Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 001Suyun geri verdiği
00001
Sabah öncesi Tanca kıyısı; su, karanlık kumun üzerinden çekilir.
ANLATICI: Deniz o sabah bir ölüyü değil, bir taşı geri verdi.
00002
Köpüğün içinde ortası delinmiş, avuç büyüklüğünde koyu bir taş görünür.
Sessiz kare. Taşın deliğinde, kıyıya ait olmayan küçük bir gökyüzü.
00003
Genç İdris eğilir; omzundaki yazı çantasının bağı kuma değer.
İDRİS: Bunu kim boynunda taşır?
00004
Parmağını taşın deliğinden geçirir; su kolundan aşağı süzülür.
ANLATICI: Soğuk, teninden önce bir hatıraya dokundu. Hatıranın kime ait olduğunu çıkaramadı.
00005
Uzakta bir balıkçı ağını silkeler; martılar birbirine girer.
BALIKÇI: Boyunda taşımazlar. Dibe insin diye bağlarlar.
00006
İdris taşı ışığa kaldırır; yüzündeki üç çizgiyi fark eder.
İDRİS: Üzerine yazmışlar.
00007
Balıkçı yırtık ağın gözlerini parmaklarıyla ayırır.
BALIKÇI: Her çizgi yazı değildir, oğul.
00008
Şehir kapısının üzerinden soluk bir ışık yayılır.
ANLATICI: İdris yazı olmayan şeylerin de hesap sorduğunu henüz bilmiyordu.
00009
Taşı çantasına koyarken ince bir tıkırtı duyulur.
SES: Tık.
00010
Çantanın içindeki mühür kalıbıyla taş yan yana durur.
ANLATICI: O gün, iki ayrı ağırlığı aynı omuzda taşıdı.
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 002Kapının önündeki kadın
00011
Liman kapısında ambar işçileri, hayvanlar ve bekleyen dilekçe sahipleri görünür.
ANLATICI: Tanca uyanırken herkes bir kapının açılmasını bekliyordu.
00012
Safiye, katlanmış bir bezin içinde sakladığı kâğıdı düzeltir.
SAFİYE: Üçüncü gelişim. Adımı yeniden yazdırmayacağım.
00013
Kapı görevlisi kâğıda bakmadan eliyle beklemesini ister.
GÖREVLİ: İçeride sayım var.
00014
Safiye arkasındaki su küplerine döner.
SAFİYE: Ben de bir kişiyi saydırmaya geldim.
00015
İdris konuşmayı duyar; kapıdan geçmek üzere kaldırdığı ayağı havada kalır.
ANLATICI: Sabahın ilk borcu, onu henüz içeri girmeden buldu.
00016
İdris kâğıdı almak için elini uzatır; Safiye bırakmaz.
İDRİS: Okuyabilirim. SAFİYE: Önce dinleyebilir misin?
00017
Kadının bileklerinde ipin bıraktığı ince yaralar görünür.
SAFİYE: Kocam dört gecedir eve dönmedi. Adı Salim.
00018
İdris’in parmakları kâğıdın kenarında donar.
Sessiz kare. İsmi tanımıştır; kadının yüzünü ilk kez görür.
00019
Safiye onun duraksamasını fark eder.
SAFİYE: Bir yerde gördün.
00020
Kapının gölgesi ikisinin arasına düşer.
İDRİS: Defterde.
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 003Hazırlık raporu
00021
Tarık, dar bir odada önüne açılan iaşe cetvelini dinler.
NADİR: Su yükü tamamlanıyor. Gecikme görünmüyor.
00022
Pencere aralığından limandaki sıra görünür; insanlar küplerinin yanında bekler.
TARIK: Kuyruk neden uzamış?
00023
Nadir cetvelin bir köşesini eliyle örter.
NADİR: Dağıtım saatleri değişti. Halk alışacaktır.
00024
Tarık’ın bakışı Nadir’in elinde kalır.
ANLATICI: Elin sakladığı sayıdan önce, saklamaya alışmış hareketi gördü.
00025
İdris içeri girer; çantası masaya değince taş tok bir ses çıkarır.
SES: Tak.
00026
Tarık başını kaldırır.
TARIK: Yazı takımı bugün ağır gelmiş.
00027
İdris çantayı arkasına alır.
İDRİS: Kıyıda bir taş buldum.
00028
Nadir başıyla rapora dönmesini işaret eder.
NADİR: Şehirden ayrılan işçilerin listesi de hazır.
00029
İdris, kapı eşiğinde bekleyen Safiye’nin yüzünü görür.
ANLATICI: Bir isim, ağzına kadar geldi. Söylemek, hazırlanan düzeni bozacak kadar kolaydı.
00030
İdris defteri açmadan Tarık’a bakar.
İDRİS: O listede bir yanlış olabilir.
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 004Silinmiş satır
00031
Tarık masadaki öteki kâğıtları kapattırır; İdris defteri ortaya koyar.
TARIK: Hangi satır?
00032
İdris, Salim’in adının yanındaki kısa kaydı gösterir.
İDRİS: Şehirden ayrıldı, yazmışım.
00033
Tarık kâtipten gözünü ayırmaz.
TARIK: Ayrılırken gördün mü?
00034
İdris’in tırnağındaki mürekkep yakından görünür.
İDRİS: Bana böyle söylendi.
00035
Safiye odaya alınır; ellerini önünde birleştirmez.
SAFİYE: Eve uğramadan gidemezdi. Ayakkabısının teki evde.
00036
Nadir sıkıntıyla nefes verir.
NADİR: Yedek ayakkabısı bulunur. İşçiler sık yer değiştirir.
00037
Safiye, Nadir’i ilk kez doğrudan süzer.
SAFİYE: Senin kocan da mı?
00038
Tarık iki elini masanın üzerine bırakır.
TARIK: Yalnız bildiğimizi konuşalım.
00039
Defterde Salim’in adının önünde silinmiş bir görev işareti seçilir.
ANLATICI: Kâğıt, kazınan kelimenin biçimini korumuştu. Yokluk da iz bırakıyordu.
00040
Tarık defteri pencereye doğru çevirir.
TARIK: Önce burada ne yazıyordu?
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 005Ağırlıklar
00041
Ambarın arkasında taş ağırlıklar ve ölçü kapları raflara dizilidir.
ANLATICI: Öğleye varmadan taşın kardeşleri bulundu.
00042
İdris çantasındaki taşı rafın boş bölümüne yerleştirir; tam oturmaz.
İDRİS: Bunlardan biri.
00043
Ambar ustası taşı eline alır, deliğinden bakar.
USTA: Eskiden tartıda kullanılırdı. Çatlayınca ayırdık.
00044
Tarık taşın kenarındaki küçük çentiği inceler.
TARIK: Kime verdiniz?
00045
Usta belleğini yoklarken eli istemsizce belindeki ipe gider.
USTA: Salim’in çocuğu oyun taşı isterdi. Babası seçmiş olabilir.
00046
Safiye taşı almak ister; usta elinde tutar.
SAFİYE: Göster.
00047
Kadın üç çizgiye dokunur; yüzündeki direnç bir an gevşer.
SAFİYE: Hena bunları çizmişti.
00048
İdris, Safiye’ye doğru yarım adım atar.
İDRİS: Kıyıdaydı. Su getirmiş.
00049
Safiye taşı göğsüne bastırmaz; avucunda çevirir.
SAFİYE: Su nereden getirmiş?
00050
Tarık açık ambar kapısından limana bakar.
ANLATICI: Aynı deniz, birine yol, birine kapanmış kapıydı.
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 006Üç çizginin anlamı
00051
Safiye’nin evinde Hena, taşın üzerine eğilir; masada yarım örülmüş ip vardır.
HENA: Bu benim.
00052
Hena üç çizgiyi sırayla gösterir.
HENA: Annem. Babam. Ben.
00053
İdris bir şey yazmak üzere kalemini çıkarır; sonra durur.
ANLATICI: Bu açıklama kayda sığacak kadar kısaydı. Ağırlığı kâğıttan taşardı.
00054
Tarık kapıda durur; küçük odanın eşyalarına yer açmak için omzunu çeker.
TARIK: Baban taşı en son ne zaman aldı?
00055
Hena yavaşça Safiye’ye bakar.
HENA: Annemin kızdığı gün.
00056
Safiye masadaki ipi eliyle bastırır.
SAFİYE: Her evde kızılır. Hangi gün?
00057
Çocuk yerdeki tek ayakkabıyı çevirir.
HENA: Bunun bağı kopmuştu. Babam ayağına bez sardı.
00058
İdris defterindeki tarihle karşılaştırır.
İDRİS: Şehirden ayrıldığı yazılan gün.
00059
Hena taşı yeniden ister.
HENA: Götürme. Babam gelince nerede olduğunu sorar.
00060
Tarık taşı çocuğun önüne bırakır.
TARIK: O zaman burada dursun.
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 007Ayağına bez saran adam
00061
Liman basamaklarında işçiler yük indirir; Tarık ve İdris dar geçitten yürür.
ANLATICI: Haber, sorudan hızlı yürüdü. Onlar gelmeden insanlar susmuştu.
00062
İdris, ayağı bezli bir işçi görüp irkilir; adam Salim değildir.
İŞÇİ: Ayağa bakarak adam aranır mı?
00063
Azar bir halatın üzerinden atlar; İdris’i fark edince durur.
AZAR: Kimi arıyorsun?
00064
İdris elindeki listeyi kaldırır.
İDRİS: Dört gece önce buradan çıkan Salim’i.
00065
Azar, Tarık’ın az geride durduğunu görür.
Sessiz kare. Elindeki kısa ipi yumruğunun içine saklar.
00066
Tarık Azar’a yaklaşır.
TARIK: Birlikte görev yaptınız mı?
00067
Azar başını eğer.
AZAR: Su taşıdık.
00068
Bir küp yere konur; içindeki su kapağa vurur.
SES: Şap.
00069
Tarık bekler; Azar başka bir şey söylemez.
ANLATICI: Susmak, bazen insanın söylediği ilk yalandır.
00070
Tarık defteri işaret eder.
TARIK: Hangi sarnıçtan?
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 008Güney yolu
00071
Şehrin güneyindeki dar sokakta evlerin önünde boş kaplar durur.
ANLATICI: Hazırlık cetvelinde su vardı. Sokakta insanlar kabın dibini birbirine gösteriyordu.
00072
Bir kadın küpünü ters çevirir; birkaç damla düşer.
KADIN: Bugün üçüncü kez geldiler. Yine götürdüler.
00073
Tarık, nöbetçiye bakar.
TARIK: Evler için ayrılan su?
00074
Nöbetçi gözüyle Nadir’i arar; Nadir henüz yetişmemiştir.
NÖBETÇİ: Yeni emirle yüklemeye ayrıldı.
00075
İdris durumu kaydederken Tarık’ın gölgesi deftere düşer.
İDRİS: Emrin kopyasını isteyeyim.
00076
Bir çocuk boş kaba üfler; kaba, boğuk bir uğultu dolar.
SES: Huu.
00077
Tarık kısa bir an kendi nefesini uzak bir kuyudan duyar gibi olur.
ANLATICI: Geçmeyen bir çocukluk anısı sandı. Yalnızca susuz bir kabın sesiydi.
00078
Nadir koşmadan, hızlı adımlarla gelir.
NADİR: Önceliği değiştirmemiz istenmişti.
00079
Tarık sarnıcın kapısını açtırır.
TARIK: Kim istedi?
00080
Kapı açılır; nemli taşların ötesinde dibe inen merdiven görünür.
NADİR: Buyruğunuzda öyle yazıyor.
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 009Islak yatak
00081
Sarnıç yanındaki işçi odasında boş bir yatak ve nemli bezler bulunur.
ANLATICI: Bir adamın yokluğu, yatağının soğumasından sonra da odayı doldurabiliyordu.
00082
Safiye kapıdan içeri girer; başını çevirmeden yatağı tanır.
SAFİYE: Burada yatmış.
00083
İdris yatak altından ayakkabı bağına benzer bir parça çıkarır.
İDRİS: Evdekiyle aynı olabilir.
00084
Tarık işçilerin yüzlerine sırayla bakar.
TARIK: Salim yaralandı mı?
00085
Bir işçi konuşacak gibi olur; yanındaki dirseğiyle dokunur.
Sessiz kare. İki adamın bakışları yere iner.
00086
Safiye ıslak bezleri koklar; ellerini yavaşça geri çeker.
SAFİYE: Kan yıkanmış.
00087
Nadir kapıya dayanır.
NADİR: Burada herkesin eli kesilir.
00088
Tarık, Nadir’den bir adım uzaklaşmasını ister.
TARIK: Onlar senin yüzüne bakmadan konuşabilsin.
00089
Genç işçi nihayet başını kaldırır.
GENÇ İŞÇİ: Bir gece aşağıdan ses geldi.
00090
Merdivenin dibindeki siyahlık odanın kapısıyla aynı hizada görünür.
GENÇ İŞÇİ: Sonra taşıma durdu.
Bölüm 1 · Denizden Gelen Taş
Sayfa 010Emrin altındaki isim
00091
İdris arşivden getirilen kâğıdı açar; alt köşede Tarık’ın mührü vardır.
ANLATICI: Aranan elin izi, kumandanın kendi masasına çıktı.
00092
Tarık yükleme emrini sessizce okur.
KÂĞIT: Hazırlıkların gecikmemesi için su sevki öne alınacaktır.
00093
Kâğıdın yanında ertelenen tamir işleri listesi durur.
İDRİS: Sarnıcın çatlağı da aynı hafta bildirilmiş.
00094
Tarık iki belgeyi yan yana koyar.
TARIK: Bunu bana kim getirdi?
00095
Nadir yanıt verirken bakışını kâğıttan kaldırmaz.
NADİR: Ben. Vakit istemiştim.
00096
Tarık, hatırlamaya çalışırken başparmağını mührün üzerinden geçirir.
ANLATICI: O günkü acele geri dönmedi. Yalnız bıraktığı sonuç odadaydı.
00097
Safiye eşikte bekler; konuşmanın kendisinden uzaklaştığını fark eder.
SAFİYE: Kocamı hangi sözünüz geri getirir?
00098
Tarık yüzünü ona döner.
TARIK: Henüz hiçbir sözüm.
00099
İdris yeni bir sayfa açar.
TARIK: Salim’i arıyoruz. Suyu da sayıyoruz. İkisini ayrı dosyalara koyma.
00100
Boş sayfanın başına Salim’in adı yazılır.
ANLATICI: Bir ismin geri dönmesi, bir adamın geri dönmesi değildi. Ama arama oradan başladı.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 011İki ayrı defter
00101
Gece, kâtip odasında iki kandil yanar; İdris sayım defterlerini açar.
ANLATICI: Gündüz birbirini doğrulayan rakamlar, gece yan yana durmayı reddetti.
00102
Bir listede dolu görünen küpler ötekinde eksiktir.
İDRİS: On iki gidiyor. Dokuz ulaşıyor.
00103
Yaşlı ambar yazıcısı omzunun üzerinden bakar.
YAZICI: Kırılan olur. Sızdıran olur.
00104
İdris aynı farkın başka günlerde tekrarlandığını gösterir.
İDRİS: Her gün aynı üç küp mü?
00105
Yazıcı sandalyesine oturmaz; kapıya yaklaşır.
YAZICI: Bana varanı yazdım.
00106
İdris eliyle öteki defteri kapatır.
İDRİS: Ben de söyleneni.
00107
İkisi arasında kandil titrer.
ANLATICI: Birbirlerini suçlamadan önce, aynı cümleyi farklı uçlarından tuttuklarını gördüler.
00108
Yazıcı kapıyı içeriden örter.
YAZICI: Gece yükleri bazen bu deftere girmezdi.
00109
İdris boş bir yaprak çıkarır.
İDRİS: Hangi deftere girerdi?
00110
Yazıcı camdan görünen karanlık kıyıyı işaret eder.
YAZICI: Bazısı hiçbirine.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 012Safiye’nin masası
00111
Safiye evinde yarım kalmış halatı dizlerine alır; Hena uykuya direnmektedir.
HENA: Babam suyun öteki tarafında mı?
00112
Safiye lifleri birbirinden ayırır; cevap verecek nefesi bulamaz.
SAFİYE: Bilmiyorum.
00113
Hena taşı halatın yanına koyar.
HENA: Bunu deniz verdi. Belki yerini biliyordur.
00114
Safiye çocuğun saçına dokunur.
SAFİYE: Deniz konuşmuyor. Onu gören insanlar konuşacak.
00115
Kapı vurulur; İdris kandilini rüzgârdan koruyarak içeri girer.
İDRİS: Salim gece eve su getirir miydi?
00116
Safiye halatı bırakmaz.
SAFİYE: Eve bir küp getirirdi. Sokağın yaşlılarına da.
00117
İdris elindeki notu katlar.
İDRİS: O su nereden gelirdi?
00118
Safiye ayağa kalkar; işin yön değiştirdiğini anlar.
SAFİYE: Aradığınız adam şimdi hırsız mı oldu?
00119
İdris bakışını kaçırmaz.
İDRİS: Henüz bir küpün nasıl eksildiğini bilmiyorum.
00120
Safiye evin boş küpünü gösterir.
SAFİYE: Buraya hiç gelmeden de eksilebilir. Bunu da yaz.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 013Kumandanın uykusu
00121
Tarık dar yatağında dönüp durur; dışarıda bir at ayağını taşa vurur.
SES: Tak. Tak.
00122
Rüyada aynı ses, kapalı bir sandığın içinden gelmektedir.
ANLATICI: Uykuya geçtiğini, denizin odanın içine girmesinden anladı.
00123
Rüyadaki Tarık sandığı sudan kaldırır; sandık ellerinin arasında ağırlaşır.
Sessiz kare. Ahşabın çatlaklarından mürekkep akar.
00124
Sandığın içinden isimleri yıkanmış yapraklar çıkar.
RÜYA İÇ SESİ: Hangisi benim sözüm?
00125
Bir yaprağı tutmaya çalışırken yüzey suya dönüşür.
ANLATICI: Avucunda kalanı okumak için eğildi. Kendi yüzünü gördü.
00126
Tarık uyanır; odada su yoktur.
Sessiz kare. Yalnız testinin ağzında ay ışığı.
00127
Yatağın yanındaki emri yeniden eline alır.
TARIK, İÇ SES: Hız istediğim gün, neyi duymadım?
00128
Kapıdaki nöbetçi kıpırtıyı fark eder.
NÖBETÇİ: Bir şey mi gördünüz?
00129
Tarık kâğıdı masaya bırakır.
TARIK: Uyumadığım bir gündüzü.
00130
Kandili yeniden yakar.
ANLATICI: Rüya ona cevap vermedi. Sabah soracağı soruyu değiştirdi.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 014Nadir’in hesabı
00131
Nadir evinin iç avlusunda küçük para keselerini açar.
ANLATICI: Korktuğu şeyin adı görevden atılmaktı. Kendi kendine, yalnız bundan korktuğunu söylüyordu.
00132
Yaşlı annesi içeriden seslenir.
ANNE: Yine mi borç sayıyorsun?
00133
Nadir keseleri bezle örter.
NADİR: İş hesabı.
00134
Annesi kapıda durur; elinde kırık kulplu bir tas vardır.
ANNE: İş, geceleri neden eve saklanıyor?
00135
Nadir cevap vermeden bir kâğıdı katlar.
Sessiz kare. Kâğıtta sarnıç tamiri için ayrılmış işçilik kaydı.
00136
Avlunun dışında iki nöbetçinin gölgesi görünür.
NÖBETÇİ: Sabah bütün kopyalar getirilecek.
00137
Nadir kâğıdı kandile yaklaştırır.
ANLATICI: Ateş henüz dokunmadan, sayfanın kenarı kıvrıldı.
00138
Annesi tası masaya sertçe bırakır.
SES: Tak.
00139
Nadir kâğıdı alevden çeker; kararmış kenarı parmağıyla ezer.
ANNE: Elini yakıyorsun.
00140
Masada biri yanmış, biri okunabilir iki kopya kalır.
ANLATICI: O gece bir belge kurtuldu. Nadir bunun kendisini de kurtaracağını sandı.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 015Açık kapıda sorgu
00141
Sabah görüşmesi avluya taşınır; odanın kapıları açık bırakılır.
TARIK: İşçiler içeri girerken birbirlerinin yüzünü görebilsin.
00142
Nadir kopyaları getirir; İdris kararmış kenarı fark eder.
İDRİS: Bu neden yanmış?
00143
Nadir kâğıdı masaya düzeltir.
NADİR: Kandil devrildi.
00144
Tarık cevap üzerinde durmadan işçiye döner.
TARIK: Sarnıçta ne oldu?
00145
Genç işçi Cevad ellerini dizlerine bastırır.
CEVAD: Basamak çöktü. Salim aşağı düştü.
00146
Safiye bir sütuna tutunur; konuşmaya araya giremez.
Sessiz kare. Elindeki örgü ipi yere çözülür.
00147
Tarık, Cevad’ın göz hizasına oturur.
TARIK: Onu çıkardınız mı?
00148
Cevad, Azar’ın durduğu yere bakar.
CEVAD: Çıkardık. Sonra götürdüler.
00149
Azar yüzünü avlunun gölgeli tarafına çevirir.
TARIK: Nereye götürdünüz?
00150
Azar’ın dudakları aralanır, kapanır.
AZAR: Burada söylersem onu yeniden alamazsınız.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 016Güvence
00151
Avludaki işçiler birbirine bakar; nöbetçi Azar’a yaklaşır.
NÖBETÇİ: Kumandan soru sordu.
00152
Tarık eliyle nöbetçiyi durdurur.
TARIK: Duydu.
00153
Azar sesini yükseltmeden Safiye’ye bakar.
AZAR: Salim su aldı. Emirden sonra da dağıttı.
00154
Safiye bir adım öne çıkar.
SAFİYE: Bunu biliyorum. Nerede?
00155
Azar’ın yüzündeki sertlik çözülmez.
AZAR: İyileşmeden getirilirse kendini anlatamaz.
00156
Tarık düşünür; İdris kalemini havada tutar.
TARIK: Yaralıysa önce bakılacak. Sorgu bekleyecek.
00157
Azar defteri işaret eder.
AZAR: Sözü kâğıda da koyun.
00158
İdris Tarık’a bakar; Tarık başını eğer.
ANLATICI: Bir kumandanın sesi, ilk kez kendisi için hazırlanmış sayfayı bekledi.
00159
İdris güvenceyi yazar; Safiye metni ona tekrar okutturur.
SAFİYE: Yaralı olduğu için konuşamıyorsa, susması suç sayılmayacak.
00160
Tarık yazılan cümleyi onaylar.
TARIK: Bu da eklensin.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 017Yarım itiraf
00161
Azar ayrı bir köşede Tarık ve İdris’le oturur.
AZAR: Onu gece taşıdım. Nefes almakta zorlanıyordu.
00162
İdris sözü kayda geçirir.
İDRİS: Kime bıraktın?
00163
Azar önce bileğindeki ip izine bakar.
AZAR: Bir denizciye.
00164
Tarık kendini öne eğmez; bekler.
TARIK: Adı?
00165
Azar gözlerini kapatır.
AZAR: Ammar. Ama yer değiştirmiş olabilir.
00166
İdris, Ammar’ın iskele yerini bildiğini söyler.
İDRİS: Kuzey basamaklarında bağlanır.
00167
Azar başını sallar.
AZAR: Oraya gitmez artık. Nadir yükleri sorunca korktu.
00168
Tarık, Nadir’in görebileceği yere gözünü çevirir.
TARIK: Nadir yerini biliyor mu?
00169
Azar iki elini açar.
AZAR: Bildiğini sandım. Bu yüzden sustum.
00170
İdris kaydın kenarına küçük bir çizgi koyar.
ANLATICI: Korkunun bildiğiyle insanın bildiği aynı şey değildi.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 018Kayıt düzeltilmeden
00171
İdris, Salim’in adının yanındaki yanlış kaydı kazımaya hazırlanır.
ANLATICI: Eski cümleyi yok etmek, bir an için ona dürüstlük gibi göründü.
00172
Tarık bıçağı tutan eli fark eder.
TARIK: Üstünü örtme.
00173
İdris utanarak elini geri çeker.
İDRİS: Yanlış.
00174
Tarık satırın altındaki boşluğu gösterir.
TARIK: Yanlış olduğunu yaz. Kimin söylediğini de.
00175
İdris Nadir’in adını yazmak üzere durur.
İDRİS: Bana, başka göreve gittiğini söylemişti.
00176
Tarık gözlerini kâğıttan kaldırır.
TARIK: Şehirden ayrıldığını kim ekledi?
00177
İdris’in yüzü kızarır.
İDRİS: Ben. Aynı şey sandım.
00178
Safiye uzaktan konuşmayı duyar; elindeki ipi sarar.
SAFİYE: Kapıya geldiğimde o kelimeyi önüme koydular.
00179
İdris eski satırın altına kendi adını ekler.
İDRİS: Bunu da yazıyorum.
00180
Yanlış kayıt ile düzeltme aynı sayfada görünür.
ANLATICI: Yazısı ilk kez çirkinleşmişti. Sayfa, ilk kez bir insana benziyordu.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 019Boş iskele
00181
Azar ve iki işçi, Ammar’ın bağlandığı kuzey basamaklarına gelir.
ANLATICI: Denizdeki boşluk, karadaki boş yataktan daha az şey söylüyordu.
00182
İp halkası taşta kalmıştır; tekne görünmez.
AZAR: Dün buradaydı.
00183
Yaşlı bir yükçü başını kaldırmadan sepetini bağlar.
YÜKÇÜ: Dün, herkes başka yerdeydi.
00184
Azar Ammar’ın adını tekrar eder; yükçü yan gözle nöbetçilere bakar.
YÜKÇÜ: Borç mu arıyorsunuz, adam mı?
00185
Azar yazılı güvenceyi açar.
AZAR: Yaralı bir adam.
00186
Yükçü metni okuyamaz; kâğıdın mühürlü yerine dokunmaz.
YÜKÇÜ: Bana sesle söyle.
00187
Azar cümleleri yavaşça tekrarlar.
ANLATICI: Güvence, onu okuyamayanın önünde ikinci kez verilmek zorundaydı.
00188
Yükçü kıyının batı ucunu gösterir.
YÜKÇÜ: Akıntıdan kaçan, orada bekler.
00189
Azar uzakta kararan bulutları görür.
İŞÇİ: Şimdi gidilmez.
00190
Azar kâğıdı cübbesinin içine koyar.
AZAR: O da şimdi bekliyor.
Bölüm 2 · Eksik Bir İsim
Sayfa 020Çatlağın ağzı
00191
Sarnıç önünde Tarık ve Safiye, arama birliğinin uzaklaşmasını izler.
SAFİYE: Beni neden göndermiyorsunuz?
00192
Tarık, daralan kıyı yoluna bakar.
TARIK: Dönüşü geciktirmemek için az kişi gidiyor.
00193
Safiye emri tartışmaz; yüzünü sarnıca çevirir.
SAFİYE: O zaman burayı gösterecekler.
00194
İçeride su çizgisinin eski yüksekliği duvarda belirgindir.
ANLATICI: Taş duvar, defterin unuttuğu sayımı kendi üzerinde tutmuştu.
00195
İdris çizginin altındaki uzun çatlağı fark eder.
İDRİS: Su buraya kadar çıkmış.
00196
İşçi Cevad merdivenin altını gösterir.
CEVAD: Eski yolun kapısı orada. Tıkanırsa su geri basar.
00197
Tarık çökmüş basamağın kırığına eğilir.
TARIK: Salim bunu onarırken mi düştü?
00198
Cevad başını sallar.
CEVAD: Yükler bitsin dediler. O gece beklemedi.
00199
Safiye karanlığa bakar; içinde bir şey duyduğunu sanır.
SES: Uzak, aralıklı su damlaları.
00200
Çatlağın içinden taze bir kum çizgisi dökülür.
CEVAD: Burada daha fazla durmayalım.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 021Basamak
00201
Cevad geri çekilirken ayağının altındaki kenar kopar.
SES: Çat.
00202
İdris, Cevad’ın koluna uzanır; yalnız cübbesinin ucunu tutabilir.
İDRİS: Tutun!
00203
Cevad daha aşağıdaki sağlam çıkıntıya düşer; yüzüne kirli su sıçrar.
CEVAD: Buradayım!
00204
Tarık basamağa yönelir; Safiye kolunu sertçe kavrar.
SAFİYE: İkiniz birden binmeyin.
00205
Tarık kadına bakar, ayağını geri alır.
Sessiz kare. Buyuracağı söz, kendisine verilen talimatın gerisinde kalır.
00206
Safiye duvardaki demir halkayı yoklar.
SAFİYE: Halat getirin. İnce yük ipi olmasın.
00207
İdris kapıya koşar; çantası merdivende kalır.
ANLATICI: İlk kez kalemini arkasında bırakırken dönüp bakmadı.
00208
Aşağıda Cevad çıkıntıyı iki eliyle kavrar.
CEVAD: Su yükseliyor.
00209
Tarık elindeki kandili aşağı tutar.
TARIK: Yüzüme bak. Nerede durduğunu görüyorum.
00210
Kandilin ışığında Cevad’ın gölgesi suyun üzerinde parçalanır.
ANLATICI: Görmek, o an için verebileceği en küçük ve en gerekli sözdü.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 022Halat ustası
00211
İdris iri bir halatla döner; Safiye lifleri iki eliyle büker.
SAFİYE: Bunun ortası çürümüş. Başkasını getirin.
00212
Nöbetçi aceleyle halatı işaret eder.
NÖBETÇİ: Taşır.
00213
Safiye lifleri ayırır; içinden koyu toz dökülür.
SAFİYE: Neyi taşıdığını görmeden söyleme.
00214
Tarık nöbetçinin omzuna dokunur.
TARIK: Onun istediğini getir.
00215
Cevad aşağıdan kısa bir ses çıkarır.
CEVAD: Elim kayıyor.
00216
Safiye kendi belindeki kısa ipi çıkarır; uzatılan sağlam halatla birleştirmez, ayrı tutar.
SAFİYE: Önce boş ucunu sarkıtacağız.
00217
Halat, karanlık suyun önünden aşağı iner.
ANLATICI: Safiye’nin parmakları eve ekmek getiren hareketleri yapıyordu. Bu kez uçta bir insan vardı.
00218
Tarık halatı tutmak için yerini değiştirir.
SAFİYE: Orada kalın. Ağırlığı birden vermesin.
00219
Cevad halata ulaşır; parmakları düğümü arar.
CEVAD: Tuttum.
00220
Safiye ilk kez soluk alır.
SAFİYE: Şimdi hiç kimse acele etmeyecek.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 023Yukarıdaki gökyüzü
00221
Cevad, çıkıntıdan ayrılmaya korkar; halat gergindir.
CEVAD: Ayaklarım yerden kesilirse düşerim.
00222
Tarık çömelir; kandili İdris’e verir.
TARIK: Sana doğru çekiyoruz. Suyun üzerine değil.
00223
İdris’in tuttuğu ışık yukarıdaki kapıdan gelen gün ışığıyla birleşir.
ANLATICI: Cevad’ın gördüğü gökyüzü, bir kapı genişliğindeydi.
00224
Safiye çekişe küçük bir hareketle yön verir.
SAFİYE: Birlikte. Şimdi.
00225
Halat Tarık’ın avucunu sıyırır; yüzü gerilir.
Sessiz kare. Elini bırakmaz, tutuşunu değiştirir.
00226
Cevad göğsünü sağlam basamağa yaslar.
CEVAD: Ayağımı hissediyorum. Çekmeyin.
00227
Safiye herkesi durdurur; Cevad ayağını kurtarır.
SES: Taşın üzerinde sürünen kumaş.
00228
İdris kandili yere koyar, Cevad’ın omzunu kavrar.
İDRİS: Buradasın. Biraz daha.
00229
Cevad kapının dışına alınır; ışıkta gözlerini kapatır.
CEVAD: Salim de böyle çıktı.
00230
Tarık halatı yavaşça yere bırakır.
ANLATICI: Bir tanıklık, ancak tekrar yaşanınca duyulabilir hale gelmişti.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 024Yahya’nın soruları
00231
Yahya, gölgede Cevad’ın nefesini dinler; kalabalığı uzaklaştırır.
YAHYA: Hepiniz cevap istemeye geldiniz. Ben nefesini duymaya çalışıyorum.
00232
Tarık, kanamış avucunu arkasına saklar.
YAHYA: Elinizi de göreceğim. Sırası var.
00233
Safiye bir tas su getirir.
SAFİYE: Yavaş içsin mi?
00234
Yahya Cevad’ın başını destekler.
YAHYA: Önce rahat otursun.
00235
İdris defteri açar; Yahya bakışıyla durdurur.
YAHYA: Şimdi anlatmak zorunda değil.
00236
Cevad yine de Safiye’nin elini tutar.
CEVAD: Kocan yaşıyordu. Götürülürken konuştu.
00237
Safiye tası yere bırakır; bu kez eli titrer.
SAFİYE: Ne dedi?
00238
Cevad başını yana çevirir.
CEVAD: Taşı düşürmeyin, dedi.
00239
Hena’nın taşı, evdeki masada tek başına gösterilir.
ANLATICI: Üç çizginin haberi, üç ayrı ağızdan eve dönüyordu.
00240
Safiye, Cevad’ın elini bırakmadan gözlerini kapatır.
SAFİYE: Başka bir şey hatırlaman gerekmiyor. Dinlen.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 025Akıntının kestiği yol
00241
Batı kıyısında Azar ve yanındaki işçi dar taş geçitte durur.
ANLATICI: Kara, haritada denize düzgünce değiyordu. Burada sürekli yer değiştiriyordu.
00242
Dalgalar geçidin alçak bölümünü örter.
İŞÇİ: Buradan yükle dönülmez.
00243
Azar suyun geri çekilmesini izler.
AZAR: Tek başımıza geçebiliriz.
00244
İşçi onun kolundaki güvence kâğıdını görür.
İŞÇİ: Bulduğunu burada bırakmak için mi?
00245
Azar cevap vermez; karşıdaki barınağa bakar.
Sessiz kare. Çatı altında ince bir duman yükselir.
00246
Uzakta bir insan kıpırdar; dalga görüşü keser.
AZAR: Birileri var.
00247
Azar bağırır; rüzgâr sesini yana taşır.
AZAR: Ammar!
00248
Karşıdan yanıt gelmez; kapıya açık renkli bir bez asılır.
ANLATICI: Bir kelime ulaşmadı. Bir bez, iki kıyı arasında cümle oldu.
00249
İşçi geri dönüş yolunu işaret eder.
İŞÇİ: Tekne getirelim.
00250
Azar istemeyerek döner; arkasına son kez bakar.
AZAR: Bu kez dönmek, gitmenin bir parçası.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 026Çamurun yazısı
00251
Sarnıcın kapısına geçici engel konur; dışarıya taşıma kapları dizilir.
TARIK: Sağlam olduğu görülene kadar kimse inmeyecek.
00252
Nadir gecikecek yükleri hatırlatır.
NADİR: Hazırlık emri hâlâ yürürlükte.
00253
Tarık elindeki bezi avucuna sarar.
TARIK: Bu da benim emrim.
00254
İdris girişteki çamur izlerini inceler; üç küpün dibinde aynı açık renkli tortu vardır.
İDRİS: Bunlar hiç ambar yoluna çıkmamış.
00255
Ambar ustası küplerin yerini gösterir.
USTA: Evler için ayrılanlar. Sonra geri sayıldılar.
00256
İdris iki defteri yerde yan yana açar.
ANLATICI: Su bir yerden kaybolmamış, aynı anda iki yerde var gösterilmişti.
00257
Nadir çömelmek zorunda kalır.
NADİR: Sevk tamamlanınca düzeltecektim.
00258
Tarık rakamları yeniden okur.
TARIK: Hangi sevk? Var olmayan suyu hangisi tamamlayacaktı?
00259
Nadir kurumuş çamuru parmağıyla ufalar.
NADİR: Kuyudan getirilecek olan.
00260
İdris defterin sonraki sayfasını çevirir; aynı eksik tekrar görünür.
ANLATICI: Ertelenen düzeltme, ertesi günün gerçeği olmuştu.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 027Bir emrin sınırı
00261
Tarık avluda yalnız kalır; sarnıca konan engeli pencereden izler.
TARIK, İÇ SES: Her sayıyı kendim sayamam.
00262
Elindeki sargıyı açar; avucundaki çizgiye bakar.
ANLATICI: Doğruydu. Bu doğru, onu huzura kavuşturmadı.
00263
Safiye eşiğe gelir; oturmak için izin istemez.
SAFİYE: Tamir parasını kimin ödeyeceğini konuşuyorlarmış.
00264
Tarık önündeki hesapları toplar.
TARIK: İş bitecek.
00265
Safiye masadaki mühre bakar.
SAFİYE: İlk emirde de işin bitmesi istenmiş.
00266
Tarık yüzünü kaldırır; karşılık vermeden önce bekler.
TARIK: Bu kez suyu kullananların payı da yazılacak.
00267
Safiye iki parmağını masaya koyar.
SAFİYE: Biri ev için. Biri yük için. İki ayrı satır.
00268
İdris kapıda belirir; konuşmayı duymuştur.
İDRİS: Ayrı satır, ayrı teslim.
00269
Tarık başını eğer.
TARIK: Ve tamir için ayrılan gün, sonradan silinmeyecek.
00270
Safiye ayağa kalkar.
ANLATICI: Odaya teselli almaya girmemişti. Elinde uygulanacak üç iş vardı.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 028Hena’nın sorusu
00271
Hena annesini karşılar; Safiye’nin elindeki sargıyı görünce korkar.
HENA: Sen de mi düştün?
00272
Safiye çömelir, kızının elini kendi sağlam avucuna koyar.
SAFİYE: İp sürttü.
00273
Çocuk taşını annesine gösterir.
HENA: Babam bunu bana bırakırdı. Neden yanında götürdü?
00274
Safiye cevap bulamaz; İdris kapıda sessizce bekler.
ANLATICI: Aradıkları eşyanın yolculuğunda hâlâ eksik bir adım vardı.
00275
Hena İdris’e döner.
HENA: Babam yazamaz. Bana şekil gönderir.
00276
İdris şaşırır.
İDRİS: Hangi şekli?
00277
Hena taşın üç çizgisini masadaki üç ip ucuyla eşler.
HENA: Bunlar beraber durursa, eve geleceğim demek.
00278
Safiye gözünü taştan ayıramaz.
SAFİYE: Sana bunu söyledi mi?
00279
Hena başını sallar.
HENA: Oyunumuz.
00280
İdris taşı incelemek için izin ister.
ANLATICI: İlk sabah süs sandığı çizgiler, şimdi gecikmiş bir mektuptu.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 029Taşı taşıyan
00281
Azar avluya döner; yüzü tuz ve rüzgârla kaplıdır.
AZAR: Batı barınağında birileri var. Kara yolu kapalı.
00282
Tarık hemen ayağa kalkar.
TARIK: Tekne?
00283
Azar başını sallar.
AZAR: Akıntıyı bilen biri gerekiyor.
00284
İdris taşı kumaşın içinden çıkarır.
İDRİS: Salim bunu Ammar’a verdi mi?
00285
Azar dikkatle bakar; bir anı belirir.
AZAR: Avucundaydı. Ammar’a uzattı.
00286
Safiye Azar’a yaklaşır.
SAFİYE: Neden bana gelmedi?
00287
Azar ilk kez cevap vermek için acele eder.
AZAR: Gidecekti. Sonra yük soruldu. Saklanmak istedi.
00288
Safiye onun sözünü kesmez; bekler.
AZAR: Ben de dönmedim.
00289
Avlunun öteki ucunda Cevad, gölgede uyumaktadır.
ANLATICI: Bir adamı gizlemek için kurulan sessizlik, karısına ölümün bütün ihtimallerini bırakmıştı.
00290
Azar bakışını Safiye’den kaçırmaz.
AZAR: Korkumu sana taşıttım.
Bölüm 3 · Kuyunun Dibindeki Gökyüzü
Sayfa 030Tekneyi seçmek
00291
İskeleden üç tekne görülür; Tarık en büyük olanı gösterir.
TARIK: Yaralıyı buna alabiliriz.
00292
Yaşlı denizci Rafi teknenin yanına basar, başını sallar.
RAFİ: Açıkta beklemek için iyi. O girintiye sokamam.
00293
Tarık elini indirir.
TARIK: Hangisi?
00294
Rafi daha küçük, aşınmış bir tekneyi seçer.
RAFİ: Bu. Dönüşte hafif olacağız.
00295
Safiye halatı kontrol eder; İdris ilaç ve bezleri taşır.
ANLATICI: Hazırlık, bu kez taşınabilecek şeylerin değil, bırakılması gerekenlerin hesabıydı.
00296
Nöbetçi Tarık’ın binmek üzere olduğunu görür.
NÖBETÇİ: Gitmeniz gerekiyor mu?
00297
Tarık cevap vermeden Safiye’ye bakar.
SAFİYE: Ben gideceğim. Yeri ona göre ayırın.
00298
Rafi kişileri sayar.
RAFİ: Biriniz kalacak. Yaralıya yer lazım.
00299
Tarık basamağın başında durur.
TARIK: Ben kıyıda beklerim. Döndüğünüzde hekim burada olacak.
00300
Tekne uzaklaşır; Tarık’ın yüzü ip halkasının arkasında kalır.
ANLATICI: O gün, sorumluluğunu bir tekneye kendi ağırlığını eklemeyerek taşıdı.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 031Karadan uzaklaşırken
00301
Tekne kıyıdan ayrılır; Safiye oturduğu yerin iki yanını sıkıca tutar.
ANLATICI: Hayatını halat örerek geçirmişti. İlk kez kendi ördüğü bağın ötesine gidiyordu.
00302
Azar kıyıdaki işaretleri Rafi’ye gösterir.
AZAR: Bez asılan kapı, alçak kayanın arkasında.
00303
Rafi suyun yüzünü inceler.
RAFİ: Kapıya değil, suyun girişine bakıyorum.
00304
İdris çantasını kuru tutmaya çalışır.
SAFİYE: Defter düşerse ne olur?
00305
İdris çantayı ayaklarının arasına yerleştirir.
İDRİS: Yeniden yazamam.
00306
Safiye, İdris’in gözlerinin içine bakar.
SAFİYE: Salim düşerse de yeniden getiremeyiz. Ellerini boş tut.
00307
İdris çantanın bağını oturağın altına geçirir.
Sessiz kare. İki eliyle teknenin içindeki boş bezi açar.
00308
Dalga tekneyi kaldırır; şehir duvarları alçalır.
ANLATICI: Karada büyük görünen yapılar, suyun üzerinde bir çizgiye sığdı.
00309
Safiye gözlerini kapatır, dudakları kıpırdar.
SAFİYE, FISILTI: Onu bulduğumda söyleyeceğim sözü de bana bırak.
00310
Teknenin burnu beyaz köpüğün içine girer.
SES: Su ve ahşabın uzun, sert sürtünüşü.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 032Kopya
00311
Tarık masasında Nadir’in yanık kâğıdını inceler.
TARIK: Kandil bunun üstüne mi devrildi?
00312
Nadir kâğıdın kararmış ucuna bakar.
NADİR: Hayır.
00313
İdris’in yerine oturan yaşlı yazıcı kalemini durdurur.
Sessiz kare. Nadir ilk doğru cevabının ardından daha yaşlı görünür.
00314
Tarık kâğıdı kendisinden uzaklaştırır.
TARIK: Devam et.
00315
Nadir parmaklarını birbirine geçirir.
NADİR: Ödemeyi başka işe aktardım. Suyu yeni kuyudan getiririz sandım.
00316
Tarık tamir listesini açar.
TARIK: İşçilere ne söyledin?
00317
Nadir başını kaldırır.
NADİR: Yükleri bitirmelerini. Çatlak büyürse kapatmalarını.
00318
Tarık kâğıttaki eski tarihi işaret eder.
TARIK: Büyüdüğünü ne zaman öğrendin?
00319
Nadir nefesini toparlar.
NADİR: Salim söylemişti. Kazadan önce.
00320
Pencereden sarnıca çekilen engel görünür.
ANLATICI: Bir olayın öncesi, itiraf edilirken en ağır zaman olurdu.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 033Korkunun gerekçesi
00321
Nadir borç kesesini masaya bırakır.
NADİR: Para almadım. Açığı kapatmaya çalıştım.
00322
Tarık keseye dokunmaz.
TARIK: Kimin açığını?
00323
Nadir hazırlık cetvelini gösterir.
NADİR: Tamamlandığını bildirdiğim yükün.
00324
Yaşlı yazıcı kaydın bir cümlesini yüksek sesle tekrarlar.
YAZICI: Tamamlanmayanı tamamlanmış bildirdi.
00325
Nadir irkilir; sözü kendisinden duymaktan daha ağır bulur.
NADİR: Böyle yazınca bütün emek de yalan oluyor.
00326
Tarık ona oturmasını işaret eder.
TARIK: Emek verdiğin yerleri de yazacağız.
00327
Nadir sandalyeye otururken ellerini dizlerinin altına saklar.
NADİR: Görevden alınırsam annem neyle yaşayacak?
00328
Tarık uzun bir süre cevap vermez.
ANLATICI: Karşısındaki adamın korkusu gerçekti. Gerçek korku, başkasının susuzluğunu geri almıyordu.
00329
Tarık yaşlı yazıcıya döner.
TARIK: Annesinin yiyeceği soruşturmanın karşılığı yapılmayacak.
00330
Nadir gözlerini kapatır.
TARIK: Sen de korkunu, yaptığının yerine koymayacaksın.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 034Açık kapı
00331
Avluda Nadir’in görevden uzaklaştırıldığı duyurulur; işçiler fısıldaşır.
NÖBETÇİ: Kayıtlar mühürlenecek. Hüküm sonra verilecek.
00332
Bir işçi sevinçle ötekine döner.
İŞÇİ: İş bitti.
00333
Cevad oturduğu yerden ayağını uzatır.
CEVAD: Sarnıç duruyor.
00334
Tarık cümleyi duyar; kalabalığın ortasında durur.
TARIK: Tamir bugün başlayacak.
00335
Ambar ustası malzeme listesini uzatır.
USTA: Kireç, taş, işçilik. Sevk gecikir.
00336
Tarık listeyi kopyalatır.
TARIK: Gecikmenin nedenini ben yazacağım.
00337
Yaşlı yazıcı yeni emrin altına tarih koyar.
ANLATICI: Bazı mühürler bir işi başlatırdı. Bazıları, sahibinin saklanacağı yeri kapatırdı.
00338
Tarık kendi acele emrini yeni yazının yanına eklettirir.
TARIK: Bu kopya da birlikte gitsin.
00339
Nadir kapıdan çıkarılırken durur.
NADİR: Onu da mı göndereceksiniz?
00340
Tarık, Nadir’in yüzüne bakar.
TARIK: Yalnız senin cümleni gönderemem.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 035Beyaz bez
00341
Tekne kayalık girintiye yaklaşır; kapıdaki beyaz bez ıslanıp ağırlaşmıştır.
ANLATICI: Uzaktan haber olan bez, yakından sıradan bir gömlekti.
00342
Ammar kapıdan çıkar; tekneyi görünce geri çekilmek ister.
AZAR: Silah yok. Hekim kıyıda bekliyor.
00343
Ammar, Safiye’yi görünce olduğu yerde kalır.
AMMAR: Onu buraya getirmeyecektin.
00344
Safiye teknenin içinden doğrulur; Rafi oturmasını işaret eder.
SAFİYE: Kendim geldim.
00345
Azar güvence kâğıdını havaya kaldırır.
AZAR: Önce bakılacak. Yazıldı.
00346
Ammar kâğıda ulaşmak için kayaya iner.
AMMAR: Yazı, tekne kadar sızdırır mı?
00347
İdris kâğıdı ona uzatır.
İDRİS: Sızdırdığı yeri de kayda geçireceğim.
00348
Ammar metni yavaşça okur.
Sessiz kare. Başparmağı, yaralıların sorgulanmayacağını söyleyen cümlenin üzerinde durur.
00349
Barınağın içinden öksürük duyulur; Safiye yüzünü sese çevirir.
SES: Kesik bir öksürük.
00350
Ammar kapıdan çekilir.
AMMAR: Yaşıyor. Ateşi de var.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 036Bulunan adam
00351
Salim, barınağın gölgeli köşesinde bezler üzerinde yatar.
ANLATICI: Safiye dört gece boyunca yüzlerce ölüm görmüştü. Bulduğu, onlardan hiçbirine benzemeyen yorgun bir adamdı.
00352
Safiye diz çöker; Salim gözlerini açmaya çalışır.
SALİM: Hena?
00353
Safiye onun alnına dokunur.
SAFİYE: Evde. Taşı sende sanıyordu.
00354
Salim’in dudaklarında kısa, acılı bir gülümseme belirir.
SALİM: Verdiler mi?
00355
İdris kapı yanında durur; içeri girmeyi kendisine hak görmez.
ANLATICI: Defterde şehirden ayrılmış görünen adam, ayağa kalkamıyordu.
00356
Salim İdris’i fark eder.
SALİM: Su için mi geldin?
00357
İdris diz çöker.
İDRİS: Seni bulmaya geldim. Kaydını yanlış tuttum.
00358
Salim cevap vermek için nefesini toplar; Safiye durdurur.
SAFİYE: Şimdi anlatmayacaksın.
00359
Azar boş bezi yere serer; Ammar taşıma için hazırlanır.
AMMAR: Kapıdan yan çevireceğiz.
00360
Safiye Salim’in elini tutar.
SAFİYE: Eve giden yol bulundu. Gerisini birazdan konuşuruz.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 037Düşen mektup
00361
Salim taşınırken İdris, Ammar’ın yanında kapıyı tutar.
İDRİS: Taş nasıl kıyıya geldi?
00362
Ammar teknesine doğru bakar.
AMMAR: Kızına götürecektim. Küçük kesedeydi.
00363
Kısa hatıra karesinde Ammar gece teknesine biner; bir halat keseyi takar.
ANLATICI: Ammar’ın anlattığı gece, şimdi birkaç hareketten oluşuyordu.
00364
Kese yan devrilir; delikli taş karanlık suya düşer.
SES: Plık.
00365
Hatırada Ammar elini suya uzatır; taşı göremez.
AMMAR, DIŞ SES: Aradım. Bulamadım.
00366
Şimdiye dönüş; İdris kıyıda bulduğu yeri tarif eder.
İDRİS: Şehir kapısının aşağısındaydı.
00367
Ammar şaşkınlıkla başını sallar.
AMMAR: Akıntı oraya dönmüş.
00368
Safiye konuşmayı duyar; başını Salim’den kaldırmaz.
SAFİYE: Kendin gelebilirdin.
00369
Ammar elindeki bezi sıkıştırır.
AMMAR: Gelebilirdim.
00370
İdris susar; açık kapıdan görünen deniz aydınlanır.
ANLATICI: Taşın yolunda mucize aramıştı. Bir adamın korkusu ve bir akıntı buldu.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 038Yaralının yeri
00371
Salim teknenin tabanına yerleştirilir; Safiye başının yanına oturur.
RAFİ: Yük ortada kalsın. Bir yana toplanmayın.
00372
Azar binmek üzereyken tekne yana yatar.
RAFİ: Sen kıyıdan yürüyeceksin.
00373
Azar itiraz etmez; gömleğinin eteğini bağlar.
AZAR: Geçit açılınca gelirim.
00374
Safiye ona bakar; aralarında ilk kez öfkesiz bir sessizlik olur.
SAFİYE: Sağlam yolu bekle.
00375
Ammar tekneyi kayadan iter; avuçları sıyrılır.
AMMAR: Beni ararlarsa burada olduğumu söyle.
00376
İdris Ammar’ın yüzüne bakar.
İDRİS: Kaçmayacak mısın?
00377
Ammar barınağın kapısını açık bırakır.
AMMAR: Bu kadar saklanmak yetti.
00378
Dalga tekneyi kaldırır; Salim inler, Safiye onu sakinleştirir.
SAFİYE: Buradayım.
00379
İdris bir eliyle bezi, ötekiyle teknenin kenarını tutar.
ANLATICI: Bir ismi kâğıtta tutmak, bir insanı dalgada tutmaya benzemiyordu.
00380
Tekne kayalık girintiden çıkıp açık suya döner.
Sessiz kare. Kapıdaki beyaz gömlek arkada küçülür.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 039Mührün açıldığı yer
00381
Tanca’da Tarık, mühürlenecek defterleri sayar; İdris’in düzeltmesi açık durur.
YAZICI: Bunu ayrı dosyaya alayım mı?
00382
Tarık eski satır ile yeni satıra birlikte bakar.
TARIK: Birlikte kalacaklar.
00383
Yaşlı yazıcı boş bir zarf çıkarır.
YAZICI: Kâtip kendi hatasını yazmış.
00384
Tarık başıyla onaylar.
TARIK: İncelenecek.
00385
Avluda Nadir bekler; annesi ona yemek getirmiştir.
ANLATICI: Yemek kabı, suçlamanın ne hafiflettiği ne de ortadan kaldırdığı bir ihtiyaç taşıyordu.
00386
Nadir annesinin gözlerine bakamaz.
ANNE: Yemeyecek misin?
00387
Nadir kabı alır.
NADİR: Bana bir şey sormayacak mısın?
00388
Kadın boşalan örtüyü katlar.
ANNE: Söyleyeceğin doğru şey kaldığında gel.
00389
Kıyıdan bir nöbetçi koşar.
NÖBETÇİ: Tekne göründü!
00390
Tarık, masadaki mührü bırakıp dışarı çıkar.
ANLATICI: Haber bu kez kâğıttan önce bir nefesle geldi.
Bölüm 4 · Mühür ve Yara
Sayfa 040Karaya değmek
00391
Tekne liman basamağına yanaşır; Yahya ve işçiler hazır bekler.
YAHYA: Etrafını boş bırakın.
00392
Tarık kalabalığı eliyle geriye alır.
Sessiz kare. Kıyıda ilk kez herkes aynı kişiye yer açar.
00393
Safiye, Salim’in başını bırakmak istemez.
YAHYA: Sen yanında yürü. Başını biz tutalım.
00394
Salim basamaktan geçirilirken gözünü şehrin duvarına çevirir.
SALİM: Geldik mi?
00395
Safiye elini onun görebileceği yerde tutar.
SAFİYE: Geldik.
00396
İdris tekneden çantasını çıkarır; altı ıslanmıştır.
ANLATICI: Mürekkep yayılmıştı. Bu kez kaybolan yalnız birkaç çizgiydi.
00397
Tarık, Salim’e yaklaşmaz; Yahya’nın geçmesini bekler.
TARIK: Konuşmayacak. Önce dinlenecek.
00398
Hena kalabalığın dışından annesini görür; elinde delikli taş vardır.
HENA: Anne!
00399
Safiye çocuğu yakına çağırır; Salim küçük eli yüzünde hisseder.
HENA: Taşı bulduk.
00400
Salim’in gözünden tek bir yaş iner.
ANLATICI: Dönen adam, evine o cümleyle girdi.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 041Eve dönen suskunluk
00401
İki gün sonra Salim evindeki yatakta oturur; pencere önünde ipler kurur.
ANLATICI: Eve dönmek kapıdan geçmekle tamamlanmadı. Birlikte yaşadıkları suskunluğun içinden de geçmeleri gerekiyordu.
00402
Safiye taze bezi yatağın yanına bırakır.
SALİM: Hena’ya söylemek istedim.
00403
Safiye yüzünü çevirmeden işleri sürdürür.
SAFİYE: Bana neden haber vermedin?
00404
Salim ellerini örtünün üzerinde birleştirir.
SALİM: Su aldığımı duyarlarsa eve geleceklerini sandım.
00405
Safiye yavaşça ona döner.
SAFİYE: Ben dört gün bütün kapılara gittim.
00406
Salim başını eğer.
ANLATICI: Korumak için seçtiği uzaklık, karısını tek başına şehrin önüne çıkarmıştı.
00407
Safiye yatağın ucuna oturur.
SAFİYE: Korkunca beni dışarıda bırakma.
00408
Salim cevap arar; söyleyeceği özür dudaklarında kalır.
SALİM: Nasıl yapacağımı bilmiyorum.
00409
Safiye su kabını ona uzatır.
SAFİYE: Şimdi konuşarak başlayabilirsin.
00410
İkisi aynı pencereye bakar; dışarıda Hena’nın ayak sesleri duyulur.
Sessiz kare. Ev, ilk kez onların sessizliğinden daha geniştir.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 042Dördüncü çizgi
00411
Hena delikli taşı masada çevirir; elinde ince bir kömür parçası vardır.
HENA: Bir çizgi daha koyacağım.
00412
Salim kızının ne yaptığını izler.
SALİM: Kimin için?
00413
Hena kapıda duran İdris’i gösterir.
HENA: Bulan için.
00414
İdris hemen başını sallar.
İDRİS: Gerek yok.
00415
Çocuk kömürü masaya bırakır.
HENA: Neden?
00416
İdris onun karşısına oturur.
İDRİS: Babanın kaydını yanlış yazdım. Aramayı ben zorlaştırdım.
00417
Hena taşı eline alır, bir süre düşünür.
HENA: Sonra aradın.
00418
İdris cevap veremez.
ANLATICI: Çocuk iki ayrı şeyi aynı avuçta tutabildi. İdris hâlâ birini ötekiyle silmeye çalışıyordu.
00419
Hena dördüncü çizgiyi taşı kazımadan, kömürle çizer.
HENA: Bu yıkanınca gider. İstersen yeniden koyarım.
00420
İdris taşı çocuğun elinde bırakır.
İDRİS: Bugün böyle dursun.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 043Salim’in tanıklığı
00421
Salim, dinlenebileceği bir avlu köşesinde Tarık’la görüşür; Safiye yanında oturur.
TARIK: Yorulduğunda bitireceğiz.
00422
İdris yeni sayfayı açar.
SALİM: Suyu evlere götürdüm. Emirden sonra da.
00423
Tarık cümleyi tekrar etmesini istemez.
TARIK: Neden?
00424
Salim, avludaki dolu testiye bakar.
SALİM: Önceden onların payıydı. Bir gecede susuz kalmaları bana yanlış geldi.
00425
Tarık öne eğilir.
TARIK: Bunu kime söyledin?
00426
Salim dudaklarını ıslatır.
SALİM: Nadir’e. Sonra yalnız çalıştım.
00427
Safiye, Salim’in başının hafifçe düştüğünü görür.
SAFİYE: Biraz duralım.
00428
Salim elini kaldırır.
SALİM: Cevad’a da sessiz kalmasını söyledim. Onu ben bıraktım.
00429
İdris kaydı yaparken kalemini yavaşlatır.
ANLATICI: Aradıkları adamın masumiyeti bütün cümleleri kolaylaştırmadı. Adı geri dönünce sorumluluğu da döndü.
00430
Tarık sayfanın kapatılmasını ister.
TARIK: Bugün bu kadar. Bundan sonrasını gücün geldiğinde konuşacağız.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 044Bir harfin gerisi
00431
İdris kayıt odasında yeni raporunu yüksek sesle okur.
İDRİS: Salim şehirden ayrılmamış, yaralı olduğu için saklanmıştır.
00432
Yaşlı yazıcı raporun başını gösterir.
YAZICI: Önce eski kaydı kimin düzelttiği anlaşılmalı.
00433
İdris kendi adını başa taşır.
İDRİS: Yanlış kaydı düşen İdris tarafından açıklanmıştır.
00434
Tarık kapıdan dinler; içeri girip bir sayfa uzatır.
TARIK: Bunu da ekle.
00435
Sayfada tamir kararını geciktiren öncelik emrinin açıklaması vardır.
Sessiz kare. Altında Tarık’ın mührü, üstünde okunabilir gerekçe.
00436
İdris metindeki bir kelimeye takılır.
İDRİS: Eksik bilgiyle karar verdim, yazmışsınız.
00437
Tarık sandalyesini çeker.
TARIK: Bilgi getirilmişti. Hepsini dinlemedim.
00438
İdris kalemi uzatır; Tarık cümleyi kendi eliyle düzeltir.
ANLATICI: Bir harfin gerisinde saklanmak, bir duvarın gerisinde saklanmaktan daha kolaydı.
00439
İki rapor aynı zarfın içine yerleştirilir.
YAZICI: Birlikte mi gönderilecek?
00440
Tarık ve İdris aynı anda başını eğer.
TARIK: Birlikte.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 045Uyuyan şehrin altında
00441
Gece, Tarık onarılan sarnıcın yakınından geçer; tek bir kandil yanmaktadır.
ANLATICI: Şehir uyurken, yerin altındaki su gündüzün hesabını sürdürüyordu.
00442
Yaşlı taş ustası duvara kulak verir; Tarık durur.
TARIK: Neyi dinliyorsun?
00443
Usta elini nemli yüzeyden çeker.
USTA: Buradan geçtiğini. Nereden kaçtığını.
00444
Tarık taşın üzerine avucunu koyar; yalnız serinlik hisseder.
TARIK: Ben bir şey duymuyorum.
00445
Usta ona yer açar.
USTA: Bazen duymak için uzun süre aynı yerde durulur.
00446
Tarık, uzak bir su sesini seçer gibi olur.
ANLATICI: Ona, karanlığın içinde biri ağır ağır isim okuyormuş gibi geldi.
00447
Kısa düş karesinde yüzü görünmeyen çocuk, delikli taştan göğe bakar.
Sessiz kare. Bunun hatıra mı, uykusuzluğun oyunu mu olduğu açıklanmaz.
00448
Tarık gözünü açar; usta çatlağı doldurmak için elini uzatmıştır.
USTA: Şimdi çekilin. Burayı kapatacağım.
00449
Tarık kenara çekilir; ustanın elindeki harç taş aralığını doldurur.
ANLATICI: Duyduğunu sandığı ses sürdü. Duvarın içinden mi, kendisinden mi geldiğini ayıramadı.
00450
Kandilin ışığında Tarık’ın gölgesi duvardan ayrılıp sokağa uzanır.
TARIK, İÇ SES: İşitmediğim kaç kişi var?
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 046Ayrı iki küp
00451
Ertesi sabah iki sıra küp, sarnıcın önünde ayrı yerlere konur.
ANLATICI: Şehrin değiştiği, uzaktan bakınca anlaşılmıyordu.
00452
Bir sıranın başında evlere ayrılan suyun kaydı tutulur.
YAZICI: Teslim alan?
00453
Yaşlı kadın kabını uzatır.
KADIN: Ben okuyamam. Miktarı bana söyle.
00454
İdris kabı birlikte ölçmelerini ister.
İDRİS: Görerek alalım.
00455
Öteki sırada yükleme işçisi bekler; sırasını öne geçirmek ister.
İŞÇİ: Tekne gecikiyor.
00456
Safiye halat teslimi için gelir; evlere ayrılan sırayı gösterir.
SAFİYE: Bu insanlar da bekliyordu.
00457
İşçi söyleyecek söz arar, sonra küpünü yere bırakır.
Sessiz kare. Acele ilk kez tek başına yeterli gerekçe sayılmaz.
00458
Tarık avlunun uzak tarafından düzeni izler.
ANLATICI: Bu küçük değişiklik için bir adam yaralanmış, bir kadın kapıları aşındırmıştı.
00459
İdris Tarık’a raporu uzatır.
İDRİS: Tamir bitmedi. Ama eksik olanı artık ayrı yazıyoruz.
00460
Tarık kâğıdı katlar.
TARIK: Eksik olduğunu söylemek, işi bitirdiğimiz anlamına gelmesin.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 047Öteki dil
00461
Liman görevlisi bir mektup getirir; kenarındaki yazı İdris’in alıştığı biçimde değildir.
GÖREVLİ: Sebte’den gelen kadın bıraktı.
00462
İdris mektubu çevirmeye çalışır; birkaç kelimeyi çıkarabilir.
İDRİS: Bir geçişten söz ediyor.
00463
Meryem kapıdan girer; yol tozu cübbesinin kenarına yapışmıştır.
MERYEM: Bir geçişten ve geri dönebilmekten.
00464
İdris ikinci kısmı yazıya tekrar bakarak arar.
İDRİS: Orayı okuyamadım.
00465
Meryem işaret ettiği kelimenin üzerinde parmağını tutar.
MERYEM: En kolay atlanan yer o.
00466
Tarık onu oturmaya çağırır.
TARIK: Kimin mektubu?
00467
Meryem çantasından katlanmış ikinci bir kâğıt çıkarır.
MERYEM: İlki iş için. İkincisi anneme. Aynı tekneyle gidecekler.
00468
Tarık iki mektuba bakar.
ANLATICI: Deniz ötesi bir yol, yine bir evin içinden geçiyordu.
00469
Meryem, İdris’in önündeki düzeltilmiş defteri fark eder.
MERYEM: Yazdığınızı geri okuyabiliyor musunuz?
00470
İdris gülümsemeden başını eğer.
İDRİS: Artık daha yavaş okuyorum.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 048Tarîf’in hazırlığı
00471
İskeleden yeni bir grup tekne görünür; yükler yeniden düzenlenmektedir.
ANLATICI: Tarîf bin Mâlik’in seferi için hazırlanan kıyı, küçük soruşturmanın ötesinde başka bir hareket taşıyordu.
00472
Tarık, Tarîf ile yük sırasının yanında yürür.
TARÎF: Denizciler havayı beklemeyi istiyor.
00473
Tarık bir teknenin yeni bağlanmış halatına dokunur.
TARIK: Ne kadar bekleyeceklerini söylediler mi?
00474
Tarîf ufka bakar.
TARÎF: Kesin söylemediler.
00475
Tarık başını eğer.
TARIK: Kesin bilmedikleri şeyi kesin söylemesinler.
00476
İdris yük listesinin arkasına yeni bir sayfa ekler.
TARÎF: O ne?
00477
İdris, suyu teslim alanların kaydını gösterir.
İDRİS: Her iki uçta sayılacak.
00478
Safiye uzaktan halatın son bağını kontrol eder; Tarîf ona yer açar.
ANLATICI: Büyük yolculuğun ilk hareketi, bir ustanın düğümü yeniden yoklamasıydı.
00479
Meryem iki mektubu yük sandığının ayrı gözüne koyar.
MERYEM: Bunların biri kaybolursa, öteki onun yerine geçmez.
00480
İdris sandığı işaretler.
İDRİS: İki mektup. İki ayrı teslim.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 049Verilen sözün günü
00481
Safiye yeni halatın ücret kaydını alır; yanında başka bir ödeme yazısı vardır.
SAFİYE: Salim’in işten kaldığı günler ne zaman ödenecek?
00482
Görevli miktarı gösterir.
GÖREVLİ: Burada yazıyor.
00483
Safiye altındaki boşluğu işaret eder.
SAFİYE: Miktarı görüyorum. Günü sordum.
00484
İdris, ödeme tarihinin eksik olduğunu fark eder.
ANLATICI: Sözün içindeki boşluk bu kez bir rakam biçimindeydi.
00485
Tarık görevliye tarihi ve teslim yerini ekletir.
TARIK: Kopyası onda kalacak.
00486
Safiye kâğıdı katlayıp kendi kesesine koyar.
TARIK: Hakkını almak için yine gelmen gerekmeyecek.
00487
Safiye onun yüzüne bakar.
SAFİYE: Geldiğimde de içeri alınayım. Yalnız iş bozulunca değil.
00488
Tarık cevap vermeden önce limandaki sıraya bakar.
TARIK: Bunu kapıya yazdıracağız.
00489
Safiye kapı görevlisini gösterir.
SAFİYE: Ona da söyleyin. Herkes yazıyı okuyamaz.
00490
Tarık görevliye döner; Safiye uzaklaşır.
ANLATICI: Onu bağışladığını söylemedi. Sözü yerine getirebileceği bir gün bıraktı.
Bölüm 5 · İlk Yelken
Sayfa 050Ufkun ilk satırı
00491
Akşam ışığında Hena ile Salim evin eşiğinde oturur; delikli taş aralarındadır.
HENA: İçinden bakınca deniz küçülüyor.
00492
Salim taşı kızının göz hizasında tutar.
SALİM: Taşın gösterdiği kadarını görüyorsun.
00493
İdris kıyıda yürür; bulduğu sabahki yerde durur.
ANLATICI: Aynı kum, ayak izini yine kabul etti. Hiçbir şeyi saklayacağına söz vermedi.
00494
Tarık limanın yüksek basamağında denize bakar; önünde açılmış bir harita yoktur.
TARIK, İÇ SES: Karşı kıyıda bizi bekleyenlerin adlarını bilmiyoruz.
00495
Meryem uzak bir teknenin yelkenini takip eder.
MERYEM, İÇ SES: Annem bugün mektubumu yazdığımı bilmiyor.
00496
Safiye, kapısını kapatmadan önce yeni su küpünü içeri alır.
Sessiz kare. Küpün iki kulpu da sağlamdır.
00497
Nadir annesinin avlusunda oturur; karşısında açılmamış soruşturma çağrısı durur.
ANLATICI: Bazı hesaplar kapanmamıştı. Bir adamın bulunması, bütün yanlışları yerli yerine koymamıştı.
00498
Azar iskeledeki yıpranmış halatı söker; yerine Safiye’nin yenisini geçirir.
SES: Liflerin taş halkadan geçerken çıkardığı ince hışırtı.
00499
İdris defterinde yeni bölüm için boş bir sayfa açar.
İDRİS, İÇ SES: Bu kez daha baştan isimlerini soracağım.
00500
Son geniş kare; iki kıyı görünmez, yalnız su ve uzaklaşan ışık.
ANLATICI: Gece denizin üzerine indi. Ufuk kapanmadı. Henüz yazılmamış uzun bir cümle gibi orada kaldı.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 051İkinci zarf
00501
Meryem’in iki mektubu, sabah sayımı sırasında yeniden masaya çıkarılır.
ANLATICI: Bazı kapılar, insan geçtikten sonra da arkasından kapanmaz; sözün içinde açık kalırdı.
00502
İdris zarfların dışındaki işaretleri karşılaştırır.
İDRİS: Bunun cevabı nereye gelecek?
00503
Meryem iş mektubunu kendine çeker.
MERYEM: Gönderenin adresine. Ötekinin cevabı bana.
00504
Kıyı görevlisi Hişam katlanmış geçiş yazısını uzatır.
HİŞAM: Gelenler burada kalacaksa ayrı kayıt gerekir.
00505
Meryem yazıyı açar; başparmağı son satırda durur.
MERYEM: Kalacakları nerede yazıyor?
00506
Hişam İdris’in kısa çevirisini gösterir.
HİŞAM: Burada. Geçip yerleşmelerine izin verilir.
00507
İdris’in yüzü gerilir; kâğıdı geri alır.
İDRİS: Ben yerleşme diye okudum.
00508
Meryem karşısına oturur; kalemi ondan istemez.
MERYEM: Önce bu kelimenin önündekini birlikte okuyalım.
00509
İdris satırı yavaşça heceler.
İDRİS: Geçiş boyunca güvenle bulunmak...
00510
Meryem ellerini masanın üzerinde açar.
MERYEM: Bir kıyıya ayak basmak, oraya bütün hayatını bırakmak değildir.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 052Kimin adına
00511
Tarık görüşmeye katılır; önünde üç farklı kopya durur.
TARIK: Kaç kişi için hazırlanmış?
00512
Hişam yolcuların adlarını okur.
HİŞAM: Dokuz kişi. İki hane ve bir yük sahibi.
00513
Meryem listenin sonundaki boşluğu işaret eder.
MERYEM: Onların yanında gelecek çalışanlar?
00514
Hişam itiraz eder.
HİŞAM: Yük sahibinin hesabında.
00515
Tarık başını kaldırır.
TARIK: İsimleri onun eşyaları arasında mı tutuluyor?
00516
Hişam kâğıdı düzeltir.
HİŞAM: Alışılmış kayıt böyle.
00517
İdris, Salim’in eski satırını hatırlayıp yeni bir yaprak açar.
ANLATICI: Bir yanlışın biçimi değişmişti. Onu tanıyabilmek, aynı adla gelmesini beklememeyi gerektiriyordu.
00518
Meryem çantasından küçük bir liste çıkarır.
MERYEM: Altı ad daha var. Birini doğru yazamıyorum.
00519
Tarık listeyi İdris’e verir.
TARIK: Söyleyen kişiden yeniden öğren.
00520
Hişam kapıdaki kalabalığa bakar.
HİŞAM: Hepsi bekleyecek. TARIK: Adı eksik olan da bekliyordu.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 053Annenin evi
00521
Meryem, kiraladığı küçük odada annesine yazdığı mektubun kopyasını açar.
ANLATICI: İş yazısında yanlış anlaşılmaktan korkmuştu. Bu kâğıtta, doğru anlaşılmaktan korkuyordu.
00522
Mektubun ilk satırı yakından görünür.
MEKTUP: Buraya gelirsen sana bir oda bulabilirim.
00523
Meryem satırın altındaki küçük notu okur.
MEKTUP: İstersen dönebilirsin.
00524
Kurmaca hatırada annesi eski evin kapısını yağlar; küçük Meryem onu izler.
ANNE: Kapı bağırınca herkes geleni düşman sanıyor.
00525
Hatıradaki çocuk menteşeye kulağını dayar.
KÜÇÜK MERYEM: Şimdi ne söylüyor?
00526
Annesi kapıyı açıp kapatır.
ANNE: Şimdi yalnız açılıyor.
00527
Meryem şimdiki odasında kapının sesini dinler.
Sessiz kare. Yabancı ahşap, çocukluğundaki gibi gıcırdar.
00528
Mektuba yeni bir cümle ekler.
MEKTUP: Gelmek istemezsen seni burada bekliyorum diye suçlamayacağım.
00529
Kalem, cümlenin sonunda uzun süre hareketsiz kalır.
ANLATICI: Bir insana yol açmak, bazen onun gelmemesine de yer bırakmaktı.
00530
Meryem kâğıdı katlar; yüzündeki ifade rahatlamadan çok yorgunluktur.
MERYEM, İÇ SES: Bunu gerçekten yapabilecek miyim?
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 054Yük sahibinin itirazı
00531
Tüccar Raşid, avluda yeni listeyi görüp İdris’in önünde durur.
RAŞİD: Altı kişinin ücretini ben ödüyorum. Neden ayrı yazılıyorlar?
00532
İdris kalemini bırakır.
İDRİS: Kıyıya geldiklerinde kim oldukları bilinsin diye.
00533
Raşid elini iki yana açar.
RAŞİD: Ben biliyorum.
00534
Meryem, yüklerin yanında bekleyen yaşlı kadını çağırır.
MERYEM: Adını kendisi söylesin.
00535
Kadın avluya girerken başındaki bezi düzeltir.
KADIN: Beni mi çağırdınız?
00536
Raşid sabırsızlıkla araya girer.
RAŞİD: Adı Lena. Yazın, iş bitsin.
00537
Kadın fısıltıyla düzeltir.
KADIN: Elina.
00538
İdris kâğıttaki adı değiştirmeden önce tekrar sorar.
İDRİS: E-li-na. Doğru mu?
00539
Elina başını eğer; gözleri ilk kez kâğıtta kalır.
ANLATICI: Ömrünün yılları kısaltılmış bir adın içinde geçmişti. İki hece, bir öğleden sonra geri geldi.
00540
Raşid yük iskelesine dönerken Meryem’e eğilir.
RAŞİD: İnsanlar sana yalnız kelime çevirdiğin için para veriyor.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 055Sesin bedeli
00541
Meryem, Raşid uzaklaşınca yazı takımını toplar.
MERYEM: Bugünkü ücretimi ondan alamayacağım.
00542
İdris itiraz etmek üzere ayağa kalkar.
İDRİS: Söylediğini Tarık’a anlatırım.
00543
Meryem eliyle durdurur.
MERYEM: Her konuşmanın arkasına bir kumandan koyamam.
00544
İdris yerine oturur; ne yapacağını bilemez.
ANLATICI: Yardım etmek istemesi, yardımın biçimini de bildiği anlamına gelmiyordu.
00545
Meryem sözleştiği işi gösterir.
MERYEM: Çevirdiklerimi ve teslim ettiğimi kaydet. Ücretimi bununla isteyeceğim.
00546
İdris teslim kaydını hazırlar.
İDRİS: Tanık?
00547
Elina kapının dışında beklemektedir.
ELİNA: Bütün sabah buradaydım.
00548
Meryem yaşlı kadına teşekkür etmek için döner.
ELİNA: Adımı doğru söylemen yeter.
00549
İki kadın karşılıklı oturur; İdris metni onlara okur.
ANLATICI: Bu kez çeviri, bir dilden ötekine değil, bir sesin duyulabildiği yere yapıldı.
00550
Meryem teslim kopyasını kesesine koyar.
MERYEM: Şimdi ödeme isteyebilirim.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 056Geri dönüş satırı
00551
Hişam, geçiş yazısının yeni kopyasını Tarık’a getirir.
HİŞAM: Dönüş serbestliği böyle yazılırsa öteki kıyıda da geçerli sanılır.
00552
Tarık metni Meryem’e uzatır.
TARIK: Öyle mi anlaşılır?
00553
Meryem başını eğer.
MERYEM: Anlaşılabilir. Biz yalnız buradaki davranışı bağlayabiliriz.
00554
İdris cümlenin sonuna kendi açıklamasını eklemek ister.
İDRİS: Öteki kıyının şartları ayrıca...
00555
Meryem kâğıdı çevirir.
MERYEM: Bunu küçük yazma. Yolculuğun yarısı orada.
00556
Tarık iki tarafın şartlarının ayrı okunmasını ister.
TARIK: Bilmediğimiz yerde güvence vermeyeceğiz.
00557
Hişam şaşkınlığını gizleyemez.
HİŞAM: Yazı daha zayıf görünür.
00558
Tarık masadaki mühre dokunur.
TARIK: Uzanmadığı yere uzanmış görünmesi daha mı güçlü?
00559
İdris yeni metni açıkça yazar; iki bölüm arasına boşluk bırakır.
ANLATICI: Kâğıt üzerindeki boşluk, ilk kez saklanan bir şey değildi.
00560
Meryem kopyayı yüksek sesle okur.
MERYEM: Şimdi neye güvenerek gideceklerini biliyorlar.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 057Bekleyen çocuk
00561
Limanın gölgeli bölümünde bir çocuk annesinin eteğine tutunur.
ÇOCUK: Eve ne zaman döneceğiz?
00562
Annesi geçiş yazısını gösterir; çocuğun anlayacağı sözleri arar.
ANNE: Önce bu teknelerden birine bineceğiz.
00563
Meryem onların yanından geçerken durur.
ANLATICI: Kadının cevabındaki yönü tanıdı. Zaman sorusuna yol göstererek karşılık vermişti.
00564
Çocuk tekneleri inceler.
ÇOCUK: Ev hangisinin içinde?
00565
Meryem diz çöküp çocuğun elindeki ahşap oyuncağa bakar.
MERYEM: Bunu sen mi yaptın?
00566
Çocuk oyuncağın kırık ayağını saklar.
ÇOCUK: Babam. Öteki evde kaldı.
00567
Meryem başını kaldırıp anneyle göz göze gelir.
Sessiz kare. İki kadın aynı soruyu söylemeden duyar.
00568
Kadın su kabını uzatır.
ANNE: Senin de beklediğin var mı?
00569
Meryem bir yudum alır.
MERYEM: Annem. Ben onu çağırıyorum; belki o beni bekliyor.
00570
Çocuk oyuncağını cebine koyar.
ANLATICI: Deniz, iki ayrı bekleyişin arasında duruyordu. Hiçbirinin dilini seçmiyordu.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 058Öğretilmeyen kelime
00571
Akşam, Tarık ile Meryem liman yazılarını birlikte gözden geçirir.
TARIK: Bir kelime yüzünden bu kadar değişir mi?
00572
Meryem yüzünü kaldırır.
MERYEM: Bazen zaten değişmiş olanı, tek kelime saklar.
00573
Tarık uzun süre sustuktan sonra bir kâğıt çıkarır.
TARIK: Benden karşı kıyıyı anlatmam istenirse nasıl başlayayım?
00574
Meryem boş satıra bakar.
MERYEM: Henüz neyi bilmediğinizle.
00575
Tarık gülümseyecek gibi olur; gülümsemesi yarım kalır.
TARIK: O zaman kâğıt yetmez.
00576
Meryem kendisine ait küçük defteri açar; yarısı boştur.
MERYEM: Benimki de bitmedi.
00577
Pencere aralığında uçuşan tozlar ışığa girer.
ANLATICI: Tarık bir an, görünmeyen bir yazının havada çözülmekte olduğunu sandı.
00578
Meryem pencereyi kapatır; tozun hareketi durulur.
MERYEM: Mürekkebe doluyor.
00579
Tarık bakışını yeniden kâğıda indirir.
TARIK: Bana duyacağım adları öğret.
00580
Meryem ilk yer adını yavaşça söyler; İdris başka masadan dinler.
Sessiz kare. Yeni bir kıyı, önce insanların ağızlarında biçimlenir.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 059Mektupların ayrıldığı yer
00581
İdris mektupları ayrı keselerde denizciye teslim eder.
İDRİS: Bu kayıt, iş yazısının. Bu da Meryem’in annesine gidecek olanın.
00582
Denizci küçük keseyi çantasına yerleştirir.
DENİZCİ: Yol değişirse ikisi de gecikir.
00583
İdris başını eğer.
İDRİS: Geciktiğini bildirecek biri var mı?
00584
Denizci kıyıdaki yükçüyü gösterir.
DENİZCİ: Dönen ilk tekneden sorarsın.
00585
Meryem annesine yazdığı kopyayı elinde tutar; göndereceği söz çoktan yoldadır.
ANLATICI: Bir cümle insanın elinden çıktıktan sonra, onun cesareti de korkusu da artık onu geri alamazdı.
00586
Safiye halat teslimi için iskeleye gelir; Meryem’i tanır.
SAFİYE: Gelecek mi?
00587
Meryem denizden gözünü ayırmaz.
MERYEM: Kâğıdı daha görmedi.
00588
Safiye yanında durur.
SAFİYE: Ben de haberle insanın aynı gün döneceğini sanmıştım.
00589
Meryem ona bakar; birbirlerinden bir açıklama istemezler.
Sessiz kare. İki kadın arasında denize bakan boş bir basamak kalır.
00590
Tekne akıntıya açılır.
ANLATICI: O boşluğa, henüz verilmeyen bir cevap yerleşti.
Bölüm 6 · İki Dil Arasında
Sayfa 060Öte yakadaki oda
00591
İberya’da kurmaca bir ev; yaşlı bir kadın pencere pervazındaki çürümeyi kazır.
ANLATICI: Mektup yola çıktığında Meryem’in annesi, kızının kendisini hangi kapıda beklediğini bilmiyordu.
00592
Komşu kadın bir sepet bırakır.
KOMŞU: Kızından haber?
00593
Yaşlı kadın başını sallar.
ANNE: Eski haber var. Yenisi yok.
00594
Duvara asılı küçük bez keseye dokunur; içinde önceki mektuplar durur.
ANLATICI: Biriken kâğıtlar, uzaktaki insanın ağırlığını taşımaya yetmiyordu.
00595
Meryem’in çocukken çizdiği kapı, eski bir tahta üzerinde görünür.
Sessiz kare. Kapının yanında boyu ölçülmüş ince çizgiler.
00596
Annesi çizgilerden birinin tozunu parmağıyla alır.
ANNE: Geldiğinde kendini hâlâ burada küçük buluyor.
00597
Komşu kapıda bekler.
KOMŞU: Sen gitsen?
00598
Kadın sokağa açılan kapıyı aralar.
ANNE: Her giden, evini yanında taşıyabilir mi?
00599
Karşı karede Meryem Tanca’da aynı hareketle oda kapısını kapatır.
ANLATICI: Birbirine benzeyen iki ses, denizin iki yanında ayrı ayrı duyuldu.
00600
Gece suyun üzerine yayılır; hiçbir kıyı ötekini görmez.
ANLATICI: Henüz cevap yoktu. Hikâye, bekleyenlerin hayatını durdurmadan devam etti.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 061Sipariş
00601
Safiye’nin avlusunda halat örmek için gerilmiş lifler güneşte parlar.
ANLATICI: Deniz henüz kimseyi çağırmadan, kıyıdaki elleri çalıştırmaya başlamıştı.
00602
Raşid, ölçü için getirdiği eski halatı yere bırakır.
RAŞİD: Bundan altı tane. Aynı kalınlıkta.
00603
Safiye halatın içini yoklar.
SAFİYE: Aynı uzunluk, yeni lif. Süreyi sonra konuşuruz.
00604
Raşid para kesesini avuçlarında tartar.
RAŞİD: Süreyi ben veriyorum. Tekneler beklemez.
00605
Safiye masadaki ev hesabına bakar; Salim hâlâ çalışamamaktadır.
ANLATICI: Kesenin sesi, borcun sesinden daha yakından geldi.
00606
Raşid lifin kendisinden alınmasını şart koşar.
RAŞİD: Malzeme borcunu teslimde düşeriz.
00607
Safiye düşünür; iş isteyen iki kadın kapıda beklemektedir.
SAFİYE: Ücretleri ayrı öderim. Onların emeği benim borcuma yazılmaz.
00608
Raşid başıyla onaylar, fakat kâğıda başka bir ifade koyar.
RAŞİD: Toplam iş bedeli. Daha kısa.
00609
Safiye kâğıdı geri iter.
SAFİYE: Uzun yaz.
00610
Sipariş masada kalır; para kesesi açılır.
ANLATICI: Safiye şartı değiştirdi. Vakti değiştiremedi.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 062Islak lif
00611
Malzeme ertesi sabah gelir; çuvalların altı koyu renkli ve nemlidir.
SAFİYE: Bunlar dışarıda mı kaldı?
00612
Yükçü çuvalı indirmekle meşguldür.
YÜKÇÜ: Aldığım yerde böyleydi.
00613
Tamar, genç yetişkin bir halat işçisi, lifleri avucunda ayırır.
TAMAR: Üsttekiler kuru.
00614
Safiye çuvalın dibine elini sokar; lifler birbirine yapışır.
SAFİYE: Alttakiler bekleyecek.
00615
Raşid’in yardımcısı teslim kâğıdını açar.
YARDIMCI: Hepsi tartıldı. Eksiksiz alıyorsunuz.
00616
Safiye nemli lifleri ayrı kaba koyar.
SAFİYE: Suya da lif ücreti mi ödeyeceğim?
00617
Yardımcı omuzlarını kaldırır.
YARDIMCI: Bana verilen yük bu.
00618
Safiye çuvalları ikiye ayırdırır.
ANLATICI: Sarnıcın önünde ayrılan iki sıra, şimdi onun kendi avlusundaydı.
00619
Tamar işi durdurmayı önerir.
TAMAR: Kuruyana kadar örmeyelim.
00620
Safiye siparişin tarihine bakar.
SAFİYE: Kuru olanla başlayacağız. Ötekine dokunmayın.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 063Uzayan gün
00621
Güneş batmış, avluda iki kandil yanmıştır; işçiler lif örmeyi sürdürür.
ANLATICI: Safiye bütün gün vaktin yetmediğini söyledi. Gece, vaktin nereden alındığı görünür oldu.
00622
Tamar’ın başı kısa bir an düşer; eli aynı hareketi boşlukta tekrarlar.
SAFİYE: Biraz dinlen.
00623
Tamar yarım halatı gösterir.
TAMAR: Eve götürüp bitirebilirim.
00624
Safiye hemen karşı çıkar.
SAFİYE: Bu kadar ağırını taşıma.
00625
Tamar yorgunlukla gülümser.
TAMAR: Ağırlığını değil, işini götüreceğim.
00626
Hena kapıda annesini bekler; elinde yenmemiş bir parça ekmek vardır.
HENA: Sofrayı kaldırayım mı?
00627
Safiye çevresindeki yüzlere bakar; kimse ondan önce kalkmak istememektedir.
ANLATICI: Herkesi düşündüğüne inanırken, herkesi kendi korkusunun saatinde tutmuştu.
00628
Safiye kandillerden birini söndürür.
SAFİYE: Bugünlük bitti.
00629
Tamar elindeki işi bırakır.
TAMAR: Geç kalacağız.
00630
Safiye sipariş kâğıdını katlar.
SAFİYE: Bunun cevabını ben vereceğim.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 064Gevşeyen burgu
00631
Sabah, biten ilk halat ağır bir yük üzerinde denenir.
ANLATICI: Düğüm sıkıydı. Liflerin birbirini tutması aynı derecede sağlam değildi.
00632
Halatın ortasında küçük bir açılma belirir.
TAMAR: Durun.
00633
İşçiler yükü yere indirir; Safiye açılan bölüme yaklaşır.
SAFİYE: Bunu kim ördü?
00634
Tamar cevap vermeden Safiye’nin düğüm işaretini gösterir.
Sessiz kare. Halatın ucundaki işaret Safiye’ye aittir.
00635
Safiye kendi ördüğü kısmı söküp elinde tutar.
ANLATICI: Soruyu sorarken beklediği cevap, karşısında duran insanlardan biriydi.
00636
Salim avluya gelir; elindeki bastonu duvara dayar.
SALİM: Gece yaptığın mı?
00637
Safiye başını eğer.
SAFİYE: Evet.
00638
Hena sökülen lifleri toplamak ister; Safiye onu uzaklaştırmaz.
SAFİYE: Şu kabın içine koy. Yeniden ayıracağız.
00639
Tamar kalan halatları gösterir.
TAMAR: Hepsine bakalım mı?
00640
Safiye ayağa kalkar.
SAFİYE: Benim yaptıklarımdan başlayın.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 065Raşid’in cevabı
00641
Raşid avluya geldiğinde siparişin yarısı hâlâ tamamlanmamıştır.
RAŞİD: Verdiğin sözü mü unutuyorsun?
00642
Safiye açılmış lifleri masaya koyar.
SAFİYE: Hatırladığım için bunu teslim etmiyorum.
00643
Raşid lifleri elinin tersiyle iter.
RAŞİD: Bütün liman senin kusursuz ipini mi bekleyecek?
00644
Tamar öne çıkar; Safiye konuşması için yer açar.
TAMAR: Islak malzemenin kurumasını bekledik.
00645
Raşid, sözleşmenin kabul işaretini gösterir.
RAŞİD: Malzeme alındı. Sonrası sizin işiniz.
00646
Safiye teslim sırasında tutulan ayrı kaydı çıkarır.
SAFİYE: Nemli gelen kısmı burada yazdırdım.
00647
Raşid iki belgeyi karşılaştırır; öfkesi azalmaz.
RAŞİD: Ücretini keserim.
00648
Salim ayağa kalkmak ister; Safiye ona durmasını işaret eder.
SAFİYE: Önce hangi işin bedelini kestiğini yazacaksın.
00649
Raşid kapıdan çıkarken geri döner.
RAŞİD: Bir daha sana sipariş vermem.
00650
Safiye avludaki işçilere bakar.
ANLATICI: Tehdit, yalnız kendi sofrasına yönelmemişti. İlk kez verdiği cevabın başkalarını da bağladığını gördü.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 066İşçilerin sözü
00651
Safiye parayı masanın ortasına döker; kesede az şey kalmıştır.
SAFİYE: Bugüne kadar çalıştığınızın karşılığı bu.
00652
Tamar payını hemen almaz.
TAMAR: Sonraki iş olmazsa?
00653
Safiye dürüstçe başını sallar.
SAFİYE: Bilmiyorum.
00654
Yaşlı işçi Sümeyre ip ucunu düzeltir.
SÜMEYRE: Hepimiz senin adına risk aldık. Bunu önceden konuşabilirdik.
00655
Safiye kadına döner; savunacağı cümle boğazında kalır.
SAFİYE: Haklısın.
00656
Tamar kendi payını ayırır, gerisini masada bırakır.
TAMAR: Kalan halatı bitirelim. Yeni iş için şartları birlikte söyleyelim.
00657
Sümeyre başını eğer.
SÜMEYRE: Gece çalışmayı da baştan konuşacağız.
00658
Safiye boş bir kâğıt arar, sonra vazgeçer.
SAFİYE: Önce söyleyin. İdris gelince hepinize okuyacak.
00659
Kadınlar masanın çevresinde daha rahat oturur.
ANLATICI: Bir avlunun sahibi olmak, orada çalışan herkesin yerine konuşma hakkı vermiyordu.
00660
Salim iki testiyi getirir; bu kez söze karışmadan suyu dağıtır.
Sessiz kare. Paylaşım, konuşma bitmeden başlamıştır.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 067Annenin elleri
00661
Nadir’in annesi avluya gelir; elinde eski bir örgü parçası vardır.
ANNE: Parmaklarım yavaşladı. Ama burgu unutulmadı.
00662
Safiye onu tanır; kapıdaki sessizlik uzar.
ANLATICI: Bir insanın adı, bazen kendi yaptıklarından önce içeri girerdi.
00663
Kadın örgüyü uzatır.
ANNE: İş soruyorum. Oğlum için gelmedim.
00664
Safiye örgüyü inceler; sıkılığını yoklar.
SAFİYE: İnce bağları yapabilir misin?
00665
Kadın bir ip ucunu alır, kısa bir düğüm atar.
ANNE: Eskiden gelin kuşağı örerdim.
00666
Hena düğümü açmaya çalışır; açamaz.
HENA: Hiç çözülmüyor.
00667
Kadın küçük bir ucu çekip düğümü açar.
ANNE: Yerini bulunca çözülür.
00668
Safiye kadına oturacak yer gösterir.
SAFİYE: Adını söyle. Ücrete nasıl yazılacak?
00669
Kadının yüzü yumuşar.
RÂBİA: Râbia.
00670
Tamar yeni iş yerini hazırlar.
ANLATICI: O sabah avluya Nadir’in annesi girdi. Akşam ücret sırasında Râbia bekleyecekti.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 068Kumandanın siparişi
00671
Tarık, geciken halatları görmek için avluya gelir; işçiler ayağa kalkmaya davranır.
TARIK: İşinizi bırakmayın.
00672
Safiye örülen halatı gösterir.
SAFİYE: Bunu kendim geç teslim edeceğim. Kötü lif de vardı, kötü hesap da.
00673
Tarık iki nedenin ayrı yazılıp yazılmadığını sorar.
TARIK: Senin verdiğin süre?
00674
Safiye başını eğer.
SAFİYE: Yetiştiremedim.
00675
Tarık elindeki eski halatın ucunu inceler.
TARIK: Yetişti demek için ne yapabilirdin?
00676
Safiye ona açılmış örgüyü gösterir.
SAFİYE: Bunu saklayabilirdim.
00677
Tarık halatı masaya bırakır.
ANLATICI: Kendi sorusunun Nadir’e sorulmuş biçimini hatırladı. Her yanlış, aynı büyüklükte değildi; başlangıçları bazen benzerdi.
00678
Tamar yeni teslim tarihini söyler.
TAMAR: Bu kez birlikte hesapladık.
00679
Tarık işçilerin yüzlerini görür; yalnız Safiye’ye dönmez.
TARIK: Denizci de baksın. Kullanacak olanın sözü eksik.
00680
Safiye Rafi’ye haber göndermeyi kabul eder.
SAFİYE: Ödeyecek olanın da günü yazılsın.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 069Eldeki halka
00681
Akşam, Safiye tek başına küçük bir düğümü tekrar tekrar bağlar.
ANLATICI: Eli, zihninden önce durulurdu. O gece eli de kolay durulmadı.
00682
Râbia geride kalan iplerini toplarken kadını izler.
RÂBİA: Bir yeri fazla sıkıyorsun.
00683
Safiye düğümü gevşetir.
SAFİYE: Kopmasın istiyorum.
00684
Râbia lifin kıvrıldığı noktayı gösterir.
RÂBİA: En çok orada inceltmişsin.
00685
Safiye ipin ışığa gelen ince kısmına bakar.
ANLATICI: Bütün gün kurduğu güvenin bir parçasını, kendi parmaklarıyla zayıflattığını gördü.
00686
Uzakta akşam duasına duran insanların hareketi görünür.
Sessiz kare. Avludaki konuşma yavaşça kesilir.
00687
Safiye düğümü çözmeden masaya bırakır.
SAFİYE: Yarın yeniden yaparım.
00688
Râbia kapıda durur.
RÂBİA: Oğlum da bir şeyi yarın düzeltirim dedi.
00689
Safiye başını kaldırır; yaşlı kadının yüzünde suçlama yoktur.
RÂBİA: Yarın geldiğinde elini gerçekten ona götür.
00690
Safiye ipi ertesi sabah ilk göreceği yere asar.
ANLATICI: Düğüm o gece çözülmedi. Unutulacağı yere de kaldırılmadı.
Bölüm 7 · Safiye’nin Düğümü
Sayfa 070Teslim
00691
Rafi biten halatı teknenin halkasından geçirir; işçiler gerilmesini izler.
RAFİ: Şimdi bırakın. Yavaş.
00692
Halatın lifleri birlikte yük alır; açılma görünmez.
Sessiz kare. Safiye gözünü kendi işaretinden ayırmaz.
00693
Rafi başını kaldırır.
RAFİ: Bunu kullanırım.
00694
Raşid kenarda durur; kâğıdı imzalamadan önce ücret hesabına bakar.
RAŞİD: Gecikmeyi konuşacağız.
00695
Safiye hazırladığı ayrı hesabı uzatır.
SAFİYE: Konuşacağız. Teslim edilen işi önce kayda geçirelim.
00696
İdris iki belgeyi ayrı tutar.
ANLATICI: Anlaşmazlık bitmemişti. İşin varlığı, anlaşmazlığın içinde kaybolmayacaktı.
00697
Ücret işçilerin önünde paylaştırılır; Râbia kendi adını duyar.
İDRİS: Râbia’nın payı.
00698
Hena annesinin elini tutup halatın teknede aldığı biçime bakar.
HENA: Şimdi denize gidecek.
00699
Safiye kızının başını okşar.
SAFİYE: Gidecek. Bizden uzakta da işini yapması gerekiyor.
00700
Son karede teknenin gövdesi ile kıyı arasındaki halat görünür.
ANLATICI: Bağ, iki tarafı birbirine hapsetmiyordu. Ayrılırken birbirlerini parçalamamalarını sağlıyordu.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 071Sönmüş kandil
00701
Gece limanı; bir nöbet kandili basamakların dibinde sönmüş durur.
ANLATICI: Sabahı karşılaması gereken ışık, gecenin içinde kalmıştı.
00702
Bir yükçü yerde yatan Haris’i fark eder, sepetini bırakır.
YÜKÇÜ: Buraya gelin!
00703
Nöbetçi Haris’in omzuna dokunur; adam kıpırdamaz.
Sessiz kare. Açık elinin yanında kırık bir tas.
00704
Genç denizci Yunus, iskelenin öte ucunda durdurulur.
NÖBETÇİ: Gece burada sen vardın.
00705
Yunus ellerini kaldırır; elinde küçük bir kese vardır.
YUNUS: Bana kendisi verdi.
00706
Nöbetçi keseyi alır, Haris’in kemerindeki boş yere bakar.
NÖBETÇİ: Ölen de gelip doğrulayacak mı?
00707
Yunus’un söyleyeceği söz, toplanan insanların arasında kaybolur.
ANLATICI: Bir insan susunca, başkalarının kesin konuşması kolaylaşıyordu.
00708
İdris, bağırışları duyup iskeleye iner.
İDRİS: Yahya’ya haber verildi mi?
00709
Bir nöbetçi kılıcının kabzasını tutar.
NÖBETÇİ: Önce bunu götürüyoruz.
00710
Sönmüş kandilin dibindeki yağ, taşa ince bir iz bırakır.
Sessiz kare. İz denize varmadan kesilir.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 072Yabancının adı
00711
Yunus kapalı bir odada bekler; elindeki tuz yarıkları görünür.
İDRİS: Adını yeniden söyle.
00712
Yunus gözlerini kaldırır.
YUNUS: Üç kez söyledim.
00713
İdris önündeki farklı yazımları gösterir.
İDRİS: Üçünü de başka türlü yazmışlar.
00714
Yunus ismini yavaşça tekrarlar; sesi öfkeyle titrer.
YUNUS: Burada herkes beni geldiğim yerle çağırıyor.
00715
İdris defterdeki ismi düzeltir.
ANLATICI: Şehrin dilinde bir yer vardı. O yerden gelenin kendi yüzüne sıra gelmiyordu.
00716
Tarık odaya girer; kapının açık tutulmasını ister.
TARIK: Haris’i en son ne zaman gördün?
00717
Yunus, masadaki keseye bakar.
YUNUS: Gece. Oturuyordu. Üşüyordu.
00718
Tarık başka bir şey söylemesi için bekler.
YUNUS: Annesine para götürmemi istedi.
00719
Nöbetçi hemen araya girer.
NÖBETÇİ: Haris kimseye kesesini vermezdi.
00720
Tarık başını çevirir.
TARIK: Bunu hiç mi yapmadı, sen mi görmedin?
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 073Hekimin bilmediği
00721
Yahya, Haris’in üzerini örter; yanında iki işçi bekler.
YAHYA: Bıçak yarası görmedim.
00722
Nöbet amiri hemen sonuca varır.
AMİR: Suda boğulmuş olabilir.
00723
Yahya tası ve kuru üst giysisini gösterir.
YAHYA: Sormak başka, olmuş demek başka.
00724
Tarık yaklaşır; sesi alçaktır.
TARIK: Ölmeden önce hasta mıydı?
00725
Amir, iki nöbetçinin yüzüne bakar.
AMİR: Bana görev bırakmak istediğini söylemedi.
00726
Genç nöbetçi adım atar.
GENÇ NÖBETÇİ: Ateşi vardı. Sırasını değiştirmek istemişti.
00727
Amir’in yüzü gerilir.
AMİR: Birçok kişi yer değiştirir.
00728
Yahya örtünün kenarını düzeltir.
YAHYA: Onu sağken görmedim. Ölümün nasıl geldiğini kesin anlatamam.
00729
İdris cümleyi olduğu gibi yazar.
ANLATICI: Bilmediğini söyleyen tek kişi, odada en az konuşan kişiydi.
00730
Tarık gencin ifadesinin alınmasını ister.
TARIK: Bildiğiniz son saatleri anlatın. Boşlukları doldurmayın.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 074Kesenin gideceği ev
00731
Meryem, Yunus’un tarif ettiği dar sokakta yaşlı bir kadının kapısını çalar.
MERYEM: Haris’in annesiyle görüşecektim.
00732
Kadın elindeki bezle kapıyı açar; yüzü haberi henüz bilmiyordur.
ANNE: Gece nöbetinden çıktı mı?
00733
Meryem sözlerini toparlamak için bir an bekler.
ANLATICI: Hiçbir dil, bu cümleyi hafifletmeyi vaat etmiyordu.
00734
Meryem kadının oturmasına yardım eder; olay anlatılır.
MERYEM: Haris sabah iskelede bulundu. Yahya yanındaydı. Ölmüş.
00735
Kadın elindeki bezi sıkıştırır; gözleri kapıda kalır.
ANNE: İçeri gelmedi.
00736
Meryem yanında sessizce oturur.
Sessiz kare. Sokağın gündelik sesleri odanın eşiğinde yabancılaşır.
00737
Bir süre sonra Meryem küçük keseyi gösterir.
MERYEM: Bunu bir gence vermiş. Sana getirmesi için.
00738
Kadın kesenin dikişine dokunur.
ANNE: Geçen ay Yunus getirmişti. Çocuk yolumu bilir.
00739
Meryem defteri çıkarmak için acele etmez.
ANNE: Yunus mu burada?
00740
Meryem kadının elini tutar.
MERYEM: Şimdi onu da doğru dinlemelerini sağlayacağım.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 075İki ayrı kayıp
00741
Yunus serbest bırakılacağını duyunca ayağa kalkar, fakat kapıya yürümez.
YUNUS: Keseyi annesine verdiniz mi?
00742
Meryem başını eğer.
MERYEM: Verdim. Seni hatırlıyor.
00743
Tarık, Yunus’un bağlı bileklerindeki izlere bakar.
TARIK: Hakkında yeterli bilgi olmadan hüküm konuşuldu.
00744
Yunus karşısındaki adamdan gözünü kaçırmaz.
YUNUS: İskeledekiler serbest bırakıldığımı da duyacak mı?
00745
Tarık, İdris’e döner.
TARIK: Götürüldüğü yerde açıklanacak.
00746
Yunus odadan çıkarken geriye bakar.
YUNUS: Haris bana güveniyordu.
00747
İdris defteri kapatmaz.
ANLATICI: Gencin elinden yalnız bir gece alınmamıştı. Bir ölünün dostluğu da şüpheye çevrilmişti.
00748
Nöbet amiri kapıda Tarık’ı bekler.
AMİR: Askerin önünde bizi zayıf düşürüyorsunuz.
00749
Tarık amirin yüzüne bakar.
TARIK: Yanlış kişiyi tutmak, onları kime karşı güçlü kılıyor?
00750
Amir cevap vermez; iskeledeki adamlarına döner.
Sessiz kare. Gerginlik, karar verilince dağılmaz.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 076Geceyi anlatanlar
00751
Haris’in son gecesi, tanıkların farklı hatıra kareleriyle yeniden görünür.
ANLATICI: Aynı gecenin üç anlatıcısı vardı. Hiçbiri gecenin tamamını yaşamamıştı.
00752
İlk hatırada Haris nöbet değişimini sorar.
HARİS: Soğuk geçmiyor. Bir süre içeride dursam?
00753
İkinci hatırada amir yüklerin başında acele etmektedir.
AMİR: Öteki adam gelince değişirsiniz.
00754
Üçüncü hatırada Yunus Haris’e su uzatır.
YUNUS: Ben beklerim. Birini çağırayım.
00755
Haris eliyle oturacak yeri gösterir.
HARİS: Anneme uğrayacaktın. Geç olmasın.
00756
Şimdiye dönüş; Yunus anlatmayı keser.
YUNUS: Daha önce çağırmalıydım.
00757
Yahya gencin karşısında oturur.
YAHYA: O gece bildiklerinle bugün bildiklerini aynı yere koyma.
00758
İdris ifadeleri tek bir kesin hikâyeye dönüştürmeden yan yana yazar.
ANLATICI: Bazı boşlukların çevresi çizilebilirdi. İçleri, tanık icat edilerek doldurulamazdı.
00759
Tarık nöbet düzeninin değiştirilmesini ister.
TARIK: Yardım isteyenin yerine birisi gelmeden görev bitmiş sayılmayacak.
00760
Kayıt sayfasında Haris’in adı ve kesinleştirilemeyen son saatleri kalır.
Sessiz kare. Ölümü, bulunmuş bir suçluyla kolaylaştırılmaz.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 077Annenin isteği
00761
Haris’in annesi Tarık’la görüşmek için avluya gelir; Meryem yanındadır.
ANNE: Oğlumun eşyalarını almaya geldim.
00762
Tarık kemerini ve üstlüğünü uzattırır.
TARIK: Size ulaştıracaktık.
00763
Kadın üstlüğün yakasını düzeltir.
ANNE: Hep ters katlar. Giyerken uğraşırdı.
00764
Tarık başını eğer; ne söyleyeceğini bulamaz.
ANLATICI: Bir annenin bildiği ayrıntı, bütün nöbet cetvelinden daha canlıydı.
00765
Kadın kırık tası da ister.
GÖREVLİ: O kırıldı.
00766
Anne elini uzatır.
ANNE: Biliyorum. Getirin.
00767
Tarık tası kendi eliyle masaya koyar.
ANNE: Nöbetini başka biri tutacak mı?
00768
Tarık sorunun neyi taşıdığını anlamaya çalışır.
TARIK: Tutacak.
00769
Kadın başını eğer.
ANNE: Hastalanırsa birisi görsün.
00770
Avludan çıkarken Meryem koluna girer.
ANLATICI: Kadın büyük bir söz istemedi. Tarık bu yüzden sözü vermenin kolay olmadığını anladı.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 078Suyun altında bir ışık
00771
Tarık gece yürüyüşünde Haris’in bulunduğu basamakta durur.
ANLATICI: Sönmüş kandilin yerinde kuru bir leke vardı. Işığın da geride bıraktığı karanlık bir biçim olabiliyordu.
00772
Su yüzeyinde başka bir tekneden yansıyan ışık titrer.
Sessiz kare. Tarık yansımanın geldiği tekneyi ilk anda göremez.
00773
Kısa düşsel karede ışığın altında bir el belirir gibi olur.
TARIK, İÇ SES: Bu geceye yetişebilseydim...
00774
Bir dalga görüntüyü dağıtır; taş basamak yeniden sıradan görünür.
ANLATICI: Gördüğü, suyun hareketiyle kendi yorgun gözünün arasında kalmıştı.
00775
Rafi teknesinden seslenir.
RAFİ: Kandili yukarı aldım. Burada kayalar görünmüyordu.
00776
Tarık ışığın kaynağını fark eder.
TARIK: Haris’i tanır mıydın?
00777
Rafi kıyıya yaklaşır.
RAFİ: Her gece selam verirdi. Bir gece vermeyince de yorgundur sandım.
00778
İkisi bir süre denizi dinler.
ANLATICI: Bir insanın sessizliği, alışkanlıkların arasına kolay saklanırdı.
00779
Tarık basamaktaki eski lekeye bakar.
TARIK: Her geceyi kendim göremem.
00780
Rafi halatı bağlar.
RAFİ: Görenin söyleyebileceği bir yer olsun.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 079İskeleden geçen isim
00781
İdris, Yunus’un suçlandığı basamakta açıklamayı yüksek sesle okur.
İDRİS: Haris’in kesesi kendisine, annesine ulaştırması için verilmiştir.
00782
Kalabalıktaki bir adam başını çevirir.
ADAM: Dün başka şey söylendi.
00783
Meryem adamın duyabileceği şekilde konuşur.
MERYEM: Bugün düzeltilen o.
00784
Yunus biraz geride durur; açıklamayı dinler ama kalabalığa karışmaz.
ANLATICI: Bir adın temizlendiği söylenebilirdi. O adı taşıyanın aynı basamağa güvenle basması zaman isterdi.
00785
Haris’in annesi iskeleye gelir; Yunus’u çağırır.
ANNE: Bana getireceğin başka bir şey kaldı mı?
00786
Yunus küçük bir kumaş parçası çıkarır.
YUNUS: Üstlüğünü onarmak için almıştı.
00787
Kadın kumaşı alır; Yunus’un koluna dokunur.
ANNE: Bende dursun.
00788
İdris okumayı bitirir; ilk suçlamayı yapan nöbetçi sessizce yanından geçer.
İDRİS: Sen de duydun mu?
00789
Nöbetçi durur.
NÖBETÇİ: Duydum.
00790
Yunus işine dönmek için tekneye biner.
ANLATICI: Şehir bir açıklama yaptı. Geri kalanını davranışlarıyla tamamlaması gerekecekti.
Bölüm 8 · Gece Nöbetçisi
Sayfa 080Yerine geçen
00791
Yeni nöbetçi geceye hazırlanır; kapıda nöbeti devralacak kişinin adı sorulur.
NÖBETÇİ: Ben dönene kadar burada kim kalacak?
00792
Genç yardımcı adını söyler ve aynı kandilin yanında bekler.
YARDIMCI: Ben. Sen dönmeden gitmem.
00793
Tarık uzaktan düzeni izler; bu kez yanlarına inmez.
ANLATICI: Bir şeyin işlemesi için her seferinde kendisinin görünmesi gerekiyorsa, henüz kurulmuş sayılmazdı.
00794
İdris yanına gelir; elindeki defterin yeni sayfasını göstermez.
İDRİS: Bugün kaydı ben okumadım. Yeni yazıcı okudu.
00795
Tarık başını eğer.
TARIK: Nasıl okudu?
00796
İdris hafifçe gülümser.
İDRİS: Benden yavaş.
00797
Meryem annesinden haber sorarken aynı iskeleye uğrar.
MERYEM: Dönen tekne var mı?
00798
Rafi ufku işaret eder; uzakta henüz seçilemeyen bir yelken vardır.
RAFİ: Birisi yaklaşıyor. Kim olduğunu söylemek için erken.
00799
Üçü de karanlıktaki küçük şekle bakar.
ANLATICI: Bu kez hiçbiri beklediği şeyi, gördüğü şeyin yerine koymadı.
00800
Yelken geceye doğru ağır ağır büyür.
Sessiz kare. Sonraki bölümün haberi henüz ses olmamıştır.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 081Dönen yelken
00801
Sabah limanda birkaç tekne beklenir; gece görülen yelken artık seçilmektedir.
ANLATICI: Karşı kıyıya giden yol, bu kez insanları ve onların birbirine benzemeyen haberlerini geri getiriyordu.
00802
Bir gözcü iskeleyi haberdar eder.
GÖZCÜ: Tarîf’in adamlarından!
00803
Kalabalık basamaklara yaklaşır; yükçüler geçit açmaya çalışır.
YÜKÇÜ: Önlerini kapatmayın.
00804
Tarık kıyıya iner; Tarîf’in gelişini beklerken tekneleri sayar.
TARIK: Geride gelen var mı?
00805
İlk denizci ipi uzatır.
DENİZCİ: Var. Ağır yük alanlar arkada.
00806
İdris, yanında bekleyen yazıcıya iki ayrı sayfa açmasını söyler.
İDRİS: Önce dönenler. Sonra yükler.
00807
Kalabalığın içinden bir kadın isim sorar.
KADIN: Numan orada mı?
00808
Kimse kesin cevap veremez; kadın ikinci tekneye yürür.
ANLATICI: Kıyının sevincinde, herkese aynı anda yer yoktu.
00809
Tarîf tekneden iner; Tarık onu karşılar.
TARÎF: Döndük.
00810
Tarık’ın bakışı son teknenin ufuktaki izine gider.
TARIK: Hepsini karşılayalım.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 082Anlatılan kıyı
00811
Tarîf dinlenmesi için ayrılan odada su içer; harita yerine boş bir yüzey hazırlanır.
TARÎF: Kıyıyı size gösterebilirim. İçeriyi az gördük.
00812
Tarık masaya yaklaşır.
TARIK: Gördüğün yerden başla.
00813
Tarîf parmağıyla kıyı çizgisini tarif eder; İdris not alır.
ANLATICI: Geri dönen adam, yaşadığını bir çizgiye indirmeye çalışıyordu. Çizgi, yaşadığından daha sakin görünüyordu.
00814
Bir görevli alınan malları sormak için araya girer.
GÖREVLİ: Yük miktarı?
00815
Tarık elini kaldırır.
TARIK: Birazdan.
00816
Tarîf beklenmeyen geçişleri ve karşılaşmaları anlatır; yüzündeki yorgunluk belirgindir.
TARÎF: Bazı yerlerde yol açıldı. Bazı yerlerde aynı haberi bile anlayamadık.
00817
Meryem kapıda durur; Tarîf’in kullandığı bir yer adını düzeltir.
MERYEM: O adı iki farklı yerde duymuş olabilirsiniz.
00818
Tarîf başını ona döner.
TARÎF: O zaman birini yanlış yazdırıyorum.
00819
İdris kesinleşmeyen yeri ayrı işaretler.
ANLATICI: Boşluk, haritanın kusuru olarak saklanmadı. Sonraki yolcunun göreceği bir soru oldu.
00820
Tarık dışarıdaki kutlama sesini dinler.
TARIK: Dışarıdakilere bütün kıyıyı gördüğümüz söylenmesin.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 083Eksik ses
00821
Numan’ı soran kadın, bütün tekneler yanaştığında hâlâ iskelede bekler.
KADIN: Hangi teknede kaldı?
00822
Bir asker bakışını yere indirir.
ASKER: Geri dönmeyecek.
00823
Kadın askerin yüzünü yakından görmek ister.
KADIN: Onu gördün mü?
00824
Asker başını sallar.
ASKER: Yaralandığında yanındaydım. Sonrasında başkaları baktı.
00825
İdris askerin sözünü yavaşça tekrarlar.
İDRİS: Ölümünü görmedin.
00826
Asker zorlanarak cevap verir.
ASKER: Görmedim. Bana söylediler.
00827
Kadın, öfkeyle umut arasında kalır.
KADIN: O zaman kim gördüyse onu getir.
00828
İdris tekne kayıtlarını açar.
ANLATICI: Bir haberin eksikliği, onu iyi habere dönüştürmüyordu. Yine de eksik olduğu söylenmeliydi.
00829
Yahya dönenler arasında tanıklık edebilecek kişiyi aramak üzere yürür.
YAHYA: Adını kimden duyduğunu söyle.
00830
Kadın taş basamağa oturur; kalabalık yanından akmaya devam eder.
Sessiz kare. Bekleyiş, dönüş bittikten sonra da sürer.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 084Kıyıya indirilenler
00831
Yükler açılır; kumaş, alet ve çeşitli eşyalar ayrı yerlere konur.
ANLATICI: Her nesnenin burada bir değeri vardı. Geldiği evde başka bir anlamı olmuştu.
00832
Meryem küçük, işlemeli bir çocuk başlığına bakar.
MERYEM: Bunu nereye yazacaksınız?
00833
İdris eşyayı eline almadan inceler.
İDRİS: Getirilenler listesine.
00834
Meryem sessizce başını eğer.
ANLATICI: Bir eşyanın nereden alındığını bilmek, onu kimin beklediğini bilmeye yetmiyordu.
00835
Bir asker ele geçirilen malların sayımına itiraz eder.
ASKER: Yolda taşıyan bizdik.
00836
Tarık oraya gelir; itirazı dinler.
TARIK: Kimden, nerede alındığı sorulacak.
00837
Asker yorgun ellerini gösterir.
ASKER: Her şeyi ayrı mı anlatacağız?
00838
İdris boş sayfayı çevirir.
İDRİS: Hatırladığınızı ayrı anlatacağız.
00839
Yüklerin arasında yaralı bir adamın bastonu görünür; yanlışlıkla sayım eşyasına katılmıştır.
YAHYA: O, yürüyebilmesi için lazım.
00840
Baston sahibine geri götürülür.
ANLATICI: Kazanılanların hesabına, bir insanın eksileni karışmıştı.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 085Kısa rapor
00841
Hazırlanan resmî rapor Tarık’ın önüne konur; başta başarı haberi vardır.
GÖREVLİ: Kısa tuttuk. Haber hızlı gider.
00842
Tarık raporu okur, son satırda durur.
TARIK: Dönmeyenler?
00843
Görevli ikinci kâğıdı arar.
GÖREVLİ: İsimler henüz tamamlanmadı.
00844
Tarık ilk raporun sonuna boşluk açar.
TARIK: Tamamlanmadığı yazılsın.
00845
Görevli çekingen biçimde itiraz eder.
GÖREVLİ: Başarının yanına belirsizlik koymuş oluruz.
00846
Tarık kâğıdı masaya bırakır.
TARIK: Orada zaten var.
00847
İdris ikinci kayıt için başlık atar.
KÂĞIT: Dönmeyenler ve beklenen haberler.
00848
Meryem, Numan’ın yakınının dışarıda beklediğini söyler.
MERYEM: Onun için raporun en önemli yeri burası.
00849
Tarık iki kâğıdın birlikte okunmasını ister.
ANLATICI: Sevinç elinden alınmadı. Yanına, sevincin tek başına taşıyamadığı şey kondu.
00850
İdris ikinci sayfayı birincinin altına bağlar.
Sessiz kare. İp, bu kez iki farklı hakikati ayırmadan tutar.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 086Numan’ın arkadaşı
00851
Yahya, Numan’ın son saatlerinde yanında bulunan askeri getirir.
ASKER: Ben kaldım. Gömdüğümüz yeri de bilirim.
00852
Bekleyen kadın ayağa kalkar; sonra yeniden oturmak zorunda kalır.
KADIN: Acı çekti mi?
00853
Asker cevap vermek için uzun süre bekler.
ASKER: Yanındaydım. Sonunda sesimi duyup duymadığını bilmiyorum.
00854
Kadın ellerini dizlerinin üstüne koyar.
ANLATICI: İstediği teselli, adamın bildiğinden daha büyüktü.
00855
Asker küçük bir tarak çıkarır.
ASKER: Bunu getirmemi istemişti. Önceden.
00856
Kadın tarağı tanır; başıyla almayı kabul eder.
KADIN: Dişini çocukken kırmıştı.
00857
İdris sayfanın kenarında ölüm haberinin doğrulandığını kaydeder.
Sessiz kare. Kâğıttaki belirsizlik azalırken kadının yükü artar.
00858
Yahya kalabalığın dağılmasını ister.
YAHYA: Biraz yalnız kalsınlar.
00859
Tarık uzaktan haber alır; kadınla konuşmaya gitmek için adım atar, sonra durur.
TARIK: Hazır olduğunda görüşeceğimi söyleyin.
00860
Kadın, askerle aynı basamakta oturur.
ANLATICI: Bir oğlun son yolu, onu tanıyan iki yabancıyı yan yana getirmişti.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 087Tarîf’in sessizliği
00861
Gece, Tarîf ile Tarık limana bakan odada yalnız kalır.
TARIK: Herkes senden aynı hikâyeyi istiyor.
00862
Tarîf elindeki tası döndürür.
TARÎF: Bir kere anlatınca değişmeyecek sanıyorlar.
00863
Tarık suyun yüzeyine bakar.
TARIK: Değişiyor mu?
00864
Tarîf başını eğer.
TARÎF: Dinleyen değişince, nereden başlayacağımı değiştiriyorum.
00865
Kurmaca hatıra karesinde bir kıyı evi ve kapanan ahşap kapı görünür.
TARÎF, DIŞ SES: Bir kadın kapısını kapattı. Sonra aralayıp su bıraktı.
00866
Hatırada askerler kaba yaklaşırken evin içi görünmez.
TARÎF, DIŞ SES: Bize yardım mı etti, gitmemizi mi istedi, bilmiyorum.
00867
Şimdiye dönüş; Tarık cevap vermeden dinler.
ANLATICI: Bir tas suyun içindeki anlam, iki kumandanın bilgisine sığmamıştı.
00868
Tarîf tası yere bırakır.
TARÎF: Karşı kıyıya gidecek olan, gördüğümüzü son söz sanmasın.
00869
Tarık pencereyi açar; içeri tuz kokusu dolar.
TARIK: Bu cümleyi rapora koymayacağız. Ama unutmayacağım.
00870
İki adam karanlık denizi izler.
Sessiz kare. Harita odanın içinde kalır.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 088Cevapsız dönen
00871
Meryem, kendi mektubunu taşıyan denizciyi dönenlerin arasında bulur.
MERYEM: Annemi gördün mü?
00872
Denizci başını sallar.
DENİZCİ: Mektubu verdiğimiz adam adresi tanıyordu. Ben eve gidemedim.
00873
Meryem cevap kesesini sorar; denizci boş ellerini gösterir.
DENİZCİ: Cevap almadım.
00874
Meryem bir süre konuşamaz.
ANLATICI: Haber gelmemesi, zihninde birbirinden ayrı bütün kötü haberleri uyandırdı.
00875
İdris yanında durur; kolay bir teselli söylemeye hazırlanır.
İDRİS: Belki...
00876
Meryem başını ona çevirir.
MERYEM: Şimdi ihtimalleri sayma.
00877
İdris susar; ikisi gölgede oturur.
Sessiz kare. Meryem ellerini dizlerinin altında saklar.
00878
Denizci mektubun ulaştığı kişinin tarifini verir.
DENİZCİ: Adını bilen biri vardı. Bu kadarını söyleyebilirim.
00879
Meryem tarifi kaydettirir.
MERYEM: Sonraki gidene bunu soracağım.
00880
İdris notu ona verir.
ANLATICI: Bekleyiş bitmedi. Yeniden sorulabilecek bir adres kazandı.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 089Aynı sofrada
00881
Dönenler için kurulan sofrada askerler, denizciler ve işçiler yan yana oturur.
ANLATICI: Birlikte yemek, herkesin aynı şeyi kutladığı anlamına gelmiyordu.
00882
Rafi, yeni halatı öven bir askere Safiye’yi gösterir.
RAFİ: Yapan burada.
00883
Asker Safiye’ye teşekkür eder; kadın başını eğer.
SAFİYE: Sağlam kaldı mı?
00884
Asker halatın kayaya sürttüğü yeri anlatır.
ASKER: Bir kısmı yıprandı. Bırakmadı.
00885
Safiye ertesi gün görmeyi ister.
SAFİYE: Neresinin yıprandığını göstereceksin.
00886
Salim sofranın kenarında oturur; Numan’ın annesi için ayrılan kaba bakar.
SALİM: Bunu kim götürecek?
00887
Yunus ayağa kalkar.
YUNUS: Adresi öğrenirim.
00888
Tarık, Yunus’un eline verilen kabı izler; Haris’in kesesini hatırlar.
ANLATICI: Bir işaret aynı yerde kalmıyordu. Birinin ölümüyle başlayan yol, başka birinin kapısına uzanıyordu.
00889
Meryem yemeğini bitirir; annesine yeni bir mektup yazmak için kalkar.
SAFİYE: Biraz daha otur.
00890
Meryem yerinde kalır.
MERYEM: Bu gece yazacağım cümle acele etmesin.
Bölüm 9 · Dönüş Yolu
Sayfa 090Dönenlerin ardından
00891
Şafakta boşalan limanda yıpranmış yelkenler kurutulur.
ANLATICI: Haberler şehre dağılmıştı. Yolculuğun maddi izleri hâlâ kurumasını bekliyordu.
00892
İdris tamamlanan dönüş listesini Tarık’a getirir.
İDRİS: Bir ismin yazımı hâlâ doğrulanmadı.
00893
Tarık o satırı gösterir.
TARIK: Yanına bildiğimizi koy. Başka adla tamamlamayalım.
00894
İdris başını eğer.
İDRİS: Geldiği yer ve birliğini yazdım.
00895
Bir haberci, Mûsâ bin Nusayr’ın yazısını getirir.
HABERCİ: Kumandana.
00896
Tarık mektubun bağını çözer; yüzündeki ifade değişir.
Sessiz kare. Metin okura tarihî bir belge gibi gösterilmez.
00897
İdris konuşmak için bekler.
İDRİS: Yeni bir hazırlık mı?
00898
Tarık mektubu kapatır.
TARIK: Önce elimizde ne olduğunu soruyor.
00899
Pencereden görünen deniz, sabah ışığında açık bir sayfa gibi parlar.
ANLATICI: Büyük karar bazen bir emirle gelmezdi. Hazırlanması istenen hesabın içinden yaklaşırdı.
00900
Tarık İdris’e yeni bir yaprak verir.
TARIK: Bu kez yalnız yükleri saymayacağız.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 091Eldeki su
00901
Salim, onarılan sarnıcın önünde ilk kez uzun süre ayakta durur.
ANLATICI: Yara kapanmaya başlamıştı. Eskiden düşünmeden indiği basamak, şimdi bütün dikkatini istiyordu.
00902
Tarık onun yanına gelir; aşağı inmeyi teklif etmez.
TARIK: Buradan anlatabilirsin.
00903
Salim, su dağıtılan iki sırayı gösterir.
SALİM: Asker arttığında bu sıra yetmeyecek.
00904
İdris yeni hazırlık hesabını açar.
İDRİS: Yeni kuyudan gelecek olanı ekleyebiliriz.
00905
Salim başını sallar.
SALİM: Açılmadan eklemeyin. İlk defter öyle doldu.
00906
Tarık hesap satırının boş bırakılmasını ister.
TARIK: Kaynak hazır olunca yazılır.
00907
Salim, taşınacak kapların eksik saplarını gösterir.
SALİM: Yalnız suyu değil, nasıl gideceğini de sayın.
00908
Tarık geçen gün tekneden inme kararını hatırlar.
ANLATICI: Bir şeyin varlığıyla, gerekli yere ulaşabilmesi arasındaki mesafe büyüktü.
00909
İdris ayrı bir teslim sütunu çizer.
İDRİS: Yükleme, taşıma, varış.
00910
Salim ilk kez kendiliğinden gülümser.
SALİM: Şimdi işin tamamına benziyor.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 092Bitmeyen hüküm
00911
Nadir soruşturmanın kayıtlarını dinlemek için avluda bekler; Râbia uzakta durur.
ANLATICI: Hatasını kabul etmek, sonucunun ne olacağını seçme hakkı vermemişti.
00912
Görevli, idari görevden alınacağını ve hesapların ayrıca inceleneceğini bildirir.
GÖREVLİ: Ödemeler ve kayıplar ayrı ele alınacak.
00913
Nadir başını eğer; Tarık’a bir kere bakar.
NADİR: Beni artık yalnız bununla tanıyacaklar.
00914
Tarık ona yaklaşır.
TARIK: Başka ne yapacağını ben yazamam.
00915
Nadir annesinin beklediği yere yürür.
RÂBİA: Eve mi geliyorsun?
00916
Nadir boş ellerini gösterir.
NADİR: Önce eşyalarımı alacağım.
00917
Râbia başını sallar; onunla birlikte yürümeye başlar.
ANLATICI: Kadın onu haklı çıkarmadı. Yolu tek başına yürümesi gerektiğini de söylemedi.
00918
İdris dosyanın sonuna açık kalan hesapları ekler.
İDRİS: Bu bölüm bitmiş sayılmıyor.
00919
Yaşlı yazıcı defterin kenarını bağlar.
YAZICI: Adam gitti diye sayı düzelmez.
00920
Kayıt rafında Nadir’in dosyası yerini alır; yanında Tarık’ın açıklaması vardır.
Sessiz kare. Mühür, bütün sesleri aynı ağızdan söyletmez.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 093Hazırlığın yüzleri
00921
Tarık yeni hazırlık için yazılan isimleri avluda dinler.
ANLATICI: İlk bakışta bir listeydi. Her satır, bir sofrada boşalacak yere bağlanıyordu.
00922
Azar izcilerin durumunu anlatır.
AZAR: Birinin kardeşi hasta. Erteleme istiyor.
00923
Nöbet amiri itiraz eder.
AMİR: Her evden bir gerekçe çıkar.
00924
Tarık listeyi kapatmaz.
TARIK: O zaman gerekçeleri dinleyecek vakti de hesaba katacağız.
00925
İdris çalışma ve nöbet sürelerini ayrı yazmaya başlar.
İDRİS: Kimlerin aynı gün iki işte göründüğünü çıkaracağım.
00926
Safiye malzeme miktarını öğrenmek için gelir.
SAFİYE: Siparişi artıracaksanız önce lif bulunacak.
00927
Rafi tekne sayısına bakar.
RAFİ: Teknenin adı var. Kimi karada onarılıyor.
00928
Tarık herkesin düzeltmesini dinlerken sayfa giderek kabarır.
ANLATICI: Gerçeğe yaklaştıkça hesap daha az gösterişli oluyordu.
00929
Meryem çeviri işlerinin de zaman istediğini hatırlatır.
MERYEM: Bir adı ilk kez kıyıya vardığınızda öğrenmeyin.
00930
Tarık yeni kâğıdın başına tarih koydurur.
TARIK: Elimizde olan bu. Göndereceğimiz de bu olacak.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 094Adını söyleyen karanlık
00931
Gece Tarık’ın masasında açık bir mektup durur; o, kandilin yanında uyuyakalmıştır.
ANLATICI: Uykuda oda genişledi. Duvarların yerini, geceyle dolu bir kıyı aldı.
00932
Rüyada Tarık kıyıda tek başına yürür; ayaklarının altında kâğıtlar ıslanır.
RÜYA SESİ: Tarık.
00933
Tarık sesin geldiği yöne döner; yüzü seçilmeyen bir kadın kapıda durur.
TARIK, RÜYADA: Beni nereden biliyorsun?
00934
Kadın cevap vermez; kapıdan içeri bir ışık sızar.
ANLATICI: Ses, annesinin sesi olabilir diye düşündü. Hatırlamakla istemek rüyada birbirine benziyordu.
00935
Tarık yaklaşırken kapının gerisinde Hena, Yunus ve tanımadığı insanlar görünür.
RÜYA SESİ: Sen kimi biliyorsun?
00936
Tarık isim söylemeye çalışır; ağzından nefes dışında ses çıkmaz.
Sessiz kare. Delikli taşın içinden rüzgâr geçer.
00937
Uyanır; dışarıda nöbetçi gerçekten adını söylemektedir.
NÖBETÇİ: Kumandan. Mektubun taşıyıcısı bekliyor.
00938
Tarık doğrulur; elindeki kâğıtta mürekkep lekesi vardır.
ANLATICI: Gece ona gelecekten haber getirmedi. Bilmediği yüzleri önüne koydu.
00939
Mektubu yeniden okumaya başlar; acele etmez.
TARIK, İÇ SES: Adımı söyleyenlerin hepsini tanımıyorum.
00940
Son satırı tamamlamadan kalemi bırakır.
TARIK: Beklesin. Eksik bir cevap göndermeyeceğim.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 095Annenin cevabı
00941
Meryem sabah küçük, yıpranmış bir kâğıt alır; dışını tanımadığı biri yazmıştır.
ANLATICI: Cevap, annesinin elinden çıkmış bir yazıyla gelmedi. Yine de ilk cümlede onu tanıdı.
00942
Meryem kâğıdı ışığa tutar.
MEKTUP: Kapının sesini sen gittikten sonra tamir ettirdim. Yine de döneceğin gece duyacağım sanıyorum.
00943
Meryem gülümser; gözleri dolar.
Sessiz kare. Bekleyişin bütün ihtimalleri bir anlığına geri çekilir.
00944
Sonraki satırda anne şimdilik gelmeyeceğini söyler.
MEKTUP: Evi bırakmaya hazır değilim. Bunu beni istemediğin gibi okuma.
00945
Meryem kâğıdı dizlerine indirir.
ANLATICI: Annesinin güvenliğini istemişti. Güvenliğin hangi kıyıda olduğuna da kendisi karar vermişti.
00946
İdris kapıda durur.
İDRİS: İyi mi?
00947
Meryem başını eğer.
MERYEM: Yaşıyor. Şimdilik evinde kalmak istiyor.
00948
İdris cevap yazıp yazmayacağını sorar.
MERYEM: Yazacağım. Sonra belki ben giderim.
00949
Meryem mektubu eski kopyasının yanına koyar; iki cümle birlikte görünür.
ANLATICI: Gelmemesine izin veren kendi cümlesini şimdi kendisine de okumak zorundaydı.
00950
Odasının kapısını açar; sokağa çıkan ışık yüzüne vurur.
MERYEM, İÇ SES: Seni almaya değil, seni dinlemeye gelebilirim.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 096Küçük hazırlıklar
00951
Hena annesinin avlusunda ip uçlarını ayırır; Tamar yük için yeni bezler getirir.
ANLATICI: Büyük hazırlıkların arasında gündelik hayat da kendi işini sürdürüyordu.
00952
Salim ayakkabısının yeni bağını geçirir; Hena onu izler.
HENA: Bu sefer ikisi de aynı.
00953
Salim gülümser.
SALİM: Eskisini de sakladım.
00954
Safiye eski bağı kaldırıp atmaz; iş takımının yanına koyar.
SAFİYE: Ne zaman değiştirilmesi gerektiğini hatırlatsın.
00955
Tamar, Meryem’in gidebileceğini duyduğunu söyler.
TAMAR: Ben de bir gün karşı kıyıyı görmek istiyorum.
00956
Safiye ona baktığında gençliğini değil, ayrı bir isteği görür.
SAFİYE: Orada kimi tanıyorsun?
00957
Tamar başını sallar.
TAMAR: Şimdilik kimseyi.
00958
Hena taşı delikten bakarak Tamar’a uzatır.
HENA: Buradan da biraz görünüyor.
00959
Tamar taşı gözüne götürür; yalnız avlunun bir parçasını görür.
TAMAR: Bu deniz değil, senin annen.
00960
Hena güler; Safiye işine döner.
ANLATICI: Hikâyenin içindeki insanlar, bir an için hikâyenin ağırlığını taşımadan gülebildiler.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 097Verilmeyen vaat
00961
Tarık, yeni sefer ihtimalini konuşmak için yakın adamlarını toplar.
TARIK: Henüz yolun bütün şartlarını bilmiyoruz.
00962
Genç bir asker heyecanla öne çıkar.
ASKER: Gidersek dönecek miyiz?
00963
Odadaki herkes soruya başka bir yüzle bakar.
ANLATICI: Genç adam, herkesin bildiği fakat yüksek sesle sormadığı şeyi sormuştu.
00964
Tarık cevap vermeden önce askerle göz göze gelir.
TARIK: Bunu sana garanti edemem.
00965
Asker başını indirir; Tarık konuşmasını sürdürür.
TARIK: Hazırlıkta bildiğimiz tehlikeleri saklamayacağım.
00966
Nöbet amiri söze karışmak ister; sonra bekler.
Sessiz kare. Odadaki cesaret, bir an için daha sessiz bir biçim alır.
00967
Azar elindeki görev listesini açar.
AZAR: O zaman eksikleri bugün söyleyelim.
00968
Bir denizci teknesindeki onarımı anlatır; bir işçi su kaplarını sorar.
ANLATICI: Sorular korkuyu bitirmedi. Korkunun birlikte taşınabileceği bir işe dönüştü.
00969
Tarık İdris’in kalemine bakar.
TARIK: Söylediklerimi güzel bir konuşmaya çevirmeyeceksin.
00970
İdris sayfayı ona çevirir.
İDRİS: Sorulanları da yazdım.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 098Taşın emaneti
00971
İdris, Safiye’nin evine defter için teşekkür etmeye değil, izin istemeye gelir.
İDRİS: Taşı bir süre yanıma alabilir miyim?
00972
Hena taşı saklar; hemen uzatmaz.
HENA: Nereye götüreceksin?
00973
İdris duraksar.
İDRİS: Kumandanın hazırlıklarına katılırsam yanımda olsun istiyorum.
00974
Hena kaşlarını çatar.
HENA: O zaman yine denize düşer.
00975
İdris gülümsemez; çocuğun korkusunu ciddiye alır.
İDRİS: Düşürmemeye çalışırım. Kaybolmayacağına söz veremem.
00976
Hena annesine bakar; Safiye kararı onun yerine vermez.
SAFİYE: Taş senin.
00977
Çocuk bir süre düşündükten sonra taşı masaya koyar.
HENA: Götürebilirsin. Ama babamın taşı de.
00978
İdris başını eğer.
İDRİS: Senin üç çizgini de anlatırım.
00979
Hena kömürden dördüncü çizginin silindiğini fark eder, yenilemez.
ANLATICI: Bazı işaretler yok olunca verdikleri söz yok olmuyordu.
00980
İdris taşı çantasına koyar; ilk sayfadaki gibi kısa bir ses çıkar.
SES: Tık.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 099Gönderilen hesap
00981
Tarık’ın hazırlık cevabı tamamlanır; haberci yola çıkmak için bekler.
ANLATICI: Bir kıyının hesabı, sonunda birkaç katlanmış kâğıda sığdırıldı. Kıyının kendisi orada değildi.
00982
İdris son kez içindekileri okur.
İDRİS: Hazır tekneler, onarılanlar, su kaynakları, bekleyen malzeme...
00983
Tarık başka bir sayfayı işaret eder.
TARIK: Geride kalacak işler?
00984
İdris o sayfayı gösterir.
İDRİS: Sarnıcın son tamiri. Açık ödemeler. Değişen nöbet sıraları.
00985
Tarık kâğıtları birlikte bağlatır.
ANLATICI: Gitmek için hazırlanan adam, kalması gereken düzeni de geride bırakacağını anlamaya başlamıştı.
00986
Haberci mektubu alır.
HABERCİ: Başka sözünüz var mı?
00987
Tarık pencereden limana bakar.
TARIK: Yazdıklarımın eksilmeden ulaşmasını istiyorum.
00988
Haberci başını eğer ve çıkar.
Sessiz kare. Ayak sesleri avludan sokağa, sokaktan yolun içine karışır.
00989
İdris yeni görev ihtimalini sormak ister.
İDRİS: Sizi gönderirlerse?
00990
Tarık kapıda durur.
TARIK: O zaman bu insanları hatırlamayı da yanımda götürmem gerekecek.
Bölüm 10 · Kıyının Hesabı
Sayfa 100Kıyının unuttuğu isimler
00991
Mevsim değişirken Tanca kıyısında rüzgâr sertleşir; limanın renkleri koyulaşır.
ANLATICI: İlk cildin sonunda deniz hâlâ yerindeydi. Onu seyredenlerin hiçbiri ilk sayfadaki yerde durmuyordu.
00992
Safiye avlusunun kapısını açar; Râbia ile Tamar birlikte işe gelir.
Sessiz kare. İşçiler kendi yerlerini beklemeden hazırlar.
00993
Salim sarnıç önünde yeni işçiye çatlağın eski yerini gösterir.
SALİM: Burası kapandı. Yine de bakmayı bırakmayacağız.
00994
Yunus, Haris’in annesine götüreceği kabı teknesinden alır.
ANLATICI: Bir ölünün hatırası, yalnız adının söylenmesinde yaşamıyordu.
00995
Meryem annesinin mektubunu yeni bir zarfa koyar; yol için küçük bir çanta ayırır.
MERYEM, İÇ SES: Bu kez soracağım soruları da götüreceğim.
00996
Nadir başka bir işin kapısında bekler; ellerinde eski görevinden hiçbir eşya yoktur.
Sessiz kare. Nasıl yaşayacağı henüz yazılmış değildir.
00997
Azar gece nöbetini devralırken karşısındaki adamın adını sorar.
AZAR: Yerine geldiğimi kime söyleyeceğim?
00998
İdris defterinde yeni cildin ilk sayfasını açar; delikli taş yanında durur.
ANLATICI: Bir adamın adıyla başlayan kitapta, başkalarının isimleri de yer bulmuştu.
00999
Tarık yüksek basamakta durur; karşı kıyı sisin arkasında görünmez.
TARIK, İÇ SES: Gideceğim yerde, bilmediğim hayatlar var.
01000
Son geniş karede su, taş kıyıya değip geri çekilir.
ANLATICI: Deniz çağırmadı. İnsanlar kendi kararlarını onun sesinde dinlediler. İkinci kıyının hikâyesi, sisin içinde bekliyordu.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 101Tuzla yazılmış mektup
01001
Meryem, annesinin mektubunu ışığa kaldırır.
ANLATICI: Tuz, bazı harflerin çevresinde küçük kıyılar bırakmıştı.
01002
Başparmağı silik bir kelimede durur.
MERYEM: Avlu.
01003
Çantasından boş bir yaprak çıkarır.
ANLATICI: Gitmeden cevap yazmak, varacağını varsaymak kadar ürkütücüydü.
01004
Kalem ilk satırın üzerinde bekler.
MERYEM, İÇ SES: Seni almaya geliyorum, yazma.
01005
İnce bir çizgi boyunca mürekkep yürür.
MERYEM: Seni görmeye geliyorum.
01006
Safiye kapıya yaslanır; elinde bir kumaş kılıf vardır.
SAFİYE: Su geçirmez değil. Yine de çıplak bırakmaz.
01007
Meryem mektubu kılıfa yerleştirir.
MERYEM: Annem hiçbir şeyi atmaz.
01008
Safiye yıpranmış eteğinin dikişini gösterir.
SAFİYE: Bazı şeyleri atabilecek kadar yenisini bulamayız.
01009
İki kadın birbirine bakıp gülümser.
Sessiz kare. Ayrılığın ilk işi, küçük bir eşyanın korunmasıdır.
01010
Pencerenin gölgesi mektubun üstüne düşer.
ANLATICI: Henüz hiçbir kapı kapanmamıştı. Kâğıt şimdiden karanlıktaydı.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 102Geçişteki soru
01011
Hişam, Meryem’in yol yazısını evirir.
HİŞAM: Ailenin yanına gidiyorsun. Başka kimin sözünü taşıyorsun?
01012
Meryem kılıfı masaya koyar.
MERYEM: Kendi sözümü.
01013
Hişam içindeki eski mektubu açtırır.
ANLATICI: Bir annenin eli, tanımadığı bir masanın üstüne yatırıldı.
01014
Görevli satırlardan birini gösterir.
HİŞAM: Bunu oku.
01015
Meryem dudaklarını aralar; sesi gelmez.
MERYEM, İÇ SES: Bu kelime burada kalırsa annem yalnız kalmaz.
01016
Hişam parmağını kaldırmaz.
HİŞAM: Bilmiyor musun?
01017
Meryem başını sallar.
MERYEM: Şimdi çevirmeyeceğim.
01018
Hişam yanındaki yazıcıya döner.
HİŞAM: Çevirmeyi reddediyor.
01019
Meryem hızla elini uzatır.
MERYEM: Okuyamadı diye yazma.
01020
Kapı aralığından iskele görünür; tekne uzaklaşır.
SES: Uzun bir kürek gıcırtısı.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 103Söylenmeyenin bedeli
01021
Meryem, giden teknenin ardındaki çizgiye bakar.
ANLATICI: Susmak da bir yolculuktu; insanı istemediği yere götürebiliyordu.
01022
İdris geçiş odasına gelir.
İDRİS: Seni beklediler.
01023
Meryem kılıfın ağzını bağlar.
MERYEM: Biliyorum.
01024
İdris sesini alçaltır.
İDRİS: Kelime birinin adı mı?
01025
Meryem karşısındaki sandalyeyi gösterir.
MERYEM: Sana da hemen anlatmak istemiyorum.
01026
İdris oturmak yerine kapıda kalır.
İDRİS: O zaman benim yardımım ne olacak?
01027
Meryem yorgunlukla gözlerini kapar.
MERYEM: Beni tanıdığını söyle. Bildiğinden fazlasını söyleme.
01028
İdris, Hişam’ın yanına döner.
İDRİS: Meryem’i tanırım. Mektubun tamamını bilmiyorum.
01029
Hişam iki adamı çağırmak üzere elini kaldırır, vazgeçer.
HİŞAM: Yazı burada kalacak. Kendisi evine gidebilir.
01030
Meryem boş kılıfı alır.
Sessiz kare. Eşyasının hafifliği, eline daha ağır gelir.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 104Kumandanın odası
01031
Tarık bir gemi çizimini dinlerken Hişam içeri girer.
HİŞAM: Tercümanınızın mektubunda sakladığı bir söz var.
01032
Tarık çizimin üzerindeki taşı kaldırır.
TARIK: Benim tercümanım olması, mektubunu benim yapmaz.
01033
Hişam bekletilen yol yazısını uzatır.
HİŞAM: Limandan geçecek herkesin yükünü soruyoruz.
01034
Tarık yazının kenarını okur.
TARIK: Şüphelendiğin şeyi açıkça söyle.
01035
Hişam susar; sonra tek satırı gösterir.
HİŞAM: Adını vermediği insanlar avluda kalıyor olabilir.
01036
Tarık pencereden kıyıdaki evlere bakar.
ANLATICI: Her çatı, içindekileri sayabilen bir göz istemiyordu.
01037
Bir görevli kılıç kuşağını düzeltir.
GÖREVLİ: Soruyu sertleştirirsek cevap gelir.
01038
Tarık ona döner.
TARIK: Bir cevap gelir. Aradığınla aynı olmayabilir.
01039
Meryem odaya çağrılır; ayakta bekler.
MERYEM: Burada anlatacağım. Koridorda tekrar edilmesini istemiyorum.
01040
Tarık kapının açık kalmasını isteyen Meryem’e başıyla izin verir.
Sessiz kare. Kapı kapanmaz; konuşma yine de daralır.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 105Sığınak kelimesi
01041
Meryem mektuptaki silik harfe dokunur.
MERYEM: Annem, avludakiler için bizim evde kullanılan bir söz yazmış.
01042
Tarık dikkatle dinler.
TARIK: Anlamı?
01043
Meryem iki eliyle kılıfı düzeltir.
MERYEM: Barınanlar. Akraba da olabilir, yoldan gelen de.
01044
Hişam öne eğilir.
HİŞAM: Kaçaklar demek olamaz mı?
01045
Meryem gözlerini kaldırır.
MERYEM: Siz onu yazınca artık yalnız o anlama gelecek.
01046
Tarık satırı Meryem’e geri verir.
TARIK: Annenin kimleri sakladığını biliyor musun?
01047
Meryem ilk kez tereddütsüz cevaplar.
MERYEM: Hayır.
01048
Odadaki asker sandalyesinde kıpırdanır.
ASKER: Bizi oyaladı.
01049
Meryem askere döner.
MERYEM: Korktum. Bu, bilmediğim şeyi bildiğim anlamına gelmiyor.
01050
Tarık yüzündeki yorgun çizgiyi ovuşturur.
TARIK: Bugün öğrendiğimiz şey bu kadarsa, buraya fazlasını koymayın.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 106İzin kadar dar
01051
Hişam geçiş yazısını yeniden hazırlar.
HİŞAM: Bu yalnız bu kıyının izni.
01052
Meryem imzaya değil tarihe bakar.
MERYEM: Öteki kıyıda beni koruyacağını sanmıyorum.
01053
Tarık masadan uzaklaşır.
TARIK: Oradan haber getirmek zorunda değilsin.
01054
Meryem kâğıdı katlamaz.
MERYEM: Sorarsanız bildiğimi söylerim. Annemin evini bir göreve çevirmeyin.
01055
Tarık başını ağır ağır eğer.
ANLATICI: Kabulün içinde, vazgeçmekten hoşlanmadığı bir imkân vardı.
01056
Hişam eski kayda bir ek düşer.
HİŞAM: Yolculuk artık yarın.
01057
Meryem mektubunu kendi elleriyle alır.
Sessiz kare. Kâğıdın orta yerinde görevlinin ter izi kalmıştır.
01058
İdris kapıdan onunla çıkar.
İDRİS: Bana kızgın mısın?
01059
Meryem merdivene oturur.
MERYEM: Her şeyi bilmek istemene.
01060
İdris yanına oturur; soru sormaz.
ANLATICI: İlk kez sessizliği tamamlamaya çalışmadan birlikte beklediler.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 107Kıyıdan ayrılan
01061
Sabah Ammar, teknenin dibindeki suyu boşaltır.
AMMAR: Uğurlamak için gelenleri kıyıda bırakın. Tekne doldu.
01062
Safiye, Meryem’e küçük bir ekmek verir.
SAFİYE: Yarısını dönüşe saklama. Bayatlar.
01063
Meryem ekmeği koklar.
MERYEM: Annem de böyle söyler.
01064
Hena suya düşen bir yaprağı izler.
HENA: Orada da aynı deniz mi var?
01065
Meryem çocuğun hizasına eğilir.
MERYEM: Bakınca sana anlatırım.
01066
İdris taşı çantasından çıkaracak gibi olur; sonra bırakır.
ANLATICI: Her ayrılıkta aynı eşyayı ortaya koymak gerekmiyordu.
01067
Tarık uzakta yük sırasını bekleyen askerlerle konuşur.
TARIK: Yolcu teknesinin sırasını almayacaksınız.
01068
Ammar ipi çözer; Meryem oturur.
SES: Liflerin taşa sürtünmesi.
01069
Evler küçülürken Meryem mektubu göğsüne bastırır.
MERYEM, İÇ SES: Bu kez evi görmeden geri dönme.
01070
Kıyının bütün sesleri tek uğultuya karışır.
ANLATICI: Deniz, ayrıntıları önce sesten alıyordu.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 108Öteki masanın gölgesi
01071
Karşı kıyıdaki küçük iskelede iki görevli bekler.
ANLATICI: Yolculuk suyun bittiği yerde bitmedi.
01072
Bir görevli Meryem’in yazısına bakar.
GÖREVLİ: Bunu veren adam burada hükmetmiyor.
01073
Meryem çantasını açar.
MERYEM: Evimin nerede olduğunu da söyledim.
01074
Görevli mektubu alır; tek satırda durur.
GÖREVLİ: Kimler barınıyor?
01075
Meryem onun yüzünü inceler.
MERYEM: Bilmiyorum. Öğrenmeye geldim.
01076
Görevli yanındaki gence başını çevirir.
GÖREVLİ: Avluya kadar götür.
01077
Ammar ücretin kalanını istemek üzere yaklaşır; durur.
AMMAR: Dönüş gününü bana nasıl bildireceksin?
01078
Meryem denize bakmadan cevap verir.
MERYEM: Haber bırakacağım. Beni bekleme.
01079
Genç görevli yolun başında sabırsızlanır.
SES: Çakıl üstünde bir çizmenin iki kısa vuruşu.
01080
Meryem ilk adımını atar; toprak tanıdık kokmaz.
ANLATICI: Hatırladığı ülke, hafızasındaki kadar küçük değildi.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 109Kül kuyusu
01081
Yol arkadaşı genç, kuru bir kuyuda durur.
GENÇ: Adım Silvan. Kasabaya kadar beraberiz.
01082
Meryem ona su uzatır.
MERYEM: Beni kaçmamdan mı, kaybolmamdan mı koruyorsun?
01083
Silvan kabı alırken yüzü kızarır.
SİLVAN: İkisini de söylemediler.
01084
Kuyunun ağzından serin hava yükselir.
ANLATICI: Aşağıdan birinin fısıldadığı sanılabilirdi. Meryem eğilmedi.
01085
Bir çocuk kuyunun duvarına kömürle ev çizer.
ÇOCUK: Bu sizin eviniz mi?
01086
Meryem çizimin çatısına bakar.
MERYEM: Benimki bu kadar düzgün değildi.
01087
Silvan ilk kez gülümser.
SİLVAN: Burada kimseninki değil.
01088
Uzakta fırın dumanı görünür.
ANLATICI: Bir koku, yılları yoldan daha hızlı geçti.
01089
Meryem annesinin mektubunu tekrar katlar.
MERYEM, İÇ SES: İçeride kim varsa önce yüzüne bak.
01090
Üç dar sokağın kesiştiği kapıda dururlar.
SES: İçeriden ağır bir taşın sürüklenişi.
Bölüm 11 · Tuzla Yazılmış Mektup
Sayfa 110Kapıyı açan başkası
01091
Meryem kapıya çocukluğundaki ritimle vurur.
SES: İki kısa, bir uzun vuruş.
01092
İçeride sürüklenen taş susar.
ANLATICI: Bekleyiş, cevap vermek için biçim arıyordu.
01093
Kapıyı tanımadığı yaşlı bir adam açar.
ADAM: Kim?
01094
Meryem kapının çatlağını tanır.
MERYEM: Leocadia’nın kızı.
01095
Adam arkasına bakar; yol vermek istemez.
ADAM: Burada yüksek sesle konuşma.
01096
Silvan görev yazısını gösterir.
SİLVAN: Onu eve getirdim.
01097
Avludan bir kadın seslenir.
LEOCADIA: O yazıyı aşağı indir. Kızımı tanırım.
01098
Meryem annesini görür; adım atamaz.
Sessiz kare. Yıllar önceki yüzle karşısındaki yüz bir an üst üste biner.
01099
Leocadia kızının soğuk ellerini tutar.
LEOCADIA: Geç kaldın demeyeceğim. Geldin.
01100
Kapının ardından fırın küreği taşıyan Leandro görünür.
ANLATICI: Meryem’in evine döndüğü gün, komşu kapının neden kapalı kaldığı da anlatılacaktı.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 111Kapalı kapılar
01101
Meryem’in gelişinden haftalar önce, kasabanın fırınında ateş yanar.
ANLATICI: Bu kasaba romanın haritasındadır. Borçları gerçek bir vergi defterinden alınmamıştır.
01102
Leandro küreği fırına sürer.
LEANDRO: Alda, soldakiler önce çıkacak.
01103
Alda hamurun üstüne parmağıyla küçük çukurlar açar.
ALDA: Soldakileri her sabah yakıyorsun.
01104
Kapıda kitap tamircisi Binyamin belirir.
BİNYAMİN: Bugün yakma. Dişlerim pazarlığı bıraktı.
01105
Leandro küçük bir ekmeği ayırır.
LEANDRO: Senin dişlerin benden eski.
01106
Binyamin küreğin çatlak sapını inceler.
BİNYAMİN: Bu sap da ikimizden inatçı.
01107
Alda ikisini kapıdan uzaklaştırır.
ALDA: Dostluğunuzu hamurun dışında sürdürün.
01108
Sokaktan tahsildar gelir; ardında iki yükçü vardır.
Sessiz kare. Sohbetin sesi ateşin çıtırtısına iner.
01109
Tahsildar tezgâha bir hesap bırakır.
TAHSİLDAR: Deponun payı ödenmedi.
01110
Leandro küreği duvara dayar.
LEANDRO: Dün verdiğim neydi?
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 112İki ayrı ad
01111
Binyamin kendi hesabını açar.
BİNYAMİN: Bende aynı depo için başka bir başlık var.
01112
Tahsildar kâğıtları yan yana koymaz.
TAHSİLDAR: Seninki başka.
01113
Alda iki kâğıdı kendi eliyle yaklaştırır.
ALDA: Kapısı bir. Çatısı bir.
01114
Leandro, Binyamin’in eski kefalet işaretini görür.
LEANDRO: Bu benim borcuma bağlandığın yer mi?
01115
Binyamin eliyle yazının üstünü örter.
BİNYAMİN: Eski bir anlaşma.
01116
Tahsildar kapı halkasına ip geçirir.
TAHSİLDAR: Hesap görülene kadar mal çıkmayacak.
01117
Alda içerideki hamurları gösterir.
ALDA: Bunlar hesabınızı beklemez.
01118
Yükçü genç adam arkadaşına bakar.
YÜKÇÜ: Ekmekleri çıkaralım bari.
01119
Tahsildar kısa bir tereddütten sonra eliyle izin verir.
Sessiz kare. İp çözülmez; kürek aralıktan geçer.
01120
Leandro kapının dışına oturur.
ANLATICI: Bir yerin kapanması, içindeki ateşi hemen söndürmüyordu.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 113Paylaşılan borç
01121
Binyamin atölyesindeki boş rafa bakar.
ANLATICI: Borç tahsiline gelenler en ağır aleti değil, en gerekli olanı almıştı.
01122
Leandro kayıp cilt presinin izini görür.
LEANDRO: Kefaletini neden bana söylemedin?
01123
Binyamin yırtılmış bir kapağı kaldırır.
BİNYAMİN: Fırının açılması gerekiyordu.
01124
Leandro başını sallar.
LEANDRO: Sonra niçin söylemedin?
01125
Binyamin kapaktaki deri şeridi düzeltir.
BİNYAMİN: Teşekkürünü bir daha duymak istemedim.
01126
Leandro karşısına çömelir.
LEANDRO: Şimdi borcunu duymak zorundayım.
01127
Binyamin yüzünü çevirir.
BİNYAMİN: Borcumu değil. Bizimkini.
01128
İki adamın arasından Alda geçer; un çuvalını taşır.
ALDA: Bunu da birlikte kaldırabilirsiniz.
01129
İkisi aynı anda çuvalın ucuna uzanır.
SES: İnce bir yırtılma.
01130
Un taş zemine yayılır; kimse gülmez.
ANLATICI: İlk birlikte yaptıkları iş, kaybettiklerini toplamak oldu.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 114Kapağın içindeki kuş
01131
Gece Binyamin küçük bir kitabın kapağını söker.
ANLATICI: Geriye aldığı işler, uykusundan borç alıyordu.
01132
Derinin altında silik bir kuş çizimi belirir.
BİNYAMİN: Bunu kim saklamış?
01133
Leandro lambayı yaklaştırır.
LEANDRO: Çocuk işi.
01134
Binyamin çizgiyi parmağıyla izlemez; yalnız bakar.
BİNYAMİN: Bir yetişkin de uçmayı becerememiş olabilir.
01135
Lambanın gölgesi kuşun kanadını oynatır.
Sessiz kare. Hareket yalnız titreyen ışıktandır.
01136
Leandro avucundaki ekmek kırıntılarını masaya döker.
LEANDRO: Yarın satacak hiçbir şeyimiz yok.
01137
Binyamin kitabın sahibini düşünür.
BİNYAMİN: Bunun parasını isteyeceğim.
01138
Leandro itiraz etmek için ağzını açar.
LEANDRO: O kadın da...
01139
Binyamin onu durdurur.
BİNYAMİN: Biliyorum. Yine de emeğimin bir karşılığı olmalı.
01140
Kuş çizimi yeni kapağın içine yerleşir.
ANLATICI: Bazı kanatlar yalnız saklandıkları için bugüne ulaşırdı.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 115Alda’nın hesabı
01141
Alda, evde kalan kapları yere dizer.
ALDA: Satılacakları ben seçeceğim.
01142
Leandro bir kabı geri alır.
LEANDRO: Bu senin annenindi.
01143
Alda kabı yeniden sıraya koyar.
ALDA: Annem kapları doyursun diye bırakmadı.
01144
Binyamin elindeki küçük keseyi uzatır.
BİNYAMİN: Tamir ücretinin yarısı.
01145
Alda keseyi tartmadan açar.
ALDA: Yarısını kendine bırakmış olmanı isterim.
01146
Binyamin başını eğer.
Sessiz kare. Kesenin boş yanı masaya çöker.
01147
Alda paranın bir bölümünü geri iter.
ALDA: İyilik yaparken kendini hesabın dışına çıkarma.
01148
Leandro kapıdan dışarıyı dinler.
LEANDRO: Geceleri burada kalmamızı da istemiyorlar.
01149
Alda uzun bir kumaşı bohça yapar.
ALDA: O zaman bu gece konuşmayı bırakıp toplanacağız.
01150
Binyamin atölyesinin anahtarını yumruğunda sıkar.
ANLATICI: İnsan bazen açamadığı kapının anahtarını daha sıkı taşırdı.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 116Leocadia’nın eşiği
01151
Leocadia elinde lamba, üç komşusunu dinler.
LEOCADIA: Avlunun arkasında yer var.
01152
Leandro çevredeki pencerelere bakar.
LEANDRO: Seni de sıkıştırırlar.
01153
Leocadia lambayı yere bırakır.
LEOCADIA: Önce içeride ne kadar yer olduğunu görelim.
01154
Alda dar odaya girip duvara dokunur.
ALDA: Burası nemli.
01155
Leocadia kuru örtüleri getirir.
LEOCADIA: Kızım bu duvarı deniz sanırdı.
01156
Binyamin kapının eşiğinde kalır.
BİNYAMİN: Ben başka yerde...
01157
Leocadia onun cümlesini bitirmez.
LEOCADIA: İstersen ararız. Bu gece için odan burada.
01158
Leandro kendi bohçasını Binyamin’inkinin yanına koyar.
Sessiz kare. Bohçalar sahiplerinden önce yan yana durabilir.
01159
Leocadia kalemini masaya bırakır.
LEOCADIA: Meryem’e bir satır daha yazmalıyım.
01160
Mektuptaki boşluk lamba ışığında parlar.
ANLATICI: Haftalar sonra bir limanı durduracak kelime, bu gece bir yatak kadar basitti.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 117Yanlış duyulan dua
01161
Şafakta Binyamin avlunun köşesinde sessizce dua eder.
Sessiz kare. Dudakları kıpırdar; sözler başkasına çevrilmez.
01162
Leandro kapıda bekleyip geri çekilir.
ANLATICI: Arkadaşının tanımadığı bir tarafına izinsiz girmiş gibi hisseder.
01163
Alda yüzünü yıkar.
ALDA: Niye durdun?
01164
Leandro omuzlarını kaldırır.
LEANDRO: Bitirsin istedim.
01165
Binyamin içeri girince Leandro ekmek uzatır.
LEANDRO: Ben de bazen ne isteyeceğimi bilemiyorum.
01166
Binyamin ekmeği ikiye ayırır.
BİNYAMİN: Bugün istedim. Ne çıkacağını bilmiyorum.
01167
Leocadia penceresindeki küçük ışığa bakar.
ANLATICI: Aynı avluya bakan inançlar, aynı sözleri söylemek zorunda değildi.
01168
Sokaktaki iki adam içeriyi merakla süzer.
ADAM: Kaç kişi oldular?
01169
Alda kapıyı yarıya kadar örter.
ALDA: Kahvaltı yapacak kadar.
01170
Avluda ekmek parçaları el değiştirir.
SES: Kabın kenarına değen tahta kaşık.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 118Kolay çıkış
01171
Tahsildarın yardımcısı Leandro’yu sokakta durdurur.
YARDIMCI: Kendi payını ödersen fırını açtırabiliriz.
01172
Leandro arkasındaki avluya bakar.
LEANDRO: Binyamin’in kefaleti?
01173
Yardımcı omuz silker.
YARDIMCI: Onun işi ayrı görülür.
01174
Leandro geri dönerken ayağı küçük bir taşa takılır.
ANLATICI: Yol bir an için çok kolay görünmüştü.
01175
Alda, Leandro’nun boş yüzünü fark eder.
ALDA: Ne istediler?
01176
Leandro hemen anlatmaz.
LEANDRO: Bizi ayırmayı.
01177
Binyamin gölgede onu duyar.
BİNYAMİN: Bunu düşündün mü?
01178
Leandro uzun süre cevap veremez.
LEANDRO: Evet.
01179
Binyamin kapının halkasını bırakır.
Sessiz kare. Demir, tahta üzerinde tek kez vurur.
01180
Leandro arkasından gitmez.
ANLATICI: Dürüstlük, duyulduğu anda merheme dönüşmüyordu.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 119Teklifin geri dönüşü
01181
Ertesi sabah Leandro yardımcıyı kendi arar.
LEANDRO: Ayrı ödeme yapmayacağım.
01182
Yardımcı alaycı bakar.
YARDIMCI: O zaman ikiniz de kapıda kalın.
01183
Alda iki hesabın kopyasını masaya koyar.
ALDA: Aynı depoya bağlanan yükü birlikte açıklayın.
01184
Yardımcı kopyalardan birini çekmek ister.
YARDIMCI: Bunları kim çıkardı?
01185
Binyamin masaya yaklaşır.
BİNYAMİN: Ben.
01186
Leandro arkadaşının yanında yer açar.
Sessiz kare. Özür için henüz kelime bulunmaz.
01187
Yardımcı üst görevliye haber göndereceğini söyler.
YARDIMCI: Cevap gelene kadar kapılar kapalı.
01188
Alda kağıtları geri toplar.
ALDA: Cevap beklediğimizi komşular da bilsin.
01189
Dışarıda yağmur başlar; üçü aynı saçakta durur.
ANLATICI: Birleşmeleri borcu bitirmemişti. Artık kimin borcu olduğu saklanamıyordu.
01190
Leandro Binyamin’e yer açar.
LEANDRO: Kızgınlığın bitmeden de burada durabilirsin.
Bölüm 12 · Kapalı Kapılar
Sayfa 120Mektubun yetiştiği gün
01191
Leocadia avludaki boş saksıyı duvardan indirir.
LEOCADIA: Kızım gelirse bunu yine yerine koyar.
01192
Alda kuru toprağı ezer.
ALDA: İçinde ne vardı?
01193
Leocadia bir süre hatırlamaya çalışır.
LEOCADIA: Bunu ona soracağım.
01194
Binyamin yeni başvuru için bir parça yazı malzemesi ayırır.
BİNYAMİN: Kızınız çeviri yapıyordu, değil mi?
01195
Leocadia kapıya bakar.
LEOCADIA: Gelirse önce yemek yiyecek.
01196
Leandro fırından kurtardığı küreği siler.
ANLATICI: Açılmayan kapının emeği, avluda yer arıyordu.
01197
Uzakta üç vuruş duyulur.
SES: İki kısa, bir uzun.
01198
Leocadia ayağa kalkarken elindeki toprak dökülür.
Sessiz kare. Parmaklarının arasında yalnız kuru bir kök kalır.
01199
Binyamin kapıya yürür.
BİNYAMİN: Kim?
01200
Meryem’in sesi tahtanın ardından gelir.
MERYEM: Leocadia’nın kızı.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 121Sebte yolu
01201
Tarık’ın küçük kafilesi kıyı yolundan Sebte’ye yaklaşır.
ANLATICI: Yol boyunca deniz bazen kayboluyor, kokusu ağaçların arasında kalıyordu.
01202
Azar atının kulağındaki böceği uzaklaştırır.
AZAR: Yolun aşağısı çamur.
01203
Tarık hayvanından iner.
TARIK: Yürüyelim.
01204
İdris çantasındaki belgeleri yüksek tutar.
İDRİS: Görüşme için geç kalabiliriz.
01205
Tarık çamura gömülen bir izden ayağını kurtarır.
TARIK: Sofra bizim hızımıza göre kurulmuş olabilir. Yol kurulmadı.
01206
Kayalığın üzerinde beyaz bir kuş döner.
Sessiz kare. Kuşun gölgesi denize düşmeden kaybolur.
01207
Tarık birkaç adım geride kalır.
TARIK, İÇ SES: Benden önce buraya gelenler aynı kokuyu duydu.
01208
İdris geri bakar.
İDRİS: Bir şey mi söylediniz?
01209
Tarık başını kaldırır.
TARIK: Hayır.
01210
Şehrin kapısında bekleyen adam onları sayar.
ANLATICI: Sebte’ye önce isimleri girdi; bedenleri biraz sonra.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 122Julianos’un sofrası
01211
Julianos uzun sofranın başında konuklarını karşılar.
ANLATICI: Bu sofra ve konuşmalar kurmacadır; tarihî aracılığın hayal edilen insan yüzüdür.
01212
Tarık karşısındaki sandalyeye oturur.
JULIANOS: Deniz sizi yormamış.
01213
Tarık çamurlu eteğine bakar.
TARIK: Bugün kara yordu.
01214
Julianos hafifçe gülümser; hizmetkâra işaret eder.
Sessiz kare. Taş kâselerde ışık birikir.
01215
Bir tüccar tekne sayılarını anlatmaya başlar.
TÜCCAR: İstenirse hepsi bulunur.
01216
Julianos elindeki bardağı indirmez.
JULIANOS: İstenmekle bulunmak arasındaki bedeli konuşacağız.
01217
İdris yazmak için bekler.
ANLATICI: Sofradaki herkes aynı denize bakıyordu; sahip oldukları kıyılar farklıydı.
01218
Azar kapının yanındaki ikinci nöbetçiyi fark eder.
Sessiz kare. Nöbetçi de onu fark ettiğini gizlemez.
01219
Tarık ekmeğin kenarını böler.
TARIK: Önce hangi tekneden söz ettiğimizi öğreneyim.
01220
Sofrada ilk kez uzun bir susuş olur.
SES: Bardağın taş zemine değmesi.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 123Haritanın boş yanı
01221
Masa boşaltılır; üstüne kıyı çizimi serilir.
ANLATICI: Kâğıtta rüzgâr yoktu.
01222
Tarık çizimde küçük bir açıklığı gösterir.
TARIK: Buraya sığınabilir miyiz?
01223
Julianos denizci **Orso**’yu çağırır.
JULIANOS: Bunu o cevaplasın.
01224
Orso çizime eğilir.
ORSO: Bu çizimde evet. Su çekilince hayır.
01225
Tüccar sabırsızlıkla öksürür.
TÜCCAR: Geçen yaz girdik.
01226
Orso başını kaldırmadan konuşur.
ORSO: Geçen yazın suyu dönüp bize yardım etmeyecek.
01227
Tarık boş alanın yanına işaret koydurur.
TARIK: Buraya güvenmeyelim.
01228
Julianos onu inceler.
JULIANOS: Her belirsizliği silerseniz kıyı kalmaz.
01229
Tarık çizimi düzeltir.
TARIK: Silmedim. Bilmediğimiz yeri ayırdım.
01230
İdris boşluğu çevreleyen çizgiyi tamamlar.
Sessiz kare. En görünür işaret, hiçbir şeyin çizilmediği yerdedir.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 124Sofrada olmayan
01231
Bir adam görüşmeyi keserek kapıdaki bekleyeni fısıldar.
JULIANOS: Sonra.
01232
Tarık sesin geldiği yere bakar.
TARIK: Tekneyle ilgiliyse şimdi dinleyebiliriz.
01233
Julianos eliyle izin verir; bir dul kadın girer.
KADIN: İstediğiniz teknenin yarısı benim.
01234
Tüccar sandalyesinde geriye yaslanır.
TÜCCAR: Kullanımını ben yürütüyorum.
01235
Kadın ıslak örtüsünü omzundan alır.
KADIN: Dönmediğinde çocuklarımı da sen mi büyüteceksin?
01236
İdris kalemini kaldırır; kadının adı söylenmemiştir.
İDRİS: Adınızı öğrenebilir miyim?
01237
Kadın yalnız ona döner.
KADIN: Elvira.
01238
Julianos boş sandalye getirtir.
ANLATICI: Kadının içeri girmesi, masadakilerin her sözüne katıldığı anlamına gelmiyordu.
01239
Tarık çizimdeki tekne işaretini kapatır.
TARIK: Bu tekne henüz hazır sayılmayacak.
01240
Tüccar ilk kez yüzünü saklamaz.
Sessiz kare. Pazarlığın asıl yüzü bir an görünür.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 125Bedel
01241
Elvira kullanım şartlarını dinler; parayı hemen almaz.
ELVİRA: Kaybolursa bedel kime, ne zaman ödenecek?
01242
Julianos tüccara cevap vermesini işaret eder.
TÜCCAR: Hesap görüldüğünde.
01243
Elvira ellerini kucağında birleştirir.
ELVİRA: Açlık hesabın bitmesini beklemiyor.
01244
Tarık kendi yanındaki adama bakar.
TARIK: Verebileceğimiz teminatı söyle. Veremeyeceğimizi de.
01245
Adam sınırlı bir avans teklif eder.
ANLATICI: Güvence, söylenince büyüyen fakat elde küçülen bir kelimeydi.
01246
Elvira düşünmek için süre ister.
ELVİRA: Bu gece cevap vermeyeceğim.
01247
Tüccar öne eğilir.
TÜCCAR: Başka tekne buluruz.
01248
Elvira ayağa kalkar.
ELVİRA: Bulun.
01249
Julianos kapının açılmasını emreder.
Sessiz kare. Kadın çıkarken kimse önüne geçmez.
01250
Tarık geride kalan boş sandalyeye bakar.
TARIK, İÇ SES: Kimin kararını hangi ihtiyaçla satın alıyoruz?
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 126Dar merdiven
01251
Görüşmeye ara verilince Tarık avluya çıkar.
ANLATICI: İzin verilen bir yalnızlık, gerçek yalnızlığa benzemezdi.
01252
Azar gölgede nöbet tutar.
TARIK: Gel, yürüyelim.
01253
Dar merdivenin sonunda deniz görünür.
SES: Taşların arasında uzayan rüzgâr.
01254
Tarık ellerini yıkar; su parmaklarından süzülür.
Sessiz kare. Yüzük izinin çevresinde ince toz kalır.
01255
Sessiz bir köşede namaza durur.
ANLATICI: Duasında kendisine zafer anlatan bir ses aramadı.
01256
Alnını yerden kaldırır.
TARIK, İÇ SES: Acelemin adını cesaret koymaktan koru beni.
01257
Azar bakışlarını denize çevirerek bekler.
Sessiz kare. İbadetin sözleri ona ait değildir.
01258
Tarık ayağa kalkınca dizindeki toprağı siler.
AZAR: Sofraya çağırıyorlar.
01259
Tarık kısa bir nefes alır.
TARIK: Dönelim.
01260
Merdiven gölgeleri iki adamı sırayla örter.
ANLATICI: İçeride kaldıkları yerden devam etmek gerekecekti.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 127Julianos’un payı
01261
Julianos boş sofrada Tarık’ı bekler.
JULIANOS: Beni neden yardım ediyor sanıyorsunuz?
01262
Tarık hemen oturmaz.
TARIK: Sizin söylemenizi bekliyorum.
01263
Julianos kâsenin dibindeki zeytini çevirir.
JULIANOS: Bu kıyının yarın da bir kapısı olsun istiyorum.
01264
Tarık karşısına geçer.
TARIK: Kimin kapısı?
01265
Julianos elini masaya koyar.
JULIANOS: Benim idaremdeki kapı. Bunu saklamıyorum.
01266
Pencerede bir bulut güneşi keser.
ANLATICI: Adamın yüzünü gölgeledi; sözünü değiştirmedi.
01267
Julianos alçak sesle devam eder.
JULIANOS: İberya’da herkes aynı kişiyi istemiyor. Ama hepsi sizi de istemiyor.
01268
Tarık başını kaldırır.
TARIK: İlk cümleyi ikincisiz getirenler oldu.
01269
Julianos hafifçe güler.
JULIANOS: Satacak sözü olanlar, ağırlığını azaltır.
01270
Tarık çizimi yeniden açar.
TARIK: Sizin sözünüzün eksilen yerini de öğreneceğiz.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 128Güvencenin sınırı
01271
İdris ortak notları yüksek sesle okur.
İDRİS: Taşıma imkânları araştırılacak. Son karar ayrıca bildirilecek.
01272
Julianos bir sözü işaret eder.
JULIANOS: Burada limanın tamamı adına konuşamam.
01273
Tarık onun düzeltmesini kabul eder.
TARIK: Ben de burada Mûsâ adına yeni bir karar vermiyorum.
01274
Tüccar ikisinin arasında bakış gezdirir.
TÜCCAR: O halde bugün neyi kesinleştirdik?
01275
Orso cevap vermek için izin ister.
ORSO: Hangi soruları denizde soramayacağımızı.
01276
Tarık tekne sahiplerinin adlarını ayrıca ister.
ANLATICI: Malların listesine sahipleri eklenince satırlar uzadı.
01277
Julianos kapalı bir mektubu haberciye verir.
JULIANOS: Bunu kendi yazımla göndereceğim.
01278
Tarık kendi cevabını bağlatır.
TARIK: Biz de gördüğümüzü.
01279
İki ayrı bağ masanın üstünde durur.
Sessiz kare. Birbirine değmeyen iki mühür.
01280
Azar dışarıdaki atları hazırlamaya gider.
ANLATICI: Görüşme bitmişti. Güven henüz başlamamıştı.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 129Şehirde bir gece
01281
Tarık gece konakladığı odada uyuyamaz.
SES: Tavandaki ahşaptan aralıklı çıtırtılar.
01282
Pencere önünde bir çömlekçi, fırınını kontrol eder.
ANLATICI: Şehir onun sefer ihtimalinden habersiz işlerini sürdürüyordu.
01283
Tarık aşağıdaki adamı bir süre seyreder.
TARIK, İÇ SES: Gittiğim yerde böyle geceleri bozacağım.
01284
İdris kapı aralığında belirir.
İDRİS: Yarınki yolu sordular.
01285
Tarık ona oturmasını söyler.
TARIK: Bugün kimi yazamadın?
01286
İdris düşünür.
İDRİS: Hizmet edenlerin adını.
01287
Tarık boş kâseye bakar.
TARIK: Hepsini öğrenemezsin.
01288
İdris şaşkınlıkla başını kaldırır.
TARIK: Öğrenmediğin için yokmuş gibi düşünme.
01289
Dışarıdaki çömlekçi sıcak kapağı indirir.
Sessiz kare. Kor ışığı adamın yüzünden çekilir.
01290
Tarık lambayı söndürür; pencere açık kalır.
ANLATICI: Uykunun gelmesi için şehrin susması gerekmiyordu.
Bölüm 13 · Julianos’un Sofrası
Sayfa 130Dönüşte kalan ses
01291
Sabah Elvira, Orso’yla konak kapısına gelir.
ELVİRA: Tekneyi bu kış vermeyeceğim.
01292
Tarık kadının sözünü tamamlamasını bekler.
ELVİRA: Onarılınca yeniden konuşuruz. Söz vermiyorum.
01293
Tarık bir görevliye döner.
TARIK: Listeden çıkarın.
01294
Elvira ilk kez rahat bir nefes alır.
Sessiz kare. Elindeki anahtarları cebine koyar.
01295
İdris atına binerken Azar’a seslenir.
İDRİS: Bu kadar yol, eksilen bir liste için.
01296
Azar eyer kayışını çeker.
AZAR: Eksileni burada öğrenmek iyidir.
01297
Kafile şehirden uzaklaşır; Tarık bir kez arkasına bakar.
ANLATICI: Kapının ardında kimin beklediğini artık biraz biliyordu.
01298
Karşı kıyıda Meryem annesinin kapısından içeri girer.
Sessiz kare. Bir başka eşik, başka bir görüşmeyi başlatır.
01299
Leocadia kızının bohçasını almak ister.
MERYEM: Ağır. Ben taşırım.
01300
Annesi bohçanın öbür ucunu tutar.
LEOCADIA: Ben de bu evde yaşıyorum.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 131Gizli avlu
01301
Meryem avlunun ortasında durur; çocukluğundaki saksı yerde yatar.
MERYEM: Burada fesleğen vardı.
01302
Leocadia boş saksıya bakar.
LEOCADIA: Ben nane sanıyordum.
01303
Meryem gülümsemeye çalışır.
ANLATICI: Hatıralar bile evde ayrı ayrı yaşlanmıştı.
01304
Alda su getirir; Binyamin yer açar.
ALDA: Önce otur.
01305
Meryem tanımadığı yataklara bakar.
MERYEM: Hepiniz burada mı kalıyorsunuz?
01306
Leandro elindeki küreği duvara yaslar.
LEANDRO: Şimdilik.
01307
Leocadia kızının yüzündeki soruyu görür.
LEOCADIA: Mektupta seni korkutmak istemedim.
01308
Meryem bohçayı sertçe bırakır.
MERYEM: Eksik söyleyince daha az korkmuyorum.
01309
Avluda herkes küçük bir işle uzaklaşır.
Sessiz kare. Anneyle kıza bırakılan alan, yine başkalarının evidir.
01310
Leocadia kızının karşısına oturur.
LEOCADIA: O halde baştan anlatayım.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 132Babanın ceketi
01311
Meryem duvardaki eski ceketi görür.
MERYEM: Bunu hâlâ tutuyorsun.
01312
Leocadia kumaşı indirir.
LEOCADIA: Sırtı sağlam. Geceleri örtü olur.
01313
Meryem babasının yıpranmış yakasını avucuna alır.
ANLATICI: Babasının sesi gelmedi. Kumaşın kokusu bile başkaydı.
01314
Leocadia küçük bir yırtığı gösterir.
LEOCADIA: Bunu giderken sen yırtmıştın.
01315
Meryem başını sallar.
MERYEM: Kapıya takılmıştı.
01316
Annesi onu düzeltmez.
Sessiz kare. İkisinin bildiği tartışma odada yer bulur.
01317
Meryem gözlerini ceketten ayırmaz.
MERYEM: O gün gitmemi istemedin.
01318
Leocadia sandalyesini biraz çeker.
LEOCADIA: Gitmene kızdım. Kızdığımı söylemek yerine seni suçladım.
01319
Meryem ceketi annesine geri verir.
MERYEM: Bunu duymak için çok yol geldim.
01320
Leocadia elini kızının üstüne koymaz.
LEOCADIA: Yine de yalnız bunun için kalma.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 133Yan kapının sahibi
01321
Çatının dibinden avluya su damlar.
SES: Önce aralıklı, sonra birbirine yetişen damlalar.
01322
Leandro duvardaki ayrılmayı gösterir.
LEANDRO: Geçen yağmurdan beri büyüyor.
01323
Meryem yan kapıyı açmaya çalışır; sürgü kıpırdamaz.
MERYEM: Buradan komşunun yoluna çıkardık.
01324
Leocadia bir anahtar arar.
LEOCADIA: Severin artık depoluk kullanıyor.
01325
Meryem anahtarı alınca durur.
MERYEM: Babamın borcunu kapıda bağıran Severin mi?
01326
Leocadia sakince cevap verir.
LEOCADIA: Evet. Bu anahtarı da o bıraktı.
01327
Meryem anahtarı masaya koyar.
MERYEM: Ondan yardım istemeyeceğim.
01328
Alda kırık bir kaba damlayan suyu toplar.
ALDA: O zaman başka yol bulalım.
01329
Meryem kapı tokmağına tekrar uzanır.
ANLATICI: Çocukluğundaki öfke, bugünkü kapıyı açmıyordu.
01330
Gök gürler; duvarın içinden toprak dökülür.
Sessiz kare. Toz, yağmurun tersine içeride yükselir.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 134Gece yarısı çatısı
01331
Fırtına başladığında herkes yatakları avluya taşır.
LEANDRO: Arka odada kalmayın.
01332
Leocadia içeri dönüp bir sandığı sürükler.
MERYEM: Bırak onu!
01333
Annesi sandığın kulpunu kaldırır.
LEOCADIA: Binyamin’in işi içinde.
01334
Meryem kapıya koşar; tavandan bir parça düşer.
SES: Kuru bir çatlama.
01335
Leocadia yere çöker, omzunu tutar.
Sessiz kare. Sandık kapıyı yarıya kadar kapatmıştır.
01336
Leandro kirişe yaklaşırken Alda onu durdurur.
ALDA: Üstüne basma!
01337
Binyamin arka duvarı gösterir.
BİNYAMİN: Yan taraftan ulaşabiliriz.
01338
Meryem anahtarı alır; kapı açılmaz.
MERYEM: Sürgü öbür tarafta.
01339
Yağmur annesinin beyaz saçlarına damlar.
LEOCADIA: Kızım, beni duyuyor musun?
01340
Meryem kapıya alnını dayar.
MERYEM: Duyuyorum. Geliyorum.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 135Severin’in penceresi
01341
Meryem yağmurda Severin’in kapısını yumruklar.
MERYEM: Aç!
01342
Üst pencerede bir ışık belirir.
SEVERİN: Kim var?
01343
Meryem adını söylerken boğazı düğümlenir.
MERYEM: Yan kapıyı açman gerekiyor.
01344
Severin aşağı iner; elindeki lambayı korur.
SEVERİN: Annene mi bir şey oldu?
01345
Meryem başını sallar.
Sessiz kare. Açıklama, ıslak taşların üzerinde yarıda kalır.
01346
Severin depodaki yığınları iter.
SEVERİN: Sandıkları sola alın!
01347
Meryem dar aralıktan omzunu geçirir.
ANLATICI: Küçükken kaçmak için kullandığı yol, bu gece geri dönmenin yoluydu.
01348
Severin bir kaldıraç uzatır.
SEVERİN: Yükü birlikte kaldıracağız. Birden değil.
01349
Leandro öbür taraftan seslenir.
LEANDRO: Hazırız.
01350
Meryem annesine uzanır.
MERYEM: Elimi tut. Yalnız elimi.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 136Yağmurun dışında
01351
Leocadia, Alda’nın yardımıyla güvenli odaya alınır.
Sessiz kare. Islak ayak izleri kapının dışında kalır.
01352
Binyamin lambayı uzak tutar; Leandro kuru örtü getirir.
LEANDRO: Başka ne lazım?
01353
Severin yardım çağırmak için çıkar.
SEVERİN: Komşu sokaktan bakım bilen birini getireceğim.
01354
Meryem annesinin yanında diz çöker.
MERYEM: Neden sandığı bırakamadın?
01355
Leocadia titreyen dudaklarını ıslatır.
LEOCADIA: Başkasının kaybettiğini bir daha kaybettirmek istemedim.
01356
Meryem öfkeyle başını eğer.
MERYEM: Ben de seni.
01357
Annesi sağlam eliyle kızının bileğini tutar.
LEOCADIA: Buradayım.
01358
Gelen yaşlı kadın Leocadia’nın yanına oturur.
KADIN: Bana yer açın.
01359
Meryem geriye çekilir; kapı eşiğinde bekler.
ANLATICI: Sevmek, bazen yardım edebilecek birinin önünden çekilmekti.
01360
Fırtınanın sesi odada uzaklaşır.
Sessiz kare. Meryem ilk kez kendi nefesini duyar.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 137Eski alacak
01361
Şafakta Severin kırık kapının yanında dinlenir.
MERYEM: Sana teşekkür etmem gerekiyor.
01362
Severin çamurlu ellerine bakar.
SEVERİN: Gerekiyor diye etme.
01363
Meryem karşısına geçer.
MERYEM: Babamın öldüğü hafta söylediklerini unutmadım.
01364
Severin gözlerini kaldırır.
SEVERİN: Ben de unutmadım.
01365
Meryem cevap bekler.
ANLATICI: Yıllarca hazırladığı konuşmanın devamını bulamıyordu.
01366
Severin duvarın dibindeki molozu toplar.
SEVERİN: Kendi alacağımı insanların acısından büyük gördüm.
01367
Meryem bir taşı kaldırır; ona uzatmaz.
MERYEM: Bugün yardım etmen onu silmedi.
01368
Severin başını eğer.
SEVERİN: Silmesini istemek için gelmedim.
01369
Bir süre ayrı yığınlara taş taşırlar.
Sessiz kare. Birlikte çalışmak henüz barışmak değildir.
01370
Meryem son taşı onun yığınına koyar.
MERYEM: Annem uyanınca seni sordu.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 138Gitmek istemeyen
01371
Günler sonra Leocadia avluda kolunu dinlendirir.
MERYEM: Benimle gelirsen sana yer bulurum.
01372
Leocadia yeni onarılan çatıya bakar.
LEOCADIA: Burada da yerim var.
01373
Meryem eteğinin ucunu burar.
MERYEM: Burada tehlike var.
01374
Annesi kızının yüzünü inceler.
LEOCADIA: Senin kıyında yok mu?
01375
Meryem cevap vermek yerine başını çevirir.
ANLATICI: Annesini götürürse korkunun geride kalacağını sanmak istemişti.
01376
Leocadia kızına boş saksıyı verir.
LEOCADIA: Burada kalmak seçimin olabilir. Benimle gelmek benimki olmayabilir.
01377
Meryem toprağa dokunur.
MERYEM: Seni bırakmış gibi hissedeceğim.
01378
Leocadia sertleşmeden konuşur.
LEOCADIA: Hissettiğin her şey yaptığın şey değildir.
01379
Meryem saksıyı duvarın sağlam yanına koyar.
Sessiz kare. İkisi de içinde yeniden ne yetişeceğini bilmez.
01380
Leocadia bir avuç tohum uzatır.
LEOCADIA: Önce adını öğrenelim. Bu kez karıştırmayayım.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 139Avlunun cevabı
01381
Binyamin ortak hesabın cevabını alır.
BİNYAMİN: Fazladan istenen bölüm yeniden incelenecek.
01382
Leandro heyecanla yaklaşır.
LEANDRO: Fırın?
01383
Alda cevabın altını okur.
ALDA: Bir bölümünü ödersek açılacak. Kalan borç duruyor.
01384
Meryem başını sallayarak satırları tekrar eder.
MERYEM: Yazılan bundan fazlası değil.
01385
Leandro fırın anahtarını eline alır.
ANLATICI: Dönüş bazen kendi evine değil, eski borcuna olurdu.
01386
Binyamin cilt presinin teslim gününü sorar.
ALDA: Birlikte gidip isteyeceğiz.
01387
Leocadia bahçedeki sandığa bakar.
LEOCADIA: Bu avluda kalmanızın hesabı yok.
01388
Binyamin ona küçük bir tamir çantası gösterir.
BİNYAMİN: O zaman kapınızın menteşesine bakabilirim.
01389
Leocadia gülümser.
LEOCADIA: Onu yıllardır herkes söyleyip gidiyor.
01390
Meryem annesinin gülüşünü seyreder.
ANLATICI: Kurtarmak istediği hayat, kendisinin olmadığı zamanlarda da sürmüştü.
Bölüm 14 · Gizli Avlu
Sayfa 140Taşınmayan ev
01391
Meryem dönüş haberini Ammar’a ulaştıracak bir yolcu bulur.
MERYEM: Deniz uygun olduğunda. Acele istemiyorum.
01392
Leandro fırından ilk sıcak ekmeği getirir.
LEANDRO: Alda bu kez yakmama izin vermedi.
01393
Alda onun arkasından yetişir.
ALDA: Küreği ben tuttum.
01394
Binyamin iki parçalı kapağı yerine oturtur.
SES: Küçük bir tahta tıkırtısı.
01395
Meryem annesine sarılır; sağlam kolunu gözetir.
MERYEM: Yeniden geleceğim demek istiyorum.
01396
Leocadia alnını kızının yanağına değdirir.
LEOCADIA: İste. Sonra yolunu bulmaya çalış.
01397
Meryem babasının ceketinden kopmuş küçük düğmeyi alır.
ANLATICI: Evini taşımadı. Cebine sığabilen bir eksik götürdü.
01398
Severin yan kapıyı içeriden açık bırakır.
Sessiz kare. Onarılmış sürgü, yeni tahtanın rengindedir.
01399
Avludaki saksıya ilk ince yağmur düşer.
SES: Toprağın yavaşça içtiği su.
01400
Tanca’da aynı yağmur Safiye’nin halatlarını ıslatır.
ANLATICI: Deniz, karşı kıyının mevsimini ayrı tutmuyordu.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 141Kışın denizcileri
01401
Tanca limanında sabah ipler direklere sert vurur.
SES: Birbirini izleyen tok darbeler.
01402
Rafi, rüzgârdan koruduğu lambanın alevini inceler.
RAFİ: Bugün dışarı açılmayacağız.
01403
Genç bir görevli hazırlık çizelgesini gösterir.
GÖREVLİ: Kumandan bu teknenin denenmesini bekliyor.
01404
Rafi lambayı kapatır.
RAFİ: Ona bunu söyle.
01405
Tarık iskeleye gelir; yüzünü rüzgâra çevirir.
TARIK: Limanın içinde kısa bir deneme?
01406
Rafi kıyıya bağlı tekneyi gösterir.
RAFİ: İpi çözmek kısa sürer. Geri bağlamak bizim kararımız olmayabilir.
01407
Tarık dalgaların henüz alçak olduğunu görür.
TARIK: Beklediğimiz her gün başka işi sıkıştırıyor.
01408
Rafi cevap vermeden yelkenleri toplatır.
Sessiz kare. Denizciler onun elini izler.
01409
Tarık, emrinin beklemesini istemeyen görevliye döner.
TARIK: Rafi çıkmayacak diyorsa çıkmayacak.
01410
Görevli çizelgeyi kapatır.
ANLATICI: Söylenen söz, bütün aceleyi aynı anda durdurmadı.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 142İpin gevşediği yer
01411
Limanın öbür ucunda bir yük teknesinin bağı gevşer.
ANLATICI: Bekleme emri ulaşmıştı; yük boşaltma işi sürüyordu.
01412
Bir işçi kaygan basamakta ayağını kurtarır.
İŞÇİ: Halatı tutun!
01413
Teknenin burnu taş duvara döner.
SES: Ahşap boyunca uzayan sürtünme.
01414
Rafi iki denizciyi geri çeker.
RAFİ: Araya girmeyin!
01415
Tarık kalabalığa yol açtırır.
TARIK: Basamakları boşaltın.
01416
Azar yere düşen halatın ucuna uzanır.
RAFİ: O ipin etrafına dolanma!
01417
Azar eliyle işaret edip ipi serbest bırakır.
Sessiz kare. Halat suya kamçı gibi vurur.
01418
Teknedeki adam boş direğe tutunur.
DENİZCİ: Buradayım!
01419
Rafi daha yukarıdaki taş halkayı gösterir.
RAFİ: Yeni bağı oradan vereceğiz.
01420
Tarık bir çuvalı kenara taşır.
ANLATICI: O an herkesin bildiği tek görev, geçidi açmaktı.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 143Safiye’nin elleri
01421
Safiye yeni halatı kucağında iskeleye koşar.
SAFİYE: Düğümlenecek uç burada.
01422
Salim arkasından gelir; ağır yükü alamaz, yolu açar.
SALİM: Çekilin!
01423
Rafi halatın ucunu tekneye atar.
SES: Rüzgârın içinde boğulan bir çağrı.
01424
İlk atış kısa kalır.
Sessiz kare. Halat suyun üstünde kıvrılır.
01425
Safiye ıslak ucu geri toplar.
SAFİYE: Daha kısa halka yap.
01426
Rafi yeniden atar; denizci yakalar.
DENİZCİ: Aldım!
01427
Tarık kıyıdaki adamlara aynı anda yüklenmemelerini söyler.
TARIK: Onun işaretini bekleyin.
01428
Rafi eliyle ritim verir.
RAFİ: Şimdi. Bırak. Şimdi.
01429
Teknenin burnu yavaşça döner.
ANLATICI: Bir gemi, on ayrı kuvvet aynı zamanı bulunca kıyıya yaklaşabildi.
01430
Rafi kayıp dizinin üstüne düşer.
SES: Taşa çarpan kemiğin kısa, kuru sesi.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 144Bir el eksilince
01431
Rafi ayağa kalkar; sol elini kullanamaz.
RAFİ: Bağı bırakmayın.
01432
Safiye onun yerini alır.
SAFİYE: Sen kenara geç.
01433
Rafi itiraz edecek gibi olur.
Sessiz kare. Acı, yüzüne gecikerek gelir.
01434
Tarık adamı güvenli basamağa götürür.
TARIK: Burada otur.
01435
Teknedeki denizci sırıkla mesafeyi korur.
DENİZCİ: Biraz daha!
01436
Azar ve Salim halkayı sabitler.
SES: Liflerin gerilirken çıkardığı uzun inleme.
01437
Safiye ikinci bağı kontrol eder.
SAFİYE: Şimdi geçebilirsin.
01438
Denizci kıyıya atlar; dizi suya değer.
Sessiz kare. Tarık’ın uzanan koluna tutunur.
01439
Adam nefes nefese ismini söyler.
DENİZCİ: Ebu... Ebubekir.
01440
Tarık onu ayağa kaldırır.
TARIK: Seni duyuyorum, Ebubekir.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 145Bekleyen beden
01441
Yahya, Rafi’nin eline bakmak için kalabalığı uzaklaştırır.
YAHYA: Işığı kapatmayın.
01442
Rafi yüzünü buruşturur.
RAFİ: Yarın dümeni tutarım.
01443
Yahya başını kaldırmadan konuşur.
YAHYA: Yarın için konuşmadım.
01444
Tarık kapıda bekler.
ANLATICI: Bir elin işe dönmesi için isteğin yetmediğini hatırlıyordu.
01445
Safiye ıslak eteğinin ucunu sıkar.
SAFİYE: Benim halatım kopmadı.
01446
Salim onun gözlerine bakar.
SALİM: Biliyorum.
01447
Safiye elini yüzüne kapatır.
SAFİYE: Yine de biri yaralandı.
01448
Salim omzuna dokunur; cevap vermez.
Sessiz kare. Bir teselli bulmak, şimdilik yeni bir yük olurdu.
01449
Rafi içeriden Safiye’yi çağırır.
RAFİ: Düğümü kim bıraktı, gördün mü?
01450
Safiye içeri girer.
SAFİYE: Önce eline bakılsın. Sonra birlikte konuşacağız.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 146Acelenin sahibi
01451
İdris kazadan önce verilen işleri önüne dizer.
İDRİS: Bekleme emri yalnız deneme seferine yazılmış.
01452
Tarık başını eğer.
TARIK: Diğer işleri hızlandırmalarını ben istedim.
01453
Görevli korkuyla itiraz eder.
GÖREVLİ: Hava bu kadar değişeceğini göstermiyordu.
01454
Rafi, eli sarılı halde kapıya gelir.
RAFİ: Gösteriyordu. Size anlattım.
01455
Tarık sandalyeyi ona bırakır.
TARIK: Nerede anlattın?
01456
Rafi günün başındaki konuşmayı tekrarlar.
ANLATICI: Aynı cümle bu kez yaralı bir elin yanından çıkıyordu.
01457
Görevli sesini alçaltır.
GÖREVLİ: Liman içini ayrı sandım.
01458
Tarık ona değil, kendi çizelgesine bakar.
TARIK: Ben de ayrı tutmak istedim.
01459
İdris kalemini durdurur.
TARIK: Bunu da yaz.
01460
Dışarıda yağmur penceredeki tozu çözer.
Sessiz kare. Cam yoktur; içeri ince bir su şeridi girer.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 147Kuru bir gün
01461
Yağmur dinince tekneler kıyıda tek tek incelenir.
ANLATICI: Hava açılmıştı. İşlerin eksikleri görünmez olmamıştı.
01462
Rafi sağlam eliyle hasarlı bordayı gösterir.
RAFİ: Bunun için yeni tahta gerek.
01463
Raşid malzeme fiyatını söyler.
RAŞİD: Beklediğiniz için arttı.
01464
Safiye ona döner.
SAFİYE: Fırtınada çıksaydık ucuzlar mıydı?
01465
Raşid cevap vermeden defterini kapatır.
Sessiz kare. Söyleyeceği ikinci fiyatı saklar.
01466
Tarık onarım sırasını sorar.
TARIK: Hangisi önce güvenle tamamlanabilir?
01467
Usta bir tekneyi seçer.
USTA: Bu. Öteki için söz vermeyeyim.
01468
Tarık seçilen teknenin adını öğrenir.
USTA: Kırlangıç deriz.
01469
İdris adı yazarken yukarıdaki boş direğe bakar.
ANLATICI: Kırlangıç, o gün uçmayacak bir şeyin adıydı.
01470
Rafi çıraklarına sağlam eliyle işaret eder.
RAFİ: Önce tahtanın altına bakın.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 148Geciken yolcu
01471
Karşı kıyıda Meryem kapalı iskelede Ammar’ı bekler.
MERYEM: Bugün de mi değil?
01472
Ammar ufka bakar.
AMMAR: Bugün de değil.
01473
Meryem bir süre yüzünü inceler.
MERYEM: Bana güzel bir gün söylemeyecek misin?
01474
Ammar yanına oturur.
AMMAR: Güzel olduğu gün söyleyeceğim.
01475
Meryem cebindeki düğmeyi çıkarır.
ANLATICI: Beklerken çocukluğunun küçücük bir dairesini döndürüyordu.
01476
Ammar düğmeye bakar, sormaz.
Sessiz kare. Rüzgâr, oturdukları yerde kum biriktirir.
01477
Meryem ona bir parça ekmek uzatır.
MERYEM: Safiye bayatlar demişti.
01478
Ammar gülerek kabul eder.
AMMAR: Safiye’den kalan buysa, gerçekten çok beklemişiz.
01479
Meryem ilk kez rahatça güler.
MERYEM: Leandro’nunki. Safiye’ninkini yedim.
01480
Limanın direklerinde kuşlar yön değiştirir.
ANLATICI: Bekleyişin içinde küçük, yaşanmış bir gün daha oldu.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 149Yeniden su
01481
Uygun bir sabah Ammar tekneyi hazırlar.
AMMAR: Yolcu az. Yük de az kalacak.
01482
Meryem annesinin gönderdiği büyük sepeti kıyıda bırakır.
MERYEM: Bunu sonraki tekneye verelim.
01483
Bir yolcu itiraz eder; Ammar yük sınırını gösterir.
AMMAR: Buraya bir sepet daha koymayacağım.
01484
Meryem oturur; boş elleri dizlerindedir.
ANLATICI: Geride bıraktığı şeyler, artık yalnız korkuları değildi.
01485
Tekne iskeleden ayrılırken Silvan el sallar.
SİLVAN: Yolu bu kez biliyorsun.
01486
Meryem ona cevap verir.
MERYEM: Değişirse yeniden sorarım.
01487
Denizin ortasında suyun rengi koyulaşır.
Sessiz kare. Teknede kimse konuşmaz.
01488
Meryem bir dalgada annesinin beyaz saçını görür gibi olur.
MERYEM, İÇ SES: Yorgunum.
01489
Gözlerini kapatıp açar; yalnız köpük vardır.
ANLATICI: Benzemesi, onun orada olduğu anlamına gelmiyordu.
01490
Ammar kıyıyı gösterir.
AMMAR: Tanca.
Bölüm 15 · Kışın Denizcileri
Sayfa 150İki kıyının haberi
01491
Safiye Meryem’i iskelede karşılar.
SAFİYE: Nasıl?
01492
Meryem sorunun annesi için olduğunu anlar.
MERYEM: İyileşiyor. Evinde kalacak.
01493
Safiye bohçanın hafifliğini fark eder.
Sessiz kare. Bu kez hafiflik bir kayıp sayılmaz.
01494
Tarık Meryem’i ertesi gün dinler.
TARIK: Anneni gördün mü?
01495
Meryem başını sallar.
MERYEM: Evet. Tahmin ettiğimden farklı bir ev buldum.
01496
Tarık askerî haber sormak için duraksar.
MERYEM: Size kıyının bütünü adına konuşamam.
01497
Tarık sandalyesini geri çeker.
TARIK: Kendi gördüğünden başla.
01498
Meryem küçük bir avluyu anlatır.
ANLATICI: Haritada nokta bile olmayan bir yer, odanın içine sığmadı.
01499
İdris, konuşmayı yazacağı sayfayı arar.
İDRİS: Burada olması gerekiyordu.
01500
Çantasının içindeki kesilmiş bağ açığa çıkar.
Sessiz kare. Delikli taş yerindedir; bir sayfa yoktur.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 151Kayıp satır
01501
İdris çantasını bütünüyle boşaltır.
İDRİS: Taşı alan olmamış.
01502
Tarık yere düşen kâğıtları toplamaz; ayaklarını geri çeker.
TARIK: Hangi sayfa eksik?
01503
İdris belgeleri sayar.
İDRİS: Sarnıç işi kapandıktan sonra hazırladığım özet.
01504
Tarık ona bakar.
TARIK: İş kapanmadı. Salim bulundu.
01505
İdris başını eğer.
İDRİS: Hesaplara giden özet demek istedim.
01506
Meryem kesilmiş bağa dokunmadan eğilir.
MERYEM: En son nerede açtın?
01507
İdris atölyeyi hatırlamaya çalışır.
İDRİS: Safiye’nin yanında. Ücret hesabına bakıyorduk.
01508
Tarık kalem kutusunu masaya koyar.
TARIK: Önce oradan sor.
01509
İdris çantasını aceleyle toplar.
ANLATICI: Eksik kâğıttan önce, onun bulunmasından korktuğunu fark etti.
01510
Delikli taş tek başına masada kalır.
SES: Kapı kapandığında hafifçe yuvarlanır.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 152Kendi eli
01511
İdris atölyeye giderken bir sokak köşesinde durur.
ANLATICI: Aklına gelen satır, yürüdüğünden daha hızlı önüne çıktı.
01512
Yakın geçmişte İdris özetin ilk hâlini yazar.
İDRİS, İÇ SES: Azar haberi bildiği halde bekledi.
01513
Kâğıttaki cümleye uzun süre bakar.
Sessiz kare. Bu, düzeltilmiş ana kayıttan ayrı bir çalışma sayfasıdır.
01514
Kalemiyle birkaç kelimeyi değiştirir.
YENİ SATIR: Azar yolu araştırdıktan sonra bildirdi.
01515
O sırada dışarıdan Azar’ın gülüşü gelir.
ANLATICI: Dostunu korumak istediği an, dostuna sormamıştı.
01516
İdris sayfanın altına bir açıklama eklemez.
Sessiz kare. Boş kenar, yapılmayan işin yeridir.
01517
Şimdiki zamanda bir çocuk önünden geçer.
ÇOCUK: Çekilir misin?
01518
İdris irkilip yol verir.
İDRİS: Özür dilerim.
01519
Ellerinde mürekkep yoktur; yine de ovalar.
ANLATICI: Eski bir hareket, yeni bir kiri arıyordu.
01520
Atölyenin kapısına ulaşır.
SES: İçeriden düzenli bükülen liflerin hışırtısı.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 153Atölyenin sepeti
01521
Safiye, İdris’in bıraktığı sepeti gösterir.
SAFİYE: Burada durdu. Herkes girip çıktı.
01522
İdris işçilerin yüzlerine bakar.
İDRİS: Üstündeki örtü?
01523
Tamar elindeki ipi bırakır.
TAMAR: Râbia aldı. Kendi örtüsüydü.
01524
İdris cümleyi hızlıca tamamlamak ister.
İDRİS: Sayfayı da...
01525
Safiye onu durdurur.
SAFİYE: Örtüyü aldı dedi.
01526
İdris utanarak başını sallar.
ANLATICI: Bir satırın nasıl büyüdüğünü yine kendi ağzında yakalamıştı.
01527
Hena arka taraftan seslenir.
HENA: Kâğıt düştü. Râbia kaldırdı.
01528
Safiye çocuğa yaklaşır.
SAFİYE: Sonra ne gördün?
01529
Hena düşünür.
HENA: Sonrasını görmedim. Sümeyre bana su aldırdı.
01530
İdris kapıdan çıkar; arkasından kimse yollanmaz.
Sessiz kare. Bu kez şüphe, kalabalık bir takip hâline gelmez.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 154Nadir’in kapısında
01531
Râbia oğlunun kaldığı odada bekler.
RÂBİA: Bunda yalnız senin adın yok.
01532
Nadir kâğıdı elinde tutar.
NADİR: Nereden aldın?
01533
Annesi örtüsünü dizine düzeltir.
RÂBİA: Yere düştü. Okumam için sana getirdim.
01534
Nadir iki satırı karşılaştırır.
NADİR: Bunu geri vermeliyiz.
01535
Râbia yüzünü sertleştirir.
RÂBİA: Senin için iyi bir söz bulmuşken mi?
01536
Nadir kâğıdı masaya koyar.
NADİR: Birinin eksik sözü beni doğru yapmaz.
01537
Râbia ayağa kalkar.
RÂBİA: Seni yalnız ben mi savunacağım?
01538
Nadir annesinin yorgun ellerine bakar.
ANLATICI: Savunulmak, annesinin bütün gücünü tüketiyordu.
01539
Kapı çalınır; Nadir kendisi açar.
İDRİS: Bir sayfa arıyorum.
01540
Nadir geriye çekilir.
NADİR: Burada.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 155Okuyan düşman
01541
İdris kâğıda uzanır; Nadir bırakmaz.
NADİR: Önce neden değiştirdiğini söyle.
01542
İdris gözlerini kaldırır.
İDRİS: Sana açıklamak zorunda değilim.
01543
Nadir sayfayı masaya bırakır.
NADİR: Belki bana değilsin.
01544
Râbia ikisinin arasına girer.
RÂBİA: Ben aldım. Oğlumun haberi yoktu.
01545
İdris kadının yüzüne bakar.
İDRİS: Onu biliyorum artık.
01546
Nadir yazının kenarını gösterir.
NADİR: Azar’ın susması benim yaptığımı ortadan kaldırmaz. Ama sen susmamış gibi yazmışsın.
01547
İdris sandalyesine çöker.
Sessiz kare. Savunmak için hazırladığı cümleler sıra bulamaz.
01548
Râbia kâğıdı oğlundan uzağa iter.
RÂBİA: Sana verdiğimden beri yüzün niye böyle?
01549
İdris yavaşça cevap verir.
İDRİS: Çünkü geri almaktan çok saklamak istiyordum.
01550
Kapı aralığından sokakta geçen insanların gölgeleri görünür.
ANLATICI: Kimse içerideki hesap için yürümeyi bırakmadı.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 156Dostun bilmediği
01551
İdris, Azar’ı ahırın yanında bulur.
İDRİS: Seninle ilgili bir sözü değiştirdim.
01552
Azar hayvanın yemini koymayı bitirir.
AZAR: Hangi sözü?
01553
İdris eski ve yeni cümleyi okur.
Sessiz kare. Ahırdaki nefesler dışında ses yoktur.
01554
Azar başını kaldırır.
AZAR: Ben beklediğimi anlattım.
01555
İdris kâğıdı indirir.
İDRİS: Bir daha bununla sıkıştırılmanı istemedim.
01556
Azar kapıya yürür.
AZAR: Bunu yapmak için bana inanmadın.
01557
İdris arkasından seslenir.
İDRİS: Seni korumaya çalıştım.
01558
Azar durur.
AZAR: Korkmuş olduğumu biliyorum. Senin düzgün arkadaşın olmak için onu unutmayacağım.
01559
İdris kapı önünde kalır.
ANLATICI: İyilik diye sakladığı şey, dostunun kendi sözünü elinden almıştı.
01560
Azar hayvanın suyunu taşır; yardım istemez.
SES: Dolu kabın duvara kısa teması.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 157Yazıcının yeri
01561
Tarık, İdris’in getirdiği iki metni okur.
TARIK: Ana tanıklık yerinde mi?
01562
İdris başıyla onaylar.
İDRİS: Yerinde. Değiştirdiğim bu sonraki özet.
01563
Tarık kâğıtları ayırır.
TARIK: Bu özeti kim gördü?
01564
İdris alıcıların adını sıralar.
ANLATICI: Hata, yalnız yazıldığı masada durmuyordu.
01565
Tarık bir başka kâtibi çağırır.
TARIK: Düzeltme onun yanında hazırlanacak.
01566
İdris elindeki kalemi sıkıca tutar.
İDRİS: Beni görevden alıyor musunuz?
01567
Tarık ona doğrudan bakar.
TARIK: Bu dosyayı tek başına sürdürmeyeceksin.
01568
İdris başını eğer.
Sessiz kare. Kalemi elindedir; yetkisi aynı değildir.
01569
Tarık yavaşça devam eder.
TARIK: Öğrendiğini sanıp denetlemeyi bıraktığın yerde yine yaptın.
01570
İdris boş sandalyeyi yeni kâtibe açar.
ANLATICI: İlk düzeltmesi, masasında yer vermek oldu.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 158Râbia’nın yükü
01571
Râbia atölyeye geri gelir; Safiye işi bırakır.
RÂBİA: Sayfayı oğluma götürdüm.
01572
Safiye onu dinler.
SAFİYE: Bize neden haber vermedin?
01573
Râbia örtüsünü katlar.
RÂBİA: Geri isteyeceğinizden korktum.
01574
Safiye bir süre susar.
ANLATICI: Kadının anneliğini anlıyordu. Yaptığını kabul etmek zorunda değildi.
01575
Râbia kapıya bakar.
RÂBİA: Burada çalışmamı istemezsen...
01576
Safiye boşalan tezgâhı gösterir.
SAFİYE: İşin duruyor. Ama burada bırakılan eşyayı sahibinden habersiz götüremezsin.
01577
Râbia başını eğer.
RÂBİA: Oğlum da aynı şeyi söyledi.
01578
Safiye lifleri önüne koyar.
SAFİYE: Oğlunun sözünü değil, seninkini duymak istiyorum.
01579
Râbia elini işin üzerine koyar.
RÂBİA: Bir daha yapmayacağım.
01580
Sümeyre onun yanına oturur; ipi uzatır.
Sessiz kare. İş yeniden başlar; konuşmanın izi kalır.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 159Açık kenar
01581
İdris düzeltmeyi ilgili kişilere okur.
İDRİS: Burada Azar’ın sözünü yumuşattım. Kendi tercihimi onun tanıklığı gibi sundum.
01582
Azar en arkada ayakta durur.
Sessiz kare. Bakışları kâğıtta değil İdris’tedir.
01583
Yeni kâtip eski sayfanın saklanmasını ister.
KÂTİP: İkisi de birlikte dursun.
01584
İdris sayfaları ayrı işaretlerle bağlar.
ANLATICI: Temiz bir metin uğruna kirli geçmişi yok etmedi.
01585
Nadir kapıdan konuşmayı dinler.
NADİR: Benim hesaplarım ne zaman görülecek?
01586
Tarık ona döner.
TARIK: İnceleme sürüyor. Bugünkü düzeltme onu kapatmıyor.
01587
Nadir başını eğer; Râbia onun yanına gelir.
Sessiz kare. Anne oğul birbirine yaslanmadan aynı kapıdan çıkar.
01588
Azar dışarıda İdris’i beklemez.
ANLATICI: Doğru satır, kırılan yakınlığı hemen geri yazamıyordu.
01589
İdris kalemini temizler.
İDRİS, İÇ SES: Bunu bitiş sanma.
01590
Kâğıdın açık kenarı lambanın altında kalır.
Sessiz kare. Sonraki düzeltmeye yer vardır.
Bölüm 16 · Kayıp Satır
Sayfa 160Öbür yazıcı
01591
İdris, gece Meryem’le aynı masada çalışır.
MERYEM: Benim çevirmediğim söze çok kızmıştın.
01592
İdris gözlerini kaldırır.
İDRİS: Evet.
01593
Meryem kalemini kabına bırakır.
MERYEM: Saklamakla korumak birbirine çok benziyor.
01594
İdris pencereye bakar.
İDRİS: Hangisini yaptığımızı hep sonradan mı anlayacağız?
01595
Meryem bir süre düşünür.
MERYEM: Bazen o anda biliyoruz. Kendimize başka ad söylüyoruz.
01596
İdris taşı çantasına yerleştirir.
ANLATICI: Taşın deliğinden bakan gözü yoktu; onu yargılayan bir nesne değildi.
01597
Meryem kalan işi önüne çeker.
MERYEM: Şimdi şu iki satır gerçekten aynı şeyi mi söylüyor, bakalım.
01598
İdris onun yanına oturur.
Sessiz kare. Çalışmak, o gece verilebilecek küçük bir cevaptır.
01599
Uzak bir İberya yolunda genç bir haberci katlanmış yazıya bakar.
ANLATICI: Başka bir el, sözü değiştirmeden götürmenin bedeline yaklaşıyordu.
01600
Haberci Telmo, atının yularını çözer.
TELMO: Birlikte biraz daha yolumuz var.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 161Bir hükümdarın gölgesi
01601
Telmo, İberya içlerinde çamurlu bir yoldan geçer.
ANLATICI: Bu haberci kurmacadır. Adı Telmo’dur; tarihî Teodomiro ile aynı kişi değildir.
01602
Atı yolun eğimli yerinde durur.
TELMO: Az kaldı demeyeceğim. Ben de bilmiyorum.
01603
Bir araba yolun yarısını kapatmıştır.
SES: Boşta dönen bir tekerleğin gıcırtısı.
01604
Yaşlı arabacı el sallar.
ARABACI: Geçmeden bir omuz ver.
01605
Telmo göğsündeki mühürlü yazıya dokunur.
TELMO: Haber taşıyorum.
01606
Arabacı devrilmiş çuvalı gösterir.
ARABACI: Ben de tahıl taşıyordum.
01607
Telmo atından iner.
ANLATICI: Yol, taşıdıklarının önemini birbirine tercüme etmedi.
01608
İki adam çuvalı kaldırır; biri yırtılır.
SES: Tanelerin ıslak toprağa yağışı.
01609
Telmo avuçla tahıl toplar.
TELMO: Kurutabilir misin?
01610
Arabacı başını sallar.
ARABACI: Bir kısmını. Hepsini değil.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 162İkinci çanta
01611
Arabacı Telmo’ya küçük bir not uzatır.
ARABACI: Depoya gidersen bunu ver. Eksik yükü benden bilmesinler.
01612
Telmo iki yazıyı yan yana tutar.
ANLATICI: Birinin mührü vardı, ötekinin üzerinde tahıl tozu.
01613
Telmo notu ayrı bir keseye koyar.
TELMO: Ulaşabildiğim yere götürürüm.
01614
Arabacı başıyla teşekkür eder.
ARABACI: Bütün yolu değiştirme.
01615
Telmo yeniden yola çıkar; gökyüzü alçalır.
Sessiz kare. Atın kulakları yağmurda geriye yatar.
01616
Bir yol ayrımında iki silahlı adam karşısına çıkar.
ADAM: Kimin haberini taşıyorsun?
01617
Telmo dış mührü gösterir.
TELMO: Valerio’nun.
01618
Adam arkadaşına bakar.
ADAM: Onun sözü burada ne zamandır geçiyor?
01619
Telmo elini kılıcına götürmez.
TELMO: Ben sözü götürüyorum. Burada hüküm vermiyorum.
01620
Yolun boş yanı uçuruma açılır.
ANLATICI: Cevabının dar oluşu, geçebileceği yolu genişletmedi.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 163Adın sığınağı
01621
Adam mühürlü yazıyı almak ister.
ADAM: Açıp bakacağız.
01622
Telmo atından iner; hayvanı arkasında tutar.
TELMO: Açıldığını götürdüğüm yerde söyleyeceğim.
01623
Adam alayla gülümser.
ADAM: Önce oraya varman gerekir.
01624
Arkadan başka yolcular yaklaşır.
SES: Birden çoğalan ayak ve teker sesleri.
01625
Silahlı adam mektubu Telmo’ya geri iter.
ADAM: Sözüne dikkat et.
01626
Telmo ata binmek yerine yularından çeker.
Sessiz kare. Dizlerinin titrediği uzaktan görünmez.
01627
Yolcuların arasındaki kadın ona yer açar.
KADIN: Bizimle yürü.
01628
Telmo teşekkür etmekte zorlanır.
TELMO: Bir süre.
01629
Kadın bohçasını sırtına alır.
KADIN: Hepimiz bir süre.
01630
Kafile yağmurun içine uzanır.
ANLATICI: O gün haberciyi koruyan, mührün saygınlığından çok kalabalıktı.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 164Valerio’nun hesabı
01631
Telmo, Valerio’nun görevlilerini bulur.
VALERIO: Geciktin.
01632
Telmo yolun kapandığını ve aramayı anlatır.
TELMO: Yazıyı açtırmadım.
01633
Valerio mührü kontrol eder.
VALERIO: Bu kadarı yeter.
01634
Telmo ikinci notu çıkarır.
TELMO: Tahıl arabası devrildi. Eksik buradan...
01635
Valerio sözünü keser.
VALERIO: Depocuya ver.
01636
Telmo depocunun yükün tamamını teslim alınmış saydığını duyar.
DEPOCU: Öyle bildirildi.
01637
Telmo ıslak tahıl yapışmış keseyi açar.
TELMO: Bir kısmı yolda kaldı.
01638
Depocu çevresine bakar.
DEPOCU: Bunu söylemek için doğru kapıda değilsin.
01639
Telmo geniş avluya bakar; kapılar birbirine benzer.
ANLATICI: Doğru kapının nerede olduğu, yanlış kapıda duranlara söylenmiyordu.
01640
Valerio onu ertesi sabah için çağırır.
VALERIO: Kralın adamlarına gideceksin.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 165Çamurlu çizme
01641
Telmo kendisine verilen ikinci haberi dinler.
VALERIO: Yükler tamam, yol güvenli. Bunu söyleyeceksin.
01642
Telmo ayağındaki çamura bakar.
TELMO: Yol güvenli değildi.
01643
Valerio yakasını düzeltir.
VALERIO: Sen sağ geldin.
01644
Telmo karşı çıkacak gibi olur; sesini yutar.
ANLATICI: Yaşıyor olmasının, tehlikeyi yok saymak için kullanılacağını düşünmemişti.
01645
Valerio yeni mektubu uzatır.
VALERIO: Yazıyı değiştirme.
01646
Telmo mektubu alır.
TELMO: Değiştirmeyeceğim.
01647
Ahırda atının çamurunu temizler.
Sessiz kare. Hayvan başını omzuna yaslar.
01648
Telmo iki keseyi ayrı bağlar.
TELMO, İÇ SES: Yazdığı onun sözü. Gördüğüm benim.
01649
Sabah kapı açılınca yola çıkar.
SES: Zincirin taş üzerinde sürünmesi.
01650
Güneş, çizmesindeki çamuru kurutmaya başlar.
ANLATICI: İz kaybolmadan sertleşiyordu.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 166Kralın avlusu
01651
Rodrigo, kurmaca bir kabul sahnesinde avludan geçer.
ANLATICI: Tarih iktidar çatışmalarını kaydeder; bu avlunun konuşmalarını roman kurar.
01652
Bir adam yaklaşan birlikler için söz verir.
ADAM: Hepsi bağlılık bildirdi.
01653
Başka bir adam başını çevirir.
Sessiz kare. Yüzündeki kuşku, ağzından çıkmaz.
01654
Rodrigo, ayağı aksayan bir ata bakan seyisi dinler.
RODRIGO: Bugün binilemez mi?
01655
Seyis yutkunur.
SEYİS: Binilir. Sonra yürümeyebilir.
01656
Rodrigo yuları bırakır.
RODRIGO: Başkasını hazırlayın.
01657
Telmo avlunun kenarında sıranın kendisine gelmesini bekler.
ANLATICI: Hükümdarın gölgesi uzundu; önündeki hayvanın gölgesine karışıyordu.
01658
Görevli Telmo’nun adını sorar.
TELMO: Telmo. Valerio’nun yazısını getirdim.
01659
Görevli keseyi alıp içeri taşır.
Sessiz kare. Haberci bir kez daha haberinin dışında kalır.
01660
İçeriden bir ses onu çağırır.
GÖREVLİ: Sen de gel.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 167Sorulunca
01661
Rodrigo yazının ortasındaki satırı gösterir.
RODRIGO: Yolu sen mi geldin?
01662
Telmo başını eğer.
TELMO: Evet.
01663
Rodrigo gözlerini kaldırır.
RODRIGO: Güvenli miydi?
01664
Telmo Valerio’nun tanıdığı görevliyi görür.
Sessiz kare. Adamın bakışı cevap kadar kesindir.
01665
Telmo nefes alır.
TELMO: Beni durdurdular. Yazıyı açmak istediler.
01666
Rodrigo mektubu masaya koyar.
RODRIGO: Kim?
01667
Telmo ellerini iki yanında tutar.
TELMO: Adlarını bilmiyorum.
01668
Görevli araya girer.
GÖREVLİ: Sıradan yol kesiciler olabilir.
01669
Telmo başını sallar.
TELMO: Olabilir. Bir ad uyduramam.
01670
Rodrigo yeni bir adama işaret eder.
RODRIGO: Gördüğü yeri anlatsın. Bu yoldan haber bekliyoruz.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 168İkinci soru
01671
Telmo kapıya yönelirken durur.
TELMO: Yüklerin hepsi de ulaşmadı.
01672
Görevli sertçe bakar.
GÖREVLİ: Sana o sorulmadı.
01673
Rodrigo elini kaldırır.
RODRIGO: Şimdi soruyorum.
01674
Telmo arabacının notunu çıkarır.
TELMO: Bir araba devrildi. Depoda tamam görünüyordu.
01675
Rodrigo notu okutmak üzere verir.
ANLATICI: Bir hükümdarın duyması, eksik tahılı yerine koymadı.
01676
Telmo’nun anlatımı biter; cevap bekler.
Sessiz kare. Odadakiler kendi aralarında konuşur.
01677
Rodrigo ona çıkabileceğini söyler.
RODRIGO: Getirdiğin iki yazı da kalsın.
01678
Telmo boş keselerini bağlar.
TELMO: Arabacıya ne söyleyeyim?
01679
Rodrigo bir an durur.
RODRIGO: Haberi ulaştı.
01680
Telmo avluya çıkar; yüzünde zafer yoktur.
ANLATICI: Ulaşmakla sonuç almak arasındaki yolu henüz bilmiyordu.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 169Haberin döndüğü el
01681
Valerio’nun tanıdığı görevli Telmo’yu kapıda yakalar.
GÖREVLİ: Bunu unutmayacak.
01682
Telmo kesenin ağzını kapatır.
TELMO: Biliyorum.
01683
Görevli şaşırır.
GÖREVLİ: Öyleyse neden söyledin?
01684
Telmo kurumuş çizmesine bakar.
TELMO: Bana yolu sordular.
01685
Ahıra döndüğünde atına elma uzatacakmış gibi cebini yoklar.
Sessiz kare. Elinde hiçbir şey yoktur.
01686
Seyis hayvana bir avuç yem verir.
SEYİS: Sen de otur. Ayakta sallanıyorsun.
01687
Telmo samanın üzerine çöker.
TELMO: İşsiz kalabilirim.
01688
Seyis başını çevirmeden konuşur.
SEYİS: Bugün kendine bunu tekrar tekrar söyleyerek doyamazsın.
01689
Telmo verilen ekmeği alır.
ANLATICI: Cesaretin ardından göğsünü dolduran şey, sıradan bir korkuydu.
01690
Gece avlunun kapıları kapanır.
SES: Her kapıda ayrı bir demir sesi.
Bölüm 17 · Bir Hükümdarın Gölgesi
Sayfa 170Güneye giden iz
01691
Telmo birkaç gün sonra dönüş yüküne eşlik eder.
ANLATICI: Valerio’nun yanında eski işi sürmeyecekti. Yol bilgisi yine işe yaradı.
01692
Arabacıyı aynı yol kenarında bulur.
TELMO: Notunu verdim.
01693
Arabacı atın yularına bakar.
ARABACI: Cevap?
01694
Telmo başını sallar.
TELMO: Henüz yok.
01695
Arabacı bir avuç kuru tahıl gösterir.
ARABACI: Bir kısmını kurtardım.
01696
Telmo taneleri avucunda tartar.
Sessiz kare. Ne kadarının kaldığını artık göz kararı söylemez.
01697
Kıyıya yaklaşınca Leandro’nun açılan fırınından duman yükselir.
LEANDRO: İş arıyorsan yarın yük var.
01698
Telmo atını gölgeye bağlar.
TELMO: Yarın gelebilirim.
01699
Binyamin ona bir kap su uzatır.
ANLATICI: Kralın önünden geçen söz, akşam bir fırının eşiğinde dinlendi.
01700
Denizin öte yanında Tamar, yolculuk için bohçasını hazırlar.
TAMAR: Bu kez yaptığım halatın nereye bağlandığını görmek istiyorum.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 171Kara yelken
01701
Tamar, Safiye’nin tezgâhına küçük bohçasını koyar.
TAMAR: Sebte’deki bağları yerinde göreceğim.
01702
Safiye teslim yazısına bakar.
SAFİYE: Orso seni karşılayacak. Dönüşü Ammar’la konuştuk.
01703
Tamar yol ücretini ayrı keseye alır.
TAMAR: İş ücretim bu keseye karışmasın.
01704
Safiye gülümser.
SAFİYE: Artık bunu benden önce söylüyorsun.
01705
Hena bohçadaki tarak ucunu gösterir.
HENA: Denizde saçın karışır mı?
01706
Tamar tarağı çıkarır.
TAMAR: Karada da karışıyor.
01707
Salim yükü kapıya taşımaya yardım eder.
SALİM: Annene haber verdin mi?
01708
Tamar başıyla onaylar.
TAMAR: Bana koyduğu ekmek bohçadan büyük.
01709
Limanın üstünde yamalı bir yelken açılır.
ANLATICI: Koyu yama uzaktan bütün bezi karartıyordu.
01710
Tamar tekneye adım atar.
TAMAR, İÇ SES: Kıyıdan görünen kadar büyük değilmiş.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 172Öğrenmenin ücreti
01711
Sebte’de Orso, Tamar’a bağlantı yerlerini gösterir.
ORSO: Halatınız burada fazla sert kalıyor.
01712
Tamar düğümü çözmeden inceler.
TAMAR: Burada sürtündüğü taş gibi kenar da var.
01713
Orso başıyla onaylar.
ORSO: Onu da düzelteceğiz.
01714
Tamar alet çantasını açar.
ANLATICI: Kendi işinin sınırını görmek, ustalığını küçültmüyordu.
01715
Bir görevli yeni bir yük için yardım ister.
GÖREVLİ: Hazır buradayken bunu da yap.
01716
Tamar ellerini temizler.
TAMAR: Bunun işi ve ücreti ayrıca konuşulmadı.
01717
Görevli yüzünü ekşitir.
GÖREVLİ: Safiye olsa geri çevirmezdi.
01718
Tamar sakinlikle cevap verir.
TAMAR: O zaman Safiye’ye sorarsınız.
01719
Orso yeni işi erteler; Tamar’a dönüş teknesini gösterir.
ORSO: Ammar sabah çıkacak.
01720
Tamar ilk defa şehirde kendine bir tarak satın alır.
Sessiz kare. Küçük alışverişini bohçasının içine saklamaz.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 173Dönüşteki çatlak
01721
Ammar’ın teknesi Sebte’den ayrılır; Yunus kürek başındadır.
AMMAR: Kıyıdan açık geçmeyeceğiz.
01722
Tamar denizin değişen tonlarını izler.
TAMAR: Şurası neden açık?
01723
Yunus yanıt vermeden Ammar’a bakar.
AMMAR: Dip ve ışık. Yalnız renge güvenme.
01724
Kürek yük altında çatlar.
SES: Lif lif ayrılan ahşap.
01725
Yunus elindeki parçayı düşürmeden geri çekilir.
YUNUS: Kırıldı!
01726
Ammar yelkeni azaltmalarını ister.
AMMAR: Yerinizde kalın!
01727
Tamar halatın boş ucunu toplar.
Sessiz kare. Elinin bildiği iş, ilk kez hareket eden bir zemindedir.
01728
Yedek küreğin boyu kısa kalır.
YUNUS: Bununla dönmek zor.
01729
Ammar yakın kıyıdaki açıklığı gösterir.
AMMAR: Önce barınacağız.
01730
Tekne beklenen dönüş çizgisinden ayrılır.
ANLATICI: Tanca’da onları bekleyenlerin bunu bilmesi için henüz hiçbir yol yoktu.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 174Haber gelmeyen akşam
01731
Safiye iskelede giden her gölgeyi inceler.
SAFİYE: Yamalı yelken gördün mü?
01732
Bir yükçü omzunu silker.
YÜKÇÜ: Bugün çok tekne geçti.
01733
Safiye eve dönünce Hena kapıda bekler.
HENA: Tamar geldi mi?
01734
Safiye başını sallar.
SAFİYE: Henüz değil.
01735
Salim önüne yemek koyar.
SALİM: Biraz ye.
01736
Safiye kaşığı alıp bırakır.
ANLATICI: Salim’in kaybolduğu günlerde öğrendiği bekleyiş, bedeninde saklanmıştı.
01737
Salim yanına oturur.
SALİM: Aynı şey olduğunu bilmiyoruz.
01738
Safiye gözlerini ona kaldırır.
SAFİYE: Bedenim bilmiyor.
01739
Hena kapıyı kapatmak ister; Safiye bir an durdurur.
Sessiz kare. Sonra çocuğun kapatmasına izin verir.
01740
Gece, avludaki boş tezgâhın üstüne çöker.
ANLATICI: Tamar’ın işi, onun yokluğunda da yarım görünüyordu.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 175Sığınma yeri
01741
Tekne küçük bir girintide kıyıya bağlanır.
AMMAR: Buradan yürüyen birini göndereceğiz.
01742
Yunus çevredeki kayalara bakar.
YUNUS: Yolu bilmiyorum.
01743
Ammar kıyıdaki yaşlı balıkçıyı gösterir.
AMMAR: Önce soracağız.
01744
Balıkçı kırık küreği inceler.
BALIKÇI: Burada yaparız. Kuru tahta az.
01745
Tamar yamalı yelkeni indirir.
TAMAR: Bu da sökülmeye başlamış.
01746
Ammar yorgunlukla gözlerini kapar.
ANLATICI: Bir arıza, bakılmayan öteki yerlerin adını da getiriyordu.
01747
Yunus haber götürecek yolcuyla konuşur.
YUNUS: Üçümüz de sağ olduğumuzu söyle.
01748
Tamar kısacık bir satır ekler.
TAMAR: Beni aramak için denize çıkmasınlar.
01749
Yolcu batıya giden patikaya yönelir.
Sessiz kare. Haberin ayakları vardır; kanatları yoktur.
01750
Tamar ateş başında yeni tarağını çıkarır.
ANLATICI: Saçını taramak, burada hâlâ kendi hayatında olduğunu hatırlattı.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 176Kumandanın cevabı
01751
Safiye, Tarık’ın kapısına gelir; bu kez dilekçe taşımaz.
SAFİYE: Ammar’ın teknesinden haber yok.
01752
Tarık haritanın başına geçer.
TARIK: Son görüldüğü yeri öğrenelim.
01753
Bir görevli denize tekne göndermeyi önerir.
GÖREVLİ: Hemen çıkarız.
01754
Rafi sağlam eliyle kıyı çizgisini gösterir.
RAFİ: Önce limanlara haber. Nereye bakacağımızı bilmiyoruz.
01755
Safiye itiraz eder.
SAFİYE: Beklememi mi söyleyeceksiniz?
01756
Rafi ona döner.
RAFİ: Beklerken başka insanları kaybetmeyelim diye yol arıyorum.
01757
Tarık kıyıdaki bilinen duraklara haber yollatır.
TARIK: Gelen her cevap Safiye’ye de ulaşacak.
01758
Safiye gözlerini ondan ayırmaz.
SAFİYE: Yalnız iyi olanlar değil.
01759
Tarık başını sallar.
TARIK: Hepsi.
01760
İdris haberin gideceği avlunun adını yazar.
ANLATICI: Belirsizlik, kumandanın masasından çıktı; başladığı evin hakkı olarak kaldı.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 177Kara sözü
01761
Pazarda bir adam kayıp gemi için fısıldar.
ADAM: Kara yelken hayra çıkmaz.
01762
Sümeyre sepetini yere bırakır.
SÜMEYRE: Yamadır o. Bezin rengi.
01763
Adam omuz silker.
ADAM: Eskiler böyle der.
01764
Safiye konuşmayı duyar; durmaz.
ANLATICI: Korkusunu bir renge bağlamak isteyenlere ayıracak gücü yoktu.
01765
Evde Tamar’ın annesi bekler.
ANNE: Kızımı neden gönderdin?
01766
Safiye karşısına oturur.
SAFİYE: İşi görmeyi kendisi istedi. Yolunu birlikte hazırladık.
01767
Kadın gözyaşını siler.
ANNE: Birini suçlamak istiyorum.
01768
Safiye hemen savunmaya geçmez.
SAFİYE: Ben de her kapıya bakıyorum.
01769
İki kadın yan yana değil, karşılıklı bekler.
Sessiz kare. Korkuları benzer; içlerinden geçenler aynı değildir.
01770
Hena iki kap su getirir.
HENA: Bunu içebilirsiniz.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 178Teknenin şarkısı
01771
Tamar gece onardığı yelkeni dizlerinde tutar.
SES: Ahşabın içinde ince bir uğultu.
01772
Başını kaldırır; kimse söylemiyordur.
ANLATICI: Bir an annesinin eski ezgisini duyar gibi oldu.
01773
Yunus açık kapıdan rüzgârı keser.
YUNUS: Buradan ötüyor.
01774
Uğultu kesilir; Tamar yeniden dikişe eğilir.
TAMAR: Biraz açık bırak. İçerisi ağırlaştı.
01775
Yunus kırılan küreğin ucuna bakar.
YUNUS: Çatlağı görmeliydim.
01776
Tamar elindeki söküğü gösterir.
TAMAR: Ben de bunu burada gördüm.
01777
Yunus başını eğer.
YUNUS: Söyleseydim yine çıkar mıydık?
01778
Ammar kapıda duyduğunu belli eder.
AMMAR: Çıkmamalıydık. Şimdi bütün kürekleri göreceğiz.
01779
Tamar iğneyi kumaştan geçirir.
ANLATICI: Sesin kaynağını öğrenmek, gecenin tuhaflığını bütünüyle dağıtmadı.
01780
Gökte bulut aralığından yıldız görünür.
Sessiz kare. Yıldızın onların yoluyla ilgili bir sözü yoktur.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 179Gelen parça
01781
Kıyı habercisi Safiye’nin avlusuna ulaşır.
HABERCİ: Tekne barınmış. Yolcular sağ.
01782
Tamar’ın annesi ayağa kalkar; hemen inanamaz.
ANNE: Kızımın adını söyledi mi?
01783
Haberci küçük yazıyı uzatır.
HABERCİ: Kendisi ekledi.
01784
Safiye satırı okur.
SAFİYE: Beni aramak için denize çıkmayın.
01785
Kadın yüzünü ellerine kapatır.
Sessiz kare. Ağlaması, korkunun bittiğine hemen benzemez.
01786
Safiye haberi Tarık’a da gönderir.
SAFİYE: Aldığımızı bilsinler.
01787
Hena Tamar’ın tezgâhına bıraktığı ipi kaldırır.
HENA: Bunu saklamıştım.
01788
Safiye çocuğu yanına alır.
SAFİYE: Gelince kendin ver.
01789
Salim ilk kez pencereyi bütünüyle açar.
ANLATICI: Eve hava girdi. Bekleyişin kokusu hemen çıkmadı.
01790
Uzak kıyıda onarılan kürek suya iner.
SES: Bu kez kesintisiz bir çekiş.
Bölüm 18 · Kara Yelken
Sayfa 180Dönenin payı
01791
Tamar Tanca iskelesinde annesine sarılır.
TAMAR: Önce eve uğrayacağım.
01792
Safiye çantasını almak için uzanır; Tamar taşıyabileceğini söyler.
TAMAR: Hafifledi. Ekmekler bitti.
01793
Ertesi gün Tamar tezgâhın başında gördüklerini anlatır.
TAMAR: Bağlandığı yerde halatın başka bir işi var.
01794
Safiye değişmesi gereken örneği dinler.
SAFİYE: Birlikte yeniden yapalım.
01795
Tamar yolculuk defterine bakar.
TAMAR: Beklediğimiz günler için de ücret konuşmamız gerekiyor.
01796
Safiye bekleme günlerini hesabın kenarına ekler.
SAFİYE: Evet. Yolda geçen emek de burada görünsün.
01797
Tamar yeni tarağını Hena’ya gösterir.
HENA: Denizde mi aldın?
01798
Tamar gülümser.
TAMAR: Şehirde. Deniz dükkân açmamıştı.
01799
Tarık aynı akşam eksilen hazırlık günlerini sayar.
ANLATICI: Avluda bir dönüş kutlanırken onun masasında zaman daralıyordu.
01800
Lamba başında uyuklayan Tarık’ın eli açık defterden kayar.
Sessiz kare. Rüyanın suyu, henüz görünmeden odaya sızar.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 181Rüyanın tercümesi
01801
Tarık, rüyasında dizlerine kadar suyun içindedir.
ANLATICI: Uyku ona bir kıyı verdi. Nerede olduğunu söylemedi.
01802
Önündeki defter suyun üzerinde açık durur.
Sessiz kare. Sayfalar ıslanmaz; kenarları yavaşça nefes alır.
01803
Tarık deftere uzanır.
TARIK: Buraya gel.
01804
Defter eliyle arasındaki mesafeyi korur.
ANLATICI: Çocukken kaçan bir hayvana uzandığı gibi uzandı.
01805
Arkasından bir kapı sesi gelir.
SES: İki kısa, bir uzun vuruş.
01806
Tarık döner; ortada duvar yoktur.
TARIK: Kim var?
01807
Suyun altında evlerin eşikleri görünür.
Sessiz kare. Her eşiğin önünde bir çift boş ayakkabı.
01808
Tarık ilk ayakkabıyı kaldırır; içinden kum dökülür.
ANLATICI: Kimin olduğunu öğrenmeden sahibini aramaya başladı.
01809
Uzakta bir lamba yanar.
TARIK, İÇ SES: Orada biri biliyordur.
01810
Adım atınca su beline çıkar.
SES: Elbisesinin içinde ağırlaşan su.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 182Açık defter
01811
Defterin üstünde Salim’in adı belirir.
TARIK: Seni bulduk.
01812
Adın altından başka satırlar suya kayar.
ANLATICI: Bulunan bir isim, ötekileri kıyıya çıkarmıyordu.
01813
Tarık sayfayı tutar; parmakları harflerin arasından geçer.
Sessiz kare. Mürekkep, küçük balıklar gibi elinden ayrılır.
01814
Bir harfi yakalamaya çalışır.
TARIK: Dur.
01815
Harf, annesinin elindeki eski dikişin biçimine dönüşür.
ANLATICI: Rüya, hatıraların hangi zamandan geldiğini açıklamazdı.
01816
Tarık avucunu kapatır.
TARIK, İÇ SES: Bir şeyi tutabilirsem ötekiler de kalacak.
01817
Elini açınca yalnız ıslak ip vardır.
Sessiz kare. İpin ucu suyun içine uzanır.
01818
İpi çektiğinde uzaktaki kapı hareket eder.
SES: Su altında boğuk bir gıcırtı.
01819
Defter bu kez arkasında kalır.
ANLATICI: Bir şeyi kendine yaklaştırırken başka bir şeyi bıraktı.
01820
Tarık iki yana uzanır.
TARIK: İkiniz de.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 183Suyun sofrası
01821
Bir sofra suyun üzerinde kurulmuş görünür.
Sessiz kare. Kâselerde yemek yerine boş gökyüzü vardır.
01822
Julianos’un sandalyesinde Elvira oturur.
ELVİRA: Bu tekne benim.
01823
Tarık masaya bakar; masa bir teknenin içidir.
TARIK: Biliyorum.
01824
Rafi karşıda sarılı elini kaldırır.
RAFİ: Biliyordun.
01825
Tarık cevap vermek ister; ağzına tuzlu su dolar.
ANLATICI: Rüya onun sözünü de başkalarının nefesi kadar kırılgan yaptı.
01826
Meryem bir kâseyi önüne iter.
MERYEM: İçindekini çevirmemi ister misin?
01827
Tarık kâseye bakar; kendi yüzü görünür.
Sessiz kare. Yüz, su oynadıkça başka yaşlara kayar.
01828
Safiye sofranın altından bir düğümü çözer.
TARIK: Çözme. Dağılacak.
01829
Safiye başını kaldırır.
SAFİYE: Beni buraya sen bağladın.
01830
Sofra yavaşça ikiye ayrılır.
SES: Uyanık dünyada lambanın fitilinden çıkan küçük çıtırtı.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 184Annenin bilmediği ad
01831
Tarık rüyada çocuk boyuna iner; su hâlâ belindedir.
ANLATICI: Adının bir dağı taşımadığı bir yaşa dönmüştü.
01832
Uzaktaki kadın bir kumaşı katlar.
TARIK: Anne.
01833
Kadın başını kaldırır; yüzü ışığın içindedir.
Sessiz kare. Hatırlayabildiği yer, yüzünden çok elleridir.
01834
Çocuk Tarık ona defteri gösterir.
TARIK: Bunu kıyıya çıkaramıyorum.
01835
Kadın kumaşı bırakır.
KADIN: İçinde ne var?
01836
Tarık sayfalara bakar; hepsi kendi adıyla dolmuştur.
ANLATICI: Başkalarını kurtardığını sandığı defter, onu tekrar ediyordu.
01837
Tarık adını eliyle silmek ister.
TARIK: Böyle değildi.
01838
Kadının sesi suya karışır.
KADIN: O zaman yeniden bak.
01839
Tarık harflerin arasındaki küçük boşlukları görür.
Sessiz kare. Boşluklarda henüz yazılmamış yüzler vardır.
01840
Kadın yavaşça uzaklaşır; Tarık peşinden gidemez.
ANLATICI: Rüya, kaybettiğini geri vermeyi de vaat etmemişti.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 185Kıyıya çıkmayan
01841
Tarık yeniden yetişkin hâliyle defteri iki eliyle kaldırır.
TARIK: Biriniz ucundan tutsun.
01842
Suyun içinden farklı eller uzanır.
Sessiz kare. Hiçbiri ötekine benzemez.
01843
Defter ağırlaşmak yerine açılır.
ANLATICI: Tek başına tuttuğunda kapalı sandığı şey, başkaları dokununca çoğaldı.
01844
İdris’in eli gevşer; bir sayfa suya düşer.
İDRİS: Bunu ben değiştirdim.
01845
Tarık sayfayı yakalamak için defteri bırakacak gibi olur.
TARIK: Hepsini alamıyorum.
01846
Azar suyun içindeki sayfaya uzanır.
AZAR: Sen tutmaya devam et.
01847
Uzak kıyı yaklaşır; üstünde kimse yoktur.
Sessiz kare. Bir karşılama, bir sancak, bir zafer işareti görünmez.
01848
Tarık adım atar; ayağı zemini bulamaz.
SES: Karanlığa düşen su.
01849
Uyandığında eli masanın kenarından sarkmaktadır.
ANLATICI: Oda kuru, kolu uyuşmuştu.
01850
Tarık açık deftere bakar; sıradan yazılar durur.
TARIK, İÇ SES: Rüyaydı.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 186Duyulan yarım söz
01851
İdris sabah Tarık’ın lambasını yeniler.
İDRİS: Hiç uyumadınız mı?
01852
Tarık gözlerini ovuşturur.
TARIK: Uyudum. Defteri denizden çıkaramadım.
01853
İdris şaşırınca Tarık açıklar.
TARIK: Rüyamda.
01854
Kapıdaki görevli Vahid cümlenin sonunu duyar.
VAHİD: Sonunda kıyıya vardınız mı?
01855
Tarık bir an düşünür.
TARIK: Uyanmışım.
01856
Vahid gülümseyerek geri çekilir.
ANLATICI: Duymadığı sonu, kendi beklentisiyle tamamlamak kolaydı.
01857
Avluda bir askere fısıldar.
VAHİD: Kumandan karşı kıyıyı görmüş.
01858
Asker bir başkasına döner.
ASKER: Rüyasında yol açılmış.
01859
İdris bu cümleyi kapıda duyar.
Sessiz kare. Üç ağız arasında bir rüyanın kıyısı değişmiştir.
01860
İdris Tarık’ın odasına geri döner.
İDRİS: Anlattığınız başka türlü dolaşıyor.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 187Kolay bir işaret
01861
Tarık avludaki canlılığı pencereden görür.
ANLATICI: Korkmuş insanların bir süre rahatladığını fark etti.
01862
Vahid yanına çağrılır.
VAHİD: Moralleri yükseldi.
01863
Tarık hemen cevap vermez.
TARIK, İÇ SES: Bıraksam ne kaybederim?
01864
Masadaki eksik malzeme listesi rüzgârla açılır.
Sessiz kare. Birkaç satırın yanındaki boşluklar görünür.
01865
Tarık pencereyi kapatmaz.
TARIK: Onlara ben anlatacağım.
01866
Vahid tereddüt eder.
VAHİD: Bazen anlam, görülenin üstündedir.
01867
Tarık adamın yüzüne bakar.
TARIK: Kendi umudunu benim ağzıma koydun.
01868
Avluya çıkar; askerler susar.
ANLATICI: Kendisini daha büyük gösterecek bir hikâyenin eşiğindeydi.
01869
Tarık sade bir sesle konuşur.
TARIK: Rüyamda korktum. Bunu bir zafer haberi olarak anlatmadım.
01870
Kalabalıkta bir yüz hayal kırıklığıyla aşağı döner.
Sessiz kare. Tarık o bakışı görür ve sözünü değiştirmez.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 188Yolda aranan cevap
01871
Bir genç asker konuşmadan sonra Tarık’a yaklaşır.
ASKER: O zaman gitmek için neye güveneceğiz?
01872
Tarık birlikte yürümeyi işaret eder.
TARIK: Önce neyi bildiğimize bakalım.
01873
İkisi onarılan teknenin yanında durur.
TARIK: Bunu kim kontrol etti?
01874
Asker ustanın adını söyler.
ASKER: Rafi ve Orso’nun gösterdiği yerleri bilenler.
01875
Tarık içme suyu kaplarına bakar.
TARIK: Bunları kim saydı?
01876
Asker cevap verirken sesi sakinleşir.
ANLATICI: Soruların hepsine cevap yoktu; bazılarının sahibi vardı.
01877
Asker durup kumandana bakar.
ASKER: Yine de korkacağım.
01878
Tarık başını eğer.
TARIK: Ben de.
01879
Genç, böyle bir cevap beklemediğini saklayamaz.
Sessiz kare. Tarık, onu rahatlatacak ikinci bir cümle bulmak için acele etmez.
01880
Uzaktan öğleye yaklaşan şehrin sesi gelir.
ANLATICI: Günü yaşamaya devam etmek de hazırlığın bir parçasıydı.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 189Defterin gerçek ağırlığı
01881
İdris, Meryem’le defterin gevşeyen bağını onarır.
MERYEM: Binyamin bu dikişi daha düzgün yapardı.
01882
İdris ipi yanlış delikten geçirir.
İDRİS: Gördüğün gibi ben de yapamıyorum.
01883
Meryem gülerek geri söker.
Sessiz kare. Düzeltilen bu hata, ikisine kısa bir rahatlık verir.
01884
Tarık içeri girip işi seyreder.
TARIK: Suya düşse ne kadarı kalır?
01885
Meryem başını kaldırır.
MERYEM: Ne kadar kaldığını sudan çıkarınca görürüz.
01886
İdris ayrı tutulan kayıtları gösterir.
İDRİS: Bir kısmının başka nüshaları var.
01887
Tarık boş çantaya bakar.
ANLATICI: Hatırlamanın bütün yükünü tek bir nesneye bırakmak istemişti.
01888
Tarık kayıtların kimlerde kalacağını sorar.
TARIK: Gidersek burada da okunabilsin.
01889
Meryem isimleri ayrı satıra yazar.
MERYEM: Bir kişi yokken bütün söz kaybolmasın.
01890
Delikli taş tamamlanan cildin yanında durur.
Sessiz kare. Bu kez kâğıdı rüzgârdan korumaktan başka iş yapmaz.
Bölüm 19 · Rüyanın Tercümesi
Sayfa 190Şafak habercisi
01891
Şafaktan önce Tanca kapısına bir haberci gelir.
SES: Uykulu taş sokakta hızla yaklaşan ayaklar.
01892
Tarık yüzünü yıkarken çağrılır.
HABERCİ: Mûsâ’dan.
01893
Tarık ellerini kurutur; yazıyı ayakta alır.
ANLATICI: Beklediği şey gelince, beklemenin sağladığı son genişlik kapandı.
01894
İdris ışığı yaklaştırır.
Sessiz kare. Tarık metni iki kez okur.
01895
Vahid kapıda sonucu anlamaya çalışır.
VAHİD: Hazırlanalım mı?
01896
Tarık yazıyı dikkatle katlar.
TARIK: Hazırlığı artık belirli bir görev için tamamlayacağız.
01897
İdris yeni bölümün başına boş bir tarih alanı açar.
ANLATICI: Roman, buyruğun asıl sözlerini bildiğini iddia etmez.
01898
Tarık haberciye oturmasını söyler.
TARIK: Önce dinlen. Sonra yolun haberini anlat.
01899
Dışarıda karanlık göğün altı açılır.
Sessiz kare. Henüz hiçbir gemi kıyıdan ayrılmaz.
01900
Tarık kapının eşiğinde durur.
TARIK, İÇ SES: Şimdi gitmek istemekle gönderilmek aynı yerde buluştu.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 191Bekleyen kapı
01901
Tarık, yeni görev haberinin ardından avluya çıkar.
ANLATICI: Aynı kapıdan her gün geçmişti. Bu sabah eşiği daha yüksek buldu.
01902
Komutanlar sırayla yanına gelir.
TARIK: Önce hazır olanı ve olmayanı ayıralım.
01903
Vahid askerleri toplamak için döner.
TARIK: Herkesi aynı anda çağırma. Nöbetler boş kalmasın.
01904
İdris kayıtlarla yeni kâtibi yanına alır.
Sessiz kare. Artık tek başına bütün masayı kaplamaz.
01905
Azar yolları anlatan küçük çizimi serer.
AZAR: Kıyıda son gördüğümüz yerler bunlar.
01906
Tarık boş alanları inceler.
TARIK: Bilmediklerimizi bilmiş gibi taşımayacağız.
01907
Meryem kapıda bekler; elinde annesinin mektubu vardır.
MERYEM: Benim görevimi de konuşmamız gerekiyor.
01908
Tarık ona yer açar.
TARIK: Bugün.
01909
Pencereden gelen rüzgâr bütün kâğıtları oynatır.
ANLATICI: Bir sefer, başlamadan önce bile birçok evin kapısını aralıyordu.
01910
İdris ağır taşı masanın ortasına koyar.
SES: Tık.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 192Adını söyleyenler
01911
Askerler küçük gruplar halinde hazırlıklarını bildirir.
ASKER: Ayakkabımın tabanı açıldı.
01912
Bir başka asker onu susturmak ister.
DİĞERİ: Kumandana bununla mı geldin?
01913
Tarık onarım işini yapanı çağırır.
TARIK: Yürüyemeyen ayak orduyla birlikte ilerlemez.
01914
Genç asker, ailesine bırakacağı parayı sorar.
ASKER: Ne zaman ödenecek?
01915
Görevli mevcut miktarı açıklar.
ANLATICI: Büyük haberin yanında küçük keseler tek tek açılıyordu.
01916
Tarık karşılanamayan miktarı ayrıca ayırır.
TARIK: Bunu verilmiş diye kaydetmeyin.
01917
Azar bir askerin kolundaki eski yaraya bakar.
AZAR: Bunu Yahya’ya gösterdin mi?
01918
Asker başını sallar.
ASKER: Gidemezsin der diye.
01919
Azar onu gölgeye götürür.
AZAR: Burada sakladığın, yolda bizim de yükümüz olacak.
01920
Tarık uzaktan konuşmalarını seyreder.
Sessiz kare. Birbirini tanımayan insanların ihtiyacı, tek bir sıraya sığmaz.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 193Geride kalacak su
01921
Salim sarnıcın son onarımını Tarık’a gösterir.
SALİM: Burası tutuldu. Şu kenarı her gün göreceğiz.
01922
Tarık yeni işçiye döner.
TARIK: Sorun olduğunda kime gideceksin?
01923
İşçi isim verir; Salim yanlış olanı düzeltir.
SALİM: O kişi gidiyor. Burada kalacak olan bu.
01924
Tarık iki görevlinin birlikte dinlemesini ister.
ANLATICI: Gitmek, yerinde kalacak bir sorumluluğu kendiliğinden kurmuyordu.
01925
Cevad eski çatlağın yanında durur.
CEVAD: Burayı hâlâ rüyamda görüyorum.
01926
Tarık onun yüzüne bakar.
TARIK: Başka işte çalışmak istiyor musun?
01927
Cevad duvarı inceler.
CEVAD: İstiyorum. Ama bugün sonunu da görmek istedim.
01928
Salim genç adamın yerine hazırlanacak işçiyi yanına çağırır.
Sessiz kare. Değişiklik, iki insanın aynı yeri birlikte görmesiyle başlar.
01929
Tarık sarnıcın ağzından göğe bakar.
ANLATICI: Su, göğü içine sığdırıyordu. Onunla ne yapılacağını söylemiyordu.
01930
Tarık kapıdan ayrılırken Salim çalışmaya devam eder.
SALİM: Şimdi şu kovayı buraya al.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 194Meryem’in şartı
01931
Meryem Tarık’ın karşısına kendi notlarını koyar.
MERYEM: Yanınızda tercüman olarak gidebilirim.
01932
Tarık cevap vermeden notları okutur.
MERYEM: Bilmediğim sözü sormam için zaman isteyeceğim.
01933
Vahid kaşlarını çatar.
VAHİD: Savaşta her söz bekleyemez.
01934
Meryem ona döner.
MERYEM: Yanlış anlaşılanı geri almak da her zaman mümkün olmaz.
01935
Tarık başını eğer.
TARIK: Kararımı vereceğim. Ama sorunu söylemeden susturulmayacaksın.
01936
Meryem ikinci notu açar.
MERYEM: Annemin evini vereceğim hizmetin karşılığı yapmayın.
01937
Tarık bunu kabul eder.
TARIK: Ona dair ayrıca bir görev istemiyorum.
01938
Meryem son satırda durur.
MERYEM: Dönmek istersem güvenle dönebileceğimi biliyor muyuz?
01939
Tarık doğrudan cevap verir.
TARIK: Hayır. O yolu garanti edemem.
01940
Meryem kâğıtları toplamaz.
ANLATICI: Kararının içindeki boş yer, söylenmeyerek küçültülmedi.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 195Annesine ikinci mektup
01941
Meryem akşam annesine yeni mektup yazar.
MERYEM, MEKTUP: Bu kez gelmek için yola çıkmayacağım. Bir göreve katılmayı düşünüyorum.
01942
Kalemini durdurur; pencerenin dışında çocuk sesleri vardır.
ANLATICI: Annesinin bunu nasıl okuyacağını duyabiliyordu.
01943
Yeni satırı yavaşça ekler.
MERYEM, MEKTUP: Buna razı olmanı kendim için şart yapmayacağım.
01944
Babasıyla ilgili düğmeyi yazının yanına koyar.
Sessiz kare. Düğmenin küçük gölgesi satıra ulaşmaz.
01945
Mektuba avludaki saksıyı sorar.
MERYEM, MEKTUP: Toprak tutarsa adını bana da yaz.
01946
Yol tehlikesini örtmeden anlatır.
MERYEM, MEKTUP: Haberim gecikirse bildiğinden fazlasını düşünmemeye çalış demeyeceğim. Ben bunu yapamadım.
01947
Meryem gözyaşını kâğıttan uzakta siler.
ANLATICI: Bazı cümleleri yalnız başkalarına kolaylıkla söylüyordu.
01948
Sonuna kendi adını yazar.
MERYEM, MEKTUP: Kızın Meryem.
01949
Mektubu tek kılıfa yerleştirir; görev evrakından ayrı tutar.
Sessiz kare. İki bağ birbirine dolanmaz.
01950
Sabah haber götüren yolcuya teslim eder.
MERYEM: Elden ulaştırabilirsen iyi olur.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 196Yan yana yol
01951
Azar sefer çantasının kopan askısını onarır.
İDRİS: İpi tutabilir miyim?
01952
Azar ona kısa bir bakış atar.
AZAR: Şu ucundan.
01953
İdris ipin gerilmesini bekler.
Sessiz kare. İkisinin elleri aynı işte, aralarında mesafe vardır.
01954
Azar düğümü tamamlar.
AZAR: Bırak.
01955
İdris elini yavaşça açar.
İDRİS: Hâlâ benimle konuşmak istemiyor musun?
01956
Azar çantasını kaldırır.
AZAR: Konuşuyorum. Eskisi gibi değil.
01957
İdris başını eğer.
İDRİS: Anlıyorum.
01958
Azar kapıya yürüyüp durur.
AZAR: Yolda birbirimize ihtiyacımız olabilir. Bu, unuttuğum anlamına gelmesin.
01959
İdris çantasını omzuna alır.
İDRİS: Gelmesin.
01960
İkisi aynı sokağa çıkar.
ANLATICI: Dostluk, bu kez daha yavaş bir adımla yeniden yol aradı.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 197Ustanın son sözü
01961
Safiye tamamlanan halatları Tarık’ın adamlarına teslim eder.
SAFİYE: Nerede kullanılacağı üzerlerinde işaretli.
01962
Tamar yeni düzeni gösterir.
TAMAR: Sebte’deki sürtünme için ayrıca koruma yaptık.
01963
Tarık halatı elinde tartar.
TARIK: İşinizi yerinde gören biri var artık.
01964
Safiye Tamar’a bakar.
SAFİYE: Evet. Fiyatı konuşurken de burada olacak.
01965
Tamar hesap için masaya oturur.
Sessiz kare. Genç ustanın yeri yalnız yükün yanında değildir.
01966
Hena kapıdan Tarık’ı izler.
HENA: Babamın taşı nerede?
01967
İdris çantasından taşı çıkarıp çocuğa gösterir.
İDRİS: Burada. Götürmemi hâlâ istiyor musun?
01968
Hena taşı alıp üç çizgisine bakar.
HENA: Götür. Ama dönerken bana ver.
01969
İdris yeniden alırken başını eğer.
İDRİS: Dönersem ilk işlerimden biri bu olacak.
01970
Safiye çocuğunun saçını düzeltir.
ANLATICI: Verilen söz, deniz kadar geniş tutulmadı. Bir avuç içine sığdı.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 198Bir akşamlık hayat
01971
Avluda iş bitince Sümeyre küçük bir ezgi tutturur.
SES: Kelimeleri rüzgârda eksilen alçak bir türkü.
01972
Tamar masaya parmaklarıyla ritim vurur.
ANLATICI: Korkularının arasında bir akşamı kendilerine ayırdılar.
01973
Salim ekmeği eşit bölemeyince Hena güler.
HENA: Bana büyük olan düştü.
01974
Safiye çocuğun parçasını küçültmez.
SAFİYE: Bugün sen kazandın.
01975
Râbia kapıdan Nadir’in geldiğini görür.
RÂBİA: Yemek var.
01976
Nadir eşikte tereddüt eder.
NADİR: Rahatsız etmeyeyim.
01977
Salim bir süre ona bakar; sonra boş kabı gösterir.
SALİM: Oturabilirsin. Konuşacaklarımız bitmedi.
01978
Nadir usulca oturur.
Sessiz kare. Kabulün içinde unutma sözü yoktur.
01979
Uzaktan Tarık avludaki sesi duyar; yolunu kesmez.
ANLATICI: Her hatırladığı hayatın ortasına girmesi gerekmiyordu.
01980
Tarık yalnız başına kaldığı odaya yürür.
SES: Arkasında devam eden ritim.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 199Karşı kıyıda okunan
01981
Leocadia, Meryem’in mektubunu Alda’nın yanında okur.
LEOCADIA: Seferle dönebilir.
01982
Alda bir süre bekler.
ALDA: Ne yazacaksın?
01983
Leocadia mektubu tekrar katlar.
LEOCADIA: Önce kızgınlığım geçsin.
01984
Binyamin kitap kapağından çıkan kuş çizimini yanına koyar.
BİNYAMİN: Bunu Meryem’e göstermek istemiştim.
01985
Leocadia kuşa bakar.
LEOCADIA: Sakla. Gelirse kendin gösterirsin.
01986
Leandro ve Telmo fırına tahıl indirir.
TELMO: Bu kez çuvallar sağlam geldi.
01987
Leandro gülümser; sonra anneden gelen sessizliğe bakar.
ANLATICI: Sıradan bir iyi haber, büyük korkunun yanında yine de iyiydi.
01988
Leocadia saksıdaki ilk yeşil ucu görür.
LEOCADIA: Çıkmış.
01989
Alda eğilip bakar.
ALDA: Daha adını bile söyleyemiyoruz.
01990
Leocadia cevap yazmak için masaya oturur.
ANLATICI: Kızını durduramasa da ona ulaşacak bir sözü olabilirdi.
Bölüm 20 · Bekleyen Kapı
Sayfa 200Karşı kıyının uykusu
01991
Tanca’da sefer hazırlığı için ayrılan alanda ilk ışık belirir.
ANLATICI: İkinci cildin sonunda deniz henüz aşılmamıştı. İki kıyı birbirinin varlığını daha ağır taşıyordu.
01992
Tarık boş alanda yürür; birazdan gelecek insanların yerlerini görür.
TARIK, İÇ SES: Buradan başlayacağız.
01993
İdris iki ayrı kayıt çantasını kontrol eder.
Sessiz kare. Delikli taş tek bir çantada; sözlerin hepsi orada değildir.
01994
Meryem annesinden henüz cevap gelmeyen mektubun kopyasını kaldırır.
MERYEM, İÇ SES: Kızgın olduğunu da duymak isterim.
01995
Azar atına su verir; hayvanın nefesi serinlikte görünür.
ANLATICI: Yolun hazırlığı, canlı olanın ihtiyacından başlamaya devam etti.
01996
Safiye avlusunda ertesi günün işini ayırır.
SAFİYE: Gidenlerin işi var. Bizim de.
01997
Rafi iskelede yeni küreğin kenarına elini sürer.
RAFİ: Bunu bir daha ışığa tut.
01998
Karşı kıyıda Leocadia lambasını söndürür.
Sessiz kare. Avlunun kapısı içeriden kapanır; yan kapının anahtarı yerindedir.
01999
Tarık sabah duasından sonra ayağa kalkar.
TARIK, İÇ SES: Beni bekleyen yolu bilmiyorum. Bugün yanımdakileri görebileyim.
02000
Son geniş karede boğazın iki kıyısı aynı karanlıktan çıkar.
ANLATICI: Suyun üzerinde henüz yol yoktu. Üçüncü cilt, o yolu açmak için sayılacak yedi sabahla başlayacaktı.
Yazılmış metnin sonuYazılmış metin 200. sayfa ve 2000. karede sona eriyor. Sonraki bölüm Yedi Sabah, 201. sayfa ve 2001. kareden başlayacaktır. Kalan 800 sayfa ve 8000 kare henüz yazılmadı.