüş; İdris kıyıda bulduğu yeri tarif eder.

İDRİS: Şehir kapısının aşağısındaydı.

00367

Ammar şaşkınlıkla başını sallar.

AMMAR: Akıntı oraya dönmüş.

00368

Safiye konuşmayı duyar; başını Salim’den kaldırmaz.

SAFİYE: Kendin gelebilirdin.

00369

Ammar elindeki bezi sıkıştırır.

AMMAR: Gelebilirdim.

00370

İdris susar; açık kapıdan görünen deniz aydınlanır.

ANLATICI: Taşın yolunda mucize aramıştı. Bir adamın korkusu ve bir akıntı buldu.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 038Yaralının yeri

00371

Salim teknenin tabanına yerleştirilir; Safiye başının yanına oturur.

RAFİ: Yük ortada kalsın. Bir yana toplanmayın.

00372

Azar binmek üzereyken tekne yana yatar.

RAFİ: Sen kıyıdan yürüyeceksin.

00373

Azar itiraz etmez; gömleğinin eteğini bağlar.

AZAR: Geçit açılınca gelirim.

00374

Safiye ona bakar; aralarında ilk kez öfkesiz bir sessizlik olur.

SAFİYE: Sağlam yolu bekle.

00375

Ammar tekneyi kayadan iter; avuçları sıyrılır.

AMMAR: Beni ararlarsa burada olduğumu söyle.

00376

İdris Ammar’ın yüzüne bakar.

İDRİS: Kaçmayacak mısın?

00377

Ammar barınağın kapısını açık bırakır.

AMMAR: Bu kadar saklanmak yetti.

00378

Dalga tekneyi kaldırır; Salim inler, Safiye onu sakinleştirir.

SAFİYE: Buradayım.

00379

İdris bir eliyle bezi, ötekiyle teknenin kenarını tutar.

ANLATICI: Bir ismi kâğıtta tutmak, bir insanı dalgada tutmaya benzemiyordu.

00380

Tekne kayalık girintiden çıkıp açık suya döner.

Sessiz kare. Kapıdaki beyaz gömlek arkada küçülür.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 039Mührün açıldığı yer

00381

Tanca’da Tarık, mühürlenecek defterleri sayar; İdris’in düzeltmesi açık durur.

YAZICI: Bunu ayrı dosyaya alayım mı?

00382

Tarık eski satır ile yeni satıra birlikte bakar.

TARIK: Birlikte kalacaklar.

00383

Yaşlı yazıcı boş bir zarf çıkarır.

YAZICI: Kâtip kendi hatasını yazmış.

00384

Tarık başıyla onaylar.

TARIK: İncelenecek.

00385

Avluda Nadir bekler; annesi ona yemek getirmiştir.

ANLATICI: Yemek kabı, suçlamanın ne hafiflettiği ne de ortadan kaldırdığı bir ihtiyaç taşıyordu.

00386

Nadir annesinin gözlerine bakamaz.

ANNE: Yemeyecek misin?

00387

Nadir kabı alır.

NADİR: Bana bir şey sormayacak mısın?

00388

Kadın boşalan örtüyü katlar.

ANNE: Söyleyeceğin doğru şey kaldığında gel.

00389

Kıyıdan bir nöbetçi koşar.

NÖBETÇİ: Tekne göründü!

00390

Tarık, masadaki mührü bırakıp dışarı çıkar.

ANLATICI: Haber bu kez kâğıttan önce bir nefesle geldi.

Bölüm 4 · Mühür ve Yara

Sayfa 040Karaya değmek

00391

Tekne liman basamağına yanaşır; Yahya ve işçiler hazır bekler.

YAHYA: Etrafını boş bırakın.

00392

Tarık kalabalığı eliyle geriye alır.

Sessiz kare. Kıyıda ilk kez herkes aynı kişiye yer açar.

00393

Safiye, Salim’in başını bırakmak istemez.

YAHYA: Sen yanında yürü. Başını biz tutalım.

00394

Salim basamaktan geçirilirken gözünü şehrin duvarına çevirir.

SALİM: Geldik mi?

00395

Safiye elini onun görebileceği yerde tutar.

SAFİYE: Geldik.

00396

İdris tekneden çantasını çıkarır; altı ıslanmıştır.

ANLATICI: Mürekkep yayılmıştı. Bu kez kaybolan yalnız birkaç çizgiydi.

00397

Tarık, Salim’e yaklaşmaz; Yahya’nın geçmesini bekler.

TARIK: Konuşmayacak. Önce dinlenecek.

00398

Hena kalabalığın dışından annesini görür; elinde delikli taş vardır.

HENA: Anne!

00399

Safiye çocuğu yakına çağırır; Salim küçük eli yüzünde hisseder.

HENA: Taşı bulduk.

00400

Salim’in gözünden tek bir yaş iner.

ANLATICI: Dönen adam, evine o cümleyle girdi.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 041Eve dönen suskunluk

00401

İki gün sonra Salim evindeki yatakta oturur; pencere önünde ipler kurur.

ANLATICI: Eve dönmek kapıdan geçmekle tamamlanmadı. Birlikte yaşadıkları suskunluğun içinden de geçmeleri gerekiyordu.

00402

Safiye taze bezi yatağın yanına bırakır.

SALİM: Hena’ya söylemek istedim.

00403

Safiye yüzünü çevirmeden işleri sürdürür.

SAFİYE: Bana neden haber vermedin?

00404

Salim ellerini örtünün üzerinde birleştirir.

SALİM: Su aldığımı duyarlarsa eve geleceklerini sandım.

00405

Safiye yavaşça ona döner.

SAFİYE: Ben dört gün bütün kapılara gittim.

00406

Salim başını eğer.

ANLATICI: Korumak için seçtiği uzaklık, karısını tek başına şehrin önüne çıkarmıştı.

00407

Safiye yatağın ucuna oturur.

SAFİYE: Korkunca beni dışarıda bırakma.

00408

Salim cevap arar; söyleyeceği özür dudaklarında kalır.

SALİM: Nasıl yapacağımı bilmiyorum.

00409

Safiye su kabını ona uzatır.

SAFİYE: Şimdi konuşarak başlayabilirsin.

00410

İkisi aynı pencereye bakar; dışarıda Hena’nın ayak sesleri duyulur.

Sessiz kare. Ev, ilk kez onların sessizliğinden daha geniştir.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 042Dördüncü çizgi

00411

Hena delikli taşı masada çevirir; elinde ince bir kömür parçası vardır.

HENA: Bir çizgi daha koyacağım.

00412

Salim kızının ne yaptığını izler.

SALİM: Kimin için?

00413

Hena kapıda duran İdris’i gösterir.

HENA: Bulan için.

00414

İdris hemen başını sallar.

İDRİS: Gerek yok.

00415

Çocuk kömürü masaya bırakır.

HENA: Neden?

00416

İdris onun karşısına oturur.

İDRİS: Babanın kaydını yanlış yazdım. Aramayı ben zorlaştırdım.

00417

Hena taşı eline alır, bir süre düşünür.

HENA: Sonra aradın.

00418

İdris cevap veremez.

ANLATICI: Çocuk iki ayrı şeyi aynı avuçta tutabildi. İdris hâlâ birini ötekiyle silmeye çalışıyordu.

00419

Hena dördüncü çizgiyi taşı kazımadan, kömürle çizer.

HENA: Bu yıkanınca gider. İstersen yeniden koyarım.

00420

İdris taşı çocuğun elinde bırakır.

İDRİS: Bugün böyle dursun.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 043Salim’in tanıklığı

00421

Salim, dinlenebileceği bir avlu köşesinde Tarık’la görüşür; Safiye yanında oturur.

TARIK: Yorulduğunda bitireceğiz.

00422

İdris yeni sayfayı açar.

SALİM: Suyu evlere götürdüm. Emirden sonra da.

00423

Tarık cümleyi tekrar etmesini istemez.

TARIK: Neden?

00424

Salim, avludaki dolu testiye bakar.

SALİM: Önceden onların payıydı. Bir gecede susuz kalmaları bana yanlış geldi.

00425

Tarık öne eğilir.

TARIK: Bunu kime söyledin?

00426

Salim dudaklarını ıslatır.

SALİM: Nadir’e. Sonra yalnız çalıştım.

00427

Safiye, Salim’in başının hafifçe düştüğünü görür.

SAFİYE: Biraz duralım.

00428

Salim elini kaldırır.

SALİM: Cevad’a da sessiz kalmasını söyledim. Onu ben bıraktım.

00429

İdris kaydı yaparken kalemini yavaşlatır.

ANLATICI: Aradıkları adamın masumiyeti bütün cümleleri kolaylaştırmadı. Adı geri dönünce sorumluluğu da döndü.

00430

Tarık sayfanın kapatılmasını ister.

TARIK: Bugün bu kadar. Bundan sonrasını gücün geldiğinde konuşacağız.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 044Bir harfin gerisi

00431

İdris kayıt odasında yeni raporunu yüksek sesle okur.

İDRİS: Salim şehirden ayrılmamış, yaralı olduğu için saklanmıştır.

00432

Yaşlı yazıcı raporun başını gösterir.

YAZICI: Önce eski kaydı kimin düzelttiği anlaşılmalı.

00433

İdris kendi adını başa taşır.

İDRİS: Yanlış kaydı düşen İdris tarafından açıklanmıştır.

00434

Tarık kapıdan dinler; içeri girip bir sayfa uzatır.

TARIK: Bunu da ekle.

00435

Sayfada tamir kararını geciktiren öncelik emrinin açıklaması vardır.

Sessiz kare. Altında Tarık’ın mührü, üstünde okunabilir gerekçe.

00436

İdris metindeki bir kelimeye takılır.

İDRİS: Eksik bilgiyle karar verdim, yazmışsınız.

00437

Tarık sandalyesini çeker.

TARIK: Bilgi getirilmişti. Hepsini dinlemedim.

00438

İdris kalemi uzatır; Tarık cümleyi kendi eliyle düzeltir.

ANLATICI: Bir harfin gerisinde saklanmak, bir duvarın gerisinde saklanmaktan daha kolaydı.

00439

İki rapor aynı zarfın içine yerleştirilir.

YAZICI: Birlikte mi gönderilecek?

00440

Tarık ve İdris aynı anda başını eğer.

TARIK: Birlikte.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 045Uyuyan şehrin altında

00441

Gece, Tarık onarılan sarnıcın yakınından geçer; tek bir kandil yanmaktadır.

ANLATICI: Şehir uyurken, yerin altındaki su gündüzün hesabını sürdürüyordu.

00442

Yaşlı taş ustası duvara kulak verir; Tarık durur.

TARIK: Neyi dinliyorsun?

00443

Usta elini nemli yüzeyden çeker.

USTA: Buradan geçtiğini. Nereden kaçtığını.

00444

Tarık taşın üzerine avucunu koyar; yalnız serinlik hisseder.

TARIK: Ben bir şey duymuyorum.

00445

Usta ona yer açar.

USTA: Bazen duymak için uzun süre aynı yerde durulur.

00446

Tarık, uzak bir su sesini seçer gibi olur.

ANLATICI: Ona, karanlığın içinde biri ağır ağır isim okuyormuş gibi geldi.

00447

Kısa düş karesinde yüzü görünmeyen çocuk, delikli taştan göğe bakar.

Sessiz kare. Bunun hatıra mı, uykusuzluğun oyunu mu olduğu açıklanmaz.

00448

Tarık gözünü açar; usta çatlağı doldurmak için elini uzatmıştır.

USTA: Şimdi çekilin. Burayı kapatacağım.

00449

Tarık kenara çekilir; ustanın elindeki harç taş aralığını doldurur.

ANLATICI: Duyduğunu sandığı ses sürdü. Duvarın içinden mi, kendisinden mi geldiğini ayıramadı.

00450

Kandilin ışığında Tarık’ın gölgesi duvardan ayrılıp sokağa uzanır.

TARIK, İÇ SES: İşitmediğim kaç kişi var?

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 046Ayrı iki küp

00451

Ertesi sabah iki sıra küp, sarnıcın önünde ayrı yerlere konur.

ANLATICI: Şehrin değiştiği, uzaktan bakınca anlaşılmıyordu.

00452

Bir sıranın başında evlere ayrılan suyun kaydı tutulur.

YAZICI: Teslim alan?

00453

Yaşlı kadın kabını uzatır.

KADIN: Ben okuyamam. Miktarı bana söyle.

00454

İdris kabı birlikte ölçmelerini ister.

İDRİS: Görerek alalım.

00455

Öteki sırada yükleme işçisi bekler; sırasını öne geçirmek ister.

İŞÇİ: Tekne gecikiyor.

00456

Safiye halat teslimi için gelir; evlere ayrılan sırayı gösterir.

SAFİYE: Bu insanlar da bekliyordu.

00457

İşçi söyleyecek söz arar, sonra küpünü yere bırakır.

Sessiz kare. Acele ilk kez tek başına yeterli gerekçe sayılmaz.

00458

Tarık avlunun uzak tarafından düzeni izler.

ANLATICI: Bu küçük değişiklik için bir adam yaralanmış, bir kadın kapıları aşındırmıştı.

00459

İdris Tarık’a raporu uzatır.

İDRİS: Tamir bitmedi. Ama eksik olanı artık ayrı yazıyoruz.

00460

Tarık kâğıdı katlar.

TARIK: Eksik olduğunu söylemek, işi bitirdiğimiz anlamına gelmesin.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 047Öteki dil

00461

Liman görevlisi bir mektup getirir; kenarındaki yazı İdris’in alıştığı biçimde değildir.

GÖREVLİ: Sebte’den gelen kadın bıraktı.

00462

İdris mektubu çevirmeye çalışır; birkaç kelimeyi çıkarabilir.

İDRİS: Bir geçişten söz ediyor.

00463

Meryem kapıdan girer; yol tozu cübbesinin kenarına yapışmıştır.

MERYEM: Bir geçişten ve geri dönebilmekten.

00464

İdris ikinci kısmı yazıya tekrar bakarak arar.

İDRİS: Orayı okuyamadım.

00465

Meryem işaret ettiği kelimenin üzerinde parmağını tutar.

MERYEM: En kolay atlanan yer o.

00466

Tarık onu oturmaya çağırır.

TARIK: Kimin mektubu?

00467

Meryem çantasından katlanmış ikinci bir kâğıt çıkarır.

MERYEM: İlki iş için. İkincisi anneme. Aynı tekneyle gidecekler.

00468

Tarık iki mektuba bakar.

ANLATICI: Deniz ötesi bir yol, yine bir evin içinden geçiyordu.

00469

Meryem, İdris’in önündeki düzeltilmiş defteri fark eder.

MERYEM: Yazdığınızı geri okuyabiliyor musunuz?

00470

İdris gülümsemeden başını eğer.

İDRİS: Artık daha yavaş okuyorum.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 048Tarîf’in hazırlığı

00471

İskeleden yeni bir grup tekne görünür; yükler yeniden düzenlenmektedir.

ANLATICI: Tarîf bin Mâlik’in seferi için hazırlanan kıyı, küçük soruşturmanın ötesinde başka bir hareket taşıyordu.

00472

Tarık, Tarîf ile yük sırasının yanında yürür.

TARÎF: Denizciler havayı beklemeyi istiyor.

00473

Tarık bir teknenin yeni bağlanmış halatına dokunur.

TARIK: Ne kadar bekleyeceklerini söylediler mi?

00474

Tarîf ufka bakar.

TARÎF: Kesin söylemediler.

00475

Tarık başını eğer.

TARIK: Kesin bilmedikleri şeyi kesin söylemesinler.

00476

İdris yük listesinin arkasına yeni bir sayfa ekler.

TARÎF: O ne?

00477

İdris, suyu teslim alanların kaydını gösterir.

İDRİS: Her iki uçta sayılacak.

00478

Safiye uzaktan halatın son bağını kontrol eder; Tarîf ona yer açar.

ANLATICI: Büyük yolculuğun ilk hareketi, bir ustanın düğümü yeniden yoklamasıydı.

00479

Meryem iki mektubu yük sandığının ayrı gözüne koyar.

MERYEM: Bunların biri kaybolursa, öteki onun yerine geçmez.

00480

İdris sandığı işaretler.

İDRİS: İki mektup. İki ayrı teslim.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 049Verilen sözün günü

00481

Safiye yeni halatın ücret kaydını alır; yanında başka bir ödeme yazısı vardır.

SAFİYE: Salim’in işten kaldığı günler ne zaman ödenecek?

00482

Görevli miktarı gösterir.

GÖREVLİ: Burada yazıyor.

00483

Safiye altındaki boşluğu işaret eder.

SAFİYE: Miktarı görüyorum. Günü sordum.

00484

İdris, ödeme tarihinin eksik olduğunu fark eder.

ANLATICI: Sözün içindeki boşluk bu kez bir rakam biçimindeydi.

00485

Tarık görevliye tarihi ve teslim yerini ekletir.

TARIK: Kopyası onda kalacak.

00486

Safiye kâğıdı katlayıp kendi kesesine koyar.

TARIK: Hakkını almak için yine gelmen gerekmeyecek.

00487

Safiye onun yüzüne bakar.

SAFİYE: Geldiğimde de içeri alınayım. Yalnız iş bozulunca değil.

00488

Tarık cevap vermeden önce limandaki sıraya bakar.

TARIK: Bunu kapıya yazdıracağız.

00489

Safiye kapı görevlisini gösterir.

SAFİYE: Ona da söyleyin. Herkes yazıyı okuyamaz.

00490

Tarık görevliye döner; Safiye uzaklaşır.

ANLATICI: Onu bağışladığını söylemedi. Sözü yerine getirebileceği bir gün bıraktı.

Bölüm 5 · İlk Yelken

Sayfa 050Ufkun ilk satırı

00491

Akşam ışığında Hena ile Salim evin eşiğinde oturur; delikli taş aralarındadır.

HENA: İçinden bakınca deniz küçülüyor.

00492

Salim taşı kızının göz hizasında tutar.

SALİM: Taşın gösterdiği kadarını görüyorsun.

00493

İdris kıyıda yürür; bulduğu sabahki yerde durur.

ANLATICI: Aynı kum, ayak izini yine kabul etti. Hiçbir şeyi saklayacağına söz vermedi.

00494

Tarık limanın yüksek basamağında denize bakar; önünde açılmış bir harita yoktur.

TARIK, İÇ SES: Karşı kıyıda bizi bekleyenlerin adlarını bilmiyoruz.

00495

Meryem uzak bir teknenin yelkenini takip eder.

MERYEM, İÇ SES: Annem bugün mektubumu yazdığımı bilmiyor.

00496

Safiye, kapısını kapatmadan önce yeni su küpünü içeri alır.

Sessiz kare. Küpün iki kulpu da sağlamdır.

00497

Nadir annesinin avlusunda oturur; karşısında açılmamış soruşturma çağrısı durur.

ANLATICI: Bazı hesaplar kapanmamıştı. Bir adamın bulunması, bütün yanlışları yerli yerine koymamıştı.

00498

Azar iskeledeki yıpranmış halatı söker; yerine Safiye’nin yenisini geçirir.

SES: Liflerin taş halkadan geçerken çıkardığı ince hışırtı.

00499

İdris defterinde yeni bölüm için boş bir sayfa açar.

İDRİS, İÇ SES: Bu kez daha baştan isimlerini soracağım.

00500

Son geniş kare; iki kıyı görünmez, yalnız su ve uzaklaşan ışık.

ANLATICI: Gece denizin üzerine indi. Ufuk kapanmadı. Henüz yazılmamış uzun bir cümle gibi orada kaldı.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 051İkinci zarf

00501

Meryem’in iki mektubu, sabah sayımı sırasında yeniden masaya çıkarılır.

ANLATICI: Bazı kapılar, insan geçtikten sonra da arkasından kapanmaz; sözün içinde açık kalırdı.

00502

İdris zarfların dışındaki işaretleri karşılaştırır.

İDRİS: Bunun cevabı nereye gelecek?

00503

Meryem iş mektubunu kendine çeker.

MERYEM: Gönderenin adresine. Ötekinin cevabı bana.

00504

Kıyı görevlisi Hişam katlanmış geçiş yazısını uzatır.

HİŞAM: Gelenler burada kalacaksa ayrı kayıt gerekir.

00505

Meryem yazıyı açar; başparmağı son satırda durur.

MERYEM: Kalacakları nerede yazıyor?

00506

Hişam İdris’in kısa çevirisini gösterir.

HİŞAM: Burada. Geçip yerleşmelerine izin verilir.

00507

İdris’in yüzü gerilir; kâğıdı geri alır.

İDRİS: Ben yerleşme diye okudum.

00508

Meryem karşısına oturur; kalemi ondan istemez.

MERYEM: Önce bu kelimenin önündekini birlikte okuyalım.

00509

İdris satırı yavaşça heceler.

İDRİS: Geçiş boyunca güvenle bulunmak...

00510

Meryem ellerini masanın üzerinde açar.

MERYEM: Bir kıyıya ayak basmak, oraya bütün hayatını bırakmak değildir.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 052Kimin adına

00511

Tarık görüşmeye katılır; önünde üç farklı kopya durur.

TARIK: Kaç kişi için hazırlanmış?

00512

Hişam yolcuların adlarını okur.

HİŞAM: Dokuz kişi. İki hane ve bir yük sahibi.

00513

Meryem listenin sonundaki boşluğu işaret eder.

MERYEM: Onların yanında gelecek çalışanlar?

00514

Hişam itiraz eder.

HİŞAM: Yük sahibinin hesabında.

00515

Tarık başını kaldırır.

TARIK: İsimleri onun eşyaları arasında mı tutuluyor?

00516

Hişam kâğıdı düzeltir.

HİŞAM: Alışılmış kayıt böyle.

00517

İdris, Salim’in eski satırını hatırlayıp yeni bir yaprak açar.

ANLATICI: Bir yanlışın biçimi değişmişti. Onu tanıyabilmek, aynı adla gelmesini beklememeyi gerektiriyordu.

00518

Meryem çantasından küçük bir liste çıkarır.

MERYEM: Altı ad daha var. Birini doğru yazamıyorum.

00519

Tarık listeyi İdris’e verir.

TARIK: Söyleyen kişiden yeniden öğren.

00520

Hişam kapıdaki kalabalığa bakar.

HİŞAM: Hepsi bekleyecek. TARIK: Adı eksik olan da bekliyordu.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 053Annenin evi

00521

Meryem, kiraladığı küçük odada annesine yazdığı mektubun kopyasını açar.

ANLATICI: İş yazısında yanlış anlaşılmaktan korkmuştu. Bu kâğıtta, doğru anlaşılmaktan korkuyordu.

00522

Mektubun ilk satırı yakından görünür.

MEKTUP: Buraya gelirsen sana bir oda bulabilirim.

00523

Meryem satırın altındaki küçük notu okur.

MEKTUP: İstersen dönebilirsin.

00524

Kurmaca hatırada annesi eski evin kapısını yağlar; küçük Meryem onu izler.

ANNE: Kapı bağırınca herkes geleni düşman sanıyor.

00525

Hatıradaki çocuk menteşeye kulağını dayar.

KÜÇÜK MERYEM: Şimdi ne söylüyor?

00526

Annesi kapıyı açıp kapatır.

ANNE: Şimdi yalnız açılıyor.

00527

Meryem şimdiki odasında kapının sesini dinler.

Sessiz kare. Yabancı ahşap, çocukluğundaki gibi gıcırdar.

00528

Mektuba yeni bir cümle ekler.

MEKTUP: Gelmek istemezsen seni burada bekliyorum diye suçlamayacağım.

00529

Kalem, cümlenin sonunda uzun süre hareketsiz kalır.

ANLATICI: Bir insana yol açmak, bazen onun gelmemesine de yer bırakmaktı.

00530

Meryem kâğıdı katlar; yüzündeki ifade rahatlamadan çok yorgunluktur.

MERYEM, İÇ SES: Bunu gerçekten yapabilecek miyim?

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 054Yük sahibinin itirazı

00531

Tüccar Raşid, avluda yeni listeyi görüp İdris’in önünde durur.

RAŞİD: Altı kişinin ücretini ben ödüyorum. Neden ayrı yazılıyorlar?

00532

İdris kalemini bırakır.

İDRİS: Kıyıya geldiklerinde kim oldukları bilinsin diye.

00533

Raşid elini iki yana açar.

RAŞİD: Ben biliyorum.

00534

Meryem, yüklerin yanında bekleyen yaşlı kadını çağırır.

MERYEM: Adını kendisi söylesin.

00535

Kadın avluya girerken başındaki bezi düzeltir.

KADIN: Beni mi çağırdınız?

00536

Raşid sabırsızlıkla araya girer.

RAŞİD: Adı Lena. Yazın, iş bitsin.

00537

Kadın fısıltıyla düzeltir.

KADIN: Elina.

00538

İdris kâğıttaki adı değiştirmeden önce tekrar sorar.

İDRİS: E-li-na. Doğru mu?

00539

Elina başını eğer; gözleri ilk kez kâğıtta kalır.

ANLATICI: Ömrünün yılları kısaltılmış bir adın içinde geçmişti. İki hece, bir öğleden sonra geri geldi.

00540

Raşid yük iskelesine dönerken Meryem’e eğilir.

RAŞİD: İnsanlar sana yalnız kelime çevirdiğin için para veriyor.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 055Sesin bedeli

00541

Meryem, Raşid uzaklaşınca yazı takımını toplar.

MERYEM: Bugünkü ücretimi ondan alamayacağım.

00542

İdris itiraz etmek üzere ayağa kalkar.

İDRİS: Söylediğini Tarık’a anlatırım.

00543

Meryem eliyle durdurur.

MERYEM: Her konuşmanın arkasına bir kumandan koyamam.

00544

İdris yerine oturur; ne yapacağını bilemez.

ANLATICI: Yardım etmek istemesi, yardımın biçimini de bildiği anlamına gelmiyordu.

00545

Meryem sözleştiği işi gösterir.

MERYEM: Çevirdiklerimi ve teslim ettiğimi kaydet. Ücretimi bununla isteyeceğim.

00546

İdris teslim kaydını hazırlar.

İDRİS: Tanık?

00547

Elina kapının dışında beklemektedir.

ELİNA: Bütün sabah buradaydım.

00548

Meryem yaşlı kadına teşekkür etmek için döner.

ELİNA: Adımı doğru söylemen yeter.

00549

İki kadın karşılıklı oturur; İdris metni onlara okur.

ANLATICI: Bu kez çeviri, bir dilden ötekine değil, bir sesin duyulabildiği yere yapıldı.

00550

Meryem teslim kopyasını kesesine koyar.

MERYEM: Şimdi ödeme isteyebilirim.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 056Geri dönüş satırı

00551

Hişam, geçiş yazısının yeni kopyasını Tarık’a getirir.

HİŞAM: Dönüş serbestliği böyle yazılırsa öteki kıyıda da geçerli sanılır.

00552

Tarık metni Meryem’e uzatır.

TARIK: Öyle mi anlaşılır?

00553

Meryem başını eğer.

MERYEM: Anlaşılabilir. Biz yalnız buradaki davranışı bağlayabiliriz.

00554

İdris cümlenin sonuna kendi açıklamasını eklemek ister.

İDRİS: Öteki kıyının şartları ayrıca...

00555

Meryem kâğıdı çevirir.

MERYEM: Bunu küçük yazma. Yolculuğun yarısı orada.

00556

Tarık iki tarafın şartlarının ayrı okunmasını ister.

TARIK: Bilmediğimiz yerde güvence vermeyeceğiz.

00557

Hişam şaşkınlığını gizleyemez.

HİŞAM: Yazı daha zayıf görünür.

00558

Tarık masadaki mühre dokunur.

TARIK: Uzanmadığı yere uzanmış görünmesi daha mı güçlü?

00559

İdris yeni metni açıkça yazar; iki bölüm arasına boşluk bırakır.

ANLATICI: Kâğıt üzerindeki boşluk, ilk kez saklanan bir şey değildi.

00560

Meryem kopyayı yüksek sesle okur.

MERYEM: Şimdi neye güvenerek gideceklerini biliyorlar.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 057Bekleyen çocuk

00561

Limanın gölgeli bölümünde bir çocuk annesinin eteğine tutunur.

ÇOCUK: Eve ne zaman döneceğiz?

00562

Annesi geçiş yazısını gösterir; çocuğun anlayacağı sözleri arar.

ANNE: Önce bu teknelerden birine bineceğiz.

00563

Meryem onların yanından geçerken durur.

ANLATICI: Kadının cevabındaki yönü tanıdı. Zaman sorusuna yol göstererek karşılık vermişti.

00564

Çocuk tekneleri inceler.

ÇOCUK: Ev hangisinin içinde?

00565

Meryem diz çöküp çocuğun elindeki ahşap oyuncağa bakar.

MERYEM: Bunu sen mi yaptın?

00566

Çocuk oyuncağın kırık ayağını saklar.

ÇOCUK: Babam. Öteki evde kaldı.

00567

Meryem başını kaldırıp anneyle göz göze gelir.

Sessiz kare. İki kadın aynı soruyu söylemeden duyar.

00568

Kadın su kabını uzatır.

ANNE: Senin de beklediğin var mı?

00569

Meryem bir yudum alır.

MERYEM: Annem. Ben onu çağırıyorum; belki o beni bekliyor.

00570

Çocuk oyuncağını cebine koyar.

ANLATICI: Deniz, iki ayrı bekleyişin arasında duruyordu. Hiçbirinin dilini seçmiyordu.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 058Öğretilmeyen kelime

00571

Akşam, Tarık ile Meryem liman yazılarını birlikte gözden geçirir.

TARIK: Bir kelime yüzünden bu kadar değişir mi?

00572

Meryem yüzünü kaldırır.

MERYEM: Bazen zaten değişmiş olanı, tek kelime saklar.

00573

Tarık uzun süre sustuktan sonra bir kâğıt çıkarır.

TARIK: Benden karşı kıyıyı anlatmam istenirse nasıl başlayayım?

00574

Meryem boş satıra bakar.

MERYEM: Henüz neyi bilmediğinizle.

00575

Tarık gülümseyecek gibi olur; gülümsemesi yarım kalır.

TARIK: O zaman kâğıt yetmez.

00576

Meryem kendisine ait küçük defteri açar; yarısı boştur.

MERYEM: Benimki de bitmedi.

00577

Pencere aralığında uçuşan tozlar ışığa girer.

ANLATICI: Tarık bir an, görünmeyen bir yazının havada çözülmekte olduğunu sandı.

00578

Meryem pencereyi kapatır; tozun hareketi durulur.

MERYEM: Mürekkebe doluyor.

00579

Tarık bakışını yeniden kâğıda indirir.

TARIK: Bana duyacağım adları öğret.

00580

Meryem ilk yer adını yavaşça söyler; İdris başka masadan dinler.

Sessiz kare. Yeni bir kıyı, önce insanların ağızlarında biçimlenir.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 059Mektupların ayrıldığı yer

00581

İdris mektupları ayrı keselerde denizciye teslim eder.

İDRİS: Bu kayıt, iş yazısının. Bu da Meryem’in annesine gidecek olanın.

00582

Denizci küçük keseyi çantasına yerleştirir.

DENİZCİ: Yol değişirse ikisi de gecikir.

00583

İdris başını eğer.

İDRİS: Geciktiğini bildirecek biri var mı?

00584

Denizci kıyıdaki yükçüyü gösterir.

DENİZCİ: Dönen ilk tekneden sorarsın.

00585

Meryem annesine yazdığı kopyayı elinde tutar; göndereceği söz çoktan yoldadır.

ANLATICI: Bir cümle insanın elinden çıktıktan sonra, onun cesareti de korkusu da artık onu geri alamazdı.

00586

Safiye halat teslimi için iskeleye gelir; Meryem’i tanır.

SAFİYE: Gelecek mi?

00587

Meryem denizden gözünü ayırmaz.

MERYEM: Kâğıdı daha görmedi.

00588

Safiye yanında durur.

SAFİYE: Ben de haberle insanın aynı gün döneceğini sanmıştım.

00589

Meryem ona bakar; birbirlerinden bir açıklama istemezler.

Sessiz kare. İki kadın arasında denize bakan boş bir basamak kalır.

00590

Tekne akıntıya açılır.

ANLATICI: O boşluğa, henüz verilmeyen bir cevap yerleşti.

Bölüm 6 · İki Dil Arasında

Sayfa 060Öte yakadaki oda

00591

İberya’da kurmaca bir ev; yaşlı bir kadın pencere pervazındaki çürümeyi kazır.

ANLATICI: Mektup yola çıktığında Meryem’in annesi, kızının kendisini hangi kapıda beklediğini bilmiyordu.

00592

Komşu kadın bir sepet bırakır.

KOMŞU: Kızından haber?

00593

Yaşlı kadın başını sallar.

ANNE: Eski haber var. Yenisi yok.

00594

Duvara asılı küçük bez keseye dokunur; içinde önceki mektuplar durur.

ANLATICI: Biriken kâğıtlar, uzaktaki insanın ağırlığını taşımaya yetmiyordu.

00595

Meryem’in çocukken çizdiği kapı, eski bir tahta üzerinde görünür.

Sessiz kare. Kapının yanında boyu ölçülmüş ince çizgiler.

00596

Annesi çizgilerden birinin tozunu parmağıyla alır.

ANNE: Geldiğinde kendini hâlâ burada küçük buluyor.

00597

Komşu kapıda bekler.

KOMŞU: Sen gitsen?

00598

Kadın sokağa açılan kapıyı aralar.

ANNE: Her giden, evini yanında taşıyabilir mi?

00599

Karşı karede Meryem Tanca’da aynı hareketle oda kapısını kapatır.

ANLATICI: Birbirine benzeyen iki ses, denizin iki yanında ayrı ayrı duyuldu.

00600

Gece suyun üzerine yayılır; hiçbir kıyı ötekini görmez.

ANLATICI: Henüz cevap yoktu. Hikâye, bekleyenlerin hayatını durdurmadan devam etti.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 061Sipariş

00601

Safiye’nin avlusunda halat örmek için gerilmiş lifler güneşte parlar.

ANLATICI: Deniz henüz kimseyi çağırmadan, kıyıdaki elleri çalıştırmaya başlamıştı.

00602

Raşid, ölçü için getirdiği eski halatı yere bırakır.

RAŞİD: Bundan altı tane. Aynı kalınlıkta.

00603

Safiye halatın içini yoklar.

SAFİYE: Aynı uzunluk, yeni lif. Süreyi sonra konuşuruz.

00604

Raşid para kesesini avuçlarında tartar.

RAŞİD: Süreyi ben veriyorum. Tekneler beklemez.

00605

Safiye masadaki ev hesabına bakar; Salim hâlâ çalışamamaktadır.

ANLATICI: Kesenin sesi, borcun sesinden daha yakından geldi.

00606

Raşid lifin kendisinden alınmasını şart koşar.

RAŞİD: Malzeme borcunu teslimde düşeriz.

00607

Safiye düşünür; iş isteyen iki kadın kapıda beklemektedir.

SAFİYE: Ücretleri ayrı öderim. Onların emeği benim borcuma yazılmaz.

00608

Raşid başıyla onaylar, fakat kâğıda başka bir ifade koyar.

RAŞİD: Toplam iş bedeli. Daha kısa.

00609

Safiye kâğıdı geri iter.

SAFİYE: Uzun yaz.

00610

Sipariş masada kalır; para kesesi açılır.

ANLATICI: Safiye şartı değiştirdi. Vakti değiştiremedi.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 062Islak lif

00611

Malzeme ertesi sabah gelir; çuvalların altı koyu renkli ve nemlidir.

SAFİYE: Bunlar dışarıda mı kaldı?

00612

Yükçü çuvalı indirmekle meşguldür.

YÜKÇÜ: Aldığım yerde böyleydi.

00613

Tamar, genç yetişkin bir halat işçisi, lifleri avucunda ayırır.

TAMAR: Üsttekiler kuru.

00614

Safiye çuvalın dibine elini sokar; lifler birbirine yapışır.

SAFİYE: Alttakiler bekleyecek.

00615

Raşid’in yardımcısı teslim kâğıdını açar.

YARDIMCI: Hepsi tartıldı. Eksiksiz alıyorsunuz.

00616

Safiye nemli lifleri ayrı kaba koyar.

SAFİYE: Suya da lif ücreti mi ödeyeceğim?

00617

Yardımcı omuzlarını kaldırır.

YARDIMCI: Bana verilen yük bu.

00618

Safiye çuvalları ikiye ayırdırır.

ANLATICI: Sarnıcın önünde ayrılan iki sıra, şimdi onun kendi avlusundaydı.

00619

Tamar işi durdurmayı önerir.

TAMAR: Kuruyana kadar örmeyelim.

00620

Safiye siparişin tarihine bakar.

SAFİYE: Kuru olanla başlayacağız. Ötekine dokunmayın.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 063Uzayan gün

00621

Güneş batmış, avluda iki kandil yanmıştır; işçiler lif örmeyi sürdürür.

ANLATICI: Safiye bütün gün vaktin yetmediğini söyledi. Gece, vaktin nereden alındığı görünür oldu.

00622

Tamar’ın başı kısa bir an düşer; eli aynı hareketi boşlukta tekrarlar.

SAFİYE: Biraz dinlen.

00623

Tamar yarım halatı gösterir.

TAMAR: Eve götürüp bitirebilirim.

00624

Safiye hemen karşı çıkar.

SAFİYE: Bu kadar ağırını taşıma.

00625

Tamar yorgunlukla gülümser.

TAMAR: Ağırlığını değil, işini götüreceğim.

00626

Hena kapıda annesini bekler; elinde yenmemiş bir parça ekmek vardır.

HENA: Sofrayı kaldırayım mı?

00627

Safiye çevresindeki yüzlere bakar; kimse ondan önce kalkmak istememektedir.

ANLATICI: Herkesi düşündüğüne inanırken, herkesi kendi korkusunun saatinde tutmuştu.

00628

Safiye kandillerden birini söndürür.

SAFİYE: Bugünlük bitti.

00629

Tamar elindeki işi bırakır.

TAMAR: Geç kalacağız.

00630

Safiye sipariş kâğıdını katlar.

SAFİYE: Bunun cevabını ben vereceğim.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 064Gevşeyen burgu

00631

Sabah, biten ilk halat ağır bir yük üzerinde denenir.

ANLATICI: Düğüm sıkıydı. Liflerin birbirini tutması aynı derecede sağlam değildi.

00632

Halatın ortasında küçük bir açılma belirir.

TAMAR: Durun.

00633

İşçiler yükü yere indirir; Safiye açılan bölüme yaklaşır.

SAFİYE: Bunu kim ördü?

00634

Tamar cevap vermeden Safiye’nin düğüm işaretini gösterir.

Sessiz kare. Halatın ucundaki işaret Safiye’ye aittir.

00635

Safiye kendi ördüğü kısmı söküp elinde tutar.

ANLATICI: Soruyu sorarken beklediği cevap, karşısında duran insanlardan biriydi.

00636

Salim avluya gelir; elindeki bastonu duvara dayar.

SALİM: Gece yaptığın mı?

00637

Safiye başını eğer.

SAFİYE: Evet.

00638

Hena sökülen lifleri toplamak ister; Safiye onu uzaklaştırmaz.

SAFİYE: Şu kabın içine koy. Yeniden ayıracağız.

00639

Tamar kalan halatları gösterir.

TAMAR: Hepsine bakalım mı?

00640

Safiye ayağa kalkar.

SAFİYE: Benim yaptıklarımdan başlayın.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 065Raşid’in cevabı

00641

Raşid avluya geldiğinde siparişin yarısı hâlâ tamamlanmamıştır.

RAŞİD: Verdiğin sözü mü unutuyorsun?

00642

Safiye açılmış lifleri masaya koyar.

SAFİYE: Hatırladığım için bunu teslim etmiyorum.

00643

Raşid lifleri elinin tersiyle iter.

RAŞİD: Bütün liman senin kusursuz ipini mi bekleyecek?

00644

Tamar öne çıkar; Safiye konuşması için yer açar.

TAMAR: Islak malzemenin kurumasını bekledik.

00645

Raşid, sözleşmenin kabul işaretini gösterir.

RAŞİD: Malzeme alındı. Sonrası sizin işiniz.

00646

Safiye teslim sırasında tutulan ayrı kaydı çıkarır.

SAFİYE: Nemli gelen kısmı burada yazdırdım.

00647

Raşid iki belgeyi karşılaştırır; öfkesi azalmaz.

RAŞİD: Ücretini keserim.

00648

Salim ayağa kalkmak ister; Safiye ona durmasını işaret eder.

SAFİYE: Önce hangi işin bedelini kestiğini yazacaksın.

00649

Raşid kapıdan çıkarken geri döner.

RAŞİD: Bir daha sana sipariş vermem.

00650

Safiye avludaki işçilere bakar.

ANLATICI: Tehdit, yalnız kendi sofrasına yönelmemişti. İlk kez verdiği cevabın başkalarını da bağladığını gördü.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 066İşçilerin sözü

00651

Safiye parayı masanın ortasına döker; kesede az şey kalmıştır.

SAFİYE: Bugüne kadar çalıştığınızın karşılığı bu.

00652

Tamar payını hemen almaz.

TAMAR: Sonraki iş olmazsa?

00653

Safiye dürüstçe başını sallar.

SAFİYE: Bilmiyorum.

00654

Yaşlı işçi Sümeyre ip ucunu düzeltir.

SÜMEYRE: Hepimiz senin adına risk aldık. Bunu önceden konuşabilirdik.

00655

Safiye kadına döner; savunacağı cümle boğazında kalır.

SAFİYE: Haklısın.

00656

Tamar kendi payını ayırır, gerisini masada bırakır.

TAMAR: Kalan halatı bitirelim. Yeni iş için şartları birlikte söyleyelim.

00657

Sümeyre başını eğer.

SÜMEYRE: Gece çalışmayı da baştan konuşacağız.

00658

Safiye boş bir kâğıt arar, sonra vazgeçer.

SAFİYE: Önce söyleyin. İdris gelince hepinize okuyacak.

00659

Kadınlar masanın çevresinde daha rahat oturur.

ANLATICI: Bir avlunun sahibi olmak, orada çalışan herkesin yerine konuşma hakkı vermiyordu.

00660

Salim iki testiyi getirir; bu kez söze karışmadan suyu dağıtır.

Sessiz kare. Paylaşım, konuşma bitmeden başlamıştır.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 067Annenin elleri

00661

Nadir’in annesi avluya gelir; elinde eski bir örgü parçası vardır.

ANNE: Parmaklarım yavaşladı. Ama burgu unutulmadı.

00662

Safiye onu tanır; kapıdaki sessizlik uzar.

ANLATICI: Bir insanın adı, bazen kendi yaptıklarından önce içeri girerdi.

00663

Kadın örgüyü uzatır.

ANNE: İş soruyorum. Oğlum için gelmedim.

00664

Safiye örgüyü inceler; sıkılığını yoklar.

SAFİYE: İnce bağları yapabilir misin?

00665

Kadın bir ip ucunu alır, kısa bir düğüm atar.

ANNE: Eskiden gelin kuşağı örerdim.

00666

Hena düğümü açmaya çalışır; açamaz.

HENA: Hiç çözülmüyor.

00667

Kadın küçük bir ucu çekip düğümü açar.

ANNE: Yerini bulunca çözülür.

00668

Safiye kadına oturacak yer gösterir.

SAFİYE: Adını söyle. Ücrete nasıl yazılacak?

00669

Kadının yüzü yumuşar.

RÂBİA: Râbia.

00670

Tamar yeni iş yerini hazırlar.

ANLATICI: O sabah avluya Nadir’in annesi girdi. Akşam ücret sırasında Râbia bekleyecekti.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 068Kumandanın siparişi

00671

Tarık, geciken halatları görmek için avluya gelir; işçiler ayağa kalkmaya davranır.

TARIK: İşinizi bırakmayın.

00672

Safiye örülen halatı gösterir.

SAFİYE: Bunu kendim geç teslim edeceğim. Kötü lif de vardı, kötü hesap da.

00673

Tarık iki nedenin ayrı yazılıp yazılmadığını sorar.

TARIK: Senin verdiğin süre?

00674

Safiye başını eğer.

SAFİYE: Yetiştiremedim.

00675

Tarık elindeki eski halatın ucunu inceler.

TARIK: Yetişti demek için ne yapabilirdin?

00676

Safiye ona açılmış örgüyü gösterir.

SAFİYE: Bunu saklayabilirdim.

00677

Tarık halatı masaya bırakır.

ANLATICI: Kendi sorusunun Nadir’e sorulmuş biçimini hatırladı. Her yanlış, aynı büyüklükte değildi; başlangıçları bazen benzerdi.

00678

Tamar yeni teslim tarihini söyler.

TAMAR: Bu kez birlikte hesapladık.

00679

Tarık işçilerin yüzlerini görür; yalnız Safiye’ye dönmez.

TARIK: Denizci de baksın. Kullanacak olanın sözü eksik.

00680

Safiye Rafi’ye haber göndermeyi kabul eder.

SAFİYE: Ödeyecek olanın da günü yazılsın.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 069Eldeki halka

00681

Akşam, Safiye tek başına küçük bir düğümü tekrar tekrar bağlar.

ANLATICI: Eli, zihninden önce durulurdu. O gece eli de kolay durulmadı.

00682

Râbia geride kalan iplerini toplarken kadını izler.

RÂBİA: Bir yeri fazla sıkıyorsun.

00683

Safiye düğümü gevşetir.

SAFİYE: Kopmasın istiyorum.

00684

Râbia lifin kıvrıldığı noktayı gösterir.

RÂBİA: En çok orada inceltmişsin.

00685

Safiye ipin ışığa gelen ince kısmına bakar.

ANLATICI: Bütün gün kurduğu güvenin bir parçasını, kendi parmaklarıyla zayıflattığını gördü.

00686

Uzakta akşam duasına duran insanların hareketi görünür.

Sessiz kare. Avludaki konuşma yavaşça kesilir.

00687

Safiye düğümü çözmeden masaya bırakır.

SAFİYE: Yarın yeniden yaparım.

00688

Râbia kapıda durur.

RÂBİA: Oğlum da bir şeyi yarın düzeltirim dedi.

00689

Safiye başını kaldırır; yaşlı kadının yüzünde suçlama yoktur.

RÂBİA: Yarın geldiğinde elini gerçekten ona götür.

00690

Safiye ipi ertesi sabah ilk göreceği yere asar.

ANLATICI: Düğüm o gece çözülmedi. Unutulacağı yere de kaldırılmadı.

Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü

Sayfa 070Teslim

00691

Rafi biten halatı teknenin halkasından geçirir; işçiler gerilmesini izler.

RAFİ: Şimdi bırakın. Yavaş.

00692

Halatın lifleri birlikte yük alır; açılma görünmez.

Sessiz kare. Safiye gözünü kendi işaretinden ayırmaz.

00693

Rafi başını kaldırır.

RAFİ: Bunu kullanırım.

00694

Raşid kenarda durur; kâğıdı imzalamadan önce ücret hesabına bakar.

RAŞİD: Gecikmeyi konuşacağız.

00695

Safiye hazırladığı ayrı hesabı uzatır.

SAFİYE: Konuşacağız. Teslim edilen işi önce kayda geçirelim.

00696

İdris iki belgeyi ayrı tutar.

ANLATICI: Anlaşmazlık bitmemişti. İşin varlığı, anlaşmazlığın içinde kaybolmayacaktı.

00697

Ücret işçilerin önünde paylaştırılır; Râbia kendi adını duyar.

İDRİS: Râbia’nın payı.

00698

Hena annesinin elini tutup halatın teknede aldığı biçime bakar.

HENA: Şimdi denize gidecek.

00699

Safiye kızının başını okşar.

SAFİYE: Gidecek. Bizden uzakta da işini yapması gerekiyor.

00700

Son karede teknenin gövdesi ile kıyı arasındaki halat görünür.

ANLATICI: Bağ, iki tarafı birbirine hapsetmiyordu. Ayrılırken birbirlerini parçalamamalarını sağlıyordu.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 071Sönmüş kandil

00701

Gece limanı; bir nöbet kandili basamakların dibinde sönmüş durur.

ANLATICI: Sabahı karşılaması gereken ışık, gecenin içinde kalmıştı.

00702

Bir yükçü yerde yatan Haris’i fark eder, sepetini bırakır.

YÜKÇÜ: Buraya gelin!

00703

Nöbetçi Haris’in omzuna dokunur; adam kıpırdamaz.

Sessiz kare. Açık elinin yanında kırık bir tas.

00704

Genç denizci Yunus, iskelenin öte ucunda durdurulur.

NÖBETÇİ: Gece burada sen vardın.

00705

Yunus ellerini kaldırır; elinde küçük bir kese vardır.

YUNUS: Bana kendisi verdi.

00706

Nöbetçi keseyi alır, Haris’in kemerindeki boş yere bakar.

NÖBETÇİ: Ölen de gelip doğrulayacak mı?

00707

Yunus’un söyleyeceği söz, toplanan insanların arasında kaybolur.

ANLATICI: Bir insan susunca, başkalarının kesin konuşması kolaylaşıyordu.

00708

İdris, bağırışları duyup iskeleye iner.

İDRİS: Yahya’ya haber verildi mi?

00709

Bir nöbetçi kılıcının kabzasını tutar.

NÖBETÇİ: Önce bunu götürüyoruz.

00710

Sönmüş kandilin dibindeki yağ, taşa ince bir iz bırakır.

Sessiz kare. İz denize varmadan kesilir.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 072Yabancının adı

00711

Yunus kapalı bir odada bekler; elindeki tuz yarıkları görünür.

İDRİS: Adını yeniden söyle.

00712

Yunus gözlerini kaldırır.

YUNUS: Üç kez söyledim.

00713

İdris önündeki farklı yazımları gösterir.

İDRİS: Üçünü de başka türlü yazmışlar.

00714

Yunus ismini yavaşça tekrarlar; sesi öfkeyle titrer.

YUNUS: Burada herkes beni geldiğim yerle çağırıyor.

00715

İdris defterdeki ismi düzeltir.

ANLATICI: Şehrin dilinde bir yer vardı. O yerden gelenin kendi yüzüne sıra gelmiyordu.

00716

Tarık odaya girer; kapının açık tutulmasını ister.

TARIK: Haris’i en son ne zaman gördün?

00717

Yunus, masadaki keseye bakar.

YUNUS: Gece. Oturuyordu. Üşüyordu.

00718

Tarık başka bir şey söylemesi için bekler.

YUNUS: Annesine para götürmemi istedi.

00719

Nöbetçi hemen araya girer.

NÖBETÇİ: Haris kimseye kesesini vermezdi.

00720

Tarık başını çevirir.

TARIK: Bunu hiç mi yapmadı, sen mi görmedin?

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 073Hekimin bilmediği

00721

Yahya, Haris’in üzerini örter; yanında iki işçi bekler.

YAHYA: Bıçak yarası görmedim.

00722

Nöbet amiri hemen sonuca varır.

AMİR: Suda boğulmuş olabilir.

00723

Yahya tası ve kuru üst giysisini gösterir.

YAHYA: Sormak başka, olmuş demek başka.

00724

Tarık yaklaşır; sesi alçaktır.

TARIK: Ölmeden önce hasta mıydı?

00725

Amir, iki nöbetçinin yüzüne bakar.

AMİR: Bana görev bırakmak istediğini söylemedi.

00726

Genç nöbetçi adım atar.

GENÇ NÖBETÇİ: Ateşi vardı. Sırasını değiştirmek istemişti.

00727

Amir’in yüzü gerilir.

AMİR: Birçok kişi yer değiştirir.

00728

Yahya örtünün kenarını düzeltir.

YAHYA: Onu sağken görmedim. Ölümün nasıl geldiğini kesin anlatamam.

00729

İdris cümleyi olduğu gibi yazar.

ANLATICI: Bilmediğini söyleyen tek kişi, odada en az konuşan kişiydi.

00730

Tarık gencin ifadesinin alınmasını ister.

TARIK: Bildiğiniz son saatleri anlatın. Boşlukları doldurmayın.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 074Kesenin gideceği ev

00731

Meryem, Yunus’un tarif ettiği dar sokakta yaşlı bir kadının kapısını çalar.

MERYEM: Haris’in annesiyle görüşecektim.

00732

Kadın elindeki bezle kapıyı açar; yüzü haberi henüz bilmiyordur.

ANNE: Gece nöbetinden çıktı mı?

00733

Meryem sözlerini toparlamak için bir an bekler.

ANLATICI: Hiçbir dil, bu cümleyi hafifletmeyi vaat etmiyordu.

00734

Meryem kadının oturmasına yardım eder; olay anlatılır.

MERYEM: Haris sabah iskelede bulundu. Yahya yanındaydı. Ölmüş.

00735

Kadın elindeki bezi sıkıştırır; gözleri kapıda kalır.

ANNE: İçeri gelmedi.

00736

Meryem yanında sessizce oturur.

Sessiz kare. Sokağın gündelik sesleri odanın eşiğinde yabancılaşır.

00737

Bir süre sonra Meryem küçük keseyi gösterir.

MERYEM: Bunu bir gence vermiş. Sana getirmesi için.

00738

Kadın kesenin dikişine dokunur.

ANNE: Geçen ay Yunus getirmişti. Çocuk yolumu bilir.

00739

Meryem defteri çıkarmak için acele etmez.

ANNE: Yunus mu burada?

00740

Meryem kadının elini tutar.

MERYEM: Şimdi onu da doğru dinlemelerini sağlayacağım.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 075İki ayrı kayıp

00741

Yunus serbest bırakılacağını duyunca ayağa kalkar, fakat kapıya yürümez.

YUNUS: Keseyi annesine verdiniz mi?

00742

Meryem başını eğer.

MERYEM: Verdim. Seni hatırlıyor.

00743

Tarık, Yunus’un bağlı bileklerindeki izlere bakar.

TARIK: Hakkında yeterli bilgi olmadan hüküm konuşuldu.

00744

Yunus karşısındaki adamdan gözünü kaçırmaz.

YUNUS: İskeledekiler serbest bırakıldığımı da duyacak mı?

00745

Tarık, İdris’e döner.

TARIK: Götürüldüğü yerde açıklanacak.

00746

Yunus odadan çıkarken geriye bakar.

YUNUS: Haris bana güveniyordu.

00747

İdris defteri kapatmaz.

ANLATICI: Gencin elinden yalnız bir gece alınmamıştı. Bir ölünün dostluğu da şüpheye çevrilmişti.

00748

Nöbet amiri kapıda Tarık’ı bekler.

AMİR: Askerin önünde bizi zayıf düşürüyorsunuz.

00749

Tarık amirin yüzüne bakar.

TARIK: Yanlış kişiyi tutmak, onları kime karşı güçlü kılıyor?

00750

Amir cevap vermez; iskeledeki adamlarına döner.

Sessiz kare. Gerginlik, karar verilince dağılmaz.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 076Geceyi anlatanlar

00751

Haris’in son gecesi, tanıkların farklı hatıra kareleriyle yeniden görünür.

ANLATICI: Aynı gecenin üç anlatıcısı vardı. Hiçbiri gecenin tamamını yaşamamıştı.

00752

İlk hatırada Haris nöbet değişimini sorar.

HARİS: Soğuk geçmiyor. Bir süre içeride dursam?

00753

İkinci hatırada amir yüklerin başında acele etmektedir.

AMİR: Öteki adam gelince değişirsiniz.

00754

Üçüncü hatırada Yunus Haris’e su uzatır.

YUNUS: Ben beklerim. Birini çağırayım.

00755

Haris eliyle oturacak yeri gösterir.

HARİS: Anneme uğrayacaktın. Geç olmasın.

00756

Şimdiye dönüş; Yunus anlatmayı keser.

YUNUS: Daha önce çağırmalıydım.

00757

Yahya gencin karşısında oturur.

YAHYA: O gece bildiklerinle bugün bildiklerini aynı yere koyma.

00758

İdris ifadeleri tek bir kesin hikâyeye dönüştürmeden yan yana yazar.

ANLATICI: Bazı boşlukların çevresi çizilebilirdi. İçleri, tanık icat edilerek doldurulamazdı.

00759

Tarık nöbet düzeninin değiştirilmesini ister.

TARIK: Yardım isteyenin yerine birisi gelmeden görev bitmiş sayılmayacak.

00760

Kayıt sayfasında Haris’in adı ve kesinleştirilemeyen son saatleri kalır.

Sessiz kare. Ölümü, bulunmuş bir suçluyla kolaylaştırılmaz.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 077Annenin isteği

00761

Haris’in annesi Tarık’la görüşmek için avluya gelir; Meryem yanındadır.

ANNE: Oğlumun eşyalarını almaya geldim.

00762

Tarık kemerini ve üstlüğünü uzattırır.

TARIK: Size ulaştıracaktık.

00763

Kadın üstlüğün yakasını düzeltir.

ANNE: Hep ters katlar. Giyerken uğraşırdı.

00764

Tarık başını eğer; ne söyleyeceğini bulamaz.

ANLATICI: Bir annenin bildiği ayrıntı, bütün nöbet cetvelinden daha canlıydı.

00765

Kadın kırık tası da ister.

GÖREVLİ: O kırıldı.

00766

Anne elini uzatır.

ANNE: Biliyorum. Getirin.

00767

Tarık tası kendi eliyle masaya koyar.

ANNE: Nöbetini başka biri tutacak mı?

00768

Tarık sorunun neyi taşıdığını anlamaya çalışır.

TARIK: Tutacak.

00769

Kadın başını eğer.

ANNE: Hastalanırsa birisi görsün.

00770

Avludan çıkarken Meryem koluna girer.

ANLATICI: Kadın büyük bir söz istemedi. Tarık bu yüzden sözü vermenin kolay olmadığını anladı.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 078Suyun altında bir ışık

00771

Tarık gece yürüyüşünde Haris’in bulunduğu basamakta durur.

ANLATICI: Sönmüş kandilin yerinde kuru bir leke vardı. Işığın da geride bıraktığı karanlık bir biçim olabiliyordu.

00772

Su yüzeyinde başka bir tekneden yansıyan ışık titrer.

Sessiz kare. Tarık yansımanın geldiği tekneyi ilk anda göremez.

00773

Kısa düşsel karede ışığın altında bir el belirir gibi olur.

TARIK, İÇ SES: Bu geceye yetişebilseydim...

00774

Bir dalga görüntüyü dağıtır; taş basamak yeniden sıradan görünür.

ANLATICI: Gördüğü, suyun hareketiyle kendi yorgun gözünün arasında kalmıştı.

00775

Rafi teknesinden seslenir.

RAFİ: Kandili yukarı aldım. Burada kayalar görünmüyordu.

00776

Tarık ışığın kaynağını fark eder.

TARIK: Haris’i tanır mıydın?

00777

Rafi kıyıya yaklaşır.

RAFİ: Her gece selam verirdi. Bir gece vermeyince de yorgundur sandım.

00778

İkisi bir süre denizi dinler.

ANLATICI: Bir insanın sessizliği, alışkanlıkların arasına kolay saklanırdı.

00779

Tarık basamaktaki eski lekeye bakar.

TARIK: Her geceyi kendim göremem.

00780

Rafi halatı bağlar.

RAFİ: Görenin söyleyebileceği bir yer olsun.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 079İskeleden geçen isim

00781

İdris, Yunus’un suçlandığı basamakta açıklamayı yüksek sesle okur.

İDRİS: Haris’in kesesi kendisine, annesine ulaştırması için verilmiştir.

00782

Kalabalıktaki bir adam başını çevirir.

ADAM: Dün başka şey söylendi.

00783

Meryem adamın duyabileceği şekilde konuşur.

MERYEM: Bugün düzeltilen o.

00784

Yunus biraz geride durur; açıklamayı dinler ama kalabalığa karışmaz.

ANLATICI: Bir adın temizlendiği söylenebilirdi. O adı taşıyanın aynı basamağa güvenle basması zaman isterdi.

00785

Haris’in annesi iskeleye gelir; Yunus’u çağırır.

ANNE: Bana getireceğin başka bir şey kaldı mı?

00786

Yunus küçük bir kumaş parçası çıkarır.

YUNUS: Üstlüğünü onarmak için almıştı.

00787

Kadın kumaşı alır; Yunus’un koluna dokunur.

ANNE: Bende dursun.

00788

İdris okumayı bitirir; ilk suçlamayı yapan nöbetçi sessizce yanından geçer.

İDRİS: Sen de duydun mu?

00789

Nöbetçi durur.

NÖBETÇİ: Duydum.

00790

Yunus işine dönmek için tekneye biner.

ANLATICI: Şehir bir açıklama yaptı. Geri kalanını davranışlarıyla tamamlaması gerekecekti.

Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi

Sayfa 080Yerine geçen

00791

Yeni nöbetçi geceye hazırlanır; kapıda nöbeti devralacak kişinin adı sorulur.

NÖBETÇİ: Ben dönene kadar burada kim kalacak?

00792

Genç yardımcı adını söyler ve aynı kandilin yanında bekler.

YARDIMCI: Ben. Sen dönmeden gitmem.

00793

Tarık uzaktan düzeni izler; bu kez yanlarına inmez.

ANLATICI: Bir şeyin işlemesi için her seferinde kendisinin görünmesi gerekiyorsa, henüz kurulmuş sayılmazdı.

00794

İdris yanına gelir; elindeki defterin yeni sayfasını göstermez.

İDRİS: Bugün kaydı ben okumadım. Yeni yazıcı okudu.

00795

Tarık başını eğer.

TARIK: Nasıl okudu?

00796

İdris hafifçe gülümser.

İDRİS: Benden yavaş.

00797

Meryem annesinden haber sorarken aynı iskeleye uğrar.

MERYEM: Dönen tekne var mı?

00798

Rafi ufku işaret eder; uzakta henüz seçilemeyen bir yelken vardır.

RAFİ: Birisi yaklaşıyor. Kim olduğunu söylemek için erken.

00799

Üçü de karanlıktaki küçük şekle bakar.

ANLATICI: Bu kez hiçbiri beklediği şeyi, gördüğü şeyin yerine koymadı.

00800

Yelken geceye doğru ağır ağır büyür.

Sessiz kare. Sonraki bölümün haberi henüz ses olmamıştır.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 081Dönen yelken

00801

Sabah limanda birkaç tekne beklenir; gece görülen yelken artık seçilmektedir.

ANLATICI: Karşı kıyıya giden yol, bu kez insanları ve onların birbirine benzemeyen haberlerini geri getiriyordu.

00802

Bir gözcü iskeleyi haberdar eder.

GÖZCÜ: Tarîf’in adamlarından!

00803

Kalabalık basamaklara yaklaşır; yükçüler geçit açmaya çalışır.

YÜKÇÜ: Önlerini kapatmayın.

00804

Tarık kıyıya iner; Tarîf’in gelişini beklerken tekneleri sayar.

TARIK: Geride gelen var mı?

00805

İlk denizci ipi uzatır.

DENİZCİ: Var. Ağır yük alanlar arkada.

00806

İdris, yanında bekleyen yazıcıya iki ayrı sayfa açmasını söyler.

İDRİS: Önce dönenler. Sonra yükler.

00807

Kalabalığın içinden bir kadın isim sorar.

KADIN: Numan orada mı?

00808

Kimse kesin cevap veremez; kadın ikinci tekneye yürür.

ANLATICI: Kıyının sevincinde, herkese aynı anda yer yoktu.

00809

Tarîf tekneden iner; Tarık onu karşılar.

TARÎF: Döndük.

00810

Tarık’ın bakışı son teknenin ufuktaki izine gider.

TARIK: Hepsini karşılayalım.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 082Anlatılan kıyı

00811

Tarîf dinlenmesi için ayrılan odada su içer; harita yerine boş bir yüzey hazırlanır.

TARÎF: Kıyıyı size gösterebilirim. İçeriyi az gördük.

00812

Tarık masaya yaklaşır.

TARIK: Gördüğün yerden başla.

00813

Tarîf parmağıyla kıyı çizgisini tarif eder; İdris not alır.

ANLATICI: Geri dönen adam, yaşadığını bir çizgiye indirmeye çalışıyordu. Çizgi, yaşadığından daha sakin görünüyordu.

00814

Bir görevli alınan malları sormak için araya girer.

GÖREVLİ: Yük miktarı?

00815

Tarık elini kaldırır.

TARIK: Birazdan.

00816

Tarîf beklenmeyen geçişleri ve karşılaşmaları anlatır; yüzündeki yorgunluk belirgindir.

TARÎF: Bazı yerlerde yol açıldı. Bazı yerlerde aynı haberi bile anlayamadık.

00817

Meryem kapıda durur; Tarîf’in kullandığı bir yer adını düzeltir.

MERYEM: O adı iki farklı yerde duymuş olabilirsiniz.

00818

Tarîf başını ona döner.

TARÎF: O zaman birini yanlış yazdırıyorum.

00819

İdris kesinleşmeyen yeri ayrı işaretler.

ANLATICI: Boşluk, haritanın kusuru olarak saklanmadı. Sonraki yolcunun göreceği bir soru oldu.

00820

Tarık dışarıdaki kutlama sesini dinler.

TARIK: Dışarıdakilere bütün kıyıyı gördüğümüz söylenmesin.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 083Eksik ses

00821

Numan’ı soran kadın, bütün tekneler yanaştığında hâlâ iskelede bekler.

KADIN: Hangi teknede kaldı?

00822

Bir asker bakışını yere indirir.

ASKER: Geri dönmeyecek.

00823

Kadın askerin yüzünü yakından görmek ister.

KADIN: Onu gördün mü?

00824

Asker başını sallar.

ASKER: Yaralandığında yanındaydım. Sonrasında başkaları baktı.

00825

İdris askerin sözünü yavaşça tekrarlar.

İDRİS: Ölümünü görmedin.

00826

Asker zorlanarak cevap verir.

ASKER: Görmedim. Bana söylediler.

00827

Kadın, öfkeyle umut arasında kalır.

KADIN: O zaman kim gördüyse onu getir.

00828

İdris tekne kayıtlarını açar.

ANLATICI: Bir haberin eksikliği, onu iyi habere dönüştürmüyordu. Yine de eksik olduğu söylenmeliydi.

00829

Yahya dönenler arasında tanıklık edebilecek kişiyi aramak üzere yürür.

YAHYA: Adını kimden duyduğunu söyle.

00830

Kadın taş basamağa oturur; kalabalık yanından akmaya devam eder.

Sessiz kare. Bekleyiş, dönüş bittikten sonra da sürer.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 084Kıyıya indirilenler

00831

Yükler açılır; kumaş, alet ve çeşitli eşyalar ayrı yerlere konur.

ANLATICI: Her nesnenin burada bir değeri vardı. Geldiği evde başka bir anlamı olmuştu.

00832

Meryem küçük, işlemeli bir çocuk başlığına bakar.

MERYEM: Bunu nereye yazacaksınız?

00833

İdris eşyayı eline almadan inceler.

İDRİS: Getirilenler listesine.

00834

Meryem sessizce başını eğer.

ANLATICI: Bir eşyanın nereden alındığını bilmek, onu kimin beklediğini bilmeye yetmiyordu.

00835

Bir asker ele geçirilen malların sayımına itiraz eder.

ASKER: Yolda taşıyan bizdik.

00836

Tarık oraya gelir; itirazı dinler.

TARIK: Kimden, nerede alındığı sorulacak.

00837

Asker yorgun ellerini gösterir.

ASKER: Her şeyi ayrı mı anlatacağız?

00838

İdris boş sayfayı çevirir.

İDRİS: Hatırladığınızı ayrı anlatacağız.

00839

Yüklerin arasında yaralı bir adamın bastonu görünür; yanlışlıkla sayım eşyasına katılmıştır.

YAHYA: O, yürüyebilmesi için lazım.

00840

Baston sahibine geri götürülür.

ANLATICI: Kazanılanların hesabına, bir insanın eksileni karışmıştı.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 085Kısa rapor

00841

Hazırlanan resmî rapor Tarık’ın önüne konur; başta başarı haberi vardır.

GÖREVLİ: Kısa tuttuk. Haber hızlı gider.

00842

Tarık raporu okur, son satırda durur.

TARIK: Dönmeyenler?

00843

Görevli ikinci kâğıdı arar.

GÖREVLİ: İsimler henüz tamamlanmadı.

00844

Tarık ilk raporun sonuna boşluk açar.

TARIK: Tamamlanmadığı yazılsın.

00845

Görevli çekingen biçimde itiraz eder.

GÖREVLİ: Başarının yanına belirsizlik koymuş oluruz.

00846

Tarık kâğıdı masaya bırakır.

TARIK: Orada zaten var.

00847

İdris ikinci kayıt için başlık atar.

KÂĞIT: Dönmeyenler ve beklenen haberler.

00848

Meryem, Numan’ın yakınının dışarıda beklediğini söyler.

MERYEM: Onun için raporun en önemli yeri burası.

00849

Tarık iki kâğıdın birlikte okunmasını ister.

ANLATICI: Sevinç elinden alınmadı. Yanına, sevincin tek başına taşıyamadığı şey kondu.

00850

İdris ikinci sayfayı birincinin altına bağlar.

Sessiz kare. İp, bu kez iki farklı hakikati ayırmadan tutar.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 086Numan’ın arkadaşı

00851

Yahya, Numan’ın son saatlerinde yanında bulunan askeri getirir.

ASKER: Ben kaldım. Gömdüğümüz yeri de bilirim.

00852

Bekleyen kadın ayağa kalkar; sonra yeniden oturmak zorunda kalır.

KADIN: Acı çekti mi?

00853

Asker cevap vermek için uzun süre bekler.

ASKER: Yanındaydım. Sonunda sesimi duyup duymadığını bilmiyorum.

00854

Kadın ellerini dizlerinin üstüne koyar.

ANLATICI: İstediği teselli, adamın bildiğinden daha büyüktü.

00855

Asker küçük bir tarak çıkarır.

ASKER: Bunu getirmemi istemişti. Önceden.

00856

Kadın tarağı tanır; başıyla almayı kabul eder.

KADIN: Dişini çocukken kırmıştı.

00857

İdris sayfanın kenarında ölüm haberinin doğrulandığını kaydeder.

Sessiz kare. Kâğıttaki belirsizlik azalırken kadının yükü artar.

00858

Yahya kalabalığın dağılmasını ister.

YAHYA: Biraz yalnız kalsınlar.

00859

Tarık uzaktan haber alır; kadınla konuşmaya gitmek için adım atar, sonra durur.

TARIK: Hazır olduğunda görüşeceğimi söyleyin.

00860

Kadın, askerle aynı basamakta oturur.

ANLATICI: Bir oğlun son yolu, onu tanıyan iki yabancıyı yan yana getirmişti.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 087Tarîf’in sessizliği

00861

Gece, Tarîf ile Tarık limana bakan odada yalnız kalır.

TARIK: Herkes senden aynı hikâyeyi istiyor.

00862

Tarîf elindeki tası döndürür.

TARÎF: Bir kere anlatınca değişmeyecek sanıyorlar.

00863

Tarık suyun yüzeyine bakar.

TARIK: Değişiyor mu?

00864

Tarîf başını eğer.

TARÎF: Dinleyen değişince, nereden başlayacağımı değiştiriyorum.

00865

Kurmaca hatıra karesinde bir kıyı evi ve kapanan ahşap kapı görünür.

TARÎF, DIŞ SES: Bir kadın kapısını kapattı. Sonra aralayıp su bıraktı.

00866

Hatırada askerler kaba yaklaşırken evin içi görünmez.

TARÎF, DIŞ SES: Bize yardım mı etti, gitmemizi mi istedi, bilmiyorum.

00867

Şimdiye dönüş; Tarık cevap vermeden dinler.

ANLATICI: Bir tas suyun içindeki anlam, iki kumandanın bilgisine sığmamıştı.

00868

Tarîf tası yere bırakır.

TARÎF: Karşı kıyıya gidecek olan, gördüğümüzü son söz sanmasın.

00869

Tarık pencereyi açar; içeri tuz kokusu dolar.

TARIK: Bu cümleyi rapora koymayacağız. Ama unutmayacağım.

00870

İki adam karanlık denizi izler.

Sessiz kare. Harita odanın içinde kalır.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 088Cevapsız dönen

00871

Meryem, kendi mektubunu taşıyan denizciyi dönenlerin arasında bulur.

MERYEM: Annemi gördün mü?

00872

Denizci başını sallar.

DENİZCİ: Mektubu verdiğimiz adam adresi tanıyordu. Ben eve gidemedim.

00873

Meryem cevap kesesini sorar; denizci boş ellerini gösterir.

DENİZCİ: Cevap almadım.

00874

Meryem bir süre konuşamaz.

ANLATICI: Haber gelmemesi, zihninde birbirinden ayrı bütün kötü haberleri uyandırdı.

00875

İdris yanında durur; kolay bir teselli söylemeye hazırlanır.

İDRİS: Belki...

00876

Meryem başını ona çevirir.

MERYEM: Şimdi ihtimalleri sayma.

00877

İdris susar; ikisi gölgede oturur.

Sessiz kare. Meryem ellerini dizlerinin altında saklar.

00878

Denizci mektubun ulaştığı kişinin tarifini verir.

DENİZCİ: Adını bilen biri vardı. Bu kadarını söyleyebilirim.

00879

Meryem tarifi kaydettirir.

MERYEM: Sonraki gidene bunu soracağım.

00880

İdris notu ona verir.

ANLATICI: Bekleyiş bitmedi. Yeniden sorulabilecek bir adres kazandı.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 089Aynı sofrada

00881

Dönenler için kurulan sofrada askerler, denizciler ve işçiler yan yana oturur.

ANLATICI: Birlikte yemek, herkesin aynı şeyi kutladığı anlamına gelmiyordu.

00882

Rafi, yeni halatı öven bir askere Safiye’yi gösterir.

RAFİ: Yapan burada.

00883

Asker Safiye’ye teşekkür eder; kadın başını eğer.

SAFİYE: Sağlam kaldı mı?

00884

Asker halatın kayaya sürttüğü yeri anlatır.

ASKER: Bir kısmı yıprandı. Bırakmadı.

00885

Safiye ertesi gün görmeyi ister.

SAFİYE: Neresinin yıprandığını göstereceksin.

00886

Salim sofranın kenarında oturur; Numan’ın annesi için ayrılan kaba bakar.

SALİM: Bunu kim götürecek?

00887

Yunus ayağa kalkar.

YUNUS: Adresi öğrenirim.

00888

Tarık, Yunus’un eline verilen kabı izler; Haris’in kesesini hatırlar.

ANLATICI: Bir işaret aynı yerde kalmıyordu. Birinin ölümüyle başlayan yol, başka birinin kapısına uzanıyordu.

00889

Meryem yemeğini bitirir; annesine yeni bir mektup yazmak için kalkar.

SAFİYE: Biraz daha otur.

00890

Meryem yerinde kalır.

MERYEM: Bu gece yazacağım cümle acele etmesin.

Bölüm 9 · Dönüş Yolu

Sayfa 090Dönenlerin ardından

00891

Şafakta boşalan limanda yıpranmış yelkenler kurutulur.

ANLATICI: Haberler şehre dağılmıştı. Yolculuğun maddi izleri hâlâ kurumasını bekliyordu.

00892

İdris tamamlanan dönüş listesini Tarık’a getirir.

İDRİS: Bir ismin yazımı hâlâ doğrulanmadı.

00893

Tarık o satırı gösterir.

TARIK: Yanına bildiğimizi koy. Başka adla tamamlamayalım.

00894

İdris başını eğer.

İDRİS: Geldiği yer ve birliğini yazdım.

00895

Bir haberci, Mûsâ bin Nusayr’ın yazısını getirir.

HABERCİ: Kumandana.

00896

Tarık mektubun bağını çözer; yüzündeki ifade değişir.

Sessiz kare. Metin okura tarihî bir belge gibi gösterilmez.

00897

İdris konuşmak için bekler.

İDRİS: Yeni bir hazırlık mı?

00898

Tarık mektubu kapatır.

TARIK: Önce elimizde ne olduğunu soruyor.

00899

Pencereden görünen deniz, sabah ışığında açık bir sayfa gibi parlar.

ANLATICI: Büyük karar bazen bir emirle gelmezdi. Hazırlanması istenen hesabın içinden yaklaşırdı.

00900

Tarık İdris’e yeni bir yaprak verir.

TARIK: Bu kez yalnız yükleri saymayacağız.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 091Eldeki su

00901

Salim, onarılan sarnıcın önünde ilk kez uzun süre ayakta durur.

ANLATICI: Yara kapanmaya başlamıştı. Eskiden düşünmeden indiği basamak, şimdi bütün dikkatini istiyordu.

00902

Tarık onun yanına gelir; aşağı inmeyi teklif etmez.

TARIK: Buradan anlatabilirsin.

00903

Salim, su dağıtılan iki sırayı gösterir.

SALİM: Asker arttığında bu sıra yetmeyecek.

00904

İdris yeni hazırlık hesabını açar.

İDRİS: Yeni kuyudan gelecek olanı ekleyebiliriz.

00905

Salim başını sallar.

SALİM: Açılmadan eklemeyin. İlk defter öyle doldu.

00906

Tarık hesap satırının boş bırakılmasını ister.

TARIK: Kaynak hazır olunca yazılır.

00907

Salim, taşınacak kapların eksik saplarını gösterir.

SALİM: Yalnız suyu değil, nasıl gideceğini de sayın.

00908

Tarık geçen gün tekneden inme kararını hatırlar.

ANLATICI: Bir şeyin varlığıyla, gerekli yere ulaşabilmesi arasındaki mesafe büyüktü.

00909

İdris ayrı bir teslim sütunu çizer.

İDRİS: Yükleme, taşıma, varış.

00910

Salim ilk kez kendiliğinden gülümser.

SALİM: Şimdi işin tamamına benziyor.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 092Bitmeyen hüküm

00911

Nadir soruşturmanın kayıtlarını dinlemek için avluda bekler; Râbia uzakta durur.

ANLATICI: Hatasını kabul etmek, sonucunun ne olacağını seçme hakkı vermemişti.

00912

Görevli, idari görevden alınacağını ve hesapların ayrıca inceleneceğini bildirir.

GÖREVLİ: Ödemeler ve kayıplar ayrı ele alınacak.

00913

Nadir başını eğer; Tarık’a bir kere bakar.

NADİR: Beni artık yalnız bununla tanıyacaklar.

00914

Tarık ona yaklaşır.

TARIK: Başka ne yapacağını ben yazamam.

00915

Nadir annesinin beklediği yere yürür.

RÂBİA: Eve mi geliyorsun?

00916

Nadir boş ellerini gösterir.

NADİR: Önce eşyalarımı alacağım.

00917

Râbia başını sallar; onunla birlikte yürümeye başlar.

ANLATICI: Kadın onu haklı çıkarmadı. Yolu tek başına yürümesi gerektiğini de söylemedi.

00918

İdris dosyanın sonuna açık kalan hesapları ekler.

İDRİS: Bu bölüm bitmiş sayılmıyor.

00919

Yaşlı yazıcı defterin kenarını bağlar.

YAZICI: Adam gitti diye sayı düzelmez.

00920

Kayıt rafında Nadir’in dosyası yerini alır; yanında Tarık’ın açıklaması vardır.

Sessiz kare. Mühür, bütün sesleri aynı ağızdan söyletmez.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 093Hazırlığın yüzleri

00921

Tarık yeni hazırlık için yazılan isimleri avluda dinler.

ANLATICI: İlk bakışta bir listeydi. Her satır, bir sofrada boşalacak yere bağlanıyordu.

00922

Azar izcilerin durumunu anlatır.

AZAR: Birinin kardeşi hasta. Erteleme istiyor.

00923

Nöbet amiri itiraz eder.

AMİR: Her evden bir gerekçe çıkar.

00924

Tarık listeyi kapatmaz.

TARIK: O zaman gerekçeleri dinleyecek vakti de hesaba katacağız.

00925

İdris çalışma ve nöbet sürelerini ayrı yazmaya başlar.

İDRİS: Kimlerin aynı gün iki işte göründüğünü çıkaracağım.

00926

Safiye malzeme miktarını öğrenmek için gelir.

SAFİYE: Siparişi artıracaksanız önce lif bulunacak.

00927

Rafi tekne sayısına bakar.

RAFİ: Teknenin adı var. Kimi karada onarılıyor.

00928

Tarık herkesin düzeltmesini dinlerken sayfa giderek kabarır.

ANLATICI: Gerçeğe yaklaştıkça hesap daha az gösterişli oluyordu.

00929

Meryem çeviri işlerinin de zaman istediğini hatırlatır.

MERYEM: Bir adı ilk kez kıyıya vardığınızda öğrenmeyin.

00930

Tarık yeni kâğıdın başına tarih koydurur.

TARIK: Elimizde olan bu. Göndereceğimiz de bu olacak.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 094Adını söyleyen karanlık

00931

Gece Tarık’ın masasında açık bir mektup durur; o, kandilin yanında uyuyakalmıştır.

ANLATICI: Uykuda oda genişledi. Duvarların yerini, geceyle dolu bir kıyı aldı.

00932

Rüyada Tarık kıyıda tek başına yürür; ayaklarının altında kâğıtlar ıslanır.

RÜYA SESİ: Tarık.

00933

Tarık sesin geldiği yöne döner; yüzü seçilmeyen bir kadın kapıda durur.

TARIK, RÜYADA: Beni nereden biliyorsun?

00934

Kadın cevap vermez; kapıdan içeri bir ışık sızar.

ANLATICI: Ses, annesinin sesi olabilir diye düşündü. Hatırlamakla istemek rüyada birbirine benziyordu.

00935

Tarık yaklaşırken kapının gerisinde Hena, Yunus ve tanımadığı insanlar görünür.

RÜYA SESİ: Sen kimi biliyorsun?

00936

Tarık isim söylemeye çalışır; ağzından nefes dışında ses çıkmaz.

Sessiz kare. Delikli taşın içinden rüzgâr geçer.

00937

Uyanır; dışarıda nöbetçi gerçekten adını söylemektedir.

NÖBETÇİ: Kumandan. Mektubun taşıyıcısı bekliyor.

00938

Tarık doğrulur; elindeki kâğıtta mürekkep lekesi vardır.

ANLATICI: Gece ona gelecekten haber getirmedi. Bilmediği yüzleri önüne koydu.

00939

Mektubu yeniden okumaya başlar; acele etmez.

TARIK, İÇ SES: Adımı söyleyenlerin hepsini tanımıyorum.

00940

Son satırı tamamlamadan kalemi bırakır.

TARIK: Beklesin. Eksik bir cevap göndermeyeceğim.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 095Annenin cevabı

00941

Meryem sabah küçük, yıpranmış bir kâğıt alır; dışını tanımadığı biri yazmıştır.

ANLATICI: Cevap, annesinin elinden çıkmış bir yazıyla gelmedi. Yine de ilk cümlede onu tanıdı.

00942

Meryem kâğıdı ışığa tutar.

MEKTUP: Kapının sesini sen gittikten sonra tamir ettirdim. Yine de döneceğin gece duyacağım sanıyorum.

00943

Meryem gülümser; gözleri dolar.

Sessiz kare. Bekleyişin bütün ihtimalleri bir anlığına geri çekilir.

00944

Sonraki satırda anne şimdilik gelmeyeceğini söyler.

MEKTUP: Evi bırakmaya hazır değilim. Bunu beni istemediğin gibi okuma.

00945

Meryem kâğıdı dizlerine indirir.

ANLATICI: Annesinin güvenliğini istemişti. Güvenliğin hangi kıyıda olduğuna da kendisi karar vermişti.

00946

İdris kapıda durur.

İDRİS: İyi mi?

00947

Meryem başını eğer.

MERYEM: Yaşıyor. Şimdilik evinde kalmak istiyor.

00948

İdris cevap yazıp yazmayacağını sorar.

MERYEM: Yazacağım. Sonra belki ben giderim.

00949

Meryem mektubu eski kopyasının yanına koyar; iki cümle birlikte görünür.

ANLATICI: Gelmemesine izin veren kendi cümlesini şimdi kendisine de okumak zorundaydı.

00950

Odasının kapısını açar; sokağa çıkan ışık yüzüne vurur.

MERYEM, İÇ SES: Seni almaya değil, seni dinlemeye gelebilirim.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 096Küçük hazırlıklar

00951

Hena annesinin avlusunda ip uçlarını ayırır; Tamar yük için yeni bezler getirir.

ANLATICI: Büyük hazırlıkların arasında gündelik hayat da kendi işini sürdürüyordu.

00952

Salim ayakkabısının yeni bağını geçirir; Hena onu izler.

HENA: Bu sefer ikisi de aynı.

00953

Salim gülümser.

SALİM: Eskisini de sakladım.

00954

Safiye eski bağı kaldırıp atmaz; iş takımının yanına koyar.

SAFİYE: Ne zaman değiştirilmesi gerektiğini hatırlatsın.

00955

Tamar, Meryem’in gidebileceğini duyduğunu söyler.

TAMAR: Ben de bir gün karşı kıyıyı görmek istiyorum.

00956

Safiye ona baktığında gençliğini değil, ayrı bir isteği görür.

SAFİYE: Orada kimi tanıyorsun?

00957

Tamar başını sallar.

TAMAR: Şimdilik kimseyi.

00958

Hena taşı delikten bakarak Tamar’a uzatır.

HENA: Buradan da biraz görünüyor.

00959

Tamar taşı gözüne götürür; yalnız avlunun bir parçasını görür.

TAMAR: Bu deniz değil, senin annen.

00960

Hena güler; Safiye işine döner.

ANLATICI: Hikâyenin içindeki insanlar, bir an için hikâyenin ağırlığını taşımadan gülebildiler.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 097Verilmeyen vaat

00961

Tarık, yeni sefer ihtimalini konuşmak için yakın adamlarını toplar.

TARIK: Henüz yolun bütün şartlarını bilmiyoruz.

00962

Genç bir asker heyecanla öne çıkar.

ASKER: Gidersek dönecek miyiz?

00963

Odadaki herkes soruya başka bir yüzle bakar.

ANLATICI: Genç adam, herkesin bildiği fakat yüksek sesle sormadığı şeyi sormuştu.

00964

Tarık cevap vermeden önce askerle göz göze gelir.

TARIK: Bunu sana garanti edemem.

00965

Asker başını indirir; Tarık konuşmasını sürdürür.

TARIK: Hazırlıkta bildiğimiz tehlikeleri saklamayacağım.

00966

Nöbet amiri söze karışmak ister; sonra bekler.

Sessiz kare. Odadaki cesaret, bir an için daha sessiz bir biçim alır.

00967

Azar elindeki görev listesini açar.

AZAR: O zaman eksikleri bugün söyleyelim.

00968

Bir denizci teknesindeki onarımı anlatır; bir işçi su kaplarını sorar.

ANLATICI: Sorular korkuyu bitirmedi. Korkunun birlikte taşınabileceği bir işe dönüştü.

00969

Tarık İdris’in kalemine bakar.

TARIK: Söylediklerimi güzel bir konuşmaya çevirmeyeceksin.

00970

İdris sayfayı ona çevirir.

İDRİS: Sorulanları da yazdım.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 098Taşın emaneti

00971

İdris, Safiye’nin evine defter için teşekkür etmeye değil, izin istemeye gelir.

İDRİS: Taşı bir süre yanıma alabilir miyim?

00972

Hena taşı saklar; hemen uzatmaz.

HENA: Nereye götüreceksin?

00973

İdris duraksar.

İDRİS: Kumandanın hazırlıklarına katılırsam yanımda olsun istiyorum.

00974

Hena kaşlarını çatar.

HENA: O zaman yine denize düşer.

00975

İdris gülümsemez; çocuğun korkusunu ciddiye alır.

İDRİS: Düşürmemeye çalışırım. Kaybolmayacağına söz veremem.

00976

Hena annesine bakar; Safiye kararı onun yerine vermez.

SAFİYE: Taş senin.

00977

Çocuk bir süre düşündükten sonra taşı masaya koyar.

HENA: Götürebilirsin. Ama babamın taşı de.

00978

İdris başını eğer.

İDRİS: Senin üç çizgini de anlatırım.

00979

Hena kömürden dördüncü çizginin silindiğini fark eder, yenilemez.

ANLATICI: Bazı işaretler yok olunca verdikleri söz yok olmuyordu.

00980

İdris taşı çantasına koyar; ilk sayfadaki gibi kısa bir ses çıkar.

SES: Tık.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 099Gönderilen hesap

00981

Tarık’ın hazırlık cevabı tamamlanır; haberci yola çıkmak için bekler.

ANLATICI: Bir kıyının hesabı, sonunda birkaç katlanmış kâğıda sığdırıldı. Kıyının kendisi orada değildi.

00982

İdris son kez içindekileri okur.

İDRİS: Hazır tekneler, onarılanlar, su kaynakları, bekleyen malzeme...

00983

Tarık başka bir sayfayı işaret eder.

TARIK: Geride kalacak işler?

00984

İdris o sayfayı gösterir.

İDRİS: Sarnıcın son tamiri. Açık ödemeler. Değişen nöbet sıraları.

00985

Tarık kâğıtları birlikte bağlatır.

ANLATICI: Gitmek için hazırlanan adam, kalması gereken düzeni de geride bırakacağını anlamaya başlamıştı.

00986

Haberci mektubu alır.

HABERCİ: Başka sözünüz var mı?

00987

Tarık pencereden limana bakar.

TARIK: Yazdıklarımın eksilmeden ulaşmasını istiyorum.

00988

Haberci başını eğer ve çıkar.

Sessiz kare. Ayak sesleri avludan sokağa, sokaktan yolun içine karışır.

00989

İdris yeni görev ihtimalini sormak ister.

İDRİS: Sizi gönderirlerse?

00990

Tarık kapıda durur.

TARIK: O zaman bu insanları hatırlamayı da yanımda götürmem gerekecek.

Bölüm 10 · Kıyının Hesabı

Sayfa 100Kıyının unuttuğu isimler

00991

Mevsim değişirken Tanca kıyısında rüzgâr sertleşir; limanın renkleri koyulaşır.

ANLATICI: İlk cildin sonunda deniz hâlâ yerindeydi. Onu seyredenlerin hiçbiri ilk sayfadaki yerde durmuyordu.

00992

Safiye avlusunun kapısını açar; Râbia ile Tamar birlikte işe gelir.

Sessiz kare. İşçiler kendi yerlerini beklemeden hazırlar.

00993

Salim sarnıç önünde yeni işçiye çatlağın eski yerini gösterir.

SALİM: Burası kapandı. Yine de bakmayı bırakmayacağız.

00994

Yunus, Haris’in annesine götüreceği kabı teknesinden alır.

ANLATICI: Bir ölünün hatırası, yalnız adının söylenmesinde yaşamıyordu.

00995

Meryem annesinin mektubunu yeni bir zarfa koyar; yol için küçük bir çanta ayırır.

MERYEM, İÇ SES: Bu kez soracağım soruları da götüreceğim.

00996

Nadir başka bir işin kapısında bekler; ellerinde eski görevinden hiçbir eşya yoktur.

Sessiz kare. Nasıl yaşayacağı henüz yazılmış değildir.

00997

Azar gece nöbetini devralırken karşısındaki adamın adını sorar.

AZAR: Yerine geldiğimi kime söyleyeceğim?

00998

İdris defterinde yeni cildin ilk sayfasını açar; delikli taş yanında durur.

ANLATICI: Bir adamın adıyla başlayan kitapta, başkalarının isimleri de yer bulmuştu.

00999

Tarık yüksek basamakta durur; karşı kıyı sisin arkasında görünmez.

TARIK, İÇ SES: Gideceğim yerde, bilmediğim hayatlar var.

01000

Son geniş karede su, taş kıyıya değip geri çekilir.

ANLATICI: Deniz çağırmadı. İnsanlar kendi kararlarını onun sesinde dinlediler. İkinci kıyının hikâyesi, sisin içinde bekliyordu.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 101Tuzla yazılmış mektup

01001

Meryem, annesinin mektubunu ışığa kaldırır.

ANLATICI: Tuz, bazı harflerin çevresinde küçük kıyılar bırakmıştı.

01002

Başparmağı silik bir kelimede durur.

MERYEM: Avlu.

01003

Çantasından boş bir yaprak çıkarır.

ANLATICI: Gitmeden cevap yazmak, varacağını varsaymak kadar ürkütücüydü.

01004

Kalem ilk satırın üzerinde bekler.

MERYEM, İÇ SES: Seni almaya geliyorum, yazma.

01005

İnce bir çizgi boyunca mürekkep yürür.

MERYEM: Seni görmeye geliyorum.

01006

Safiye kapıya yaslanır; elinde bir kumaş kılıf vardır.

SAFİYE: Su geçirmez değil. Yine de çıplak bırakmaz.

01007

Meryem mektubu kılıfa yerleştirir.

MERYEM: Annem hiçbir şeyi atmaz.

01008

Safiye yıpranmış eteğinin dikişini gösterir.

SAFİYE: Bazı şeyleri atabilecek kadar yenisini bulamayız.

01009

İki kadın birbirine bakıp gülümser.

Sessiz kare. Ayrılığın ilk işi, küçük bir eşyanın korunmasıdır.

01010

Pencerenin gölgesi mektubun üstüne düşer.

ANLATICI: Henüz hiçbir kapı kapanmamıştı. Kâğıt şimdiden karanlıktaydı.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 102Geçişteki soru

01011

Hişam, Meryem’in yol yazısını evirir.

HİŞAM: Ailenin yanına gidiyorsun. Başka kimin sözünü taşıyorsun?

01012

Meryem kılıfı masaya koyar.

MERYEM: Kendi sözümü.

01013

Hişam içindeki eski mektubu açtırır.

ANLATICI: Bir annenin eli, tanımadığı bir masanın üstüne yatırıldı.

01014

Görevli satırlardan birini gösterir.

HİŞAM: Bunu oku.

01015

Meryem dudaklarını aralar; sesi gelmez.

MERYEM, İÇ SES: Bu kelime burada kalırsa annem yalnız kalmaz.

01016

Hişam parmağını kaldırmaz.

HİŞAM: Bilmiyor musun?

01017

Meryem başını sallar.

MERYEM: Şimdi çevirmeyeceğim.

01018

Hişam yanındaki yazıcıya döner.

HİŞAM: Çevirmeyi reddediyor.

01019

Meryem hızla elini uzatır.

MERYEM: Okuyamadı diye yazma.

01020

Kapı aralığından iskele görünür; tekne uzaklaşır.

SES: Uzun bir kürek gıcırtısı.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 103Söylenmeyenin bedeli

01021

Meryem, giden teknenin ardındaki çizgiye bakar.

ANLATICI: Susmak da bir yolculuktu; insanı istemediği yere götürebiliyordu.

01022

İdris geçiş odasına gelir.

İDRİS: Seni beklediler.

01023

Meryem kılıfın ağzını bağlar.

MERYEM: Biliyorum.

01024

İdris sesini alçaltır.

İDRİS: Kelime birinin adı mı?

01025

Meryem karşısındaki sandalyeyi gösterir.

MERYEM: Sana da hemen anlatmak istemiyorum.

01026

İdris oturmak yerine kapıda kalır.

İDRİS: O zaman benim yardımım ne olacak?

01027

Meryem yorgunlukla gözlerini kapar.

MERYEM: Beni tanıdığını söyle. Bildiğinden fazlasını söyleme.

01028

İdris, Hişam’ın yanına döner.

İDRİS: Meryem’i tanırım. Mektubun tamamını bilmiyorum.

01029

Hişam iki adamı çağırmak üzere elini kaldırır, vazgeçer.

HİŞAM: Yazı burada kalacak. Kendisi evine gidebilir.

01030

Meryem boş kılıfı alır.

Sessiz kare. Eşyasının hafifliği, eline daha ağır gelir.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 104Kumandanın odası

01031

Tarık bir gemi çizimini dinlerken Hişam içeri girer.

HİŞAM: Tercümanınızın mektubunda sakladığı bir söz var.

01032

Tarık çizimin üzerindeki taşı kaldırır.

TARIK: Benim tercümanım olması, mektubunu benim yapmaz.

01033

Hişam bekletilen yol yazısını uzatır.

HİŞAM: Limandan geçecek herkesin yükünü soruyoruz.

01034

Tarık yazının kenarını okur.

TARIK: Şüphelendiğin şeyi açıkça söyle.

01035

Hişam susar; sonra tek satırı gösterir.

HİŞAM: Adını vermediği insanlar avluda kalıyor olabilir.

01036

Tarık pencereden kıyıdaki evlere bakar.

ANLATICI: Her çatı, içindekileri sayabilen bir göz istemiyordu.

01037

Bir görevli kılıç kuşağını düzeltir.

GÖREVLİ: Soruyu sertleştirirsek cevap gelir.

01038

Tarık ona döner.

TARIK: Bir cevap gelir. Aradığınla aynı olmayabilir.

01039

Meryem odaya çağrılır; ayakta bekler.

MERYEM: Burada anlatacağım. Koridorda tekrar edilmesini istemiyorum.

01040

Tarık kapının açık kalmasını isteyen Meryem’e başıyla izin verir.

Sessiz kare. Kapı kapanmaz; konuşma yine de daralır.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 105Sığınak kelimesi

01041

Meryem mektuptaki silik harfe dokunur.

MERYEM: Annem, avludakiler için bizim evde kullanılan bir söz yazmış.

01042

Tarık dikkatle dinler.

TARIK: Anlamı?

01043

Meryem iki eliyle kılıfı düzeltir.

MERYEM: Barınanlar. Akraba da olabilir, yoldan gelen de.

01044

Hişam öne eğilir.

HİŞAM: Kaçaklar demek olamaz mı?

01045

Meryem gözlerini kaldırır.

MERYEM: Siz onu yazınca artık yalnız o anlama gelecek.

01046

Tarık satırı Meryem’e geri verir.

TARIK: Annenin kimleri sakladığını biliyor musun?

01047

Meryem ilk kez tereddütsüz cevaplar.

MERYEM: Hayır.

01048

Odadaki asker sandalyesinde kıpırdanır.

ASKER: Bizi oyaladı.

01049

Meryem askere döner.

MERYEM: Korktum. Bu, bilmediğim şeyi bildiğim anlamına gelmiyor.

01050

Tarık yüzündeki yorgun çizgiyi ovuşturur.

TARIK: Bugün öğrendiğimiz şey bu kadarsa, buraya fazlasını koymayın.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 106İzin kadar dar

01051

Hişam geçiş yazısını yeniden hazırlar.

HİŞAM: Bu yalnız bu kıyının izni.

01052

Meryem imzaya değil tarihe bakar.

MERYEM: Öteki kıyıda beni koruyacağını sanmıyorum.

01053

Tarık masadan uzaklaşır.

TARIK: Oradan haber getirmek zorunda değilsin.

01054

Meryem kâğıdı katlamaz.

MERYEM: Sorarsanız bildiğimi söylerim. Annemin evini bir göreve çevirmeyin.

01055

Tarık başını ağır ağır eğer.

ANLATICI: Kabulün içinde, vazgeçmekten hoşlanmadığı bir imkân vardı.

01056

Hişam eski kayda bir ek düşer.

HİŞAM: Yolculuk artık yarın.

01057

Meryem mektubunu kendi elleriyle alır.

Sessiz kare. Kâğıdın orta yerinde görevlinin ter izi kalmıştır.

01058

İdris kapıdan onunla çıkar.

İDRİS: Bana kızgın mısın?

01059

Meryem merdivene oturur.

MERYEM: Her şeyi bilmek istemene.

01060

İdris yanına oturur; soru sormaz.

ANLATICI: İlk kez sessizliği tamamlamaya çalışmadan birlikte beklediler.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 107Kıyıdan ayrılan

01061

Sabah Ammar, teknenin dibindeki suyu boşaltır.

AMMAR: Uğurlamak için gelenleri kıyıda bırakın. Tekne doldu.

01062

Safiye, Meryem’e küçük bir ekmek verir.

SAFİYE: Yarısını dönüşe saklama. Bayatlar.

01063

Meryem ekmeği koklar.

MERYEM: Annem de böyle söyler.

01064

Hena suya düşen bir yaprağı izler.

HENA: Orada da aynı deniz mi var?

01065

Meryem çocuğun hizasına eğilir.

MERYEM: Bakınca sana anlatırım.

01066

İdris taşı çantasından çıkaracak gibi olur; sonra bırakır.

ANLATICI: Her ayrılıkta aynı eşyayı ortaya koymak gerekmiyordu.

01067

Tarık uzakta yük sırasını bekleyen askerlerle konuşur.

TARIK: Yolcu teknesinin sırasını almayacaksınız.

01068

Ammar ipi çözer; Meryem oturur.

SES: Liflerin taşa sürtünmesi.

01069

Evler küçülürken Meryem mektubu göğsüne bastırır.

MERYEM, İÇ SES: Bu kez evi görmeden geri dönme.

01070

Kıyının bütün sesleri tek uğultuya karışır.

ANLATICI: Deniz, ayrıntıları önce sesten alıyordu.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 108Öteki masanın gölgesi

01071

Karşı kıyıdaki küçük iskelede iki görevli bekler.

ANLATICI: Yolculuk suyun bittiği yerde bitmedi.

01072

Bir görevli Meryem’in yazısına bakar.

GÖREVLİ: Bunu veren adam burada hükmetmiyor.

01073

Meryem çantasını açar.

MERYEM: Evimin nerede olduğunu da söyledim.

01074

Görevli mektubu alır; tek satırda durur.

GÖREVLİ: Kimler barınıyor?

01075

Meryem onun yüzünü inceler.

MERYEM: Bilmiyorum. Öğrenmeye geldim.

01076

Görevli yanındaki gence başını çevirir.

GÖREVLİ: Avluya kadar götür.

01077

Ammar ücretin kalanını istemek üzere yaklaşır; durur.

AMMAR: Dönüş gününü bana nasıl bildireceksin?

01078

Meryem denize bakmadan cevap verir.

MERYEM: Haber bırakacağım. Beni bekleme.

01079

Genç görevli yolun başında sabırsızlanır.

SES: Çakıl üstünde bir çizmenin iki kısa vuruşu.

01080

Meryem ilk adımını atar; toprak tanıdık kokmaz.

ANLATICI: Hatırladığı ülke, hafızasındaki kadar küçük değildi.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 109Kül kuyusu

01081

Yol arkadaşı genç, kuru bir kuyuda durur.

GENÇ: Adım Silvan. Kasabaya kadar beraberiz.

01082

Meryem ona su uzatır.

MERYEM: Beni kaçmamdan mı, kaybolmamdan mı koruyorsun?

01083

Silvan kabı alırken yüzü kızarır.

SİLVAN: İkisini de söylemediler.

01084

Kuyunun ağzından serin hava yükselir.

ANLATICI: Aşağıdan birinin fısıldadığı sanılabilirdi. Meryem eğilmedi.

01085

Bir çocuk kuyunun duvarına kömürle ev çizer.

ÇOCUK: Bu sizin eviniz mi?

01086

Meryem çizimin çatısına bakar.

MERYEM: Benimki bu kadar düzgün değildi.

01087

Silvan ilk kez gülümser.

SİLVAN: Burada kimseninki değil.

01088

Uzakta fırın dumanı görünür.

ANLATICI: Bir koku, yılları yoldan daha hızlı geçti.

01089

Meryem annesinin mektubunu tekrar katlar.

MERYEM, İÇ SES: İçeride kim varsa önce yüzüne bak.

01090

Üç dar sokağın kesiştiği kapıda dururlar.

SES: İçeriden ağır bir taşın sürüklenişi.

Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup

Sayfa 110Kapıyı açan başkası

01091

Meryem kapıya çocukluğundaki ritimle vurur.

SES: İki kısa, bir uzun vuruş.

01092

İçeride sürüklenen taş susar.

ANLATICI: Bekleyiş, cevap vermek için biçim arıyordu.

01093

Kapıyı tanımadığı yaşlı bir adam açar.

ADAM: Kim?

01094

Meryem kapının çatlağını tanır.

MERYEM: Leocadia’nın kızı.

01095

Adam arkasına bakar; yol vermek istemez.

ADAM: Burada yüksek sesle konuşma.

01096

Silvan görev yazısını gösterir.

SİLVAN: Onu eve getirdim.

01097

Avludan bir kadın seslenir.

LEOCADIA: O yazıyı aşağı indir. Kızımı tanırım.

01098

Meryem annesini görür; adım atamaz.

Sessiz kare. Yıllar önceki yüzle karşısındaki yüz bir an üst üste biner.

01099

Leocadia kızının soğuk ellerini tutar.

LEOCADIA: Geç kaldın demeyeceğim. Geldin.

01100

Kapının ardından fırın küreği taşıyan Leandro görünür.

ANLATICI: Meryem’in evine döndüğü gün, komşu kapının neden kapalı kaldığı da anlatılacaktı.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 111Kapalı kapılar

01101

Meryem’in gelişinden haftalar önce, kasabanın fırınında ateş yanar.

ANLATICI: Bu kasaba romanın haritasındadır. Borçları gerçek bir vergi defterinden alınmamıştır.

01102

Leandro küreği fırına sürer.

LEANDRO: Alda, soldakiler önce çıkacak.

01103

Alda hamurun üstüne parmağıyla küçük çukurlar açar.

ALDA: Soldakileri her sabah yakıyorsun.

01104

Kapıda kitap tamircisi Binyamin belirir.

BİNYAMİN: Bugün yakma. Dişlerim pazarlığı bıraktı.

01105

Leandro küçük bir ekmeği ayırır.

LEANDRO: Senin dişlerin benden eski.

01106

Binyamin küreğin çatlak sapını inceler.

BİNYAMİN: Bu sap da ikimizden inatçı.

01107

Alda ikisini kapıdan uzaklaştırır.

ALDA: Dostluğunuzu hamurun dışında sürdürün.

01108

Sokaktan tahsildar gelir; ardında iki yükçü vardır.

Sessiz kare. Sohbetin sesi ateşin çıtırtısına iner.

01109

Tahsildar tezgâha bir hesap bırakır.

TAHSİLDAR: Deponun payı ödenmedi.

01110

Leandro küreği duvara dayar.

LEANDRO: Dün verdiğim neydi?

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 112İki ayrı ad

01111

Binyamin kendi hesabını açar.

BİNYAMİN: Bende aynı depo için başka bir başlık var.

01112

Tahsildar kâğıtları yan yana koymaz.

TAHSİLDAR: Seninki başka.

01113

Alda iki kâğıdı kendi eliyle yaklaştırır.

ALDA: Kapısı bir. Çatısı bir.

01114

Leandro, Binyamin’in eski kefalet işaretini görür.

LEANDRO: Bu benim borcuma bağlandığın yer mi?

01115

Binyamin eliyle yazının üstünü örter.

BİNYAMİN: Eski bir anlaşma.

01116

Tahsildar kapı halkasına ip geçirir.

TAHSİLDAR: Hesap görülene kadar mal çıkmayacak.

01117

Alda içerideki hamurları gösterir.

ALDA: Bunlar hesabınızı beklemez.

01118

Yükçü genç adam arkadaşına bakar.

YÜKÇÜ: Ekmekleri çıkaralım bari.

01119

Tahsildar kısa bir tereddütten sonra eliyle izin verir.

Sessiz kare. İp çözülmez; kürek aralıktan geçer.

01120

Leandro kapının dışına oturur.

ANLATICI: Bir yerin kapanması, içindeki ateşi hemen söndürmüyordu.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 113Paylaşılan borç

01121

Binyamin atölyesindeki boş rafa bakar.

ANLATICI: Borç tahsiline gelenler en ağır aleti değil, en gerekli olanı almıştı.

01122

Leandro kayıp cilt presinin izini görür.

LEANDRO: Kefaletini neden bana söylemedin?

01123

Binyamin yırtılmış bir kapağı kaldırır.

BİNYAMİN: Fırının açılması gerekiyordu.

01124

Leandro başını sallar.

LEANDRO: Sonra niçin söylemedin?

01125

Binyamin kapaktaki deri şeridi düzeltir.

BİNYAMİN: Teşekkürünü bir daha duymak istemedim.

01126

Leandro karşısına çömelir.

LEANDRO: Şimdi borcunu duymak zorundayım.

01127

Binyamin yüzünü çevirir.

BİNYAMİN: Borcumu değil. Bizimkini.

01128

İki adamın arasından Alda geçer; un çuvalını taşır.

ALDA: Bunu da birlikte kaldırabilirsiniz.

01129

İkisi aynı anda çuvalın ucuna uzanır.

SES: İnce bir yırtılma.

01130

Un taş zemine yayılır; kimse gülmez.

ANLATICI: İlk birlikte yaptıkları iş, kaybettiklerini toplamak oldu.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 114Kapağın içindeki kuş

01131

Gece Binyamin küçük bir kitabın kapağını söker.

ANLATICI: Geriye aldığı işler, uykusundan borç alıyordu.

01132

Derinin altında silik bir kuş çizimi belirir.

BİNYAMİN: Bunu kim saklamış?

01133

Leandro lambayı yaklaştırır.

LEANDRO: Çocuk işi.

01134

Binyamin çizgiyi parmağıyla izlemez; yalnız bakar.

BİNYAMİN: Bir yetişkin de uçmayı becerememiş olabilir.

01135

Lambanın gölgesi kuşun kanadını oynatır.

Sessiz kare. Hareket yalnız titreyen ışıktandır.

01136

Leandro avucundaki ekmek kırıntılarını masaya döker.

LEANDRO: Yarın satacak hiçbir şeyimiz yok.

01137

Binyamin kitabın sahibini düşünür.

BİNYAMİN: Bunun parasını isteyeceğim.

01138

Leandro itiraz etmek için ağzını açar.

LEANDRO: O kadın da...

01139

Binyamin onu durdurur.

BİNYAMİN: Biliyorum. Yine de emeğimin bir karşılığı olmalı.

01140

Kuş çizimi yeni kapağın içine yerleşir.

ANLATICI: Bazı kanatlar yalnız saklandıkları için bugüne ulaşırdı.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 115Alda’nın hesabı

01141

Alda, evde kalan kapları yere dizer.

ALDA: Satılacakları ben seçeceğim.

01142

Leandro bir kabı geri alır.

LEANDRO: Bu senin annenindi.

01143

Alda kabı yeniden sıraya koyar.

ALDA: Annem kapları doyursun diye bırakmadı.

01144

Binyamin elindeki küçük keseyi uzatır.

BİNYAMİN: Tamir ücretinin yarısı.

01145

Alda keseyi tartmadan açar.

ALDA: Yarısını kendine bırakmış olmanı isterim.

01146

Binyamin başını eğer.

Sessiz kare. Kesenin boş yanı masaya çöker.

01147

Alda paranın bir bölümünü geri iter.

ALDA: İyilik yaparken kendini hesabın dışına çıkarma.

01148

Leandro kapıdan dışarıyı dinler.

LEANDRO: Geceleri burada kalmamızı da istemiyorlar.

01149

Alda uzun bir kumaşı bohça yapar.

ALDA: O zaman bu gece konuşmayı bırakıp toplanacağız.

01150

Binyamin atölyesinin anahtarını yumruğunda sıkar.

ANLATICI: İnsan bazen açamadığı kapının anahtarını daha sıkı taşırdı.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 116Leocadia’nın eşiği

01151

Leocadia elinde lamba, üç komşusunu dinler.

LEOCADIA: Avlunun arkasında yer var.

01152

Leandro çevredeki pencerelere bakar.

LEANDRO: Seni de sıkıştırırlar.

01153

Leocadia lambayı yere bırakır.

LEOCADIA: Önce içeride ne kadar yer olduğunu görelim.

01154

Alda dar odaya girip duvara dokunur.

ALDA: Burası nemli.

01155

Leocadia kuru örtüleri getirir.

LEOCADIA: Kızım bu duvarı deniz sanırdı.

01156

Binyamin kapının eşiğinde kalır.

BİNYAMİN: Ben başka yerde...

01157

Leocadia onun cümlesini bitirmez.

LEOCADIA: İstersen ararız. Bu gece için odan burada.

01158

Leandro kendi bohçasını Binyamin’inkinin yanına koyar.

Sessiz kare. Bohçalar sahiplerinden önce yan yana durabilir.

01159

Leocadia kalemini masaya bırakır.

LEOCADIA: Meryem’e bir satır daha yazmalıyım.

01160

Mektuptaki boşluk lamba ışığında parlar.

ANLATICI: Haftalar sonra bir limanı durduracak kelime, bu gece bir yatak kadar basitti.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 117Yanlış duyulan dua

01161

Şafakta Binyamin avlunun köşesinde sessizce dua eder.

Sessiz kare. Dudakları kıpırdar; sözler başkasına çevrilmez.

01162

Leandro kapıda bekleyip geri çekilir.

ANLATICI: Arkadaşının tanımadığı bir tarafına izinsiz girmiş gibi hisseder.

01163

Alda yüzünü yıkar.

ALDA: Niye durdun?

01164

Leandro omuzlarını kaldırır.

LEANDRO: Bitirsin istedim.

01165

Binyamin içeri girince Leandro ekmek uzatır.

LEANDRO: Ben de bazen ne isteyeceğimi bilemiyorum.

01166

Binyamin ekmeği ikiye ayırır.

BİNYAMİN: Bugün istedim. Ne çıkacağını bilmiyorum.

01167

Leocadia penceresindeki küçük ışığa bakar.

ANLATICI: Aynı avluya bakan inançlar, aynı sözleri söylemek zorunda değildi.

01168

Sokaktaki iki adam içeriyi merakla süzer.

ADAM: Kaç kişi oldular?

01169

Alda kapıyı yarıya kadar örter.

ALDA: Kahvaltı yapacak kadar.

01170

Avluda ekmek parçaları el değiştirir.

SES: Kabın kenarına değen tahta kaşık.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 118Kolay çıkış

01171

Tahsildarın yardımcısı Leandro’yu sokakta durdurur.

YARDIMCI: Kendi payını ödersen fırını açtırabiliriz.

01172

Leandro arkasındaki avluya bakar.

LEANDRO: Binyamin’in kefaleti?

01173

Yardımcı omuz silker.

YARDIMCI: Onun işi ayrı görülür.

01174

Leandro geri dönerken ayağı küçük bir taşa takılır.

ANLATICI: Yol bir an için çok kolay görünmüştü.

01175

Alda, Leandro’nun boş yüzünü fark eder.

ALDA: Ne istediler?

01176

Leandro hemen anlatmaz.

LEANDRO: Bizi ayırmayı.

01177

Binyamin gölgede onu duyar.

BİNYAMİN: Bunu düşündün mü?

01178

Leandro uzun süre cevap veremez.

LEANDRO: Evet.

01179

Binyamin kapının halkasını bırakır.

Sessiz kare. Demir, tahta üzerinde tek kez vurur.

01180

Leandro arkasından gitmez.

ANLATICI: Dürüstlük, duyulduğu anda merheme dönüşmüyordu.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 119Teklifin geri dönüşü

01181

Ertesi sabah Leandro yardımcıyı kendi arar.

LEANDRO: Ayrı ödeme yapmayacağım.

01182

Yardımcı alaycı bakar.

YARDIMCI: O zaman ikiniz de kapıda kalın.

01183

Alda iki hesabın kopyasını masaya koyar.

ALDA: Aynı depoya bağlanan yükü birlikte açıklayın.

01184

Yardımcı kopyalardan birini çekmek ister.

YARDIMCI: Bunları kim çıkardı?

01185

Binyamin masaya yaklaşır.

BİNYAMİN: Ben.

01186

Leandro arkadaşının yanında yer açar.

Sessiz kare. Özür için henüz kelime bulunmaz.

01187

Yardımcı üst görevliye haber göndereceğini söyler.

YARDIMCI: Cevap gelene kadar kapılar kapalı.

01188

Alda kağıtları geri toplar.

ALDA: Cevap beklediğimizi komşular da bilsin.

01189

Dışarıda yağmur başlar; üçü aynı saçakta durur.

ANLATICI: Birleşmeleri borcu bitirmemişti. Artık kimin borcu olduğu saklanamıyordu.

01190

Leandro Binyamin’e yer açar.

LEANDRO: Kızgınlığın bitmeden de burada durabilirsin.

Bölüm 12 · Kapalı Kapılar

Sayfa 120Mektubun yetiştiği gün

01191

Leocadia avludaki boş saksıyı duvardan indirir.

LEOCADIA: Kızım gelirse bunu yine yerine koyar.

01192

Alda kuru toprağı ezer.

ALDA: İçinde ne vardı?

01193

Leocadia bir süre hatırlamaya çalışır.

LEOCADIA: Bunu ona soracağım.

01194

Binyamin yeni başvuru için bir parça yazı malzemesi ayırır.

BİNYAMİN: Kızınız çeviri yapıyordu, değil mi?

01195

Leocadia kapıya bakar.

LEOCADIA: Gelirse önce yemek yiyecek.

01196

Leandro fırından kurtardığı küreği siler.

ANLATICI: Açılmayan kapının emeği, avluda yer arıyordu.

01197

Uzakta üç vuruş duyulur.

SES: İki kısa, bir uzun.

01198

Leocadia ayağa kalkarken elindeki toprak dökülür.

Sessiz kare. Parmaklarının arasında yalnız kuru bir kök kalır.

01199

Binyamin kapıya yürür.

BİNYAMİN: Kim?

01200

Meryem’in sesi tahtanın ardından gelir.

MERYEM: Leocadia’nın kızı.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 121Sebte yolu

01201

Tarık’ın küçük kafilesi kıyı yolundan Sebte’ye yaklaşır.

ANLATICI: Yol boyunca deniz bazen kayboluyor, kokusu ağaçların arasında kalıyordu.

01202

Azar atının kulağındaki böceği uzaklaştırır.

AZAR: Yolun aşağısı çamur.

01203

Tarık hayvanından iner.

TARIK: Yürüyelim.

01204

İdris çantasındaki belgeleri yüksek tutar.

İDRİS: Görüşme için geç kalabiliriz.

01205

Tarık çamura gömülen bir izden ayağını kurtarır.

TARIK: Sofra bizim hızımıza göre kurulmuş olabilir. Yol kurulmadı.

01206

Kayalığın üzerinde beyaz bir kuş döner.

Sessiz kare. Kuşun gölgesi denize düşmeden kaybolur.

01207

Tarık birkaç adım geride kalır.

TARIK, İÇ SES: Benden önce buraya gelenler aynı kokuyu duydu.

01208

İdris geri bakar.

İDRİS: Bir şey mi söylediniz?

01209

Tarık başını kaldırır.

TARIK: Hayır.

01210

Şehrin kapısında bekleyen adam onları sayar.

ANLATICI: Sebte’ye önce isimleri girdi; bedenleri biraz sonra.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 122Julianos’un sofrası

01211

Julianos uzun sofranın başında konuklarını karşılar.

ANLATICI: Bu sofra ve konuşmalar kurmacadır; tarihî aracılığın hayal edilen insan yüzüdür.

01212

Tarık karşısındaki sandalyeye oturur.

JULIANOS: Deniz sizi yormamış.

01213

Tarık çamurlu eteğine bakar.

TARIK: Bugün kara yordu.

01214

Julianos hafifçe gülümser; hizmetkâra işaret eder.

Sessiz kare. Taş kâselerde ışık birikir.

01215

Bir tüccar tekne sayılarını anlatmaya başlar.

TÜCCAR: İstenirse hepsi bulunur.

01216

Julianos elindeki bardağı indirmez.

JULIANOS: İstenmekle bulunmak arasındaki bedeli konuşacağız.

01217

İdris yazmak için bekler.

ANLATICI: Sofradaki herkes aynı denize bakıyordu; sahip oldukları kıyılar farklıydı.

01218

Azar kapının yanındaki ikinci nöbetçiyi fark eder.

Sessiz kare. Nöbetçi de onu fark ettiğini gizlemez.

01219

Tarık ekmeğin kenarını böler.

TARIK: Önce hangi tekneden söz ettiğimizi öğreneyim.

01220

Sofrada ilk kez uzun bir susuş olur.

SES: Bardağın taş zemine değmesi.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 123Haritanın boş yanı

01221

Masa boşaltılır; üstüne kıyı çizimi serilir.

ANLATICI: Kâğıtta rüzgâr yoktu.

01222

Tarık çizimde küçük bir açıklığı gösterir.

TARIK: Buraya sığınabilir miyiz?

01223

Julianos denizci **Orso**’yu çağırır.

JULIANOS: Bunu o cevaplasın.

01224

Orso çizime eğilir.

ORSO: Bu çizimde evet. Su çekilince hayır.

01225

Tüccar sabırsızlıkla öksürür.

TÜCCAR: Geçen yaz girdik.

01226

Orso başını kaldırmadan konuşur.

ORSO: Geçen yazın suyu dönüp bize yardım etmeyecek.

01227

Tarık boş alanın yanına işaret koydurur.

TARIK: Buraya güvenmeyelim.

01228

Julianos onu inceler.

JULIANOS: Her belirsizliği silerseniz kıyı kalmaz.

01229

Tarık çizimi düzeltir.

TARIK: Silmedim. Bilmediğimiz yeri ayırdım.

01230

İdris boşluğu çevreleyen çizgiyi tamamlar.

Sessiz kare. En görünür işaret, hiçbir şeyin çizilmediği yerdedir.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 124Sofrada olmayan

01231

Bir adam görüşmeyi keserek kapıdaki bekleyeni fısıldar.

JULIANOS: Sonra.

01232

Tarık sesin geldiği yere bakar.

TARIK: Tekneyle ilgiliyse şimdi dinleyebiliriz.

01233

Julianos eliyle izin verir; bir dul kadın girer.

KADIN: İstediğiniz teknenin yarısı benim.

01234

Tüccar sandalyesinde geriye yaslanır.

TÜCCAR: Kullanımını ben yürütüyorum.

01235

Kadın ıslak örtüsünü omzundan alır.

KADIN: Dönmediğinde çocuklarımı da sen mi büyüteceksin?

01236

İdris kalemini kaldırır; kadının adı söylenmemiştir.

İDRİS: Adınızı öğrenebilir miyim?

01237

Kadın yalnız ona döner.

KADIN: Elvira.

01238

Julianos boş sandalye getirtir.

ANLATICI: Kadının içeri girmesi, masadakilerin her sözüne katıldığı anlamına gelmiyordu.

01239

Tarık çizimdeki tekne işaretini kapatır.

TARIK: Bu tekne henüz hazır sayılmayacak.

01240

Tüccar ilk kez yüzünü saklamaz.

Sessiz kare. Pazarlığın asıl yüzü bir an görünür.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 125Bedel

01241

Elvira kullanım şartlarını dinler; parayı hemen almaz.

ELVİRA: Kaybolursa bedel kime, ne zaman ödenecek?

01242

Julianos tüccara cevap vermesini işaret eder.

TÜCCAR: Hesap görüldüğünde.

01243

Elvira ellerini kucağında birleştirir.

ELVİRA: Açlık hesabın bitmesini beklemiyor.

01244

Tarık kendi yanındaki adama bakar.

TARIK: Verebileceğimiz teminatı söyle. Veremeyeceğimizi de.

01245

Adam sınırlı bir avans teklif eder.

ANLATICI: Güvence, söylenince büyüyen fakat elde küçülen bir kelimeydi.

01246

Elvira düşünmek için süre ister.

ELVİRA: Bu gece cevap vermeyeceğim.

01247

Tüccar öne eğilir.

TÜCCAR: Başka tekne buluruz.

01248

Elvira ayağa kalkar.

ELVİRA: Bulun.

01249

Julianos kapının açılmasını emreder.

Sessiz kare. Kadın çıkarken kimse önüne geçmez.

01250

Tarık geride kalan boş sandalyeye bakar.

TARIK, İÇ SES: Kimin kararını hangi ihtiyaçla satın alıyoruz?

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 126Dar merdiven

01251

Görüşmeye ara verilince Tarık avluya çıkar.

ANLATICI: İzin verilen bir yalnızlık, gerçek yalnızlığa benzemezdi.

01252

Azar gölgede nöbet tutar.

TARIK: Gel, yürüyelim.

01253

Dar merdivenin sonunda deniz görünür.

SES: Taşların arasında uzayan rüzgâr.

01254

Tarık ellerini yıkar; su parmaklarından süzülür.

Sessiz kare. Yüzük izinin çevresinde ince toz kalır.

01255

Sessiz bir köşede namaza durur.

ANLATICI: Duasında kendisine zafer anlatan bir ses aramadı.

01256

Alnını yerden kaldırır.

TARIK, İÇ SES: Acelemin adını cesaret koymaktan koru beni.

01257

Azar bakışlarını denize çevirerek bekler.

Sessiz kare. İbadetin sözleri ona ait değildir.

01258

Tarık ayağa kalkınca dizindeki toprağı siler.

AZAR: Sofraya çağırıyorlar.

01259

Tarık kısa bir nefes alır.

TARIK: Dönelim.

01260

Merdiven gölgeleri iki adamı sırayla örter.

ANLATICI: İçeride kaldıkları yerden devam etmek gerekecekti.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 127Julianos’un payı

01261

Julianos boş sofrada Tarık’ı bekler.

JULIANOS: Beni neden yardım ediyor sanıyorsunuz?

01262

Tarık hemen oturmaz.

TARIK: Sizin söylemenizi bekliyorum.

01263

Julianos kâsenin dibindeki zeytini çevirir.

JULIANOS: Bu kıyının yarın da bir kapısı olsun istiyorum.

01264

Tarık karşısına geçer.

TARIK: Kimin kapısı?

01265

Julianos elini masaya koyar.

JULIANOS: Benim idaremdeki kapı. Bunu saklamıyorum.

01266

Pencerede bir bulut güneşi keser.

ANLATICI: Adamın yüzünü gölgeledi; sözünü değiştirmedi.

01267

Julianos alçak sesle devam eder.

JULIANOS: İberya’da herkes aynı kişiyi istemiyor. Ama hepsi sizi de istemiyor.

01268

Tarık başını kaldırır.

TARIK: İlk cümleyi ikincisiz getirenler oldu.

01269

Julianos hafifçe güler.

JULIANOS: Satacak sözü olanlar, ağırlığını azaltır.

01270

Tarık çizimi yeniden açar.

TARIK: Sizin sözünüzün eksilen yerini de öğreneceğiz.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 128Güvencenin sınırı

01271

İdris ortak notları yüksek sesle okur.

İDRİS: Taşıma imkânları araştırılacak. Son karar ayrıca bildirilecek.

01272

Julianos bir sözü işaret eder.

JULIANOS: Burada limanın tamamı adına konuşamam.

01273

Tarık onun düzeltmesini kabul eder.

TARIK: Ben de burada Mûsâ adına yeni bir karar vermiyorum.

01274

Tüccar ikisinin arasında bakış gezdirir.

TÜCCAR: O halde bugün neyi kesinleştirdik?

01275

Orso cevap vermek için izin ister.

ORSO: Hangi soruları denizde soramayacağımızı.

01276

Tarık tekne sahiplerinin adlarını ayrıca ister.

ANLATICI: Malların listesine sahipleri eklenince satırlar uzadı.

01277

Julianos kapalı bir mektubu haberciye verir.

JULIANOS: Bunu kendi yazımla göndereceğim.

01278

Tarık kendi cevabını bağlatır.

TARIK: Biz de gördüğümüzü.

01279

İki ayrı bağ masanın üstünde durur.

Sessiz kare. Birbirine değmeyen iki mühür.

01280

Azar dışarıdaki atları hazırlamaya gider.

ANLATICI: Görüşme bitmişti. Güven henüz başlamamıştı.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 129Şehirde bir gece

01281

Tarık gece konakladığı odada uyuyamaz.

SES: Tavandaki ahşaptan aralıklı çıtırtılar.

01282

Pencere önünde bir çömlekçi, fırınını kontrol eder.

ANLATICI: Şehir onun sefer ihtimalinden habersiz işlerini sürdürüyordu.

01283

Tarık aşağıdaki adamı bir süre seyreder.

TARIK, İÇ SES: Gittiğim yerde böyle geceleri bozacağım.

01284

İdris kapı aralığında belirir.

İDRİS: Yarınki yolu sordular.

01285

Tarık ona oturmasını söyler.

TARIK: Bugün kimi yazamadın?

01286

İdris düşünür.

İDRİS: Hizmet edenlerin adını.

01287

Tarık boş kâseye bakar.

TARIK: Hepsini öğrenemezsin.

01288

İdris şaşkınlıkla başını kaldırır.

TARIK: Öğrenmediğin için yokmuş gibi düşünme.

01289

Dışarıdaki çömlekçi sıcak kapağı indirir.

Sessiz kare. Kor ışığı adamın yüzünden çekilir.

01290

Tarık lambayı söndürür; pencere açık kalır.

ANLATICI: Uykunun gelmesi için şehrin susması gerekmiyordu.

Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası

Sayfa 130Dönüşte kalan ses

01291

Sabah Elvira, Orso’yla konak kapısına gelir.

ELVİRA: Tekneyi bu kış vermeyeceğim.

01292

Tarık kadının sözünü tamamlamasını bekler.

ELVİRA: Onarılınca yeniden konuşuruz. Söz vermiyorum.

01293

Tarık bir görevliye döner.

TARIK: Listeden çıkarın.

01294

Elvira ilk kez rahat bir nefes alır.

Sessiz kare. Elindeki anahtarları cebine koyar.

01295

İdris atına binerken Azar’a seslenir.

İDRİS: Bu kadar yol, eksilen bir liste için.

01296

Azar eyer kayışını çeker.

AZAR: Eksileni burada öğrenmek iyidir.

01297

Kafile şehirden uzaklaşır; Tarık bir kez arkasına bakar.

ANLATICI: Kapının ardında kimin beklediğini artık biraz biliyordu.

01298

Karşı kıyıda Meryem annesinin kapısından içeri girer.

Sessiz kare. Bir başka eşik, başka bir görüşmeyi başlatır.

01299

Leocadia kızının bohçasını almak ister.

MERYEM: Ağır. Ben taşırım.

01300

Annesi bohçanın öbür ucunu tutar.

LEOCADIA: Ben de bu evde yaşıyorum.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 131Gizli avlu

01301

Meryem avlunun ortasında durur; çocukluğundaki saksı yerde yatar.

MERYEM: Burada fesleğen vardı.

01302

Leocadia boş saksıya bakar.

LEOCADIA: Ben nane sanıyordum.

01303

Meryem gülümsemeye çalışır.

ANLATICI: Hatıralar bile evde ayrı ayrı yaşlanmıştı.

01304

Alda su getirir; Binyamin yer açar.

ALDA: Önce otur.

01305

Meryem tanımadığı yataklara bakar.

MERYEM: Hepiniz burada mı kalıyorsunuz?

01306

Leandro elindeki küreği duvara yaslar.

LEANDRO: Şimdilik.

01307

Leocadia kızının yüzündeki soruyu görür.

LEOCADIA: Mektupta seni korkutmak istemedim.

01308

Meryem bohçayı sertçe bırakır.

MERYEM: Eksik söyleyince daha az korkmuyorum.

01309

Avluda herkes küçük bir işle uzaklaşır.

Sessiz kare. Anneyle kıza bırakılan alan, yine başkalarının evidir.

01310

Leocadia kızının karşısına oturur.

LEOCADIA: O halde baştan anlatayım.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 132Babanın ceketi

01311

Meryem duvardaki eski ceketi görür.

MERYEM: Bunu hâlâ tutuyorsun.

01312

Leocadia kumaşı indirir.

LEOCADIA: Sırtı sağlam. Geceleri örtü olur.

01313

Meryem babasının yıpranmış yakasını avucuna alır.

ANLATICI: Babasının sesi gelmedi. Kumaşın kokusu bile başkaydı.

01314

Leocadia küçük bir yırtığı gösterir.

LEOCADIA: Bunu giderken sen yırtmıştın.

01315

Meryem başını sallar.

MERYEM: Kapıya takılmıştı.

01316

Annesi onu düzeltmez.

Sessiz kare. İkisinin bildiği tartışma odada yer bulur.

01317

Meryem gözlerini ceketten ayırmaz.

MERYEM: O gün gitmemi istemedin.

01318

Leocadia sandalyesini biraz çeker.

LEOCADIA: Gitmene kızdım. Kızdığımı söylemek yerine seni suçladım.

01319

Meryem ceketi annesine geri verir.

MERYEM: Bunu duymak için çok yol geldim.

01320

Leocadia elini kızının üstüne koymaz.

LEOCADIA: Yine de yalnız bunun için kalma.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 133Yan kapının sahibi

01321

Çatının dibinden avluya su damlar.

SES: Önce aralıklı, sonra birbirine yetişen damlalar.

01322

Leandro duvardaki ayrılmayı gösterir.

LEANDRO: Geçen yağmurdan beri büyüyor.

01323

Meryem yan kapıyı açmaya çalışır; sürgü kıpırdamaz.

MERYEM: Buradan komşunun yoluna çıkardık.

01324

Leocadia bir anahtar arar.

LEOCADIA: Severin artık depoluk kullanıyor.

01325

Meryem anahtarı alınca durur.

MERYEM: Babamın borcunu kapıda bağıran Severin mi?

01326

Leocadia sakince cevap verir.

LEOCADIA: Evet. Bu anahtarı da o bıraktı.

01327

Meryem anahtarı masaya koyar.

MERYEM: Ondan yardım istemeyeceğim.

01328

Alda kırık bir kaba damlayan suyu toplar.

ALDA: O zaman başka yol bulalım.

01329

Meryem kapı tokmağına tekrar uzanır.

ANLATICI: Çocukluğundaki öfke, bugünkü kapıyı açmıyordu.

01330

Gök gürler; duvarın içinden toprak dökülür.

Sessiz kare. Toz, yağmurun tersine içeride yükselir.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 134Gece yarısı çatısı

01331

Fırtına başladığında herkes yatakları avluya taşır.

LEANDRO: Arka odada kalmayın.

01332

Leocadia içeri dönüp bir sandığı sürükler.

MERYEM: Bırak onu!

01333

Annesi sandığın kulpunu kaldırır.

LEOCADIA: Binyamin’in işi içinde.

01334

Meryem kapıya koşar; tavandan bir parça düşer.

SES: Kuru bir çatlama.

01335

Leocadia yere çöker, omzunu tutar.

Sessiz kare. Sandık kapıyı yarıya kadar kapatmıştır.

01336

Leandro kirişe yaklaşırken Alda onu durdurur.

ALDA: Üstüne basma!

01337

Binyamin arka duvarı gösterir.

BİNYAMİN: Yan taraftan ulaşabiliriz.

01338

Meryem anahtarı alır; kapı açılmaz.

MERYEM: Sürgü öbür tarafta.

01339

Yağmur annesinin beyaz saçlarına damlar.

LEOCADIA: Kızım, beni duyuyor musun?

01340

Meryem kapıya alnını dayar.

MERYEM: Duyuyorum. Geliyorum.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 135Severin’in penceresi

01341

Meryem yağmurda Severin’in kapısını yumruklar.

MERYEM: Aç!

01342

Üst pencerede bir ışık belirir.

SEVERİN: Kim var?

01343

Meryem adını söylerken boğazı düğümlenir.

MERYEM: Yan kapıyı açman gerekiyor.

01344

Severin aşağı iner; elindeki lambayı korur.

SEVERİN: Annene mi bir şey oldu?

01345

Meryem başını sallar.

Sessiz kare. Açıklama, ıslak taşların üzerinde yarıda kalır.

01346

Severin depodaki yığınları iter.

SEVERİN: Sandıkları sola alın!

01347

Meryem dar aralıktan omzunu geçirir.

ANLATICI: Küçükken kaçmak için kullandığı yol, bu gece geri dönmenin yoluydu.

01348

Severin bir kaldıraç uzatır.

SEVERİN: Yükü birlikte kaldıracağız. Birden değil.

01349

Leandro öbür taraftan seslenir.

LEANDRO: Hazırız.

01350

Meryem annesine uzanır.

MERYEM: Elimi tut. Yalnız elimi.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 136Yağmurun dışında

01351

Leocadia, Alda’nın yardımıyla güvenli odaya alınır.

Sessiz kare. Islak ayak izleri kapının dışında kalır.

01352

Binyamin lambayı uzak tutar; Leandro kuru örtü getirir.

LEANDRO: Başka ne lazım?

01353

Severin yardım çağırmak için çıkar.

SEVERİN: Komşu sokaktan bakım bilen birini getireceğim.

01354

Meryem annesinin yanında diz çöker.

MERYEM: Neden sandığı bırakamadın?

01355

Leocadia titreyen dudaklarını ıslatır.

LEOCADIA: Başkasının kaybettiğini bir daha kaybettirmek istemedim.

01356

Meryem öfkeyle başını eğer.

MERYEM: Ben de seni.

01357

Annesi sağlam eliyle kızının bileğini tutar.

LEOCADIA: Buradayım.

01358

Gelen yaşlı kadın Leocadia’nın yanına oturur.

KADIN: Bana yer açın.

01359

Meryem geriye çekilir; kapı eşiğinde bekler.

ANLATICI: Sevmek, bazen yardım edebilecek birinin önünden çekilmekti.

01360

Fırtınanın sesi odada uzaklaşır.

Sessiz kare. Meryem ilk kez kendi nefesini duyar.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 137Eski alacak

01361

Şafakta Severin kırık kapının yanında dinlenir.

MERYEM: Sana teşekkür etmem gerekiyor.

01362

Severin çamurlu ellerine bakar.

SEVERİN: Gerekiyor diye etme.

01363

Meryem karşısına geçer.

MERYEM: Babamın öldüğü hafta söylediklerini unutmadım.

01364

Severin gözlerini kaldırır.

SEVERİN: Ben de unutmadım.

01365

Meryem cevap bekler.

ANLATICI: Yıllarca hazırladığı konuşmanın devamını bulamıyordu.

01366

Severin duvarın dibindeki molozu toplar.

SEVERİN: Kendi alacağımı insanların acısından büyük gördüm.

01367

Meryem bir taşı kaldırır; ona uzatmaz.

MERYEM: Bugün yardım etmen onu silmedi.

01368

Severin başını eğer.

SEVERİN: Silmesini istemek için gelmedim.

01369

Bir süre ayrı yığınlara taş taşırlar.

Sessiz kare. Birlikte çalışmak henüz barışmak değildir.

01370

Meryem son taşı onun yığınına koyar.

MERYEM: Annem uyanınca seni sordu.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 138Gitmek istemeyen

01371

Günler sonra Leocadia avluda kolunu dinlendirir.

MERYEM: Benimle gelirsen sana yer bulurum.

01372

Leocadia yeni onarılan çatıya bakar.

LEOCADIA: Burada da yerim var.

01373

Meryem eteğinin ucunu burar.

MERYEM: Burada tehlike var.

01374

Annesi kızının yüzünü inceler.

LEOCADIA: Senin kıyında yok mu?

01375

Meryem cevap vermek yerine başını çevirir.

ANLATICI: Annesini götürürse korkunun geride kalacağını sanmak istemişti.

01376

Leocadia kızına boş saksıyı verir.

LEOCADIA: Burada kalmak seçimin olabilir. Benimle gelmek benimki olmayabilir.

01377

Meryem toprağa dokunur.

MERYEM: Seni bırakmış gibi hissedeceğim.

01378

Leocadia sertleşmeden konuşur.

LEOCADIA: Hissettiğin her şey yaptığın şey değildir.

01379

Meryem saksıyı duvarın sağlam yanına koyar.

Sessiz kare. İkisi de içinde yeniden ne yetişeceğini bilmez.

01380

Leocadia bir avuç tohum uzatır.

LEOCADIA: Önce adını öğrenelim. Bu kez karıştırmayayım.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 139Avlunun cevabı

01381

Binyamin ortak hesabın cevabını alır.

BİNYAMİN: Fazladan istenen bölüm yeniden incelenecek.

01382

Leandro heyecanla yaklaşır.

LEANDRO: Fırın?

01383

Alda cevabın altını okur.

ALDA: Bir bölümünü ödersek açılacak. Kalan borç duruyor.

01384

Meryem başını sallayarak satırları tekrar eder.

MERYEM: Yazılan bundan fazlası değil.

01385

Leandro fırın anahtarını eline alır.

ANLATICI: Dönüş bazen kendi evine değil, eski borcuna olurdu.

01386

Binyamin cilt presinin teslim gününü sorar.

ALDA: Birlikte gidip isteyeceğiz.

01387

Leocadia bahçedeki sandığa bakar.

LEOCADIA: Bu avluda kalmanızın hesabı yok.

01388

Binyamin ona küçük bir tamir çantası gösterir.

BİNYAMİN: O zaman kapınızın menteşesine bakabilirim.

01389

Leocadia gülümser.

LEOCADIA: Onu yıllardır herkes söyleyip gidiyor.

01390

Meryem annesinin gülüşünü seyreder.

ANLATICI: Kurtarmak istediği hayat, kendisinin olmadığı zamanlarda da sürmüştü.

Bölüm 14 · Gizli Avlu

Sayfa 140Taşınmayan ev

01391

Meryem dönüş haberini Ammar’a ulaştıracak bir yolcu bulur.

MERYEM: Deniz uygun olduğunda. Acele istemiyorum.

01392

Leandro fırından ilk sıcak ekmeği getirir.

LEANDRO: Alda bu kez yakmama izin vermedi.

01393

Alda onun arkasından yetişir.

ALDA: Küreği ben tuttum.

01394

Binyamin iki parçalı kapağı yerine oturtur.

SES: Küçük bir tahta tıkırtısı.

01395

Meryem annesine sarılır; sağlam kolunu gözetir.

MERYEM: Yeniden geleceğim demek istiyorum.

01396

Leocadia alnını kızının yanağına değdirir.

LEOCADIA: İste. Sonra yolunu bulmaya çalış.

01397

Meryem babasının ceketinden kopmuş küçük düğmeyi alır.

ANLATICI: Evini taşımadı. Cebine sığabilen bir eksik götürdü.

01398

Severin yan kapıyı içeriden açık bırakır.

Sessiz kare. Onarılmış sürgü, yeni tahtanın rengindedir.

01399

Avludaki saksıya ilk ince yağmur düşer.

SES: Toprağın yavaşça içtiği su.

01400

Tanca’da aynı yağmur Safiye’nin halatlarını ıslatır.

ANLATICI: Deniz, karşı kıyının mevsimini ayrı tutmuyordu.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 141Kışın denizcileri

01401

Tanca limanında sabah ipler direklere sert vurur.

SES: Birbirini izleyen tok darbeler.

01402

Rafi, rüzgârdan koruduğu lambanın alevini inceler.

RAFİ: Bugün dışarı açılmayacağız.

01403

Genç bir görevli hazırlık çizelgesini gösterir.

GÖREVLİ: Kumandan bu teknenin denenmesini bekliyor.

01404

Rafi lambayı kapatır.

RAFİ: Ona bunu söyle.

01405

Tarık iskeleye gelir; yüzünü rüzgâra çevirir.

TARIK: Limanın içinde kısa bir deneme?

01406

Rafi kıyıya bağlı tekneyi gösterir.

RAFİ: İpi çözmek kısa sürer. Geri bağlamak bizim kararımız olmayabilir.

01407

Tarık dalgaların henüz alçak olduğunu görür.

TARIK: Beklediğimiz her gün başka işi sıkıştırıyor.

01408

Rafi cevap vermeden yelkenleri toplatır.

Sessiz kare. Denizciler onun elini izler.

01409

Tarık, emrinin beklemesini istemeyen görevliye döner.

TARIK: Rafi çıkmayacak diyorsa çıkmayacak.

01410

Görevli çizelgeyi kapatır.

ANLATICI: Söylenen söz, bütün aceleyi aynı anda durdurmadı.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 142İpin gevşediği yer

01411

Limanın öbür ucunda bir yük teknesinin bağı gevşer.

ANLATICI: Bekleme emri ulaşmıştı; yük boşaltma işi sürüyordu.

01412

Bir işçi kaygan basamakta ayağını kurtarır.

İŞÇİ: Halatı tutun!

01413

Teknenin burnu taş duvara döner.

SES: Ahşap boyunca uzayan sürtünme.

01414

Rafi iki denizciyi geri çeker.

RAFİ: Araya girmeyin!

01415

Tarık kalabalığa yol açtırır.

TARIK: Basamakları boşaltın.

01416

Azar yere düşen halatın ucuna uzanır.

RAFİ: O ipin etrafına dolanma!

01417

Azar eliyle işaret edip ipi serbest bırakır.

Sessiz kare. Halat suya kamçı gibi vurur.

01418

Teknedeki adam boş direğe tutunur.

DENİZCİ: Buradayım!

01419

Rafi daha yukarıdaki taş halkayı gösterir.

RAFİ: Yeni bağı oradan vereceğiz.

01420

Tarık bir çuvalı kenara taşır.

ANLATICI: O an herkesin bildiği tek görev, geçidi açmaktı.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 143Safiye’nin elleri

01421

Safiye yeni halatı kucağında iskeleye koşar.

SAFİYE: Düğümlenecek uç burada.

01422

Salim arkasından gelir; ağır yükü alamaz, yolu açar.

SALİM: Çekilin!

01423

Rafi halatın ucunu tekneye atar.

SES: Rüzgârın içinde boğulan bir çağrı.

01424

İlk atış kısa kalır.

Sessiz kare. Halat suyun üstünde kıvrılır.

01425

Safiye ıslak ucu geri toplar.

SAFİYE: Daha kısa halka yap.

01426

Rafi yeniden atar; denizci yakalar.

DENİZCİ: Aldım!

01427

Tarık kıyıdaki adamlara aynı anda yüklenmemelerini söyler.

TARIK: Onun işaretini bekleyin.

01428

Rafi eliyle ritim verir.

RAFİ: Şimdi. Bırak. Şimdi.

01429

Teknenin burnu yavaşça döner.

ANLATICI: Bir gemi, on ayrı kuvvet aynı zamanı bulunca kıyıya yaklaşabildi.

01430

Rafi kayıp dizinin üstüne düşer.

SES: Taşa çarpan kemiğin kısa, kuru sesi.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 144Bir el eksilince

01431

Rafi ayağa kalkar; sol elini kullanamaz.

RAFİ: Bağı bırakmayın.

01432

Safiye onun yerini alır.

SAFİYE: Sen kenara geç.

01433

Rafi itiraz edecek gibi olur.

Sessiz kare. Acı, yüzüne gecikerek gelir.

01434

Tarık adamı güvenli basamağa götürür.

TARIK: Burada otur.

01435

Teknedeki denizci sırıkla mesafeyi korur.

DENİZCİ: Biraz daha!

01436

Azar ve Salim halkayı sabitler.

SES: Liflerin gerilirken çıkardığı uzun inleme.

01437

Safiye ikinci bağı kontrol eder.

SAFİYE: Şimdi geçebilirsin.

01438

Denizci kıyıya atlar; dizi suya değer.

Sessiz kare. Tarık’ın uzanan koluna tutunur.

01439

Adam nefes nefese ismini söyler.

DENİZCİ: Ebu... Ebubekir.

01440

Tarık onu ayağa kaldırır.

TARIK: Seni duyuyorum, Ebubekir.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 145Bekleyen beden

01441

Yahya, Rafi’nin eline bakmak için kalabalığı uzaklaştırır.

YAHYA: Işığı kapatmayın.

01442

Rafi yüzünü buruşturur.

RAFİ: Yarın dümeni tutarım.

01443

Yahya başını kaldırmadan konuşur.

YAHYA: Yarın için konuşmadım.

01444

Tarık kapıda bekler.

ANLATICI: Bir elin işe dönmesi için isteğin yetmediğini hatırlıyordu.

01445

Safiye ıslak eteğinin ucunu sıkar.

SAFİYE: Benim halatım kopmadı.

01446

Salim onun gözlerine bakar.

SALİM: Biliyorum.

01447

Safiye elini yüzüne kapatır.

SAFİYE: Yine de biri yaralandı.

01448

Salim omzuna dokunur; cevap vermez.

Sessiz kare. Bir teselli bulmak, şimdilik yeni bir yük olurdu.

01449

Rafi içeriden Safiye’yi çağırır.

RAFİ: Düğümü kim bıraktı, gördün mü?

01450

Safiye içeri girer.

SAFİYE: Önce eline bakılsın. Sonra birlikte konuşacağız.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 146Acelenin sahibi

01451

İdris kazadan önce verilen işleri önüne dizer.

İDRİS: Bekleme emri yalnız deneme seferine yazılmış.

01452

Tarık başını eğer.

TARIK: Diğer işleri hızlandırmalarını ben istedim.

01453

Görevli korkuyla itiraz eder.

GÖREVLİ: Hava bu kadar değişeceğini göstermiyordu.

01454

Rafi, eli sarılı halde kapıya gelir.

RAFİ: Gösteriyordu. Size anlattım.

01455

Tarık sandalyeyi ona bırakır.

TARIK: Nerede anlattın?

01456

Rafi günün başındaki konuşmayı tekrarlar.

ANLATICI: Aynı cümle bu kez yaralı bir elin yanından çıkıyordu.

01457

Görevli sesini alçaltır.

GÖREVLİ: Liman içini ayrı sandım.

01458

Tarık ona değil, kendi çizelgesine bakar.

TARIK: Ben de ayrı tutmak istedim.

01459

İdris kalemini durdurur.

TARIK: Bunu da yaz.

01460

Dışarıda yağmur penceredeki tozu çözer.

Sessiz kare. Cam yoktur; içeri ince bir su şeridi girer.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 147Kuru bir gün

01461

Yağmur dinince tekneler kıyıda tek tek incelenir.

ANLATICI: Hava açılmıştı. İşlerin eksikleri görünmez olmamıştı.

01462

Rafi sağlam eliyle hasarlı bordayı gösterir.

RAFİ: Bunun için yeni tahta gerek.

01463

Raşid malzeme fiyatını söyler.

RAŞİD: Beklediğiniz için arttı.

01464

Safiye ona döner.

SAFİYE: Fırtınada çıksaydık ucuzlar mıydı?

01465

Raşid cevap vermeden defterini kapatır.

Sessiz kare. Söyleyeceği ikinci fiyatı saklar.

01466

Tarık onarım sırasını sorar.

TARIK: Hangisi önce güvenle tamamlanabilir?

01467

Usta bir tekneyi seçer.

USTA: Bu. Öteki için söz vermeyeyim.

01468

Tarık seçilen teknenin adını öğrenir.

USTA: Kırlangıç deriz.

01469

İdris adı yazarken yukarıdaki boş direğe bakar.

ANLATICI: Kırlangıç, o gün uçmayacak bir şeyin adıydı.

01470

Rafi çıraklarına sağlam eliyle işaret eder.

RAFİ: Önce tahtanın altına bakın.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 148Geciken yolcu

01471

Karşı kıyıda Meryem kapalı iskelede Ammar’ı bekler.

MERYEM: Bugün de mi değil?

01472

Ammar ufka bakar.

AMMAR: Bugün de değil.

01473

Meryem bir süre yüzünü inceler.

MERYEM: Bana güzel bir gün söylemeyecek misin?

01474

Ammar yanına oturur.

AMMAR: Güzel olduğu gün söyleyeceğim.

01475

Meryem cebindeki düğmeyi çıkarır.

ANLATICI: Beklerken çocukluğunun küçücük bir dairesini döndürüyordu.

01476

Ammar düğmeye bakar, sormaz.

Sessiz kare. Rüzgâr, oturdukları yerde kum biriktirir.

01477

Meryem ona bir parça ekmek uzatır.

MERYEM: Safiye bayatlar demişti.

01478

Ammar gülerek kabul eder.

AMMAR: Safiye’den kalan buysa, gerçekten çok beklemişiz.

01479

Meryem ilk kez rahatça güler.

MERYEM: Leandro’nunki. Safiye’ninkini yedim.

01480

Limanın direklerinde kuşlar yön değiştirir.

ANLATICI: Bekleyişin içinde küçük, yaşanmış bir gün daha oldu.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 149Yeniden su

01481

Uygun bir sabah Ammar tekneyi hazırlar.

AMMAR: Yolcu az. Yük de az kalacak.

01482

Meryem annesinin gönderdiği büyük sepeti kıyıda bırakır.

MERYEM: Bunu sonraki tekneye verelim.

01483

Bir yolcu itiraz eder; Ammar yük sınırını gösterir.

AMMAR: Buraya bir sepet daha koymayacağım.

01484

Meryem oturur; boş elleri dizlerindedir.

ANLATICI: Geride bıraktığı şeyler, artık yalnız korkuları değildi.

01485

Tekne iskeleden ayrılırken Silvan el sallar.

SİLVAN: Yolu bu kez biliyorsun.

01486

Meryem ona cevap verir.

MERYEM: Değişirse yeniden sorarım.

01487

Denizin ortasında suyun rengi koyulaşır.

Sessiz kare. Teknede kimse konuşmaz.

01488

Meryem bir dalgada annesinin beyaz saçını görür gibi olur.

MERYEM, İÇ SES: Yorgunum.

01489

Gözlerini kapatıp açar; yalnız köpük vardır.

ANLATICI: Benzemesi, onun orada olduğu anlamına gelmiyordu.

01490

Ammar kıyıyı gösterir.

AMMAR: Tanca.

Bölüm 15 · Kışın Denizcileri

Sayfa 150İki kıyının haberi

01491

Safiye Meryem’i iskelede karşılar.

SAFİYE: Nasıl?

01492

Meryem sorunun annesi için olduğunu anlar.

MERYEM: İyileşiyor. Evinde kalacak.

01493

Safiye bohçanın hafifliğini fark eder.

Sessiz kare. Bu kez hafiflik bir kayıp sayılmaz.

01494

Tarık Meryem’i ertesi gün dinler.

TARIK: Anneni gördün mü?

01495

Meryem başını sallar.

MERYEM: Evet. Tahmin ettiğimden farklı bir ev buldum.

01496

Tarık askerî haber sormak için duraksar.

MERYEM: Size kıyının bütünü adına konuşamam.

01497

Tarık sandalyesini geri çeker.

TARIK: Kendi gördüğünden başla.

01498

Meryem küçük bir avluyu anlatır.

ANLATICI: Haritada nokta bile olmayan bir yer, odanın içine sığmadı.

01499

İdris, konuşmayı yazacağı sayfayı arar.

İDRİS: Burada olması gerekiyordu.

01500

Çantasının içindeki kesilmiş bağ açığa çıkar.

Sessiz kare. Delikli taş yerindedir; bir sayfa yoktur.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 151Kayıp satır

01501

İdris çantasını bütünüyle boşaltır.

İDRİS: Taşı alan olmamış.

01502

Tarık yere düşen kâğıtları toplamaz; ayaklarını geri çeker.

TARIK: Hangi sayfa eksik?

01503

İdris belgeleri sayar.

İDRİS: Sarnıç işi kapandıktan sonra hazırladığım özet.

01504

Tarık ona bakar.

TARIK: İş kapanmadı. Salim bulundu.

01505

İdris başını eğer.

İDRİS: Hesaplara giden özet demek istedim.

01506

Meryem kesilmiş bağa dokunmadan eğilir.

MERYEM: En son nerede açtın?

01507

İdris atölyeyi hatırlamaya çalışır.

İDRİS: Safiye’nin yanında. Ücret hesabına bakıyorduk.

01508

Tarık kalem kutusunu masaya koyar.

TARIK: Önce oradan sor.

01509

İdris çantasını aceleyle toplar.

ANLATICI: Eksik kâğıttan önce, onun bulunmasından korktuğunu fark etti.

01510

Delikli taş tek başına masada kalır.

SES: Kapı kapandığında hafifçe yuvarlanır.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 152Kendi eli

01511

İdris atölyeye giderken bir sokak köşesinde durur.

ANLATICI: Aklına gelen satır, yürüdüğünden daha hızlı önüne çıktı.

01512

Yakın geçmişte İdris özetin ilk hâlini yazar.

İDRİS, İÇ SES: Azar haberi bildiği halde bekledi.

01513

Kâğıttaki cümleye uzun süre bakar.

Sessiz kare. Bu, düzeltilmiş ana kayıttan ayrı bir çalışma sayfasıdır.

01514

Kalemiyle birkaç kelimeyi değiştirir.

YENİ SATIR: Azar yolu araştırdıktan sonra bildirdi.

01515

O sırada dışarıdan Azar’ın gülüşü gelir.

ANLATICI: Dostunu korumak istediği an, dostuna sormamıştı.

01516

İdris sayfanın altına bir açıklama eklemez.

Sessiz kare. Boş kenar, yapılmayan işin yeridir.

01517

Şimdiki zamanda bir çocuk önünden geçer.

ÇOCUK: Çekilir misin?

01518

İdris irkilip yol verir.

İDRİS: Özür dilerim.

01519

Ellerinde mürekkep yoktur; yine de ovalar.

ANLATICI: Eski bir hareket, yeni bir kiri arıyordu.

01520

Atölyenin kapısına ulaşır.

SES: İçeriden düzenli bükülen liflerin hışırtısı.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 153Atölyenin sepeti

01521

Safiye, İdris’in bıraktığı sepeti gösterir.

SAFİYE: Burada durdu. Herkes girip çıktı.

01522

İdris işçilerin yüzlerine bakar.

İDRİS: Üstündeki örtü?

01523

Tamar elindeki ipi bırakır.

TAMAR: Râbia aldı. Kendi örtüsüydü.

01524

İdris cümleyi hızlıca tamamlamak ister.

İDRİS: Sayfayı da...

01525

Safiye onu durdurur.

SAFİYE: Örtüyü aldı dedi.

01526

İdris utanarak başını sallar.

ANLATICI: Bir satırın nasıl büyüdüğünü yine kendi ağzında yakalamıştı.

01527

Hena arka taraftan seslenir.

HENA: Kâğıt düştü. Râbia kaldırdı.

01528

Safiye çocuğa yaklaşır.

SAFİYE: Sonra ne gördün?

01529

Hena düşünür.

HENA: Sonrasını görmedim. Sümeyre bana su aldırdı.

01530

İdris kapıdan çıkar; arkasından kimse yollanmaz.

Sessiz kare. Bu kez şüphe, kalabalık bir takip hâline gelmez.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 154Nadir’in kapısında

01531

Râbia oğlunun kaldığı odada bekler.

RÂBİA: Bunda yalnız senin adın yok.

01532

Nadir kâğıdı elinde tutar.

NADİR: Nereden aldın?

01533

Annesi örtüsünü dizine düzeltir.

RÂBİA: Yere düştü. Okumam için sana getirdim.

01534

Nadir iki satırı karşılaştırır.

NADİR: Bunu geri vermeliyiz.

01535

Râbia yüzünü sertleştirir.

RÂBİA: Senin için iyi bir söz bulmuşken mi?

01536

Nadir kâğıdı masaya koyar.

NADİR: Birinin eksik sözü beni doğru yapmaz.

01537

Râbia ayağa kalkar.

RÂBİA: Seni yalnız ben mi savunacağım?

01538

Nadir annesinin yorgun ellerine bakar.

ANLATICI: Savunulmak, annesinin bütün gücünü tüketiyordu.

01539

Kapı çalınır; Nadir kendisi açar.

İDRİS: Bir sayfa arıyorum.

01540

Nadir geriye çekilir.

NADİR: Burada.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 155Okuyan düşman

01541

İdris kâğıda uzanır; Nadir bırakmaz.

NADİR: Önce neden değiştirdiğini söyle.

01542

İdris gözlerini kaldırır.

İDRİS: Sana açıklamak zorunda değilim.

01543

Nadir sayfayı masaya bırakır.

NADİR: Belki bana değilsin.

01544

Râbia ikisinin arasına girer.

RÂBİA: Ben aldım. Oğlumun haberi yoktu.

01545

İdris kadının yüzüne bakar.

İDRİS: Onu biliyorum artık.

01546

Nadir yazının kenarını gösterir.

NADİR: Azar’ın susması benim yaptığımı ortadan kaldırmaz. Ama sen susmamış gibi yazmışsın.

01547

İdris sandalyesine çöker.

Sessiz kare. Savunmak için hazırladığı cümleler sıra bulamaz.

01548

Râbia kâğıdı oğlundan uzağa iter.

RÂBİA: Sana verdiğimden beri yüzün niye böyle?

01549

İdris yavaşça cevap verir.

İDRİS: Çünkü geri almaktan çok saklamak istiyordum.

01550

Kapı aralığından sokakta geçen insanların gölgeleri görünür.

ANLATICI: Kimse içerideki hesap için yürümeyi bırakmadı.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 156Dostun bilmediği

01551

İdris, Azar’ı ahırın yanında bulur.

İDRİS: Seninle ilgili bir sözü değiştirdim.

01552

Azar hayvanın yemini koymayı bitirir.

AZAR: Hangi sözü?

01553

İdris eski ve yeni cümleyi okur.

Sessiz kare. Ahırdaki nefesler dışında ses yoktur.

01554

Azar başını kaldırır.

AZAR: Ben beklediğimi anlattım.

01555

İdris kâğıdı indirir.

İDRİS: Bir daha bununla sıkıştırılmanı istemedim.

01556

Azar kapıya yürür.

AZAR: Bunu yapmak için bana inanmadın.

01557

İdris arkasından seslenir.

İDRİS: Seni korumaya çalıştım.

01558

Azar durur.

AZAR: Korkmuş olduğumu biliyorum. Senin düzgün arkadaşın olmak için onu unutmayacağım.

01559

İdris kapı önünde kalır.

ANLATICI: İyilik diye sakladığı şey, dostunun kendi sözünü elinden almıştı.

01560

Azar hayvanın suyunu taşır; yardım istemez.

SES: Dolu kabın duvara kısa teması.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 157Yazıcının yeri

01561

Tarık, İdris’in getirdiği iki metni okur.

TARIK: Ana tanıklık yerinde mi?

01562

İdris başıyla onaylar.

İDRİS: Yerinde. Değiştirdiğim bu sonraki özet.

01563

Tarık kâğıtları ayırır.

TARIK: Bu özeti kim gördü?

01564

İdris alıcıların adını sıralar.

ANLATICI: Hata, yalnız yazıldığı masada durmuyordu.

01565

Tarık bir başka kâtibi çağırır.

TARIK: Düzeltme onun yanında hazırlanacak.

01566

İdris elindeki kalemi sıkıca tutar.

İDRİS: Beni görevden alıyor musunuz?

01567

Tarık ona doğrudan bakar.

TARIK: Bu dosyayı tek başına sürdürmeyeceksin.

01568

İdris başını eğer.

Sessiz kare. Kalemi elindedir; yetkisi aynı değildir.

01569

Tarık yavaşça devam eder.

TARIK: Öğrendiğini sanıp denetlemeyi bıraktığın yerde yine yaptın.

01570

İdris boş sandalyeyi yeni kâtibe açar.

ANLATICI: İlk düzeltmesi, masasında yer vermek oldu.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 158Râbia’nın yükü

01571

Râbia atölyeye geri gelir; Safiye işi bırakır.

RÂBİA: Sayfayı oğluma götürdüm.

01572

Safiye onu dinler.

SAFİYE: Bize neden haber vermedin?

01573

Râbia örtüsünü katlar.

RÂBİA: Geri isteyeceğinizden korktum.

01574

Safiye bir süre susar.

ANLATICI: Kadının anneliğini anlıyordu. Yaptığını kabul etmek zorunda değildi.

01575

Râbia kapıya bakar.

RÂBİA: Burada çalışmamı istemezsen...

01576

Safiye boşalan tezgâhı gösterir.

SAFİYE: İşin duruyor. Ama burada bırakılan eşyayı sahibinden habersiz götüremezsin.

01577

Râbia başını eğer.

RÂBİA: Oğlum da aynı şeyi söyledi.

01578

Safiye lifleri önüne koyar.

SAFİYE: Oğlunun sözünü değil, seninkini duymak istiyorum.

01579

Râbia elini işin üzerine koyar.

RÂBİA: Bir daha yapmayacağım.

01580

Sümeyre onun yanına oturur; ipi uzatır.

Sessiz kare. İş yeniden başlar; konuşmanın izi kalır.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 159Açık kenar

01581

İdris düzeltmeyi ilgili kişilere okur.

İDRİS: Burada Azar’ın sözünü yumuşattım. Kendi tercihimi onun tanıklığı gibi sundum.

01582

Azar en arkada ayakta durur.

Sessiz kare. Bakışları kâğıtta değil İdris’tedir.

01583

Yeni kâtip eski sayfanın saklanmasını ister.

KÂTİP: İkisi de birlikte dursun.

01584

İdris sayfaları ayrı işaretlerle bağlar.

ANLATICI: Temiz bir metin uğruna kirli geçmişi yok etmedi.

01585

Nadir kapıdan konuşmayı dinler.

NADİR: Benim hesaplarım ne zaman görülecek?

01586

Tarık ona döner.

TARIK: İnceleme sürüyor. Bugünkü düzeltme onu kapatmıyor.

01587

Nadir başını eğer; Râbia onun yanına gelir.

Sessiz kare. Anne oğul birbirine yaslanmadan aynı kapıdan çıkar.

01588

Azar dışarıda İdris’i beklemez.

ANLATICI: Doğru satır, kırılan yakınlığı hemen geri yazamıyordu.

01589

İdris kalemini temizler.

İDRİS, İÇ SES: Bunu bitiş sanma.

01590

Kâğıdın açık kenarı lambanın altında kalır.

Sessiz kare. Sonraki düzeltmeye yer vardır.

Bölüm 16 · Kayıp Satır

Sayfa 160Öbür yazıcı

01591

İdris, gece Meryem’le aynı masada çalışır.

MERYEM: Benim çevirmediğim söze çok kızmıştın.

01592

İdris gözlerini kaldırır.

İDRİS: Evet.

01593

Meryem kalemini kabına bırakır.

MERYEM: Saklamakla korumak birbirine çok benziyor.

01594

İdris pencereye bakar.

İDRİS: Hangisini yaptığımızı hep sonradan mı anlayacağız?

01595

Meryem bir süre düşünür.

MERYEM: Bazen o anda biliyoruz. Kendimize başka ad söylüyoruz.

01596

İdris taşı çantasına yerleştirir.

ANLATICI: Taşın deliğinden bakan gözü yoktu; onu yargılayan bir nesne değildi.

01597

Meryem kalan işi önüne çeker.

MERYEM: Şimdi şu iki satır gerçekten aynı şeyi mi söylüyor, bakalım.

01598

İdris onun yanına oturur.

Sessiz kare. Çalışmak, o gece verilebilecek küçük bir cevaptır.

01599

Uzak bir İberya yolunda genç bir haberci katlanmış yazıya bakar.

ANLATICI: Başka bir el, sözü değiştirmeden götürmenin bedeline yaklaşıyordu.

01600

Haberci Telmo, atının yularını çözer.

TELMO: Birlikte biraz daha yolumuz var.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 161Bir hükümdarın gölgesi

01601

Telmo, İberya içlerinde çamurlu bir yoldan geçer.

ANLATICI: Bu haberci kurmacadır. Adı Telmo’dur; tarihî Teodomiro ile aynı kişi değildir.

01602

Atı yolun eğimli yerinde durur.

TELMO: Az kaldı demeyeceğim. Ben de bilmiyorum.

01603

Bir araba yolun yarısını kapatmıştır.

SES: Boşta dönen bir tekerleğin gıcırtısı.

01604

Yaşlı arabacı el sallar.

ARABACI: Geçmeden bir omuz ver.

01605

Telmo göğsündeki mühürlü yazıya dokunur.

TELMO: Haber taşıyorum.

01606

Arabacı devrilmiş çuvalı gösterir.

ARABACI: Ben de tahıl taşıyordum.

01607

Telmo atından iner.

ANLATICI: Yol, taşıdıklarının önemini birbirine tercüme etmedi.

01608

İki adam çuvalı kaldırır; biri yırtılır.

SES: Tanelerin ıslak toprağa yağışı.

01609

Telmo avuçla tahıl toplar.

TELMO: Kurutabilir misin?

01610

Arabacı başını sallar.

ARABACI: Bir kısmını. Hepsini değil.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 162İkinci çanta

01611

Arabacı Telmo’ya küçük bir not uzatır.

ARABACI: Depoya gidersen bunu ver. Eksik yükü benden bilmesinler.

01612

Telmo iki yazıyı yan yana tutar.

ANLATICI: Birinin mührü vardı, ötekinin üzerinde tahıl tozu.

01613

Telmo notu ayrı bir keseye koyar.

TELMO: Ulaşabildiğim yere götürürüm.

01614

Arabacı başıyla teşekkür eder.

ARABACI: Bütün yolu değiştirme.

01615

Telmo yeniden yola çıkar; gökyüzü alçalır.

Sessiz kare. Atın kulakları yağmurda geriye yatar.

01616

Bir yol ayrımında iki silahlı adam karşısına çıkar.

ADAM: Kimin haberini taşıyorsun?

01617

Telmo dış mührü gösterir.

TELMO: Valerio’nun.

01618

Adam arkadaşına bakar.

ADAM: Onun sözü burada ne zamandır geçiyor?

01619

Telmo elini kılıcına götürmez.

TELMO: Ben sözü götürüyorum. Burada hüküm vermiyorum.

01620

Yolun boş yanı uçuruma açılır.

ANLATICI: Cevabının dar oluşu, geçebileceği yolu genişletmedi.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 163Adın sığınağı

01621

Adam mühürlü yazıyı almak ister.

ADAM: Açıp bakacağız.

01622

Telmo atından iner; hayvanı arkasında tutar.

TELMO: Açıldığını götürdüğüm yerde söyleyeceğim.

01623

Adam alayla gülümser.

ADAM: Önce oraya varman gerekir.

01624

Arkadan başka yolcular yaklaşır.

SES: Birden çoğalan ayak ve teker sesleri.

01625

Silahlı adam mektubu Telmo’ya geri iter.

ADAM: Sözüne dikkat et.

01626

Telmo ata binmek yerine yularından çeker.

Sessiz kare. Dizlerinin titrediği uzaktan görünmez.

01627

Yolcuların arasındaki kadın ona yer açar.

KADIN: Bizimle yürü.

01628

Telmo teşekkür etmekte zorlanır.

TELMO: Bir süre.

01629

Kadın bohçasını sırtına alır.

KADIN: Hepimiz bir süre.

01630

Kafile yağmurun içine uzanır.

ANLATICI: O gün haberciyi koruyan, mührün saygınlığından çok kalabalıktı.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 164Valerio’nun hesabı

01631

Telmo, Valerio’nun görevlilerini bulur.

VALERIO: Geciktin.

01632

Telmo yolun kapandığını ve aramayı anlatır.

TELMO: Yazıyı açtırmadım.

01633

Valerio mührü kontrol eder.

VALERIO: Bu kadarı yeter.

01634

Telmo ikinci notu çıkarır.

TELMO: Tahıl arabası devrildi. Eksik buradan...

01635

Valerio sözünü keser.

VALERIO: Depocuya ver.

01636

Telmo depocunun yükün tamamını teslim alınmış saydığını duyar.

DEPOCU: Öyle bildirildi.

01637

Telmo ıslak tahıl yapışmış keseyi açar.

TELMO: Bir kısmı yolda kaldı.

01638

Depocu çevresine bakar.

DEPOCU: Bunu söylemek için doğru kapıda değilsin.

01639

Telmo geniş avluya bakar; kapılar birbirine benzer.

ANLATICI: Doğru kapının nerede olduğu, yanlış kapıda duranlara söylenmiyordu.

01640

Valerio onu ertesi sabah için çağırır.

VALERIO: Kralın adamlarına gideceksin.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 165Çamurlu çizme

01641

Telmo kendisine verilen ikinci haberi dinler.

VALERIO: Yükler tamam, yol güvenli. Bunu söyleyeceksin.

01642

Telmo ayağındaki çamura bakar.

TELMO: Yol güvenli değildi.

01643

Valerio yakasını düzeltir.

VALERIO: Sen sağ geldin.

01644

Telmo karşı çıkacak gibi olur; sesini yutar.

ANLATICI: Yaşıyor olmasının, tehlikeyi yok saymak için kullanılacağını düşünmemişti.

01645

Valerio yeni mektubu uzatır.

VALERIO: Yazıyı değiştirme.

01646

Telmo mektubu alır.

TELMO: Değiştirmeyeceğim.

01647

Ahırda atının çamurunu temizler.

Sessiz kare. Hayvan başını omzuna yaslar.

01648

Telmo iki keseyi ayrı bağlar.

TELMO, İÇ SES: Yazdığı onun sözü. Gördüğüm benim.

01649

Sabah kapı açılınca yola çıkar.

SES: Zincirin taş üzerinde sürünmesi.

01650

Güneş, çizmesindeki çamuru kurutmaya başlar.

ANLATICI: İz kaybolmadan sertleşiyordu.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 166Kralın avlusu

01651

Rodrigo, kurmaca bir kabul sahnesinde avludan geçer.

ANLATICI: Tarih iktidar çatışmalarını kaydeder; bu avlunun konuşmalarını roman kurar.

01652

Bir adam yaklaşan birlikler için söz verir.

ADAM: Hepsi bağlılık bildirdi.

01653

Başka bir adam başını çevirir.

Sessiz kare. Yüzündeki kuşku, ağzından çıkmaz.

01654

Rodrigo, ayağı aksayan bir ata bakan seyisi dinler.

RODRIGO: Bugün binilemez mi?

01655

Seyis yutkunur.

SEYİS: Binilir. Sonra yürümeyebilir.

01656

Rodrigo yuları bırakır.

RODRIGO: Başkasını hazırlayın.

01657

Telmo avlunun kenarında sıranın kendisine gelmesini bekler.

ANLATICI: Hükümdarın gölgesi uzundu; önündeki hayvanın gölgesine karışıyordu.

01658

Görevli Telmo’nun adını sorar.

TELMO: Telmo. Valerio’nun yazısını getirdim.

01659

Görevli keseyi alıp içeri taşır.

Sessiz kare. Haberci bir kez daha haberinin dışında kalır.

01660

İçeriden bir ses onu çağırır.

GÖREVLİ: Sen de gel.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 167Sorulunca

01661

Rodrigo yazının ortasındaki satırı gösterir.

RODRIGO: Yolu sen mi geldin?

01662

Telmo başını eğer.

TELMO: Evet.

01663

Rodrigo gözlerini kaldırır.

RODRIGO: Güvenli miydi?

01664

Telmo Valerio’nun tanıdığı görevliyi görür.

Sessiz kare. Adamın bakışı cevap kadar kesindir.

01665

Telmo nefes alır.

TELMO: Beni durdurdular. Yazıyı açmak istediler.

01666

Rodrigo mektubu masaya koyar.

RODRIGO: Kim?

01667

Telmo ellerini iki yanında tutar.

TELMO: Adlarını bilmiyorum.

01668

Görevli araya girer.

GÖREVLİ: Sıradan yol kesiciler olabilir.

01669

Telmo başını sallar.

TELMO: Olabilir. Bir ad uyduramam.

01670

Rodrigo yeni bir adama işaret eder.

RODRIGO: Gördüğü yeri anlatsın. Bu yoldan haber bekliyoruz.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 168İkinci soru

01671

Telmo kapıya yönelirken durur.

TELMO: Yüklerin hepsi de ulaşmadı.

01672

Görevli sertçe bakar.

GÖREVLİ: Sana o sorulmadı.

01673

Rodrigo elini kaldırır.

RODRIGO: Şimdi soruyorum.

01674

Telmo arabacının notunu çıkarır.

TELMO: Bir araba devrildi. Depoda tamam görünüyordu.

01675

Rodrigo notu okutmak üzere verir.

ANLATICI: Bir hükümdarın duyması, eksik tahılı yerine koymadı.

01676

Telmo’nun anlatımı biter; cevap bekler.

Sessiz kare. Odadakiler kendi aralarında konuşur.

01677

Rodrigo ona çıkabileceğini söyler.

RODRIGO: Getirdiğin iki yazı da kalsın.

01678

Telmo boş keselerini bağlar.

TELMO: Arabacıya ne söyleyeyim?

01679

Rodrigo bir an durur.

RODRIGO: Haberi ulaştı.

01680

Telmo avluya çıkar; yüzünde zafer yoktur.

ANLATICI: Ulaşmakla sonuç almak arasındaki yolu henüz bilmiyordu.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 169Haberin döndüğü el

01681

Valerio’nun tanıdığı görevli Telmo’yu kapıda yakalar.

GÖREVLİ: Bunu unutmayacak.

01682

Telmo kesenin ağzını kapatır.

TELMO: Biliyorum.

01683

Görevli şaşırır.

GÖREVLİ: Öyleyse neden söyledin?

01684

Telmo kurumuş çizmesine bakar.

TELMO: Bana yolu sordular.

01685

Ahıra döndüğünde atına elma uzatacakmış gibi cebini yoklar.

Sessiz kare. Elinde hiçbir şey yoktur.

01686

Seyis hayvana bir avuç yem verir.

SEYİS: Sen de otur. Ayakta sallanıyorsun.

01687

Telmo samanın üzerine çöker.

TELMO: İşsiz kalabilirim.

01688

Seyis başını çevirmeden konuşur.

SEYİS: Bugün kendine bunu tekrar tekrar söyleyerek doyamazsın.

01689

Telmo verilen ekmeği alır.

ANLATICI: Cesaretin ardından göğsünü dolduran şey, sıradan bir korkuydu.

01690

Gece avlunun kapıları kapanır.

SES: Her kapıda ayrı bir demir sesi.

Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi

Sayfa 170Güneye giden iz

01691

Telmo birkaç gün sonra dönüş yüküne eşlik eder.

ANLATICI: Valerio’nun yanında eski işi sürmeyecekti. Yol bilgisi yine işe yaradı.

01692

Arabacıyı aynı yol kenarında bulur.

TELMO: Notunu verdim.

01693

Arabacı atın yularına bakar.

ARABACI: Cevap?

01694

Telmo başını sallar.

TELMO: Henüz yok.

01695

Arabacı bir avuç kuru tahıl gösterir.

ARABACI: Bir kısmını kurtardım.

01696

Telmo taneleri avucunda tartar.

Sessiz kare. Ne kadarının kaldığını artık göz kararı söylemez.

01697

Kıyıya yaklaşınca Leandro’nun açılan fırınından duman yükselir.

LEANDRO: İş arıyorsan yarın yük var.

01698

Telmo atını gölgeye bağlar.

TELMO: Yarın gelebilirim.

01699

Binyamin ona bir kap su uzatır.

ANLATICI: Kralın önünden geçen söz, akşam bir fırının eşiğinde dinlendi.

01700

Denizin öte yanında Tamar, yolculuk için bohçasını hazırlar.

TAMAR: Bu kez yaptığım halatın nereye bağlandığını görmek istiyorum.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 171Kara yelken

01701

Tamar, Safiye’nin tezgâhına küçük bohçasını koyar.

TAMAR: Sebte’deki bağları yerinde göreceğim.

01702

Safiye teslim yazısına bakar.

SAFİYE: Orso seni karşılayacak. Dönüşü Ammar’la konuştuk.

01703

Tamar yol ücretini ayrı keseye alır.

TAMAR: İş ücretim bu keseye karışmasın.

01704

Safiye gülümser.

SAFİYE: Artık bunu benden önce söylüyorsun.

01705

Hena bohçadaki tarak ucunu gösterir.

HENA: Denizde saçın karışır mı?

01706

Tamar tarağı çıkarır.

TAMAR: Karada da karışıyor.

01707

Salim yükü kapıya taşımaya yardım eder.

SALİM: Annene haber verdin mi?

01708

Tamar başıyla onaylar.

TAMAR: Bana koyduğu ekmek bohçadan büyük.

01709

Limanın üstünde yamalı bir yelken açılır.

ANLATICI: Koyu yama uzaktan bütün bezi karartıyordu.

01710

Tamar tekneye adım atar.

TAMAR, İÇ SES: Kıyıdan görünen kadar büyük değilmiş.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 172Öğrenmenin ücreti

01711

Sebte’de Orso, Tamar’a bağlantı yerlerini gösterir.

ORSO: Halatınız burada fazla sert kalıyor.

01712

Tamar düğümü çözmeden inceler.

TAMAR: Burada sürtündüğü taş gibi kenar da var.

01713

Orso başıyla onaylar.

ORSO: Onu da düzelteceğiz.

01714

Tamar alet çantasını açar.

ANLATICI: Kendi işinin sınırını görmek, ustalığını küçültmüyordu.

01715

Bir görevli yeni bir yük için yardım ister.

GÖREVLİ: Hazır buradayken bunu da yap.

01716

Tamar ellerini temizler.

TAMAR: Bunun işi ve ücreti ayrıca konuşulmadı.

01717

Görevli yüzünü ekşitir.

GÖREVLİ: Safiye olsa geri çevirmezdi.

01718

Tamar sakinlikle cevap verir.

TAMAR: O zaman Safiye’ye sorarsınız.

01719

Orso yeni işi erteler; Tamar’a dönüş teknesini gösterir.

ORSO: Ammar sabah çıkacak.

01720

Tamar ilk defa şehirde kendine bir tarak satın alır.

Sessiz kare. Küçük alışverişini bohçasının içine saklamaz.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 173Dönüşteki çatlak

01721

Ammar’ın teknesi Sebte’den ayrılır; Yunus kürek başındadır.

AMMAR: Kıyıdan açık geçmeyeceğiz.

01722

Tamar denizin değişen tonlarını izler.

TAMAR: Şurası neden açık?

01723

Yunus yanıt vermeden Ammar’a bakar.

AMMAR: Dip ve ışık. Yalnız renge güvenme.

01724

Kürek yük altında çatlar.

SES: Lif lif ayrılan ahşap.

01725

Yunus elindeki parçayı düşürmeden geri çekilir.

YUNUS: Kırıldı!

01726

Ammar yelkeni azaltmalarını ister.

AMMAR: Yerinizde kalın!

01727

Tamar halatın boş ucunu toplar.

Sessiz kare. Elinin bildiği iş, ilk kez hareket eden bir zemindedir.

01728

Yedek küreğin boyu kısa kalır.

YUNUS: Bununla dönmek zor.

01729

Ammar yakın kıyıdaki açıklığı gösterir.

AMMAR: Önce barınacağız.

01730

Tekne beklenen dönüş çizgisinden ayrılır.

ANLATICI: Tanca’da onları bekleyenlerin bunu bilmesi için henüz hiçbir yol yoktu.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 174Haber gelmeyen akşam

01731

Safiye iskelede giden her gölgeyi inceler.

SAFİYE: Yamalı yelken gördün mü?

01732

Bir yükçü omzunu silker.

YÜKÇÜ: Bugün çok tekne geçti.

01733

Safiye eve dönünce Hena kapıda bekler.

HENA: Tamar geldi mi?

01734

Safiye başını sallar.

SAFİYE: Henüz değil.

01735

Salim önüne yemek koyar.

SALİM: Biraz ye.

01736

Safiye kaşığı alıp bırakır.

ANLATICI: Salim’in kaybolduğu günlerde öğrendiği bekleyiş, bedeninde saklanmıştı.

01737

Salim yanına oturur.

SALİM: Aynı şey olduğunu bilmiyoruz.

01738

Safiye gözlerini ona kaldırır.

SAFİYE: Bedenim bilmiyor.

01739

Hena kapıyı kapatmak ister; Safiye bir an durdurur.

Sessiz kare. Sonra çocuğun kapatmasına izin verir.

01740

Gece, avludaki boş tezgâhın üstüne çöker.

ANLATICI: Tamar’ın işi, onun yokluğunda da yarım görünüyordu.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 175Sığınma yeri

01741

Tekne küçük bir girintide kıyıya bağlanır.

AMMAR: Buradan yürüyen birini göndereceğiz.

01742

Yunus çevredeki kayalara bakar.

YUNUS: Yolu bilmiyorum.

01743

Ammar kıyıdaki yaşlı balıkçıyı gösterir.

AMMAR: Önce soracağız.

01744

Balıkçı kırık küreği inceler.

BALIKÇI: Burada yaparız. Kuru tahta az.

01745

Tamar yamalı yelkeni indirir.

TAMAR: Bu da sökülmeye başlamış.

01746

Ammar yorgunlukla gözlerini kapar.

ANLATICI: Bir arıza, bakılmayan öteki yerlerin adını da getiriyordu.

01747

Yunus haber götürecek yolcuyla konuşur.

YUNUS: Üçümüz de sağ olduğumuzu söyle.

01748

Tamar kısacık bir satır ekler.

TAMAR: Beni aramak için denize çıkmasınlar.

01749

Yolcu batıya giden patikaya yönelir.

Sessiz kare. Haberin ayakları vardır; kanatları yoktur.

01750

Tamar ateş başında yeni tarağını çıkarır.

ANLATICI: Saçını taramak, burada hâlâ kendi hayatında olduğunu hatırlattı.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 176Kumandanın cevabı

01751

Safiye, Tarık’ın kapısına gelir; bu kez dilekçe taşımaz.

SAFİYE: Ammar’ın teknesinden haber yok.

01752

Tarık haritanın başına geçer.

TARIK: Son görüldüğü yeri öğrenelim.

01753

Bir görevli denize tekne göndermeyi önerir.

GÖREVLİ: Hemen çıkarız.

01754

Rafi sağlam eliyle kıyı çizgisini gösterir.

RAFİ: Önce limanlara haber. Nereye bakacağımızı bilmiyoruz.

01755

Safiye itiraz eder.

SAFİYE: Beklememi mi söyleyeceksiniz?

01756

Rafi ona döner.

RAFİ: Beklerken başka insanları kaybetmeyelim diye yol arıyorum.

01757

Tarık kıyıdaki bilinen duraklara haber yollatır.

TARIK: Gelen her cevap Safiye’ye de ulaşacak.

01758

Safiye gözlerini ondan ayırmaz.

SAFİYE: Yalnız iyi olanlar değil.

01759

Tarık başını sallar.

TARIK: Hepsi.

01760

İdris haberin gideceği avlunun adını yazar.

ANLATICI: Belirsizlik, kumandanın masasından çıktı; başladığı evin hakkı olarak kaldı.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 177Kara sözü

01761

Pazarda bir adam kayıp gemi için fısıldar.

ADAM: Kara yelken hayra çıkmaz.

01762

Sümeyre sepetini yere bırakır.

SÜMEYRE: Yamadır o. Bezin rengi.

01763

Adam omuz silker.

ADAM: Eskiler böyle der.

01764

Safiye konuşmayı duyar; durmaz.

ANLATICI: Korkusunu bir renge bağlamak isteyenlere ayıracak gücü yoktu.

01765

Evde Tamar’ın annesi bekler.

ANNE: Kızımı neden gönderdin?

01766

Safiye karşısına oturur.

SAFİYE: İşi görmeyi kendisi istedi. Yolunu birlikte hazırladık.

01767

Kadın gözyaşını siler.

ANNE: Birini suçlamak istiyorum.

01768

Safiye hemen savunmaya geçmez.

SAFİYE: Ben de her kapıya bakıyorum.

01769

İki kadın yan yana değil, karşılıklı bekler.

Sessiz kare. Korkuları benzer; içlerinden geçenler aynı değildir.

01770

Hena iki kap su getirir.

HENA: Bunu içebilirsiniz.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 178Teknenin şarkısı

01771

Tamar gece onardığı yelkeni dizlerinde tutar.

SES: Ahşabın içinde ince bir uğultu.

01772

Başını kaldırır; kimse söylemiyordur.

ANLATICI: Bir an annesinin eski ezgisini duyar gibi oldu.

01773

Yunus açık kapıdan rüzgârı keser.

YUNUS: Buradan ötüyor.

01774

Uğultu kesilir; Tamar yeniden dikişe eğilir.

TAMAR: Biraz açık bırak. İçerisi ağırlaştı.

01775

Yunus kırılan küreğin ucuna bakar.

YUNUS: Çatlağı görmeliydim.

01776

Tamar elindeki söküğü gösterir.

TAMAR: Ben de bunu burada gördüm.

01777

Yunus başını eğer.

YUNUS: Söyleseydim yine çıkar mıydık?

01778

Ammar kapıda duyduğunu belli eder.

AMMAR: Çıkmamalıydık. Şimdi bütün kürekleri göreceğiz.

01779

Tamar iğneyi kumaştan geçirir.

ANLATICI: Sesin kaynağını öğrenmek, gecenin tuhaflığını bütünüyle dağıtmadı.

01780

Gökte bulut aralığından yıldız görünür.

Sessiz kare. Yıldızın onların yoluyla ilgili bir sözü yoktur.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 179Gelen parça

01781

Kıyı habercisi Safiye’nin avlusuna ulaşır.

HABERCİ: Tekne barınmış. Yolcular sağ.

01782

Tamar’ın annesi ayağa kalkar; hemen inanamaz.

ANNE: Kızımın adını söyledi mi?

01783

Haberci küçük yazıyı uzatır.

HABERCİ: Kendisi ekledi.

01784

Safiye satırı okur.

SAFİYE: Beni aramak için denize çıkmayın.

01785

Kadın yüzünü ellerine kapatır.

Sessiz kare. Ağlaması, korkunun bittiğine hemen benzemez.

01786

Safiye haberi Tarık’a da gönderir.

SAFİYE: Aldığımızı bilsinler.

01787

Hena Tamar’ın tezgâhına bıraktığı ipi kaldırır.

HENA: Bunu saklamıştım.

01788

Safiye çocuğu yanına alır.

SAFİYE: Gelince kendin ver.

01789

Salim ilk kez pencereyi bütünüyle açar.

ANLATICI: Eve hava girdi. Bekleyişin kokusu hemen çıkmadı.

01790

Uzak kıyıda onarılan kürek suya iner.

SES: Bu kez kesintisiz bir çekiş.

Bölüm 18 · Kara Yelken

Sayfa 180Dönenin payı

01791

Tamar Tanca iskelesinde annesine sarılır.

TAMAR: Önce eve uğrayacağım.

01792

Safiye çantasını almak için uzanır; Tamar taşıyabileceğini söyler.

TAMAR: Hafifledi. Ekmekler bitti.

01793

Ertesi gün Tamar tezgâhın başında gördüklerini anlatır.

TAMAR: Bağlandığı yerde halatın başka bir işi var.

01794

Safiye değişmesi gereken örneği dinler.

SAFİYE: Birlikte yeniden yapalım.

01795

Tamar yolculuk defterine bakar.

TAMAR: Beklediğimiz günler için de ücret konuşmamız gerekiyor.

01796

Safiye bekleme günlerini hesabın kenarına ekler.

SAFİYE: Evet. Yolda geçen emek de burada görünsün.

01797

Tamar yeni tarağını Hena’ya gösterir.

HENA: Denizde mi aldın?

01798

Tamar gülümser.

TAMAR: Şehirde. Deniz dükkân açmamıştı.

01799

Tarık aynı akşam eksilen hazırlık günlerini sayar.

ANLATICI: Avluda bir dönüş kutlanırken onun masasında zaman daralıyordu.

01800

Lamba başında uyuklayan Tarık’ın eli açık defterden kayar.

Sessiz kare. Rüyanın suyu, henüz görünmeden odaya sızar.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 181Rüyanın tercümesi

01801

Tarık, rüyasında dizlerine kadar suyun içindedir.

ANLATICI: Uyku ona bir kıyı verdi. Nerede olduğunu söylemedi.

01802

Önündeki defter suyun üzerinde açık durur.

Sessiz kare. Sayfalar ıslanmaz; kenarları yavaşça nefes alır.

01803

Tarık deftere uzanır.

TARIK: Buraya gel.

01804

Defter eliyle arasındaki mesafeyi korur.

ANLATICI: Çocukken kaçan bir hayvana uzandığı gibi uzandı.

01805

Arkasından bir kapı sesi gelir.

SES: İki kısa, bir uzun vuruş.

01806

Tarık döner; ortada duvar yoktur.

TARIK: Kim var?

01807

Suyun altında evlerin eşikleri görünür.

Sessiz kare. Her eşiğin önünde bir çift boş ayakkabı.

01808

Tarık ilk ayakkabıyı kaldırır; içinden kum dökülür.

ANLATICI: Kimin olduğunu öğrenmeden sahibini aramaya başladı.

01809

Uzakta bir lamba yanar.

TARIK, İÇ SES: Orada biri biliyordur.

01810

Adım atınca su beline çıkar.

SES: Elbisesinin içinde ağırlaşan su.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 182Açık defter

01811

Defterin üstünde Salim’in adı belirir.

TARIK: Seni bulduk.

01812

Adın altından başka satırlar suya kayar.

ANLATICI: Bulunan bir isim, ötekileri kıyıya çıkarmıyordu.

01813

Tarık sayfayı tutar; parmakları harflerin arasından geçer.

Sessiz kare. Mürekkep, küçük balıklar gibi elinden ayrılır.

01814

Bir harfi yakalamaya çalışır.

TARIK: Dur.

01815

Harf, annesinin elindeki eski dikişin biçimine dönüşür.

ANLATICI: Rüya, hatıraların hangi zamandan geldiğini açıklamazdı.

01816

Tarık avucunu kapatır.

TARIK, İÇ SES: Bir şeyi tutabilirsem ötekiler de kalacak.

01817

Elini açınca yalnız ıslak ip vardır.

Sessiz kare. İpin ucu suyun içine uzanır.

01818

İpi çektiğinde uzaktaki kapı hareket eder.

SES: Su altında boğuk bir gıcırtı.

01819

Defter bu kez arkasında kalır.

ANLATICI: Bir şeyi kendine yaklaştırırken başka bir şeyi bıraktı.

01820

Tarık iki yana uzanır.

TARIK: İkiniz de.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 183Suyun sofrası

01821

Bir sofra suyun üzerinde kurulmuş görünür.

Sessiz kare. Kâselerde yemek yerine boş gökyüzü vardır.

01822

Julianos’un sandalyesinde Elvira oturur.

ELVİRA: Bu tekne benim.

01823

Tarık masaya bakar; masa bir teknenin içidir.

TARIK: Biliyorum.

01824

Rafi karşıda sarılı elini kaldırır.

RAFİ: Biliyordun.

01825

Tarık cevap vermek ister; ağzına tuzlu su dolar.

ANLATICI: Rüya onun sözünü de başkalarının nefesi kadar kırılgan yaptı.

01826

Meryem bir kâseyi önüne iter.

MERYEM: İçindekini çevirmemi ister misin?

01827

Tarık kâseye bakar; kendi yüzü görünür.

Sessiz kare. Yüz, su oynadıkça başka yaşlara kayar.

01828

Safiye sofranın altından bir düğümü çözer.

TARIK: Çözme. Dağılacak.

01829

Safiye başını kaldırır.

SAFİYE: Beni buraya sen bağladın.

01830

Sofra yavaşça ikiye ayrılır.

SES: Uyanık dünyada lambanın fitilinden çıkan küçük çıtırtı.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 184Annenin bilmediği ad

01831

Tarık rüyada çocuk boyuna iner; su hâlâ belindedir.

ANLATICI: Adının bir dağı taşımadığı bir yaşa dönmüştü.

01832

Uzaktaki kadın bir kumaşı katlar.

TARIK: Anne.

01833

Kadın başını kaldırır; yüzü ışığın içindedir.

Sessiz kare. Hatırlayabildiği yer, yüzünden çok elleridir.

01834

Çocuk Tarık ona defteri gösterir.

TARIK: Bunu kıyıya çıkaramıyorum.

01835

Kadın kumaşı bırakır.

KADIN: İçinde ne var?

01836

Tarık sayfalara bakar; hepsi kendi adıyla dolmuştur.

ANLATICI: Başkalarını kurtardığını sandığı defter, onu tekrar ediyordu.

01837

Tarık adını eliyle silmek ister.

TARIK: Böyle değildi.

01838

Kadının sesi suya karışır.

KADIN: O zaman yeniden bak.

01839

Tarık harflerin arasındaki küçük boşlukları görür.

Sessiz kare. Boşluklarda henüz yazılmamış yüzler vardır.

01840

Kadın yavaşça uzaklaşır; Tarık peşinden gidemez.

ANLATICI: Rüya, kaybettiğini geri vermeyi de vaat etmemişti.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 185Kıyıya çıkmayan

01841

Tarık yeniden yetişkin hâliyle defteri iki eliyle kaldırır.

TARIK: Biriniz ucundan tutsun.

01842

Suyun içinden farklı eller uzanır.

Sessiz kare. Hiçbiri ötekine benzemez.

01843

Defter ağırlaşmak yerine açılır.

ANLATICI: Tek başına tuttuğunda kapalı sandığı şey, başkaları dokununca çoğaldı.

01844

İdris’in eli gevşer; bir sayfa suya düşer.

İDRİS: Bunu ben değiştirdim.

01845

Tarık sayfayı yakalamak için defteri bırakacak gibi olur.

TARIK: Hepsini alamıyorum.

01846

Azar suyun içindeki sayfaya uzanır.

AZAR: Sen tutmaya devam et.

01847

Uzak kıyı yaklaşır; üstünde kimse yoktur.

Sessiz kare. Bir karşılama, bir sancak, bir zafer işareti görünmez.

01848

Tarık adım atar; ayağı zemini bulamaz.

SES: Karanlığa düşen su.

01849

Uyandığında eli masanın kenarından sarkmaktadır.

ANLATICI: Oda kuru, kolu uyuşmuştu.

01850

Tarık açık deftere bakar; sıradan yazılar durur.

TARIK, İÇ SES: Rüyaydı.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 186Duyulan yarım söz

01851

İdris sabah Tarık’ın lambasını yeniler.

İDRİS: Hiç uyumadınız mı?

01852

Tarık gözlerini ovuşturur.

TARIK: Uyudum. Defteri denizden çıkaramadım.

01853

İdris şaşırınca Tarık açıklar.

TARIK: Rüyamda.

01854

Kapıdaki görevli Vahid cümlenin sonunu duyar.

VAHİD: Sonunda kıyıya vardınız mı?

01855

Tarık bir an düşünür.

TARIK: Uyanmışım.

01856

Vahid gülümseyerek geri çekilir.

ANLATICI: Duymadığı sonu, kendi beklentisiyle tamamlamak kolaydı.

01857

Avluda bir askere fısıldar.

VAHİD: Kumandan karşı kıyıyı görmüş.

01858

Asker bir başkasına döner.

ASKER: Rüyasında yol açılmış.

01859

İdris bu cümleyi kapıda duyar.

Sessiz kare. Üç ağız arasında bir rüyanın kıyısı değişmiştir.

01860

İdris Tarık’ın odasına geri döner.

İDRİS: Anlattığınız başka türlü dolaşıyor.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 187Kolay bir işaret

01861

Tarık avludaki canlılığı pencereden görür.

ANLATICI: Korkmuş insanların bir süre rahatladığını fark etti.

01862

Vahid yanına çağrılır.

VAHİD: Moralleri yükseldi.

01863

Tarık hemen cevap vermez.

TARIK, İÇ SES: Bıraksam ne kaybederim?

01864

Masadaki eksik malzeme listesi rüzgârla açılır.

Sessiz kare. Birkaç satırın yanındaki boşluklar görünür.

01865

Tarık pencereyi kapatmaz.

TARIK: Onlara ben anlatacağım.

01866

Vahid tereddüt eder.

VAHİD: Bazen anlam, görülenin üstündedir.

01867

Tarık adamın yüzüne bakar.

TARIK: Kendi umudunu benim ağzıma koydun.

01868

Avluya çıkar; askerler susar.

ANLATICI: Kendisini daha büyük gösterecek bir hikâyenin eşiğindeydi.

01869

Tarık sade bir sesle konuşur.

TARIK: Rüyamda korktum. Bunu bir zafer haberi olarak anlatmadım.

01870

Kalabalıkta bir yüz hayal kırıklığıyla aşağı döner.

Sessiz kare. Tarık o bakışı görür ve sözünü değiştirmez.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 188Yolda aranan cevap

01871

Bir genç asker konuşmadan sonra Tarık’a yaklaşır.

ASKER: O zaman gitmek için neye güveneceğiz?

01872

Tarık birlikte yürümeyi işaret eder.

TARIK: Önce neyi bildiğimize bakalım.

01873

İkisi onarılan teknenin yanında durur.

TARIK: Bunu kim kontrol etti?

01874

Asker ustanın adını söyler.

ASKER: Rafi ve Orso’nun gösterdiği yerleri bilenler.

01875

Tarık içme suyu kaplarına bakar.

TARIK: Bunları kim saydı?

01876

Asker cevap verirken sesi sakinleşir.

ANLATICI: Soruların hepsine cevap yoktu; bazılarının sahibi vardı.

01877

Asker durup kumandana bakar.

ASKER: Yine de korkacağım.

01878

Tarık başını eğer.

TARIK: Ben de.

01879

Genç, böyle bir cevap beklemediğini saklayamaz.

Sessiz kare. Tarık, onu rahatlatacak ikinci bir cümle bulmak için acele etmez.

01880

Uzaktan öğleye yaklaşan şehrin sesi gelir.

ANLATICI: Günü yaşamaya devam etmek de hazırlığın bir parçasıydı.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 189Defterin gerçek ağırlığı

01881

İdris, Meryem’le defterin gevşeyen bağını onarır.

MERYEM: Binyamin bu dikişi daha düzgün yapardı.

01882

İdris ipi yanlış delikten geçirir.

İDRİS: Gördüğün gibi ben de yapamıyorum.

01883

Meryem gülerek geri söker.

Sessiz kare. Düzeltilen bu hata, ikisine kısa bir rahatlık verir.

01884

Tarık içeri girip işi seyreder.

TARIK: Suya düşse ne kadarı kalır?

01885

Meryem başını kaldırır.

MERYEM: Ne kadar kaldığını sudan çıkarınca görürüz.

01886

İdris ayrı tutulan kayıtları gösterir.

İDRİS: Bir kısmının başka nüshaları var.

01887

Tarık boş çantaya bakar.

ANLATICI: Hatırlamanın bütün yükünü tek bir nesneye bırakmak istemişti.

01888

Tarık kayıtların kimlerde kalacağını sorar.

TARIK: Gidersek burada da okunabilsin.

01889

Meryem isimleri ayrı satıra yazar.

MERYEM: Bir kişi yokken bütün söz kaybolmasın.

01890

Delikli taş tamamlanan cildin yanında durur.

Sessiz kare. Bu kez kâğıdı rüzgârdan korumaktan başka iş yapmaz.

Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi

Sayfa 190Şafak habercisi

01891

Şafaktan önce Tanca kapısına bir haberci gelir.

SES: Uykulu taş sokakta hızla yaklaşan ayaklar.

01892

Tarık yüzünü yıkarken çağrılır.

HABERCİ: Mûsâ’dan.

01893

Tarık ellerini kurutur; yazıyı ayakta alır.

ANLATICI: Beklediği şey gelince, beklemenin sağladığı son genişlik kapandı.

01894

İdris ışığı yaklaştırır.

Sessiz kare. Tarık metni iki kez okur.

01895

Vahid kapıda sonucu anlamaya çalışır.

VAHİD: Hazırlanalım mı?

01896

Tarık yazıyı dikkatle katlar.

TARIK: Hazırlığı artık belirli bir görev için tamamlayacağız.

01897

İdris yeni bölümün başına boş bir tarih alanı açar.

ANLATICI: Roman, buyruğun asıl sözlerini bildiğini iddia etmez.

01898

Tarık haberciye oturmasını söyler.

TARIK: Önce dinlen. Sonra yolun haberini anlat.

01899

Dışarıda karanlık göğün altı açılır.

Sessiz kare. Henüz hiçbir gemi kıyıdan ayrılmaz.

01900

Tarık kapının eşiğinde durur.

TARIK, İÇ SES: Şimdi gitmek istemekle gönderilmek aynı yerde buluştu.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 191Bekleyen kapı

01901

Tarık, yeni görev haberinin ardından avluya çıkar.

ANLATICI: Aynı kapıdan her gün geçmişti. Bu sabah eşiği daha yüksek buldu.

01902

Komutanlar sırayla yanına gelir.

TARIK: Önce hazır olanı ve olmayanı ayıralım.

01903

Vahid askerleri toplamak için döner.

TARIK: Herkesi aynı anda çağırma. Nöbetler boş kalmasın.

01904

İdris kayıtlarla yeni kâtibi yanına alır.

Sessiz kare. Artık tek başına bütün masayı kaplamaz.

01905

Azar yolları anlatan küçük çizimi serer.

AZAR: Kıyıda son gördüğümüz yerler bunlar.

01906

Tarık boş alanları inceler.

TARIK: Bilmediklerimizi bilmiş gibi taşımayacağız.

01907

Meryem kapıda bekler; elinde annesinin mektubu vardır.

MERYEM: Benim görevimi de konuşmamız gerekiyor.

01908

Tarık ona yer açar.

TARIK: Bugün.

01909

Pencereden gelen rüzgâr bütün kâğıtları oynatır.

ANLATICI: Bir sefer, başlamadan önce bile birçok evin kapısını aralıyordu.

01910

İdris ağır taşı masanın ortasına koyar.

SES: Tık.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 192Adını söyleyenler

01911

Askerler küçük gruplar halinde hazırlıklarını bildirir.

ASKER: Ayakkabımın tabanı açıldı.

01912

Bir başka asker onu susturmak ister.

DİĞERİ: Kumandana bununla mı geldin?

01913

Tarık onarım işini yapanı çağırır.

TARIK: Yürüyemeyen ayak orduyla birlikte ilerlemez.

01914

Genç asker, ailesine bırakacağı parayı sorar.

ASKER: Ne zaman ödenecek?

01915

Görevli mevcut miktarı açıklar.

ANLATICI: Büyük haberin yanında küçük keseler tek tek açılıyordu.

01916

Tarık karşılanamayan miktarı ayrıca ayırır.

TARIK: Bunu verilmiş diye kaydetmeyin.

01917

Azar bir askerin kolundaki eski yaraya bakar.

AZAR: Bunu Yahya’ya gösterdin mi?

01918

Asker başını sallar.

ASKER: Gidemezsin der diye.

01919

Azar onu gölgeye götürür.

AZAR: Burada sakladığın, yolda bizim de yükümüz olacak.

01920

Tarık uzaktan konuşmalarını seyreder.

Sessiz kare. Birbirini tanımayan insanların ihtiyacı, tek bir sıraya sığmaz.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 193Geride kalacak su

01921

Salim sarnıcın son onarımını Tarık’a gösterir.

SALİM: Burası tutuldu. Şu kenarı her gün göreceğiz.

01922

Tarık yeni işçiye döner.

TARIK: Sorun olduğunda kime gideceksin?

01923

İşçi isim verir; Salim yanlış olanı düzeltir.

SALİM: O kişi gidiyor. Burada kalacak olan bu.

01924

Tarık iki görevlinin birlikte dinlemesini ister.

ANLATICI: Gitmek, yerinde kalacak bir sorumluluğu kendiliğinden kurmuyordu.

01925

Cevad eski çatlağın yanında durur.

CEVAD: Burayı hâlâ rüyamda görüyorum.

01926

Tarık onun yüzüne bakar.

TARIK: Başka işte çalışmak istiyor musun?

01927

Cevad duvarı inceler.

CEVAD: İstiyorum. Ama bugün sonunu da görmek istedim.

01928

Salim genç adamın yerine hazırlanacak işçiyi yanına çağırır.

Sessiz kare. Değişiklik, iki insanın aynı yeri birlikte görmesiyle başlar.

01929

Tarık sarnıcın ağzından göğe bakar.

ANLATICI: Su, göğü içine sığdırıyordu. Onunla ne yapılacağını söylemiyordu.

01930

Tarık kapıdan ayrılırken Salim çalışmaya devam eder.

SALİM: Şimdi şu kovayı buraya al.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 194Meryem’in şartı

01931

Meryem Tarık’ın karşısına kendi notlarını koyar.

MERYEM: Yanınızda tercüman olarak gidebilirim.

01932

Tarık cevap vermeden notları okutur.

MERYEM: Bilmediğim sözü sormam için zaman isteyeceğim.

01933

Vahid kaşlarını çatar.

VAHİD: Savaşta her söz bekleyemez.

01934

Meryem ona döner.

MERYEM: Yanlış anlaşılanı geri almak da her zaman mümkün olmaz.

01935

Tarık başını eğer.

TARIK: Kararımı vereceğim. Ama sorunu söylemeden susturulmayacaksın.

01936

Meryem ikinci notu açar.

MERYEM: Annemin evini vereceğim hizmetin karşılığı yapmayın.

01937

Tarık bunu kabul eder.

TARIK: Ona dair ayrıca bir görev istemiyorum.

01938

Meryem son satırda durur.

MERYEM: Dönmek istersem güvenle dönebileceğimi biliyor muyuz?

01939

Tarık doğrudan cevap verir.

TARIK: Hayır. O yolu garanti edemem.

01940

Meryem kâğıtları toplamaz.

ANLATICI: Kararının içindeki boş yer, söylenmeyerek küçültülmedi.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 195Annesine ikinci mektup

01941

Meryem akşam annesine yeni mektup yazar.

MERYEM, MEKTUP: Bu kez gelmek için yola çıkmayacağım. Bir göreve katılmayı düşünüyorum.

01942

Kalemini durdurur; pencerenin dışında çocuk sesleri vardır.

ANLATICI: Annesinin bunu nasıl okuyacağını duyabiliyordu.

01943

Yeni satırı yavaşça ekler.

MERYEM, MEKTUP: Buna razı olmanı kendim için şart yapmayacağım.

01944

Babasıyla ilgili düğmeyi yazının yanına koyar.

Sessiz kare. Düğmenin küçük gölgesi satıra ulaşmaz.

01945

Mektuba avludaki saksıyı sorar.

MERYEM, MEKTUP: Toprak tutarsa adını bana da yaz.

01946

Yol tehlikesini örtmeden anlatır.

MERYEM, MEKTUP: Haberim gecikirse bildiğinden fazlasını düşünmemeye çalış demeyeceğim. Ben bunu yapamadım.

01947

Meryem gözyaşını kâğıttan uzakta siler.

ANLATICI: Bazı cümleleri yalnız başkalarına kolaylıkla söylüyordu.

01948

Sonuna kendi adını yazar.

MERYEM, MEKTUP: Kızın Meryem.

01949

Mektubu tek kılıfa yerleştirir; görev evrakından ayrı tutar.

Sessiz kare. İki bağ birbirine dolanmaz.

01950

Sabah haber götüren yolcuya teslim eder.

MERYEM: Elden ulaştırabilirsen iyi olur.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 196Yan yana yol

01951

Azar sefer çantasının kopan askısını onarır.

İDRİS: İpi tutabilir miyim?

01952

Azar ona kısa bir bakış atar.

AZAR: Şu ucundan.

01953

İdris ipin gerilmesini bekler.

Sessiz kare. İkisinin elleri aynı işte, aralarında mesafe vardır.

01954

Azar düğümü tamamlar.

AZAR: Bırak.

01955

İdris elini yavaşça açar.

İDRİS: Hâlâ benimle konuşmak istemiyor musun?

01956

Azar çantasını kaldırır.

AZAR: Konuşuyorum. Eskisi gibi değil.

01957

İdris başını eğer.

İDRİS: Anlıyorum.

01958

Azar kapıya yürüyüp durur.

AZAR: Yolda birbirimize ihtiyacımız olabilir. Bu, unuttuğum anlamına gelmesin.

01959

İdris çantasını omzuna alır.

İDRİS: Gelmesin.

01960

İkisi aynı sokağa çıkar.

ANLATICI: Dostluk, bu kez daha yavaş bir adımla yeniden yol aradı.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 197Ustanın son sözü

01961

Safiye tamamlanan halatları Tarık’ın adamlarına teslim eder.

SAFİYE: Nerede kullanılacağı üzerlerinde işaretli.

01962

Tamar yeni düzeni gösterir.

TAMAR: Sebte’deki sürtünme için ayrıca koruma yaptık.

01963

Tarık halatı elinde tartar.

TARIK: İşinizi yerinde gören biri var artık.

01964

Safiye Tamar’a bakar.

SAFİYE: Evet. Fiyatı konuşurken de burada olacak.

01965

Tamar hesap için masaya oturur.

Sessiz kare. Genç ustanın yeri yalnız yükün yanında değildir.

01966

Hena kapıdan Tarık’ı izler.

HENA: Babamın taşı nerede?

01967

İdris çantasından taşı çıkarıp çocuğa gösterir.

İDRİS: Burada. Götürmemi hâlâ istiyor musun?

01968

Hena taşı alıp üç çizgisine bakar.

HENA: Götür. Ama dönerken bana ver.

01969

İdris yeniden alırken başını eğer.

İDRİS: Dönersem ilk işlerimden biri bu olacak.

01970

Safiye çocuğunun saçını düzeltir.

ANLATICI: Verilen söz, deniz kadar geniş tutulmadı. Bir avuç içine sığdı.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 198Bir akşamlık hayat

01971

Avluda iş bitince Sümeyre küçük bir ezgi tutturur.

SES: Kelimeleri rüzgârda eksilen alçak bir türkü.

01972

Tamar masaya parmaklarıyla ritim vurur.

ANLATICI: Korkularının arasında bir akşamı kendilerine ayırdılar.

01973

Salim ekmeği eşit bölemeyince Hena güler.

HENA: Bana büyük olan düştü.

01974

Safiye çocuğun parçasını küçültmez.

SAFİYE: Bugün sen kazandın.

01975

Râbia kapıdan Nadir’in geldiğini görür.

RÂBİA: Yemek var.

01976

Nadir eşikte tereddüt eder.

NADİR: Rahatsız etmeyeyim.

01977

Salim bir süre ona bakar; sonra boş kabı gösterir.

SALİM: Oturabilirsin. Konuşacaklarımız bitmedi.

01978

Nadir usulca oturur.

Sessiz kare. Kabulün içinde unutma sözü yoktur.

01979

Uzaktan Tarık avludaki sesi duyar; yolunu kesmez.

ANLATICI: Her hatırladığı hayatın ortasına girmesi gerekmiyordu.

01980

Tarık yalnız başına kaldığı odaya yürür.

SES: Arkasında devam eden ritim.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 199Karşı kıyıda okunan

01981

Leocadia, Meryem’in mektubunu Alda’nın yanında okur.

LEOCADIA: Seferle dönebilir.

01982

Alda bir süre bekler.

ALDA: Ne yazacaksın?

01983

Leocadia mektubu tekrar katlar.

LEOCADIA: Önce kızgınlığım geçsin.

01984

Binyamin kitap kapağından çıkan kuş çizimini yanına koyar.

BİNYAMİN: Bunu Meryem’e göstermek istemiştim.

01985

Leocadia kuşa bakar.

LEOCADIA: Sakla. Gelirse kendin gösterirsin.

01986

Leandro ve Telmo fırına tahıl indirir.

TELMO: Bu kez çuvallar sağlam geldi.

01987

Leandro gülümser; sonra anneden gelen sessizliğe bakar.

ANLATICI: Sıradan bir iyi haber, büyük korkunun yanında yine de iyiydi.

01988

Leocadia saksıdaki ilk yeşil ucu görür.

LEOCADIA: Çıkmış.

01989

Alda eğilip bakar.

ALDA: Daha adını bile söyleyemiyoruz.

01990

Leocadia cevap yazmak için masaya oturur.

ANLATICI: Kızını durduramasa da ona ulaşacak bir sözü olabilirdi.

Bölüm 20 · Bekleyen Kapı

Sayfa 200Karşı kıyının uykusu

01991

Tanca’da sefer hazırlığı için ayrılan alanda ilk ışık belirir.

ANLATICI: İkinci cildin sonunda deniz henüz aşılmamıştı. İki kıyı birbirinin varlığını daha ağır taşıyordu.

01992

Tarık boş alanda yürür; birazdan gelecek insanların yerlerini görür.

TARIK, İÇ SES: Buradan başlayacağız.

01993

İdris iki ayrı kayıt çantasını kontrol eder.

Sessiz kare. Delikli taş tek bir çantada; sözlerin hepsi orada değildir.

01994

Meryem annesinden henüz cevap gelmeyen mektubun kopyasını kaldırır.

MERYEM, İÇ SES: Kızgın olduğunu da duymak isterim.

01995

Azar atına su verir; hayvanın nefesi serinlikte görünür.

ANLATICI: Yolun hazırlığı, canlı olanın ihtiyacından başlamaya devam etti.

01996

Safiye avlusunda ertesi günün işini ayırır.

SAFİYE: Gidenlerin işi var. Bizim de.

01997

Rafi iskelede yeni küreğin kenarına elini sürer.

RAFİ: Bunu bir daha ışığa tut.

01998

Karşı kıyıda Leocadia lambasını söndürür.

Sessiz kare. Avlunun kapısı içeriden kapanır; yan kapının anahtarı yerindedir.

01999

Tarık sabah duasından sonra ayağa kalkar.

TARIK, İÇ SES: Beni bekleyen yolu bilmiyorum. Bugün yanımdakileri görebileyim.

02000

Son geniş karede boğazın iki kıyısı aynı karanlıktan çıkar.

ANLATICI: Suyun üzerinde henüz yol yoktu. Üçüncü cilt, o yolu açmak için sayılacak yedi sabahla başlayacaktı.

Yazılmış metnin sonu

Yazılmış metin 200. sayfa ve 2000. karede sona eriyor. Sonraki bölüm Yedi Sabah, 201. sayfa ve 2001. kareden başlayacaktır. Kalan 800 sayfa ve 8000 kare henüz yazılmadı.